Din ve Laiklik

·
Okunma
·
Beğeni
·
1026
Gösterim
Adı:
Din ve Laiklik
Baskı tarihi:
Şubat 2016
Sayfa sayısı:
343
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757663485
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kubbealtı Neşriyat
Baskılar:
Din ve Laiklik
Din ve Laiklik
Türk devletinin tarihi seyrinde din büyük bir yer tutmuştur. Bunun bir büyük sesebi de, Orta Asya'dan Anadolu'ya inen Türkleri, Avrupanın hristiyan devletlerinin "haçlı seferleriyle" karşılamış olmalarıdır. Bunun altını dikkatle çiziyorum. Haçlı seferleri, müslümanlara karşı değil, müslüman Türklere karşı başlatılmıştır. Kudüs'ün Türkler tarafından yeniden fethidir haçlı seferlerini başlatan. Elbette bundan sonraki Türk tarihi de, Çanakkale'ye, hatta Başkumandanlık Meydan Muharebesine kadar haç-hilal kavgası şeklinde cereyan edecekti.

"Din ve Laiklik" kitabını merhum babasına çok samimi evlatlık duygularıyla ithaf etmiş olmasını da çok samimi evlatlık duygularıyla ithaf etmiş olması da şayanı dikkat bir noktadır. Bu kitap, bizim gençlik senelerimizde baş ucu kitabımız olduğu kadar milletin de yarasının merhemi olmuştur.
317 syf.
·Puan vermedi
Böylesine iddialı ve ispat amacı güden bir başlık altında yazılmış olan bir kitap için hayâl kırıklığına uğradığımı söyleyebilirim. Büyük bir umutla başladığım kitaptan büyük bir hüzünle ayrılıyorum. Ordinal ünvanını almış böyle bir şahıstan bu kadar basit ve ucuz bir eser çıkacağını hiç tahmin etmezdim. Ya bildiklerini okuyucusuna aktarmada sorun yaşayan bir yazar ya da gerçekten bilmiyor. Ben ikinci ihtimal üzerinde duruyorum. Vakit kaybından başka bir şey olmadı benim için. "Allah vardır, çünkü kainat vardır " cümlesiyle Allah'ın varlığını açıklamaya çalışan bir bilginden çok fazla da birşey alamayacağımı düşünüyorum.
317 syf.
·17 günde·9/10
Okunması gerekenlerden biri, Maalesef Türkiye'nin tarihinde kara bir leke gibi duran bir takım olaylar yaşandi ibadet dilinin turkcelestirilmesi gibi, ve bunlar hep laiklik adı altında yapıldı. Peki laiklik nasıl ortaya çıkmıştı , Rönesans ve reform hareketleri ile peki bunlara nasıl bir ortam sebep olmuştu. Katolik kilisesinin bilim ve sanat üzerindeki baskısı insanları laikliğe sürükledi , yazarin güzel bir sozu var Avrupa laiklik için savaş verdi ve kazandı ama bizde durum farklı bizde laiklik kazanılmış bir savaş sonrasında baskı ile kabul ettirilmeye çalışıldı. Peki sonuç dinsiz bir nesil yetisti. Laikliği yanlış anlıyoruz , laiklik demek başı örtülü olan bir bacının devlet dairelerine girememesi degil her dine mensup insanın dinini yasayabilmesi ve ibadetlerini özgürce yapabilmesidir laiklik...
317 syf.
·14 günde·8/10
Ali Fuad Başgil'in sevdiği öğrencilerinden birinin tavsiyesi üzerine okudum bu kitabı ve bazı konularda farklı düşünsemde çok beğendim.

Kitap laiklik üzerine olduğu için dinlerin varlığı, din hürriyeti, İslam, Türkiye tarihi vb. konulara yer vermemek olmazdı. Ali Fuat Başgil'de bunların hepsine kısacada olsa yer veriyor ve önsözde "bu esercik" diyerek bahsediyor kitabından. Konuyu beş kısıma ayırırak işliyor. Bu kısımlar sırasıyla şu başlıkları taşıyor; din ve hayattaki yeri, din hürriyeti ne demektir?, laiklik ve modern devlet, Türkiye'de din ve devlet münasebetleri tarihine kısa bir bakış, zamanımızda ilim ve din mücadelesi. Bunların dışında birde "ekler" kısmı var ki eserin en çok hoşuma giden yanlarından biri olduğunu söyleyebilirim. Çünkü bu kısımda kitap boyunca değindiği sorunlara, yanlış gördüğü noktalara çözüm önerisi sunuyor ve olması gerekeni detaylıca anlatıyor.

Yazar laikliğin devrin ihtiyaçlarından doğan bir zaruret olduğunu (sayfa 181) söyleyerek bu devirde din hürriyetinin ancak laik bir devlette gün görüp yaşayabileceğini belirtiyor. "Filhakika laiklik devletin dine ve dinin devlete bağlanması sisteminin her ikisine de ayni derecede muarız ve her ikisini ayni şekilde nefyeden üçüncü bir itidal ve muvazene sistemidir.(sayfa 178)" diyerek laikliği tanımlıyor ve Türkiye'de bu anlamda bir laikliğin olmadığını, laikliğin devletin din ve mâbed işlerine müdahalesini maskelemeye yarayan bir paravana olduğunu söylüyor.Yazar Türkiye'nin din ve devlet münasebetleri tarihini üç devre ayırıyor.1924'ten içinde yaşadığı yıla kadar olan süreyi son devir olarak belirliyor ve bunun "devlete bağlı din" sistemi devri olduğunu söylüyor. (Fikrimce hayatta olsaydı bugünüde dahil ederdi.)

Son olarak, kitabın içerdiği eleştiriler nedeniyle bazı kesimlerin katılmayacağı fikirler barındırsada okuyan herkes için faydalı olacağını, eserden alınabilecek çok şey olduğunu düşünüyorum.Şunu da belirtmeliyim ki yazar kitabının birkaç yerinde fikirlerini özgürce yazamadığını söylüyor ayrıca önsözde, fikir ve kanaatlerinden yapmak zorunda kaldığı fedakarlıklardan dolayı eserin orjinal çehresinin bozulduğunu ifade ediyor. Velhasılıkelam din hürriyeti temelli bir eser için bu oldukça manalı bir haksızlık olmuş.
317 syf.
·Beğendi·9/10
Kitap hala ; gerekli mi gereksiz mi diye tartışagelen laiklikten ve doğurduğu sonuçlardan ve dahası din ile laikliğin tam olarak çatışma alanlarından , nihayetinde de her iki konunun uzlaşı yollarından bahseden alanında ülke sınırları içinde ilk denilebilecek bir kitaptır.. Yurdumuzda kurtuluş mücadelesi sonrasında her alanda yapılan yenilikler kimi zaman halkın yararına gibi masum bir niyetle yapıldı ise de zamanla yüzyıllardır İslam Dinî gibi temeli sağlam bir Dinî yok sayacak uygulamalar yüzünden bu yenilikler faydadan çok zarar getirmiş ve topluma ,onun yaşam biçimine müdahale ederek toplumun içinde kargaşaya neden olmuştur. O dönemin canlı sahitlerinden olan yazarımız yapılan haksızlıkların temelsiz suçlamaların da odağı haline gelmiş biri olarak Dini mukadesatan
bihaber çevrelerin laiklik adı altında işledikleri curumleri korkusuzca aktarıyor bizlere...
Bu yüzden laiklik konusunda kulaktan dolma her ne varsa silip süpürüyor yerine ilmin ve fenin ışığında meseleye radıkal çözümler sunuyor
Ben okudum ve naçizane fikrimi beyan ettim.
Okumak isteyenlere tasviye ederim
317 syf.
·Puan vermedi
Din mevzuunda tamamı ile yabancı oldukları ileri geri konuşmalarından anlaşılan bazı yüksek mertebeli şahsiyetler, sanki yapılacak başka bir iş kalmamış gibi dini ele aldılar.
Bu eser miş miş lere ve yersiz sorulara cevap vermekte ve maksadın hakikat aramak değil: din ve maneviyatı kökünden sarsmak, iman nurunu söndürmek olduğunu göstermeye çalışmaktadır.

Dinen günahkar olmak, dini sevmeye ve dindarın tükenmez saadetine imrenmeye mani değildir.
Halife Ömer Kudüs'ü aldığı zaman hristiyanların kılına dokundurtmamıştır. Aynı Kudüs'ü Haçlılar zaptettikleri zaman Müslümanları kılıçtan geçirmişlerdir. Rahip Michoud diyor ki; "Hristiyan milletler hesabına esef ederim ki, bunlar dini müsaadekarlığı Müslümanlardan öğrenmeye muhtaçtırlar."
Din duygusu, tıpkı aşk ve güzellik duygusu gibidir; kitaptan alınmaz. İnsanın, iman sahibi olmak için alim olması lazım gelmez. İnsanların en basit ve cahili bile, gülün yapraklarından nefis gül kokusunu duyduğu gibi, eşya ve ecsamın binbir esrarından da Allah'ı duyar. Elverir ki duymak istesin.
Tufeyli "Reformcular" sahte Luther'lermi tanımadık, ne deli saçması risale ve kitaplar okumadık.İslam'ın Amentüsünü bile bilmeyen nice namertler İslam da reform davasınamı kalkışmadı?
Ali  Fuad Başgil
Sayfa 28 - Yağmur Yayınevi
Kur'an-I Kerimde ve daha evvel Tevrat'ta beyan olunduğu üzere, mutlak kudretin sahibi Allah kainatı (altı günde) yaratmıştır... Kur'an-ı Kerim'deki günden maksat, yirmi dört saatlik bir devre değildir; bir(etape) merhaledir. Allah Teala kainatı altı merhalede yaratmış ve altıncı merhalede, (ahsen-i mahlukat) olarak insan varolmuştur. Her merhale arasındaki zamanı ise ilmin bilip tayin etmesine imkan yoktur. Onu ancak yaratan bilir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Din ve Laiklik
Baskı tarihi:
Şubat 2016
Sayfa sayısı:
343
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757663485
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kubbealtı Neşriyat
Baskılar:
Din ve Laiklik
Din ve Laiklik
Türk devletinin tarihi seyrinde din büyük bir yer tutmuştur. Bunun bir büyük sesebi de, Orta Asya'dan Anadolu'ya inen Türkleri, Avrupanın hristiyan devletlerinin "haçlı seferleriyle" karşılamış olmalarıdır. Bunun altını dikkatle çiziyorum. Haçlı seferleri, müslümanlara karşı değil, müslüman Türklere karşı başlatılmıştır. Kudüs'ün Türkler tarafından yeniden fethidir haçlı seferlerini başlatan. Elbette bundan sonraki Türk tarihi de, Çanakkale'ye, hatta Başkumandanlık Meydan Muharebesine kadar haç-hilal kavgası şeklinde cereyan edecekti.

"Din ve Laiklik" kitabını merhum babasına çok samimi evlatlık duygularıyla ithaf etmiş olmasını da çok samimi evlatlık duygularıyla ithaf etmiş olması da şayanı dikkat bir noktadır. Bu kitap, bizim gençlik senelerimizde baş ucu kitabımız olduğu kadar milletin de yarasının merhemi olmuştur.

Kitabı okuyanlar 68 okur

  • Terra Nova
  • firdevs ceylan
  • S.Süheyl
  • Şûrîde⠀ོ
  • Yasin Ertuğrul
  • Arturo Bandini
  • Amar Ademi
  • Ahmet Yüksel
  • Levent Öztürk

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%5 (1)
9
%10 (2)
8
%5 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0