Din-Devlet Demokrasi

·
Okunma
·
Beğeni
·
212
Gösterim
Adı:
Din-Devlet Demokrasi
Baskı tarihi:
Kasım 208
Sayfa sayısı:
559
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944183574
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilge Karınca Yayınları
İslamiyet; "silm" kökünden, "barış" demektir. Cumhuriyet ise; farklı kültür ve kökenden, bütün insanların birlikte, barış ve bereket içersinde yaşayacakları ve en etkin biçimde yönetime katılacakları yeni bir medeniyet dönemidir.
Cumhuriyet deyince, geçmişte ve günümüzde islam adına ortaya çıkan bazı kötü ve ürkütücü örneklerin hatıra gelmemesi için "asla bir arada bulunmaz ve barışmaz" zannnedilen, Din, Devlet, laiklik ve Demokrasi gibi kurum ve kavramların, aslında rahatlıkla uyuşabileceği gerçeğini ortaya koymak üzere bu kitap okurlarımızın dikkat ve değerlendirilmesine takdim edilmiştir.
Çatışma yerine, barışma birlikte yaşamanın... Zıtlaşma yerine yardımlaşma ve hizmette yarışmanın. Düşmanlık ve dışlama yerine hoşgörü ve dayanışmanın...farkılılıklarımızı ve ayrılıklarımızı bile bir zenginliğe dönüştürüp kucaklaşmanın mümkün olduğu inancındayız. Her yerde ve her halde mutlaka hukuka bağlıyız. Bu yüzden Adalet Düzenini ve Hukuk devletini savunmaktayız. Örnek bir laikliği ve gerçek bir demokrasiyi arzulamaktayız. Dinle devlet'in çatışmasının değil, barışmasının ve herbirinin kendi sahasında çalışmasının yararlı olacağı düşüncesini taşımaktayız. Laikliğin, "Dini dışlamak veya dine düşmanlık" şeklinde algılanmasını ve uygulanmasını toplum barışı için çok tehlikelş bulmaktayız.
Demokrasi içinde temel insan haklarına dayanan bir toplumsal uzlaşmanın önemine, ve farklı din ve düşünceden ama herkesle birlikte huzurlu ve onurlu yaşamanın gereğine inanmaktayız. Bize göre demokrasi: "Halkın, kendisini yönetecek zihniyet ve şahsiyetleri, kendi hür iradesi ve vicdani kanaatiyle seçmiş olması... Toplumun her tabakasının ülke yönetimine fiilen katılımının sağlanması... Farklı görüş ve kesimlerin, temel insan hakları ve evrensel hukuk kuralları çerçevesinde ve karşılıklı saygı ve hoşgörü içersinde, birlikte yaşama şartlarının hazırlanması şeklindeki bir adalet ve fazilet rejimidir.
Ama DEMON-KRASİ ve DESPOTİZM'e gelince kendi halkını "sadece güdülmesi gereken cahil sürüsü" olarak küçükseyen...yerli ve milli değerleri ve manevi temelleri terk eden... Ülke yönetimini ve demokratik hak ve yetkileri sadece bir avuç seçkin zümreye layık gören bir zihniyet ise, demokrasi kılıfı geçirilmiş bir despotizm'den ve Şeytanlık idaresinden başka bir şey değildir.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Tarihsel hafızasını ve siyasal derinliğini tam kaybetmemiş olacak ki;'' Ne Yapmalı'' adlı eserini manidar bir şekilde '' galiba hayal kurmaya devam etmeliyiz diye bitirir.
Ekranda :
Irak'taki ABD kumpasından PKK varlığından ve olası Kürt Devleti hesaplarından habersiz gibi '' pembe ve olağan bir tablo '' çizen Sayın Dışişleri Bakanı
Ekranın alt köşesinden akıp giden bir son dakika haberi :
''Şırnak'ta 2 er , 1 korucu şehit.4 er yaralı. ''
Halbuki geçmiş bizden bekler , gelecek bizden bekler, biz ise cahil ve arsız nefsimizin peşinde bir ihtiras batağından diğer bir ihtiras batağına dalmaktayız: Ne hayrımız var ne hasenatımız.
Bir toplumu yüz yüze geldiği engeller karşısında dirençli ve muzaffer kılan , o toplumu oluşturan bireyler arasındaki milli dayanışma ve birlik ruhudur. Bu birlik bağı , Büyük Önder Atatürk'ün '' Biz milli mevcudiyetimizin temelini , milli birlik ve milli şuurda görmekteyiz.'' sözüyle ifade ettiği gibi , bir milletin varlığını koruyan ve fertleri bir arada tutan en güçlü bağdır. Bunu zaafa uğratan veya kaybeden toplumların ayakta durması mümkün değildir.
Atatatürk'ü yaşayıp yaşamadığı belirsiz bir mitoloji kahramanı ya da heykel/büst/rozet adamı haline getirmek kimin işine yaradı? Ömrü askeri okullar,kışlalar , karargah ve cephelerde geçmiş , tedavi amaçlı istirahatin dışında gönlünce yaşadığı günler parmakla sayılabilecek kadar az olan bir liderin hatırasını , acaba bizim kadar tahrip eden , değiştiren , küçülten ikinci bir ulus var mı ?
Her devrim bir sınıfın iktidarını amaçlar ama halk kitlelerinin seferber edilebilmesi sayesinde başarı kazanabilir.
Samimiyetle ve iyi niyetli bir gayretle ; her konuda haklı ve hayırlı olanı arayan bir insan, mutlaka gerçeğe erişir. Hatta insan bu gerçeği arayış sürecinde , doğru sanılan bazı yararsız ve yanlış akımlara da kapılabilir. Ama vicdan emrindeki ve müspet ilim rehberliğindeki selim bir akıl, önünde sonunda, sahte ve hayali reçetelerden kurtulup, hakikatle yüzleşir.
Türk devrimine özgü bir ekonomi politikası, Türk devrimine özgü bir eğitim sistemi , Türk devrimine özgü bir basın cihazı , Türk devrimine özgü bir sanat anlayışı , Türk devriminin erek niteliğine göre bir Türk toplumu kurma savaşı yerine, bunların Avrupa örneklerine özenmeye yeltenmek , bizim en büyük sıkıntımızdır.
Elbette gelecek, geçmişin üzerine kurulacaktır. Ama bu , geçmişin aynısı veya kopyası olmayacaktır.Kalkıp geçmişe sövmek nasıl bir soysuzluk alameti ise , oturup kuru kuruya geçmişiyle övünmek ve avunmak ise, başka bir şuursuzluk halidir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Din-Devlet Demokrasi
Baskı tarihi:
Kasım 208
Sayfa sayısı:
559
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944183574
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilge Karınca Yayınları
İslamiyet; "silm" kökünden, "barış" demektir. Cumhuriyet ise; farklı kültür ve kökenden, bütün insanların birlikte, barış ve bereket içersinde yaşayacakları ve en etkin biçimde yönetime katılacakları yeni bir medeniyet dönemidir.
Cumhuriyet deyince, geçmişte ve günümüzde islam adına ortaya çıkan bazı kötü ve ürkütücü örneklerin hatıra gelmemesi için "asla bir arada bulunmaz ve barışmaz" zannnedilen, Din, Devlet, laiklik ve Demokrasi gibi kurum ve kavramların, aslında rahatlıkla uyuşabileceği gerçeğini ortaya koymak üzere bu kitap okurlarımızın dikkat ve değerlendirilmesine takdim edilmiştir.
Çatışma yerine, barışma birlikte yaşamanın... Zıtlaşma yerine yardımlaşma ve hizmette yarışmanın. Düşmanlık ve dışlama yerine hoşgörü ve dayanışmanın...farkılılıklarımızı ve ayrılıklarımızı bile bir zenginliğe dönüştürüp kucaklaşmanın mümkün olduğu inancındayız. Her yerde ve her halde mutlaka hukuka bağlıyız. Bu yüzden Adalet Düzenini ve Hukuk devletini savunmaktayız. Örnek bir laikliği ve gerçek bir demokrasiyi arzulamaktayız. Dinle devlet'in çatışmasının değil, barışmasının ve herbirinin kendi sahasında çalışmasının yararlı olacağı düşüncesini taşımaktayız. Laikliğin, "Dini dışlamak veya dine düşmanlık" şeklinde algılanmasını ve uygulanmasını toplum barışı için çok tehlikelş bulmaktayız.
Demokrasi içinde temel insan haklarına dayanan bir toplumsal uzlaşmanın önemine, ve farklı din ve düşünceden ama herkesle birlikte huzurlu ve onurlu yaşamanın gereğine inanmaktayız. Bize göre demokrasi: "Halkın, kendisini yönetecek zihniyet ve şahsiyetleri, kendi hür iradesi ve vicdani kanaatiyle seçmiş olması... Toplumun her tabakasının ülke yönetimine fiilen katılımının sağlanması... Farklı görüş ve kesimlerin, temel insan hakları ve evrensel hukuk kuralları çerçevesinde ve karşılıklı saygı ve hoşgörü içersinde, birlikte yaşama şartlarının hazırlanması şeklindeki bir adalet ve fazilet rejimidir.
Ama DEMON-KRASİ ve DESPOTİZM'e gelince kendi halkını "sadece güdülmesi gereken cahil sürüsü" olarak küçükseyen...yerli ve milli değerleri ve manevi temelleri terk eden... Ülke yönetimini ve demokratik hak ve yetkileri sadece bir avuç seçkin zümreye layık gören bir zihniyet ise, demokrasi kılıfı geçirilmiş bir despotizm'den ve Şeytanlık idaresinden başka bir şey değildir.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • RJ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (2)
9
%0
8
%0
7
%33.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0