Adı:
Dilin Mimarisi
Baskı tarihi:
Aralık 2014
Sayfa sayısı:
96
ISBN:
9786054787418
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Architecture of Language
Çeviri:
İsa Kerem Bayırlı
Yayınevi:
Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
Noam Chomsky dil ve zihin konusunda en yaratıcı ve en çok yayın yapmış yazarlardan birisidir. Birçok kitap ve makale yazmış olmasının yanı sıra, bu konularda dünyanın çeşitli yerlerinde konuşmalar yapmış, bu konuşmalardan bazıları da kitap olarak yayımlanmıştır. Dilin Mimarisi Chomsky'nin Ocak 1996'da Delhi'de yaptığı bir konuşmanın ve onu izleyen soru-cevap bölümünün metninden oluşmaktadır.

Chomsky, içerikçe son derece zengin bu konuşmasında, dille ilgili ilk çalışmalarından başlayıp Yetinmeci Çizgi'nin ortaya çıkışına kadar geçen zaman içindeki olayların tarihsel bir dökümünü sunuyor. Felsefi ve kavramsal konular ile teknik yenilikleri ve ampirik çalışmaları bir araya getiriyor. Ayrıca, dil yetisinin de içinde olduğu bilişsel sistemlerle ilgili mevcut çalışmaların dayandığı varsayımları açıklıyor ve araştırmaların ilerleyebileceği doğrultularla ilgili işaretleri ortaya koyuyor. Çağdaş üretici dilbilgisinin tarihini merak edenler bu konuşmayı son derece öğretici bulacaklar.
(Tanıtım Bülteninden)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Tecritte büyüyen çocuklarla ilgili bazı böyle gerçek olay­lar var. Ancak bu çocuklar o denli psikozlu ve onlarla ilgili yanlış giden o denli şey var ki dilleriyle ilgili olarak ne söyleyeceğinizi bilemiyorsunuz.

En iyi çalışılmış örnek, adı Genie konulan bir kızın hikayesi. Onunla ilgili bir kitap var. On iki ya da on üç yaşındayken bir tavan arasında bulunmuştu. Sanırım iki yaşındayken onu oraya kilitlemiş olan deli bir babası
vardı. Bir sandalyeye bağlanmıştı ve ara sıra ona yemek atıyordu; kız böylece hayatta kalmış. Ancak görünüşüne göre, bu kız belki pencereden gelenler dışında iki yaşın­dan itibaren dile hiç maruz kalmadı. Bir sosyal hizmet görevlisi onu bulup dışarı çıkardı. Hastaneye kondu ve insanlar ona yardım etmeye çalıştı.
Onun neler yapabildiğiyle ilgili çalışmalar yapıldı ve buradan çıkan bazı ilginç sonuçlar var. Ancak doğal olarak psikozlu olduğu için bu sonuçların tam olarak ne anlama geldiğini bilemiyorsunuz. O kadar çok psikolojik
sorunlar vardı ki hangisinin dille ilgili olduğuna karar ve­remiyorsunuz. Dilbilgisine benzer bir şeyi hiç edinemedi.
Sözcükleri öğreniyor ve bir şekilde iletişim kurabiliyor­du, ancak dilbilgisi yapısı diyebileceğiniz hiçbir şey öğrenemedi. Ancak çok fazla sorunlar olduğu için bunun ne anlama geldiğini bilemiyorsunuz. Bu bir bilgisayarı alıp, çekiçle kırıp parçaladıktan sonra, bilgisayarın na­sıl çalıştığını anlamayı denemeye benziyor. Deney böyle
yapılmaz.

Öte yandan bu soruyu biraz olsun aydınlatabilecek başka bir doğal deney var. Bu, kuzen olan üç işitme en­gelli çocukla ilgili. Birlikte sürekli oyun oynuyorlarmış.
Aileleri, ne yazık ki (şimdikinden farklı olarak eskiden çok kabul gören) işaret dilinin işitme engelli çocuklar için kötü olduğu ve çocukların dudak okumayı öğrenmeleri
gerektiği fikrine kapılmışlar. Aileleri buna inandırılmış­lardı ve çocuklara işaret bile yapmamaları gerektiği söy­lenmişti. Yani onlara, el işaretleri yapmayın yoksa onu
işaret dili öğrenmek için kullanırlar denmişti. Görünüşe göre aileler de bu öneriye tamamen uygun davranmış. Bu nedenle, çocuklar işitme engelli oldukları için hiçbir şey
duymamışlar ve işaret ya da işaret dili gibi şeyleri hiç görmemişler.
Buna rağmen çocukların kendi işaret dillerini oluş­turdukları ortaya çıktı. Çocuklar bunu kendi aralarında kullandıkları için aileler bunu bilmiyordu. Bu ortaya çı­kınca birkaç iyi psikolog -Lila Gleitman ve öğrencileri­
bunu yakından incelemeye başladılar. Oluşturdukları sistemin çok ilginç olduğu çıktı ortaya. Pek çok açıdan normal insan diline benziyordu. Bir tür yalın-özegeçişli
dile benziyordu ve doğal bir ortamdaki çocuklarınkine yaklaşık olarak aynı gelişim ve karmaşıklığa sahipti. Yani onlar elbette kendi kanallarıyla doğal bir dil geliştirmiş­ler gibi görünüyordu. Deney o noktada sona erdi, çünkü çocuklar bulundukları anda, onlara işaret dili öğretildi.

Bu doğal bir dilin zihinsel gelişimini sağlamak için uyar­tı bakımından çok fazla şeye ihtiyaç olmadığını gösteren olaylardan biri. Doğrudan deneylerle çözülebilecek pek çok ilginç soru çıkıyor ortaya; ancak bunlar elbette etik
gerekçelerle yapılamaz. O nedenle de daha dolaylı yollara başvurulması gerekiyor.
... dilbilgisi betimlediği tümceleri ve onların yapısal betimlemelerini üre­tir; dilbilgisi, bir dilin tümcelerini 'zayıfça üretir'ken bu tümcelerin yapısal betimlemelerini 'kuvvetle üretir.' Dilbilimcinin dilbilgisinden 'üretici dilbil­gisi' olarak söz ettiğimizde, bunun yalnızca o dildeki tümcelerin dilbilgisi tarafından nasıl tanımlandığını belirtmek için yeterli olduğunu kastederiz.
(Chomsky 1980:220)
Noam Chomsky
Sayfa 22 - Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
SORU: Dil Edinim Düzeneği'nin belli bir arayüz sistemiyle insan beyninin genel mimari tasarımı içerisinde belli bir yere sahip olduğunu ancak bu arayüzlerin primatlarda olmadığını söylediniz. Bununla, hayvanların dil edinim düzeneğine sahip olsalar bile uygun arayüz yetilerine sahip olmadıkları için dil kullanamadıklarını mı kaste­diyorsunuz?

CHOMSKY: Böyle bir şey söyledim ama bir şaka olarak. Bunun bir olasılık (kuramsal bir olasılık) olduğunu söy­ledim. Doğal dünyayla ilgili bildiğimiz şeyler arasından bize maymunların dile sahip oldukları ama ona giriş yapamadıkları iddiasının yanlış olduğunu gösteren hiçbir şey yok. Bu mümkün ama buna inanmak için hiçbir se­bep yok. Dolayısıyla, evet, böyle bir olasılık var ve belki de bir gün bunun doğru olduğunu fark edeceğiz ama bunu kimse beklemiyor. Onların bir dil yetisine sahip olmama ihtimalleri daha yüksek.
Her iki türlüsünü açıklamak çok zor. Canlıların en karmaşık özelliklerinin pek çoğuyla ilgili bilinen hiçbir açıklama yok. İnsanlar Darwinci evrimden ve bunun gibi şeylerden bahsediyorlar ancak bu size basit sorular ötesinde hiçbir şey vermiyor. Sadece dil gibi şeyler konusun­da da değil. Virüs gibi biyolojik organizmaları ele alalım; çok basit organizmaları. Çok yüzlü dış yüzeyler gibi bazı yapısal özelliklere sahipler. Bunu 'doğal seçilime' bağla­mak ana konuyu kaçırmak olurdu.
Adına 'Fibonacci serileri' denilen matematiksel seri­leri düşünün mesela. Doğada her şeyde karşımıza çıkı­yor; nedenini kimse bilmiyor. Bir ayçiçeğini alıp incelediğinizde, farklı yönlere giden sarmallardan oluştuğunu görürsünüz. Yan yana olan sarmallardaki kısımların sa­yısı Fibonacci serilerinde arka arkaya gelen sayılar gibi birbirlerine bağlılar. Buna benzer şeyleri doğanın her ye­rinde buluyorsunuz ama neden böyle olduğu bilinmiyor.

Fiziksel dünyada, belli koşullar altında belli yapıların or­taya çıkmasını zorunlu kılan bir şey var. Bir ayçiçeğinin ne şekilde olduğunu açıklayamıyorsanız, doğal dilin ne şekilde olduğunu açıklama olasılığınız çok düşük. Çünkü o çok daha karmaşık. Dolayısıyla, dile ciddi bir evrimsel açıklamayı nasıl vereceğimizi bilemiyor oluşumuz şaşır­tıcı değil; bu genellikle basit durumlar dışında pek de mümkün değildir.
Hayvanlar dünyasında, dil yetisinin özellikleriyle benzerlikler bulmak isterseniz çok uzak da olsa bulabilir­siniz. Ancak, en benzer sistemlerin, dil bakımından hiçbir
evrimsel tarihi paylaşmadığımız böceklerde ve kuşlarda bulunması ilginçtir. Görece daha yakın bir evrimsel geç­mişi paylaştığımız canlılara, örneğin primatlara baktığı­nızda ise ilginç benzerlikler taşıyan neredeyse hiçbir şey bulamazsınız. Bu da dil yetisinin şaşırtıcı ve beklenmedik bir şekilde biyolojik olarak yalıtılmış olduğunu gösterir.

Bunu bir masal gibi anlatacaksak, güya çok uzun zaman önce ortalıkta dolaşan bir primat vardı ve belki de bir kozmik ışın banyosundan sonra bu canlıda rast­lantısal bir mutasyon meydana geldi. Bu mutasyon beyni tekrar düzenledi ve aslında bir primat beyni olan nesneye bir dil organı ekledi. Bu, kelimesi kelimesine doğru oldu­ğu düşünülmemesi gereken bir hikaye. Ancak, dil dahil
diğer evrimsel süreçlerle ilgili anlatılan pek çok masaldan daha gerçek olabilir.
Noam Chomsky
Sayfa 18 - Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
SORU: Homo Sapiens'in dil yetisi üstünlüğüne sahip ol­duğu söylenir.
Peki hayvanların iletişim sistemleri çok karmaşık olduğundan (daha azıyla daha çok şey söyle­yebildikleri için) aslında bizden daha iyi durumda olma olasılıkları var mı?

CHOMSKY: Karıncalar, kuşlar ya da insanlar olsun, kimin "daha iyi durumda" olduğu sorusunu sormanın ciddi hiç­bir şeklini bulamıyorum. Karşılaştırma ölçütü yok ortada. Sadece iletişim sistemlerine baktığımızda, canlılar dünyasında insanlarınki de (mimik ve el-kol hareket sis­temleri gibi) dahil olmak üzere pek çok sistem buluyorsunuz. İnsanların yaptığı hemen her şey gibi insan dili de iletişim için kullanılıyor ama burada da karşılaştırmalar anlamsız gibi.

Bazı hayvan iletişim sistemleri (pek de an­lamlı olmayan) bazı açılardan doğal dilden "daha zengin" olduğu bile düşünülebilir; bu sistemler bir organizma için son derece şaşırtıcı olan insan dilindeki kesintili sonsuzluktan ziyade kesintisizlik gösterirler.

Maymunların dili olup olmadığına dair on sekizinci yüzyılda yapılan canlı tartışmalar döneminde, iddialar­dan biri, onların dile sahip oldukları ancak bu yetilerini gösterdikleri takdirde insanların onları köle olarak çalıştıracaklarını fark edecek kadar da zeki olduklarıydı. Dolayısıyla insanlar etraftayken, sessiz kalmayı tercih ediyorlardı. Bu iddiayı hep sevmişimdir.
Noam Chomsky
Sayfa 57 - Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
Ben dahil, dil üzerine çalışan herkes 'diller arasındaki farklılıklara' odaklanır. Eğer böyle yapılmasaydı, hangi dile bakıyorsak onun doğuştan geldiği sonucuna varırdık; bu da elbette dil yetisiyle ve dilin edinimiyle ilgili pek çok sorunu 'çözerdi'

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dilin Mimarisi
Baskı tarihi:
Aralık 2014
Sayfa sayısı:
96
ISBN:
9786054787418
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Architecture of Language
Çeviri:
İsa Kerem Bayırlı
Yayınevi:
Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
Noam Chomsky dil ve zihin konusunda en yaratıcı ve en çok yayın yapmış yazarlardan birisidir. Birçok kitap ve makale yazmış olmasının yanı sıra, bu konularda dünyanın çeşitli yerlerinde konuşmalar yapmış, bu konuşmalardan bazıları da kitap olarak yayımlanmıştır. Dilin Mimarisi Chomsky'nin Ocak 1996'da Delhi'de yaptığı bir konuşmanın ve onu izleyen soru-cevap bölümünün metninden oluşmaktadır.

Chomsky, içerikçe son derece zengin bu konuşmasında, dille ilgili ilk çalışmalarından başlayıp Yetinmeci Çizgi'nin ortaya çıkışına kadar geçen zaman içindeki olayların tarihsel bir dökümünü sunuyor. Felsefi ve kavramsal konular ile teknik yenilikleri ve ampirik çalışmaları bir araya getiriyor. Ayrıca, dil yetisinin de içinde olduğu bilişsel sistemlerle ilgili mevcut çalışmaların dayandığı varsayımları açıklıyor ve araştırmaların ilerleyebileceği doğrultularla ilgili işaretleri ortaya koyuyor. Çağdaş üretici dilbilgisinin tarihini merak edenler bu konuşmayı son derece öğretici bulacaklar.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 12 okur

  • İlker Kara
  • * ilge
  • Türkan Ceren
  • blntylv
  • Derin Deniz
  • MAHMUT AKINCI
  • Freyja
  • Atilla Kuru
  • burak inal
  • Metin Yılmaz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%25 (1)
8
%50 (2)
7
%0
6
%25 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0