Dilsiz Annelerin Sessiz ÇocuklarıAyşegül Kocabıçak

·
Okunma
·
Beğeni
·
321
Gösterim
Adı:
Dilsiz Annelerin Sessiz Çocukları
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
80
ISBN:
9786059020541
Kitabın türü:
Yayınevi:
Nota Bene Yayınları
“Geçenlerde karşı inşaatta oynarken dirseğimi çarpmıştım duvara. Öyle hızlı da değildi ama dirseğimden kalbime bir elektrik gitmişti de bir anda kalbimi ağlatmıştı sanki. Onun gibi bir acı var işte. Sadece dirseğimi değil her yerimi çarpmışım gibi; gözümden kalbime, karnımdan kalbime, dilimden kalbime, kalbimden her yanıma yayılan bir acı, bir elektrik var. Geçmiyor.”

Dilsiz Annelerin Sessiz Çocukları’nı okurken, kelimelerden size doğru yayılan bir elektrik hissederseniz şaşırmayın.

Ayşegül Kocabıçak yaşamımızın içinde olan, sürekli karşılaştığımız olayları anlatıyor öykülerinde. Bazen görmezden geldiğimiz, görüp sesimizi çıkartmadığımız, sesimizi çıkartsak susturulduğumuz olaylar.
Bazen kömür madeninde kaybettiği babası için sessizleşen, bazen dedesinin annesine yaptıklarına anlam veremeyen, bazen mahalledeki her olay için annesinin dövülmesine sesini çıkartamayan, cezaevinde uğradığı tecavüzü anlatamayan çocuklar var kitapta.

Ya kadınlar, kocası için susan, çocuğu için susan, toplum öyle öğretti diye susan kadınlar. Dillerini, seslerini kaybeden kadınlar. Dilsizliklerini bir gelenek gibi çocuklarına taşıyan kadınlar.
Öyküleri okudukça ne kadar tanıdık olduklarını fark edeceksiniz.
Bizim, her birimizin öykülerinin anlatıldığını fark edeceksiniz.
Bir elektrik başlayacak dilinizin ucundan nereye gideceği belli olmayan.
Sonra belki dilimiz çözülecek…
Belki de dilsiz ve sessiz olmaya devam edeceğiz…
"Gülmek, acıyı bastırma yolu.
En kanatan anılara dayanma yolu."

Kitabı çok beğerek okudum. Yazarın ifadeleri inanılmaz derece etkileyiciydi.
Her bir öykü ben de derin izler bıraktı.
Özellikle ilk öykü olan, "Olmaz Mı?" isimli öyküde geçen, kömür madeninde babasını kaybeden o küçük çocuğun acıları bu kadar iyi yansıtılamazdı belki de:(
Bir de "Balerin" isimli öykü beni çok etkiledi.

Mutlaka bu yazarla tanışın bir gün diyorum.
İçiniz sıkkın, kafanız bozuk ve ruhunuz incinmişken okumayın.
Sadece bitsin diye okudum. Başka kitabını okur muyum, tavsiye eder miyim bilinmez! Büyük konuşmaya da gelmez.
kendiniz karar verin en iyisi zaten 1 saatlik
Sevgi'yle :)
Baktığınızda incecik, içinde bir sürü hikaye olan bir kitap görüyorsunuz ya işte bu kitap parça tesirli bir bomba. O öyküler sizi öyle tokatlıyor ki afallıyorsunuz. Ayşegül Kocabıçak tam bir meram anlatma ustası. Bu kadar acının ve çaresizliğin olduğu bir kitabın hiç bitmemesini ister mi insan? Yazarın tüm kitaplarını okumadan rahat yok bana. On numara beş yıldız kitap.
Kitabı elime aldığımda Run Gülüzar Run tarzında bir kitap olduğunu anlamıştım aslında ama bu kadar sürükleyici olacağını tahmin etmemiştim. Tabi sürükleyici olmasında içinde geçen hikayelerin dört beş sayfadan oluşmasının da büyük etkisi vardır. Kitaba sabah başladım, akşam bitirdim desem yeridir. Hepsi birbirinden güzel ve hayatın içinden olan hikayelerin hepsi çok etkileyiciydi fakat bazıları beni daha da sarstı. Bu hikayelerin gerçek olduğunu düşündükçe ise kalbime sanki iğne batırılıyormuş gibi hissediyorum... Özellikle sarsıldığım bu hikayelerin birkaçını sizinle paylaşmak istiyorum... Mesela Köpük, Boş Ver, Annemin Sustukları, Kırmızı Ayakkabı ve Şeyine mi Battı?... Bence güzel bir hikaye kitabı olmuş, kalemine sağlık Ayşegül Kocabıçak...
Kısacık bir öykü kitabı tutuyorum elimde. Soma'da babasını kaybetmiş,mezarına içine kömür tozu kattığı bir bidon su ve cebinde babasının çoraplarıyla giden bir çocuk düşünün. Çoraplari babasının ayak ucuna serip,hava sıcak babam burda terlemiştir diye suyu usulca döken çocuk. Bir umut burnunu getirdigi çoraplara dayayıp,babamın kokusu toprağın altından çıkıp burnuma bir kere gelsin diyen çocuk. Ah hikayen nasıl acıttı.
Bu öyküyle başlayan kitabın baş kahramanları kadın ve çocuk. Annesi öldüğü için intihar eden evlat, annesinin intiharını gören evlat, kayınpederin göz koyduğu gelin... Aile içi şiddet, istismar ve acı hikayelerin ortak noktası.
Ayşegül Kocabıçak bu kitabı için;anlatmak istediğimi en az kelimeyle en yalın biçimde,usulca ama rahatsız ederek vermek istedim demiş. Amacına da ulaşmış,okudukça öfkelendim,üzüldüm.
Taciz edilenlerin, tecavüze uğrayanların sessizliği cesaret oluyor bunu yapanlara. Utanması gerekenin kadın/çocuk olmadığını hepimizin anladığı günler pek yakındır umarım.
kitap 3 bölümden ve her bölümde 5 er adet hikayeden yani toplamda 15 hikayeden oluşuyor.Her öyküde inanılmaz güçlü ve samimi duygular var.79 sayfaya o kadar çok şey sığdırılmış ki kitap bittiğinde yaşamış olduğum duygu yoğunluğunu ancak yüzlerce sayfadan oluşan bir kitaptan çıkarabilirdim.Öyle süslü püslü anlatımlardan ziyade oldukça sade günlük hayatta konuştuğumuz bir dilde yazılmış ve o dil o kadar güzel kullanılmış ki bütün öykülerde yan karakter olarak ben de vardım sanki. Zaten kitabı okuduğunuzda hepimizin evinde mahallesinde köyünde çevresinde birebir tanık olduğumuz tüm yaşanmışlıklara her öyküde rastlayabiliyorsunuz.15 hikayenin hepsi birbirinden değerli ancak illede en çok hangisi diye sorsalar ilk öykü Olmaz mı derim. Tüm kitap severlere tavsiye ediyorum.
Sertti babamın elleri.
Kocamandı.
Kışın çatlardı.
Tırnak dipleri hep kara olurdu.
Ne kadar yıkasa çıkmazdı.
Bulaşık süngerinin yeşil yeriyle sürterdi de yine çıkmazdı.
Bayramlarda “Utanıyorum çocuklara öptürmeye, ”derdi.
Üstü başı kapkara, ayakkabıları tozlu olurdu ama bakışları tertemiz...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dilsiz Annelerin Sessiz Çocukları
Baskı tarihi:
Nisan 2015
Sayfa sayısı:
80
ISBN:
9786059020541
Kitabın türü:
Yayınevi:
Nota Bene Yayınları
“Geçenlerde karşı inşaatta oynarken dirseğimi çarpmıştım duvara. Öyle hızlı da değildi ama dirseğimden kalbime bir elektrik gitmişti de bir anda kalbimi ağlatmıştı sanki. Onun gibi bir acı var işte. Sadece dirseğimi değil her yerimi çarpmışım gibi; gözümden kalbime, karnımdan kalbime, dilimden kalbime, kalbimden her yanıma yayılan bir acı, bir elektrik var. Geçmiyor.”

Dilsiz Annelerin Sessiz Çocukları’nı okurken, kelimelerden size doğru yayılan bir elektrik hissederseniz şaşırmayın.

Ayşegül Kocabıçak yaşamımızın içinde olan, sürekli karşılaştığımız olayları anlatıyor öykülerinde. Bazen görmezden geldiğimiz, görüp sesimizi çıkartmadığımız, sesimizi çıkartsak susturulduğumuz olaylar.
Bazen kömür madeninde kaybettiği babası için sessizleşen, bazen dedesinin annesine yaptıklarına anlam veremeyen, bazen mahalledeki her olay için annesinin dövülmesine sesini çıkartamayan, cezaevinde uğradığı tecavüzü anlatamayan çocuklar var kitapta.

Ya kadınlar, kocası için susan, çocuğu için susan, toplum öyle öğretti diye susan kadınlar. Dillerini, seslerini kaybeden kadınlar. Dilsizliklerini bir gelenek gibi çocuklarına taşıyan kadınlar.
Öyküleri okudukça ne kadar tanıdık olduklarını fark edeceksiniz.
Bizim, her birimizin öykülerinin anlatıldığını fark edeceksiniz.
Bir elektrik başlayacak dilinizin ucundan nereye gideceği belli olmayan.
Sonra belki dilimiz çözülecek…
Belki de dilsiz ve sessiz olmaya devam edeceğiz…

Kitabı okuyanlar 19 okur

  • Handeli
  • Cihan Yaylaci
  • Ss (Diktatör Olan )
  • Hakan Yetmez
  • Şebnem
  • Orfeas
  • Soyuttt
  • ukulele
  • Sevil Sema Gedikoglu
  • nneslihann

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (2)
9
%37.5 (3)
8
%25 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%12.5 (1)