Yazarın ilk kitabı olan Dila beni çok etkileyen bir eser oldu. Çok kısa ama çok derin, gerçek hayatın içinde bir konu.
Dila’nın hikayesi Gaziantep’te başlıyor. Bilirsiniz o bölgelerde (her bölgede olabiliyor ama doğuda bu olaylara çok daha fazla rastlanılıyor) kız çocukları hor görülür, okutulmaz, dışlanır. Erkek çocukları ise el üstünde tutulur. Dila’nın hikayesi anne karnında başlıyor. Kız çocuğu olduğu öğrenildiğinde yazılıyor yazısı. Dila küçücük yaşında ne büyük yükler taşıyor sırtında. Sevilmiyor, değer görmüyor, küçücüklen çalışmaya başlıyor. Gezmeye gidemiyor, arkadaşlık yapamıyor. 17 yaşında ise Emrah’la evleniyor. Emrah ile evlendikten sonra onun ailesiyle İstanbul’da yaşamaya başlıyor. Yüzü gülüyor mu peki? Hayır. Her şey daha çok kötüleşiyor. Psikolojik şiddet, fiziksel şiddet, tehdit, küfür ve daha nicesini yaşıyor Dila. Ailesine gidemiyor çünkü biliyor gitse de bir şey değişmeyecek. Pes etmiyor asla. Direniyor, güçlü kalmaya çalışıyor. Temizlik için Türkan hanımın evine gittiğinde ise bir umut kapısı açılıyor Dila için. Türkan hanım sayesinde kurtuluyor o pislik hayattan, Emrah’tan, ailesinden. Türkan hanımın oğlu Tarık giriyor hayatına, yeni iş imkanı, yeni hayat, temiz bir sayfa açmaya başlıyor, çabalıyor.
Peki sizce Tarık ile Dila’nın nasıl bir hayatı oldu?
Dila tamamen kurtulabildi mi Emrah’tan?
Gerçek bir hayat hikayesi niteliğinde olan bu kitaba şans vermelisiniz. Etkileneceğinizden eminim. Çok etkilendiğim ve güçlü olmayı, ayaklarımızın üstünde durmamız gerektiğini bir kez daha anladığım ve yaşantım için şükrettiğim bir kitap oldu.