·
Okunma
·
Beğeni
·
218
Gösterim
Adı:
Diktatörlerin Çocukları
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
276
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750841378
Kitabın türü:
Çeviri:
Olcay Kunal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)





Svetlana, Edda, Carmen, Beşşar, Li Na ve diğerleri... Tanıdık geldi mi?
İlk bakışta sıradan gelen bu isimlerin önemini anlamak için babalarının kim olduklarını da bilmemiz gerek: Stalin, Mussolini, Franco, Hafız Esad, Mao...
20. yüzyıla damgasını vurmuş diktatörlerin çocukları onlar.


Kimisi söz sahibi olmadıkları bir kaderin gönülsüz aktörleri oldu, kimisi de babalarıyla aynı güç ve iktidar hırsının kurbanı. Ama istisnasız hepsi de baskı, mutsuzluk ve gözyaşı vaat eden bir rejimin devamlılığı uğruna masumiyetlerini vermek zorunda kalan çocuklardı.
Peki ya diğerleri? Çavuşesku, Kaddafi, Duvalier, Hüsnü Mübarek, Saddam Hüseyin, Mobutu, Kim İl-sung, Bokassa, Pinochet, Castro, Lukaşenko, Rıza Pehlevi.


Jean-Christophe Brisard ile Claude Quétel’in yönetiminde, araştırmacı gazeteci ve tarihçilerden oluşan bir ekip tarafından hazırlanan Diktatörlerin Çocukları, iyi niyetle yola çıktıktan sonra iktidar uğruna yoldan çıkan, yakın dönemin tarihsel figürlerinden bir seçki sunuyor.
276 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Diktatörlerin çocukları kitabı daha çok batı karşısında durmaya çalışan ülkelerin devlet başkanları ve çocuklarının hayatını anlatan bir kitap. Yazarlar batı yanlısı bir perspektif ile kaleme almıştır. Ülkeleri yöneten devlet başkanlarının uzun süre yönetimde olması ile diktatörlüğün bağdaşlatırmasını ele almış yazar. Yanlı bir kitap tavsiye etmiyorum.
276 syf.
·9/10
Hiç tarih ve siyaset sahnesine damgasını vurmuş diktatörlerin babalık yönlerini, aile yaşamlarındaki tutumlarını merak ettiğiniz yahut böyle bir babanın çocuğu olmanın nasıl bir duygu olabileceğini düşündüğünüz oldu mu?
Demir gibi sert, katı yüreklerde evlat sevgisi nasıl filizlenip yeşerirdi acaba? Kana bulanmış eller bir çocuğun başını ürkekçe nasıl okşardı, nasıl bir çocuğun üstüne titrerdi? Peki, babalığı bir kenara koyalım. Bir soyadı insanın sırtında ne denli kambur olabilirdi, bir soyadı için insan ne bedeller ödeyebilirdi hiç düşündünüz mü?
Belki düşündünüz, belki düşünmediniz, merak ettiniz yahut etmediniz onu bilemem ancak, bildiğim bir şey varsa o da bu kitabın sayfalarında yukarıdaki soruların izini sürebileceğinizdir.
O halde, "Bu küçük kapıdan büyük Tarih'e giriş yapın ve diktatör bir babaya, bugün bütün dünyanın onlardan nefret etmelerini istediği bir babaya sahip olma talihsizliğini yaşayan bu çocukların kaderlerini keşfedin."

Jean- Christope Brisard ve Claude Quétel'in yönetiminde uluslararası ilişkiler uzmanları, tarihçiler ve gazetecilerden oluşan bir ekibin kolektif çalışması olarak okurlarla buluşan Diktatörlerin Çocukları, 20. yüzyıla damgasını vurmuş, pek çoğunu tarih ve siyaset sahnesinde sıkça gördüğümüz diktatörlerin çocuklarının hayat hikayelerini konu alırken, içinde ne çokça tarih ne de çokça siyaset barındırıyor. Diğer bir değişle eser, diktatör bir babaya sahip çocukların gelişim sürecinde büyüdükleri ortamı, içinde bulundukları psikolojiyi, yetiştirilme biçimlerinin onların benlikleri ve toplumsallaşma süreçleri üzerindeki etkisini, koca bir devir kapanırken babalarından miras kalan soyadı bedellerini ödemelerini çarpıcı bir biçimde gözler önüne sererken, öte yandan da elbette -bir miktar - diktatörlerin bilinmeyen yönlerini, babalıklarını, tarihten ve iktidardayken izledikleri siyasetten minik notları da beraberinde sayfalara düşmeyi ihmal etmiyor.

Şüphesiz dünyaya gelirken hiçbirimiz ailemizi seçme hakkına sahip olmuyor ve doğumumuzla birlikte ailelerimizi ediniyoruz. Edda, Svetlana, Zoya, Li Na, Carmenicita, Fidelito, Jean-Claude ve niceleri de tıpkı herkes gibi doğan çocuklardı fakat, onların talihsizliği diktatör bir babanın çocuğu olma kadersizliğini yaşamalarıydı. Peki, diktatör bir babaya sahip olmak nasıl bir duyguydu? İktidarın getirdiği nimetler içinde yüzmek, ülkeye hükmeden bir babaya sahip olmak ve belki bir çocuğun babasına bakışıyla bundan gurur duymak mıydı? Hayır, hiç biri değildi. Bu çocukların hepsi mutsuz, hayatının her evresine diktatörlüğün getirilerinin nüfuz ettiği çocuklardı. Her biri, bir çocuğun sahip ve şahit olmak istemeyeceği bir hayatı yaşarken, çocukluklarını gerçekte olması gerektiği gibi yaşayamamışlardı. Çünkü eğer diktatör bir babaya sahipsen, uyman gereken kurallara ve çizilen profile sadık kalman gerekirdi. Her çocuk gibi sokaklarda özgürce koşturup oyunlar oynayamazdın, belli bir yaşa gelsen dahi korumalarla gezmen gerekebilirdi; çünkü sen bir diktatörün çocuğuydun ve hayatın her zaman tehlikedeydi. Üstelik o baba nefes alıyor olsa da olmasa da sırtında o soyadı bir kambur, üstünde her daim bir etiket olarak kalmaya mahkumdu. Bedel ödemen gerekebilirdi mesela; çocukluğunu, masumiyetini, seçmek istediğin geleceği feda edip bir iktidarı devam ettirmek zorunda da kalabilir yahut baba sevgisinden yoksun da kalabilirdin. Zira devlet işlerini yürütmek zorunda olan bir babaya sahip olmak bundan yoksun olmayı da beraberinde getirirdi. Hele bir de evlatlar arasında gözde olmayı başaramadıysan işin gerçekten zordu.
Tarihi anlara şahit olduğun kadar görmemen gereken onca korkunç sahneye de (bunu yapan zalimin baban olduğu gerçeğini bile bile) şahit olarak büyürdün üstelik: kan, zulüm, işkence... Velhasıl, en sonunda bir ömrün toplamına baktığında koca bir nefretin yükünü, bedelini o babayla birlikte sen de ödemek zorunda kalırdın.

Böylesi bir ortamda büyüyen çocukların psikolojisini, yetişkin hallerini düşünmek insanın yüzüne tokat gibi çarpıyor, kanını donduruyor, öyle değil mi? Diktatörlerin Çocukları, işte böylesi bir ortamda büyüyen çocukların hayatlarına kapı aralarken, görünenin ardındaki korkunç dramı okurlarının gözleri önüne seriyor. Okurların coğrafyadan coğrafyaya Stalin, Franco, Mao, Duvalier, Pinochet, Kaddafi, Mussolini ve daha nice diktatörün bilinmeyen yönlerini keşfetme imkanı bulacağı, çocuklarının hayat hikayelerine tanık olacağı bu eser, akademik düzeyde tarih ve siyaset üzerine yoğun bilgilerden ziyade ufak seçkiler sunarak yakın döneme, bilhassa çocukların nezdinde tanık olmalarına olanak sağlayacak nitelikte bir eser. Sıkmayan, yoğun bilgi bombardımanına tutmayan bu kitabı konuyla ilgili olan okurlara bir solukta değil, yavaş yavaş (çünkü coğrafyadan coğrafyaya geçiş yapmak insanın zihnini yorabiliyor) okumalarını tavsiye ediyorum. Kitabınız bol, keyfiniz daim olsun.
"Stalinin kızı meteliksiz ..iki çocuğu josef ve katya tarafından reddedilmiş ve tarihin unuttuğu bir olarak 2011 yılının kasım ayında wisconsin 'in ücra bir köşesindeki toplu konutta öldü. ."

"Daima babasının anısına yaraşır ve saygılı biri olarak ,paramparça hayatına hayıflanmayı reddediyordu "
"Stalin kadar kudretli bir adamın ,her gün dünyayı kuşaklar boyu etkileyebilecek kararlar alan bir liderin gölgesinde büyümek.
Svetlana nın normali budur ..
Hal böyle olunca ,öbür erkekleri oldukça "sıradan"bulmamak mümkün mü?
"Hatırlıyorum mükemmel dans ediyordu ..filmlerine bayılıyordum. .uzun lafın kısası aşık oldum ..bilirsiniz insan onyedi yaşında herkese aşık olabilirdi ....önünüze çıkan ilk kişiyi seversiniz ...bende öyle yaptım .
"Kapalı ,herşeyden yalıtılmış, kitapsız, özgür basınsız, giysisiz,düşsüz,parasız, sivil polislerle çevrili ve bir parça ekmek almak için bir kaldırımda üç saat beklenmesi gereken bu yerde yaşamamaýa kararlıdır"
Edda noelde kocasını görme izni alamaz ,bir kağıda karaladığı not, bir şişe kolonya ve bir kutu çikolatayla yetinmesi gerekir .
Babasının ona kapalı olan kapısını zorladıktan sonra Edda onu hareretle bir deli olmakla suçlar .Hakaretler yağdırır, tüm kinini kusar.
Bu diktatörle kızının son görüşmesi olacaktır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Diktatörlerin Çocukları
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
276
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750841378
Kitabın türü:
Çeviri:
Olcay Kunal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)





Svetlana, Edda, Carmen, Beşşar, Li Na ve diğerleri... Tanıdık geldi mi?
İlk bakışta sıradan gelen bu isimlerin önemini anlamak için babalarının kim olduklarını da bilmemiz gerek: Stalin, Mussolini, Franco, Hafız Esad, Mao...
20. yüzyıla damgasını vurmuş diktatörlerin çocukları onlar.


Kimisi söz sahibi olmadıkları bir kaderin gönülsüz aktörleri oldu, kimisi de babalarıyla aynı güç ve iktidar hırsının kurbanı. Ama istisnasız hepsi de baskı, mutsuzluk ve gözyaşı vaat eden bir rejimin devamlılığı uğruna masumiyetlerini vermek zorunda kalan çocuklardı.
Peki ya diğerleri? Çavuşesku, Kaddafi, Duvalier, Hüsnü Mübarek, Saddam Hüseyin, Mobutu, Kim İl-sung, Bokassa, Pinochet, Castro, Lukaşenko, Rıza Pehlevi.


Jean-Christophe Brisard ile Claude Quétel’in yönetiminde, araştırmacı gazeteci ve tarihçilerden oluşan bir ekip tarafından hazırlanan Diktatörlerin Çocukları, iyi niyetle yola çıktıktan sonra iktidar uğruna yoldan çıkan, yakın dönemin tarihsel figürlerinden bir seçki sunuyor.

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • Seyyan Kırallar
  • Samet Yılmaz
  • cali mero
  • Bizimmahalleninkitapcisi
  • Betül Dokmeci
  • Selen Yüksel
  • Alper Yıldırım
  • Ümit Şahin
  • Sedat
  • Ebru Ince

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%37.5 (3)
8
%37.5 (3)
7
%12.5 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%12.5 (1)
1
%0