Din Gerçeği ve İslam

·
Okunma
·
Beğeni
·
45
Gösterim
Adı:
Din Gerçeği ve İslam
Baskı tarihi:
Ocak 1994
Sayfa sayısı:
78
Format:
Karton kapak
ISBN:
2789009929694
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnsan Dergisi Yayınları
İnsanlık Tarihinde Dinin Yeri

Din olgusu, geçmişten zamanımıza uzanan bir olgudur. Birçok şeylerden vazgeçen, vazgeçebilen insanoğlu, hak veya batıl, doğru veya yanlış olan din olgusundan vazgeçememiştir. Tabi ki bunun nedeni, söz konusu yönelişin, fıtri bir yöneliş olması veya din olgusuna karşı duyulan fıtri ihtiyaçtır.


Herhangi bir müstekbir veya müstekbirlere bağlı herhangi bir toplumbilimci, din olgusuyla yakından ilgileniyorsa, onların bu ilgisi hiç şüphesiz ki dindarlıklarından değil; vaziyet ettikleri veya vaziyet etmek istedikleri insanların dini inanışlarını, dini yönelişlerini daha yakından tanıyabilmek ve sömürü düzenlerinde, bu dini inanışlardan da faydalanabilmek içindir.


İrtica meclise girdi, laiklik elden gidiyor! gibi velveleler yapmaya hiç gerek yoktur. Türkiyede elde olmayan laikliğin, elden gitmesi zaten sözkonusu değildir. İrticanın meclise girmesi ise hiç mi hiç sözkonusu değildir. Meclisteki adamlar politikacıdır ve çağdaş politikanın gereğini yapmakla yükümlüdürler. Bu gereklerden birisi de halkın dini yönelişlerini dikkate alarak, halkın nabzına göre morfin vermektir. Çünkü adına demokratik denilen sistemlerde, huzurlu ve istikrarlı sömürünün ilk şartı, sömürülecek olan insanların boş kafalarını sallayarak sömürüyü oyları ile tastik etmeleridir. Demokrasiyi şiar edinen bu politikacılar, demokratik oy olmadan, demokratik oyun olmayacağını bilirler. Sömürgedaşlar oylarını verecekler, sömürgeciler de oylarını oynayacaklardır. Dolayısıyla bu yöneticiler ve bu politikacılar için, halkın dini inançlarını veya dini eğilimlerini dikkate almak, vazgeçilmez bir gerekliliktir.


Din gerçeği, hiçbir zaman aslına uygun olarak ele alınmaz. Dini söylemlerinde, gerçek dinde olmayan bidat ve hurafeleri ön plana çıkardıkları gibi, varolan bazı dini gerçekleri de dolaylı veya dolaysız yollarla kendi çıkarlarına göre değiştirmeye çalışırlar.
Makale tarzı yazılmış küçük az sayfalı bir kitap olmasına rağmen anlatmak istediklerinin özünü verip kimsenin söylemeye cesaret edemeyip kelimelere dökemediği gerçekleri insanın yüzüne bam bam söylemiştir. Okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyor ve tavsiye ediyorum
Evet sizler.
İslam dinini sadece bazı ferdi ibadetler olarak algılıyorsanız, kominizme veya sosyalizme karşı çıkmak adına kapitalizmi desteklemeyi İslami bir vecibe görüyorsanız, ağzından “Allah” lafzı çıkan bütün politikacılan, bu politikacıların icraatlarına bakmadan müslüman kabul ediyorsanız, bu politikacıları din kardeşi görüp, bu politikacılara din adına itaat ediyorsanız.
İslam hukukunu geçmişe, beşeri hukukları günümüze nisbet ediyorsanız, tağuti sistemlerin çanak yalayıcıları olan ve tağutun maslahatını gözeten resmi din görevlilerini, dininize göre müftü veya imam kabul ediyorsanız, dünya emperyalizmine din adına karşı çıkan müslümanlara, aşın dinci veya terörist diyorsanız, kafire şer, müşriğe ehven-i şer olarak bakıyorsanız.
Evet bütün bu meselelere, böylesi yaklaşımlarda bulunuyorsanız.Biz sizleri gerçekten yeni bir dine, ismi “İslam” olan, fakat atalannız tarafından tahrif edilen, değiştirilen, dejenere edilen geleneksel dinle herhangi bir ilgisi olmayan yepyeni bir dine davet ediyoruz.
İşte bu yeni dinde, zulme nza göstermek yoktur.
İşte bu yeni dinde, ahiret için Allah'a, dünya için tağuta kulluk etmek yoktur.
İşte bu yeni dinde, göklerin hakimiyetini Yaratıcıya, yerlerin hakimiyetini yaratılmışlara bırakmak yoktur.
İşte bu yepyeni dinde, “Ben hem müslümanirn, hem kapitalisttim”, “Ben hem müslümanım, hem faşisttim”, “Ben hem müslümanım, hem sosyalisttim” demek, İslam ile birlikte başka bir dini, başka bir ideolojiyi, başka bir izmi de kabul etmek, kesinlikle ve kesinlikle yoktur..
İşte bu yepyeni dinin adı, Resulullah (s.a.v.)'in tebliğ ettiği İslam'dır. Davet edilmekten ve davet etmekten onur duyduğumuz İSLAM gerçeğidir...
Mehmed Alagaş
İNSAN DERGİSİ YAYINLARI
Bir insanın yaşatılması için gerekirse vücudunun yansını kesmek tıbben doğru bir yaklaşım oluyor da, hırsızlığa ve hırsızlık yönelişine kurban giden yüzlerce insanı yaşatmak için birkaç el kesilmesi yanlış mı oluyor?
Tıbda doğru olan bu yaklaşım, sosyal hukukta yanlış mı?
Artık sözü, “Şeriat İnsanların elini kesiyor” diyerek çığırtkanlık yapanlara bırakıyoruz.
Mehmed Alagaş
İNSAN DERGİSİ YAYINLARI
Üçyüz yılda birkaç elin kesilmesine mi acıyalım, yoksa bir yılda üçyüzden fazla olan ölümlere mi? Cüzdanı için boğazı kesilen adamcağız, bilezikleri için kolu kopanlan kadıncağız, merhamete daha layık değil mi?
Hem bu durumları önleyici ve hem de merhamete dayalı bir tercih yapmamız gerekirse, tercihimiz hangi yönde olmalıdır?
Mehmed Alagaş
İNSAN DERGİSİ YAYINLARI
Kanuni döneminde İstanbul'u gezmeye gelen batılı bir bilimadamı, İslam'da hırsızların elinin kesildiğini bildiği için İstanbul'da birçok elsiz kimseyle karşılaşacağını zanneder. İstanbul halkının yüzüne bakmadan önce eline bakan fakat tek bir elsiz kimseyle karşılaşmayan bu insan, duyduğu şaşkınlığı hatıratına yazmış ve açık bir belge olarak tarihe maletmiştir.
Mehmed Alagaş
İNSAN DERGİSİ YAYINLARI

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Din Gerçeği ve İslam
Baskı tarihi:
Ocak 1994
Sayfa sayısı:
78
Format:
Karton kapak
ISBN:
2789009929694
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnsan Dergisi Yayınları
İnsanlık Tarihinde Dinin Yeri

Din olgusu, geçmişten zamanımıza uzanan bir olgudur. Birçok şeylerden vazgeçen, vazgeçebilen insanoğlu, hak veya batıl, doğru veya yanlış olan din olgusundan vazgeçememiştir. Tabi ki bunun nedeni, söz konusu yönelişin, fıtri bir yöneliş olması veya din olgusuna karşı duyulan fıtri ihtiyaçtır.


Herhangi bir müstekbir veya müstekbirlere bağlı herhangi bir toplumbilimci, din olgusuyla yakından ilgileniyorsa, onların bu ilgisi hiç şüphesiz ki dindarlıklarından değil; vaziyet ettikleri veya vaziyet etmek istedikleri insanların dini inanışlarını, dini yönelişlerini daha yakından tanıyabilmek ve sömürü düzenlerinde, bu dini inanışlardan da faydalanabilmek içindir.


İrtica meclise girdi, laiklik elden gidiyor! gibi velveleler yapmaya hiç gerek yoktur. Türkiyede elde olmayan laikliğin, elden gitmesi zaten sözkonusu değildir. İrticanın meclise girmesi ise hiç mi hiç sözkonusu değildir. Meclisteki adamlar politikacıdır ve çağdaş politikanın gereğini yapmakla yükümlüdürler. Bu gereklerden birisi de halkın dini yönelişlerini dikkate alarak, halkın nabzına göre morfin vermektir. Çünkü adına demokratik denilen sistemlerde, huzurlu ve istikrarlı sömürünün ilk şartı, sömürülecek olan insanların boş kafalarını sallayarak sömürüyü oyları ile tastik etmeleridir. Demokrasiyi şiar edinen bu politikacılar, demokratik oy olmadan, demokratik oyun olmayacağını bilirler. Sömürgedaşlar oylarını verecekler, sömürgeciler de oylarını oynayacaklardır. Dolayısıyla bu yöneticiler ve bu politikacılar için, halkın dini inançlarını veya dini eğilimlerini dikkate almak, vazgeçilmez bir gerekliliktir.


Din gerçeği, hiçbir zaman aslına uygun olarak ele alınmaz. Dini söylemlerinde, gerçek dinde olmayan bidat ve hurafeleri ön plana çıkardıkları gibi, varolan bazı dini gerçekleri de dolaylı veya dolaysız yollarla kendi çıkarlarına göre değiştirmeye çalışırlar.

Kitabı okuyanlar 11 okur

  • Emre_Uçar
  • Yusuf A.
  • Kyrios & Maldoror
  • Preacher
  • M. Kadri AKAY
  • ayse
  • Mizgine_İslâm … ﷽…
  • Hüseyın semiz
  • İhsan Çintan
  • Haakan AKARCAN

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (3)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0