Dikenler ve Güller Sarayı (Dikenler ve Güller Sarayı #1)Sarah J. Maas

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.756
Gösterim
Adı:
Dikenler ve Güller Sarayı
Alt başlık:
Dikenler ve Güller Sarayı #1
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
540
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050935448
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Court of Thorns and Roses (A Court of Thorns and Roses #1)
Çeviri:
Meriç Keleş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dex Kitap
Kış çok ağır geçiyor. Feyre ailesini beslemek zorunda…Bir gün, avlanırken av olmamak için öldürdüğü kurdunintikamını almaya gelen bir canavar çalıyor kapısını. AmaFeyre’yi almaya gelen canavar bir hayvan değil, Tamlin...Bir zamanlar dünyayı yöneten ölümcül, ölümsüz perilerden biri.Feyre’nin, hayatı boyunca dehşet dolu hikâyelerini dinlediğiperilerin diyarında yasamaya başlamasıyla dünyası altüstoluyor. Kendini bildi bileli hissettiği şiddetli düşmanlık bugüzel ama tehlikeli ülkede bambaşka bir boyut kazanıyor.Feyre’nin çok önemli bir görevi var: Ülkenin üstüne gittikçeçöken eski, karanlık gölgenin onu yok etmesini önlemek.Dikenler ve Güller Sarayı dizisinin bu ilk kitabıyla yolunuz,nefes kesici bir maceraya ve beklenmedik büyüleyici bir askaaçılıyor. Sarah J. Maas’ın bu serisi, George R. R. Martintarzını seven kitap kurtları için ideal! “Hem tutkulu ve romantik, hem de vahşi; çok güzel yazılmış bir efsane. Kesinlikle muhteşem.”New York Times çok satanlar listesi yazarlarından Alexandra Bracken
Uzun zamandır okurken sinir krizi geçirdiğim, başımı duvarlara vurmak istediğim, içinde sevecek bir şey bulamadıkça goodreads puanını düşünüp bir mantık bulmaya çalıştığım bir kitap olmamıştı. Sevmediğim çok kitap okudum ama beni bu kadar sinirlendireni görmemiştim.

Baştan söyleyeyim, kitabı sevenlere lafım yok. Yalnız bana fan girl modlarında gelmeyin, gelecekseniz de sorularıma cevap vererek yapın bunu, lütfen. Bana kitabı sebepsizce, sebepli ya da başka bir şekilde sevdiğinizi söyleyebilirsiniz. Bu sorun değil. Ama aşağıda yazacaklarımın kitapta olmadığını iddia ederseniz biraz gülerim. Yine de sevinirim. Zira bunlar benim yanlış anlamamsa ve bana doğru halini gösterirseniz benden çok sevineni bulamazsınız.

Kitapla ilgili 35 bölüm boyunca sevdiğim bir yer bulamadım. Ne dil ne karakterler ne kurgu ne uyarlama ne herhangi bir şey bana mutluluk verdi. Bir şeyler olmalı, bu kadar sevildiyse eminim bir şeyler vardır diye düşünerek okudum da okudum. İşin aslı arkadaşımla birlikte okumasaydım bitiremeyebilirdim. Çünkü onunla kitap üzerine parodi sohbetleri yapmak, bu kitabın bana en çok mutluluk veren yanı oldu. 36. bölümden itibaren kitap hafiften canlandı, nihayet başı sonu birbirine bağlı birtakım olaylar meydana geldi de yarım bırakmayıp bitirebildim. O kısım da genel hatalardan muzdaripti ama en azından sıkılmadığımı, cinnet geçirmediğimi söyleyebilirim.

Önce kurgudan başlayıp sırayla karakterlere sövmeyi düşünüyorum. Hazırsak başlayalım.

Kitabın esas fantastik kurgusu güzel olmakla birlikte yazar bunu işleyemediği için gözümde bir değeri kalmadı. Kurguya dair en büyük hata kahraman anlatıcı tercihi olmuş. Bu da insanda acaba kendi kurgusundan çekiniyor mu, sorusunu oluşturmuyor değil. Kitabın en ahmak, en cahil, en sığ ve en boş karakterinin gözünden olayları verirken bu kurguyu işlemek zor olmasa gerek. Ne de olsa pek bilgi vermeniz gerekmiyor. (Tarihi belirsiz bir zamanda, periler ve insanların birlikte yaşadığı bir kıtanın öyküsü üzerine kitap. -Sıcak çikolata, duvar saati, doğum kontrolü, şemsiye var mesela ama at arabası ile yolculuk ediyorlar. Bunlardan ortalama bir zaman tahmin etmek benim için mümkün olmadı. Bu konuda bilgisi olan varsa beni aydınlatması çok güzel olurdu.- Periler ve insanlar bir savaş yapmış, topraklar "duvar" ile ayrılıp insanlar bir köşeye atılmış durumdadır. Periler kendi içlerindeki çekişmeler sebebiyle 7 ayrı Yüce Lord'un yönetimi altında yaşamaktadır. Ne idüğü belirsiz bir "Anlaşma" sebebiyle çok güçlü, ölümsüz periler insanlarla savaşmıyor, kendi hallederinde takılıyordur. İnsanlar hep olduğu gibi fakir, zengin sıradan hayatını yaşamaktadır. Elbette bu durumdan rahatsız olan periler ve insanlar vardır. Bu da serinin başlangıcına açılan kapı olacaktır. Falan filan.)
Araya katılan masal uyarlamasına gelecek olursak, bu yorumdan çıkamayız. Tek diyebileceğim bayağı güldüm. Bayağı. Bu kitapta gülecek bir şey bulduysam, tavsiyem ciddiye almanızdır. Çünkü sinir krizi derken şaka yapmıyordum.

Gelelim karakterlere... Feyre (Kendisine Fairy demeyi yeğliyorum.) ve ailesi en çok konuşacağım kişiler, eminim tahmin edebiliyorsunuzdur. Ablaları ve babası bencillikte zirveye oynayan, karaktersizlikte emsalsiz, asap bozmakta bir numara insanlardı. En komiği de tüm bu davranışları için Feyre sürekli içinden bahaneler uyduruyor, kendince çıkarımlar yaparak onların bu tavırlarına kulp takıyordu ama nafile. (Kahraman anlatıcı yazmayı beceremeyen yazarın araya kattığı bu detaylar, müneccimleri aratmayan çıkarımlar tabii beni ifrit etmekten öteye gitmedi. Öyle ki ailesine mi de daha gıcık oldum yoksa kızın onlar hakkındaki savunmalarına mı bilmiyorum.)

Feyre ise... Bir bela... Nefret sebebi, insanlıktan soğutan bir karakter. Sözde güçlü bir kadın yazmak isteyip de böylesine sığ birini başka kim yazabilirdi merak ediyorum. Her söylediği, her düşündüğünü, her çelişkili tavrıyla kitaptan soğuttu da soğuttu. Öyle ki Feyre olmasaydı seriyi severdim diye düşünmeye başladım. Size birkaç örnek vereyim. Mesela Feyre ona sebepsiz yardım eden biri ve ölmesini isteyen kişi ile karşı karşıya kaldığında, yardım edenden korkup nefret edebilen ve diğerine sempati duyabilen bir ruh hastası. Ah, o bir çelişkiler abidesi. Yaklaşık 40 sayfalık bir tekrar bölümü var kitabın. Size o kısımdan süzdüğüm, alıntı olmayan cümlelerle hislerimi anlatmak istiyorum. Biraz mübalağa olacak ama kusura bakmayın.

-Buradan kaçmalıyım, gitmeliyim, kurtulmalıyım!
+İstersen gidebilirsin, burada kalmak zorunda değilsin Feyre.
-Yemek yiyip öyle kaçayım. Önce güç toplamalıyım.
+Kapı şurada Feyre, istersen git.
-Beni burada ne kadar tutsak edecekler?
+Feyre, istersen GİT!
-Bir yolunu bulup gitmek için izin alabilirsem diye bir bıçak çalayım, bir çıkın hazırlayayım da elimin altında dursun.

Başka bir tekrar mevzusu...

-Karnım çok aç, yemek yiyeyim.
+Feyre gel, bir şeyler ye.
-Ölürüm daha iyi.
+Sen bilirsin.
-Çok açım. Yiyip öyle mi ölsem?
+Buyur, ye.
-Asla, asla yemeyeceğim!
+Zıkkım ye Feyre.
-En iyisi bir şeyler yiyip güç toplayayım.

Başka bir tane...
(Bu da kendiyle olan halleri)

-O bir ölümsüz, ona asla zarar veremem.
-Ne olur ne olmaz yanıma bir silah alayım.
-Aslında ona silahlarım zarar veremez.
-Şu bıçağı çalayım da elimin altında dursun.
-Ölümsüz ya, ona hiçbir bıçak zarar veremez.
-Umarım masadan bıçak çaldığımı fark etmez.

Şaka yaptığımı sanıyorsanız, kitabı okuyun.

Feyre, saçı başı yolunası bir karakter. Okurken tahammül etmekte o kadar zorlandım ki bunu anlatacak kelime yok. Onun saçmalıkları, çelişkileri bitmek nedir bilmez. Birçok örnek verebilirim ama spoiler olmasın diye yazmıyorum.

Gelelim başka bir mevzuya... Feyre gibi değil roman ya da didaktik bir eser okumak, çocuk kitabı bile okuyamayan ve okul yüzü görmemiş birinin kelime dağarcığı ve çıkarım noktasında bu denli "abartılı" olması acayip abes olmuş. İnsan sadece okuyarak mı gelişir diye düşünebilirsiniz ama eğer hayatı yalnızca yemek bulmak ve ateş yakmak olan bir insandan bahsediyorsak bu önemli bir detay. Kendince alfabe uydurmasına mı gülsem, freskten natürmorttan bahsetmesine mi yansam bilemedim. Bari kızı okuryazar biri yapsaydın yazar, eline ne geçti? Ay bir de buna dertleniyor, tripler falan atıyor işte cahilim ben hadi dalga geçin, tamam diye. Ama eline ne fırsatlar geçiyor da bir kere demiyor, böyle boş boş duracağıma okuma yazma öğreneyim diye. Niye? Çünkü o güçlü bir karakter. Sağlam bir kişiliği var.

Ay, ciddi anlamda yıldım bu yorumu yaparken. Eğlenemiyorum bile.

Tamlin ve Ryhsand'dan da kısaca bahsedeyim de Dex'e bir iki kelam edip yorumu bitireyim. Tamlin, yazarın gazabına uğramış masum bir karakter. Kitabın 35 bölümü boyunca adamın yaptığı hiçbir şey yok. Yine de yazar kurbanını gözüne kestirmiş ve ilk üç yüz sayfa boyunca anlattığı adamla çelişen tavırlar son kısımlarda başlıyor. Ben öyle çok da sevmemiştim kendisini ama yine de böyle gözden çıkarılmasını doğru bulmadım.

Ryhsand ise... Çok merak ettiğim bir karakterdi. Öyle övülüyor ki yıllardır, mükemmel bir erkek karakter beklemedim değil. Eğlenceli ama çok da cezbedici bulmadığım biriydi. Okurken hiçbir şey hissetmedim aslında. Tek sevincim kitaba girişiyle olay getirmesi oldu. Umarım, tabii ben devam edersem, diğer kitaplarda da bize bol bol aksiyon getirir. Eğer hata edip baştan almış olmasaydım seriye devam etmezdim ama sevgili paramın hatırı için zorlayacağım gittiği yere kadar.

Gelelim çeviri ve redaksiyona.... Kitabın içinde "tıpışlamak" ve "tünik" diye iki saçma sapan kelime, benim en taktıklarım. O kadar çok tekrar ediyorlar ki her tünik ve tıpışlamak gördüğümde kan beynime sıçradı. Sağı solu tıpışlamak istedim ama manasını bulamadım. Gözünüzü seveyim, şu organı kullanın. Öyle argo bir çeviri ki okurken inanamadım. Sırf şu çevirilerin korkunçluğu yüzünden dil öğrenmeyi kafaya koydum, yakın gelecekte değil ama bence bunu yapmalıyım.

Bu arada kitabın etiket fiyatı gayet normalken kağıt kalitesinin böylesine yerlerde olması da düşündürdü. Abartmıyorum, kitap elinizde matrix kaşığı gibi büklüm büklüm oluyor. İnsan düşünüyor, acaba bir kağıt yok mu?

Sözün özü, serinin ilk kitabı benim için bir faciaydı. Zihnim de şu an bu enkazın altında çırpınıyor. Eğer detayları görmezden gelebilir, Feyre'i yok sayabilirseniz alabilirsiniz. Aksi halde tavsiye edip de sizden küfür yemeyi göze alamam. :)
Perilerin gazabından korkan bir insan ırkı, iki ırkı birbirinden ayıran bir duvar ve bu iki ırkı da bilinmeze sürükleyen bir tehlike...

Ana karakterimiz Feyre, 2 kız kardeşi ve sakat babasıyla yaşayan 19 yaşında bir genç kız. Çok fakirler. Öyle fakirler ki Feyre'nin avlayacağı av hayvanlarını yiyerek ve denk gelirse kürklerini satarak hayatta kalıyorlar yıllardır. Ve gün geliyor Feyre, o nefret ettiği perilerin tam göbeğinde buluyor kendini.

Çeviri de beni rahatsız eden bir yere denk gelmedim çünkü yutarak okudum kitabı ve dikkat edemedim. Bana yetersiz gelen oldukça yer var ve kurcaladıkça da daha fazlası çıkmaya devam ediyor ama gençlerimize önerebileceğim bir kitap oldu kendisi.

Benim yere göğe sığdıramadığım kitapları bilen arkadaşlara çok beklentiye girmeyin derim ama bahsettiğim kesimden değilseniz seversiniz. Şahsen yetersizliklerine rağmen seriye devam etme kararı aldım. En kısa zamanda 2.kitabı da okumak niyetindeyim.
Dikenler ve Güller Sarayı
Dikenler ve Güller Sarayı 1
Sarah J. Maas
Aman Allah ım nefis bir kitaptı Neydi öyle etkisinden çıkamadım
Her satırı her kurgusu mükemmeldi
uzun zamandır böyle zorlayıcı etkisinden çıkarmayacak bir kitap okumadım sanırım
Gerçekten bu kadarını beklemiyordum
Okudukça Tüylerim ürperdi bazı yerlerinde
Nasıl bir kurgudur bu kadınlardan korkulur arkadaş başka bir açıklaması yok.
Harika şekilde düşünmüş kaleme almış yazar
öncelikle başları ailesi için yapmayacağı şey yok feyre nin
Elinde ki herseyi kullanan bir kız
Yine avlanmaya çıktığında karşısına çıkan bir kurt herseyi değiştiriyor
Periler güzellikler gizem şimdi ne yazsam olmaz sopi olur tek söylemek istediğim fantastikte harika bir iş çıkarılmış ikinci kitabı okumak için deliriyorum
Çok tavsiye edilen bir kitap oldugu için tercih ettim. Çok akıcı bir dili var ancak çevirmen hatası oldukça fazla yine de okurken fazla takılmıyorsunuz. Bilindik bir öyküden çıkılmış konu güzel ve çirkin masalını bambaşka bir noktaya taşımış keyifliydi sıkılmadan merakla okudum tavsiye ederim
Seri kitaplara başlarken yaşadığım sıkıntıyı Dikenler ve Güller sarayına başlarken de yaşadım. (Her ne hikmetse Başlarken sıkıntı ettiklerim sonrasında en sevdiklerim haline geldi.)
Hikayenin başı ve peri diyarına gittiği ilk anlarda (çeviri kaynaklı olduğunu düşündüğüm bir durum) bir türlü verilmek istenen duygunun içine dahil olamadım. Evet, bir şeyler var ve kendini okutturuyor ama devamı nasıl olacak diye merakta ettiriyor. Tamlin' i seviyorum. Ryhs'ı ve onunla yaşanacakları da merak ediyorum. Sırf Feyre Tamlin' den vazgeçecek ve Tamlin'i kötü gösterecek diye kitabı yarıda bırakmayı dahi düşündüm. Feyre' nin iyiliği için Rhys' ın önünde diz çöken Tamlin görüntüsü aklımdan çıkmıyor.

Feyre ne zaman insan diyarına dönüş yaptı; işte olaylar bundan sonra çorap söküğü gibi gelmeye başladı. Olaylar zincirinin bir yerden sonra açıklığa kavuşması için 350 sayfa mı bekletilmek gerekiyordu? Ah Tamlin ah ne fedekarlıklar yapıp, nelere göğüs germişsin? Son 150 sayfa da dişlerimi sıkmaktan ve nefesimi tutmaktan tükendim resmen...

Feyre mükemmel bir karakterdi. Kalbimi defalarca kez paramparça etti. Son zamanlarda okuduğum en harika kız karakterinden biriydi. Verdiği kararlar, içine gömdüğü istekleri ve bastırdığı hisleriyle kitabı kendisinin ağzından okumaktan muazzam keyif aldım. Diğer bakımdan kitap karar veremeyeceğiniz kadar çok harika erkek karakterleri barındırıyordu. Rhysand karakterinden önce nefret ettim ama yazar onun içini bize gösterdikçe ikinci kitapta onu okumak için bile sabırsızlanıyorum. Kitabın kurgusu son 100 sayfayla gönlümü fethetti ve muazzamdı. 
Okurken başlarda sıkıldım hatta bana baya baya ergen kurgusunu bariz hissettirdi.Sonlara doğru kitap sürükleyiciliğini arttırıyor.Aslında bu kitap hakkında konuşacak pek bir şey yok sıradan , serinin ikinci kitabını okumam.Kitap hakkındaki yorumları okuyunca heyecanlandım ama bence yorumlar fazlasıyla abartı.
Çok güzeldi. Çok ama çok güzeldi.
Tam olarak 1 günde okuyup bitirdiğim su gibi akan bir romandı. Aşk ve gizem, fedakarlıklar ve pişmanlıklar...
Her satırını ayrı bir beğenmeyle okudum.
Bir bookstagramın önerisiyle okumuştum ve şimdi ben de sana öneriyorum. Bu kitabı okumalısın. Tabii öyle çok büyük beklentiler içine girme ama fantastik( periler, büyücüler, avcılar) seviyorsan ve içinde aşk da olsun istiyorsan ama aynı zamanda çabuk okunmalık bir kitap da arıyorsan al sana Dikenler Ve Güller Sarayı.
Umarım beğenirsin :)
Kitap hakkında susmadan saatlerce konuşmak istiyorum. Güzel ve Çirkin anımsatan konusu özgün kurguya harmanlanınca ortaya gerçekten güzel bir kitap çıkmış. Yer yer güldüren, ağlatan, kızdıran bu kitap ikincisi için çıldırmama neden oldu. Karakterlerin mükemmelliği ve yapılan hareketlerin altında yatan ama bizim çok sonra öğrendiğimiz gerçekler... benim için harikaydı. Tamlin ve Feyre yüreğimi dağladı, aslında konuşmak istediğim pek çok şey var özellikle sonradan giren birkaç karakter. Ama spoiler olmaması için söyleyemiyorum. Söyleyebileceğim tek şey mutlaka okuyun. Mutlaka.
Kitap muhteşemdi.Çok güzel ikinci kitabı merakla bekliyorum.Bu kitabı okuyan herkesin yorum olarak ikiye ayrıldığı kısım var Team Tamlin ya da Team Rhys ? Tabi ki de Team Rhys diyorum.Okumak isteyrnlere tavsiye ederim.Keyifli okumalar...
Dikenler ve Güller Sarayını okumadan önce ne perilerden hoşlanırdım ne de epik fantastik romanlardan fakat Dikenler ve Güller Sarayı beni kendine hayran bıraktı, tüm kitabı diken üstünde ve ağzım açık bir şekilde okudum, resmen patlamaya hazır bomba resmen. e-kitap olarak indirip okudum ama diyorum ki keşke alıp okusaydım o kadar iyi yani . (şu an resmen kitabın ne kadar iyi olduğunu sana anlatmak için kıvranıyorum. İyiydi, BAYA İYİ! Artık susuyorum. Tamam) Kitaba başlamadan önce konusu karışık olacak anlamayacağım diye çok korktum fakat korktuğum kadar karmaşıklık olmadı okurken. başından sonuna kadar tüm konuya hakimdim. Değinmeden de geçmeyelim yazarın dili efsaneler ötesiydi tüm sahneler tüm duygular istenilen dozda verilmişti. Bu arada Feyre sen nasıl bir şeysin öyle! Şu zamana kadar okudum bu tür romanlar arasında Feyre, Anita Blake'den sonra tanıştığım, kitabın başından beri güçlü olan kadın karakterlerden biriydi. Tam bir Tamlin-Feyre fanı olduğumu da şimdiden belirteyim. Ryhsand ilk başlarda saçımı yolmama sebep olacak kadar ukala olsa da evet onu da sevdim. Lucien ile Tamlin arasında olan kardeşlik duygularına hayran oldum. Tabi Lucien'nın mizah anlayışına. Yazmalara doyamasam da söylemek istediğim bir şey daha var: O NASIL BİR SONDU ÖYLE BE ÜSTAD!?
kitaba puanım : 5/5
İki günde bitirilen güzel bir kitaptı. Konusu genel olarak sıradandı . Kötü bir güç, güce karşı gelen başta basit sonradan nedense güçlü olan bir kahraman , bu savaşta filizlenen aşk ... İşte klasik yani kötü değil ama yeni de değil . Şahsen GOT ile karşılaştırılamaz bence . Yani ne bileyim Martin beni kanser edebilecek potansiyeldeydi. Ne olacak, bu konuşmanın altında ne var diye düşünmekten deli olurdum. Yavaş yavaş sindirirdim çünkü detayları çok güzeldi. Tabi Martin de bir Tolkien veya Ursula veya King değil bence ama orası ayrı mesele ...

Hani televizyonda bazı filmler vardır. Görsel efektleri , bazen konusu ya da oyunculuklar ... Baş yapıt değildir. Hatta kalıcı bile değildir ama izlemek zevk verir . Öyle bir kitaptı.
Dikenler ve Güller Sarayı tesadüfen okumaya başladığım bir kitap. Hatırlarsanız Devrimin Kızı'ndan sonra bir süre genç yetişkin türüne bulaşmamaya kararlıydım. O süreyi doldurmuşum demek ki neyse :-) Kitap biraz fantastik, biraz romantik. Güzel ve Çirkin'den esinlenilmiş. Ama Tamlin canavar değil, peri. Yine de üzerinde bir lanet var.

Feyre'nin karakteri de Katniss'den esinlenilmiş bence. Fakat o kadar güçlü bir kız değil. Feyre ailesine Katniss kadar bağlı değil, öyle gibi görünüyor ama. Feyre ablalarını da pek sevmiyor bence. Ailenin yükünü üstlenmekten memnun değil, bir de kitabın başlarında babasından veya kardeşlerinden bahsediş şekli ailesini seven biri gibi değildi.

Uzun süredir bir kitabı bu kadar heyecanla okumamıştım. Bayağı akıcı bir kitap. Tabii ki eksileri de var. Hemen onlara geleyim. Birincisi ben Güzel ve Çirkin masalını sevmeyen biriyim. Hani Emma Watson film için demişti ya Güzel ve Çirkin'in feminist bir uyarlaması, bu yüzden oynamak istedim. İşte ben öyle bulmadım. Şöyle söyleyeyim bir kadının zorla alıkoyulması, bunun üzerinden bir aşk hikayesi oluşturulması beni çok rahatsız ediyor. Bu kitapta da aynısı oluyor. Tamlin Feyre'yi alıp götürüyor, sonra bundan bir aşk doğuyor. Kırdığım iki puanın birini buradan kırdım, söyleyeyim. Yani kitabın alt metnindeki hoşlanmadığım şeylerden. Diğer bir şey de kitabın sonlarındaki Rhysand'la olan kısımlar. O kısımlar çok gereksizdi bence.

Diğer bir puanı da yaklaşık ilk 200 sayfada ''aha şimdi şöyle olacak'' diye tahmin edebildiğim için kırdım. Hakkını vereyim, son kısımlarda aksiyon patlaması vardı. Bunun dışında karakterlerin kusursuz olmamaları iyiydi. Tamamen iyi ya da tamamen kötü denebilecek bir anakarakter yoktu (Sadece dört karakterden bahsediyorum, tabii ki kötü olan karakterler vardı). Dediğim gibi kitabın hoşlanmadığım kısımları çok ama kitapta merak uyandıran heyecanlı bir şeyler var. Muhtemelen ikinci kitabı okuyacağım gibi görünüyor. Detaylı yorumum şurada http://birkitaphirsizi.blogspot.com.tr/...as-kitap-yorumu.html
“Ekmek ve et kadar umuda da ihtiyacımız var," diye sözümü kesti. Bakışlarında nadiren rastladığım bir canlılık vardı. "Umuda ihtiyacımız var, yoksa dayanamayız. Bırak umut etmeye devam etsin Feyre. Bırak daha iyi bir yaşam hayal etsin. Daha iyi bir dünya.”
"İnsan kalbi taşıdığın için ne mutlu sana, Feyre. Bırak hiçbir şey hissetmeyen zavallılar kendine acısın.”
“Ekmek ve et kadar umuda da ihtiyacımız var, umuda ihtiyacımız var, yoksa dayanamayız. Bırak umut etmeye devam etsin Feyre. Bırak daha iyi bir yaşam hayal etsin. Daha iyi bir dünya.”
Tanışmadığımız halde hayatı boyunca beni arayanlar kadar
Dudaklarını öptüğüm halde beni ayaklar altına alanlar var

Zeki ve adil olanı kolluyormuş gibi görünsem de arada
Kafa tutacak kadar cesur olanları kutsuyorum aslında

Lütuflarım yumuşak huylu ve tatlıdır çoğu zaman
Ama küçümsenince olurum yenilmesi zor bir hayvan

Her darbem güçlüdür, tozu dumana katarım
Ama hemen öldürmem, yavaş yavaş yaparım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dikenler ve Güller Sarayı
Alt başlık:
Dikenler ve Güller Sarayı #1
Baskı tarihi:
Haziran 2016
Sayfa sayısı:
540
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050935448
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Court of Thorns and Roses (A Court of Thorns and Roses #1)
Çeviri:
Meriç Keleş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dex Kitap
Kış çok ağır geçiyor. Feyre ailesini beslemek zorunda…Bir gün, avlanırken av olmamak için öldürdüğü kurdunintikamını almaya gelen bir canavar çalıyor kapısını. AmaFeyre’yi almaya gelen canavar bir hayvan değil, Tamlin...Bir zamanlar dünyayı yöneten ölümcül, ölümsüz perilerden biri.Feyre’nin, hayatı boyunca dehşet dolu hikâyelerini dinlediğiperilerin diyarında yasamaya başlamasıyla dünyası altüstoluyor. Kendini bildi bileli hissettiği şiddetli düşmanlık bugüzel ama tehlikeli ülkede bambaşka bir boyut kazanıyor.Feyre’nin çok önemli bir görevi var: Ülkenin üstüne gittikçeçöken eski, karanlık gölgenin onu yok etmesini önlemek.Dikenler ve Güller Sarayı dizisinin bu ilk kitabıyla yolunuz,nefes kesici bir maceraya ve beklenmedik büyüleyici bir askaaçılıyor. Sarah J. Maas’ın bu serisi, George R. R. Martintarzını seven kitap kurtları için ideal! “Hem tutkulu ve romantik, hem de vahşi; çok güzel yazılmış bir efsane. Kesinlikle muhteşem.”New York Times çok satanlar listesi yazarlarından Alexandra Bracken

Kitabı okuyanlar 129 okur

  • Nihans
  • Berfin Aktaş
  • Nazlı
  • Begüm Çorbacıoğlu
  • Merve Canbolat
  • Kelimelere Fısıldayan Adam
  • Ayşe
  • Gizem Ocaklı
  • Destan Memiş
  • yıldız aygün

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.3
14-17 Yaş
%22.2
18-24 Yaş
%36.5
25-34 Yaş
%25.4
35-44 Yaş
%6.3
45-54 Yaş
%3.2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%97.3
Erkek
%2.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%43.3 (39)
9
%14.4 (13)
8
%15.6 (14)
7
%12.2 (11)
6
%11.1 (10)
5
%0
4
%1.1 (1)
3
%0
2
%2.2 (2)
1
%0