Adı:
Din ve Psikiyatri
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052992777
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Religion and Psychiatry
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Din ve Psikiyatri
Din ve Psikiyatri
Ölüme, yanıp kül olmuş bir kaleden başka bir şey bırakmayın.

Nikos Kazancakis

“…varoluşsal psikoterapi ile dinî teselli arasında da bazı kıyaslamalar yapacağım. Bu iki yaklaşımın karmaşık, gerilimli bir ilişkisi olduğuna inanıyorum. Bir bakıma aynı atalara ve endişelere sahip kuzenler sayılırlar: insanlığın doğasında bulunan umutsuzluğa çare bulmak gibi bir görevi paylaşıyorlar… Ama yine de temel inançlar ve psikoterapinin belli başlı pratik yaklaşımları ile dinî tesellinin taban tabana zıt olduğu da bir gerçek.”

İnsan neden ilahi bir varlığa inanma ihtiyacı hisseder? Ölüm neden korkutucudur ve insanı dinî teselliye iter? Din ve psikiyatri insan ruhuna nasıl dokunur?

2000 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği’nin Oskar Pfister Ödülü’ne layık gördüğü Irvin Yalom’un ödül alırken yaptığı konuşmayı içeren bu kitap, hemen her insanın zihnini kurcalayan sorulara yanıtlar sunuyor.

“Psikoterapiye ilgi duyan genel okur için Irvin D. Yalom’dan daha ilginç bir yazar olamaz. Aralarında Nietzsche Ağladığında romanı da bulunan on beş kurgu ve kurgu dışı kitabın yazarı olan Yalom, bir psikiyatr ve terapist olduğu kadar yetenekli bir hikâye anlatıcısıdır.”

Heather C. Liston
Yalom'u, kütüphanede Freud'un bir kitabını ararken şans eseri rastladığım bu kitabı okuduktan sonra tanıdım ,zamanla en sevdiğim yazarlardan biri olup çıkıverdi. Bir tane daha diye diye neredeyse bütün kitaplarını bir haftada okuyup çıkmama ben bile şaşırdım, ama tarzı tam da bana göreydi.
Bu kitabına gelirsek Irvin Yalom'un konferanslarından derlenmiş ve dine psikiyatrinin bakış açısıyla yaklaşarak dinin kökenleri ve yaşama amacımız üzerine Freud, Jung ve tabi ki kendisinin sorgulamaları ve düşüncelerine yer verilen kısa ve öz bir eser olduğu söylenebilir. İnsanı yormadan düşündüren, akıcı ve terminolojik kelimelere yer vermeden anlatan bir kitaptır ayrıca. Düşünen herkese hitap eden ve tek atımlık denen türden bir kitap olduğundan herkesin okumasını tavsiye ederim. Ayrıca biraz Yalom'dan bahsetmek gerekirse Carl Sagan gibi onun da bilimin halka uzanan dallarından biri olduğunu söyleyebiliriz. Bu konularda yazılan kitaplar genelde akıcı bir üslupla ilerlemez ve bilgi yığını türünde olduğundan ağır gelebilir ama Yalom'da tam tersidir. Okudukça okuyasınız gelir, her satırda olmasa da çoğu satırda kendinizi bulursunuz. Diğer satırlar ne mi olacak? Onlar da çevrenizdeki diğer insanlardır tabi ki. Keyifli okumalar :)
"Her birimizin karanlıkta yol alan yalnız gemiler olduğunu biliyorum ama yine da yakınlardaki diğer gemilerin ışıklarını görmek büyük rahatlık sağlıyor."

*Kitabı bir oturuşta bitirmeyi düşünmüyordum ama yine bitirdim. Yalom'un 2000 yılında Oscar Pfister Ödülü alırken yaptığı konuşmayı içeriyor, sayfalar zaten yarım gibi, incecik bir kitap bu yüzden bir oturuşta bitirdim. Kısa ama derin derin düşündürüyor. Yalom'dan okuduğum ilk kitap olur kendileri. İnsanın kafasında gerçekten müthiş soru işaretleri uyandırıyor, beynim alev aldı diyebilirim. Psikoterapinin temel yaklaşımları ve din arasında hem büyük bir bağlantı hem de derin uçurumlar olduğunu gözler önüne seriyor. İnsanın anlam arayışını, ölümün korkutuculuğunu, ölüm ve din arasındaki ilişkiyi, insanın hangi zamanlarda bir dine inanma isteğine daha çok yöneldiğini sorgulatıcı şekilde dile getirmiş gerçekten. En dikkatimi çeken yer ise, Yalom'un ateist olmasına rağmen "Bazen inanma ihtiyacımızın ısrarı ve gücü karşısında büyük bir hayret duyuyorum, bu ihtiyaç hiç kaybolmuyor." demesiydi. Bu cümle aklıma direkt şu hadisi getirdi: "Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar." Biz bir dine inanma ihtiyacı duyarak geliyoruz bu dünyaya zaten. Ne kadar "inanmıyorum, kabul etmiyorum" diyenlerimiz olsa da bu isteğin kaybolmadığını Yalom dile getirmiş. :)
*Çevremizde her zaman bizim görüşümüzde, dinimizde insanlar barınması olanaksız. Olaylara farklı gözlerle bakabilmek için okunabilirliği yüksek bir kitap. Psikoloji hakkında bilgim arttıkça ben tekrar dönüp okuyacağım, Yalom bazı danışanlarının dinle ilgili duygu durumlarını da dile getirdiği için ben bir kere okuyup kenara atamam bu kitabı. :) Bu konulara ilgi duyanlara tavsiye ederim.
*Ayrıca Freud, Nikos Kazancakis'e atıflarda bulunmuştu kitapta. Zaten okuma listemde oldukları için en kısa zamanda onlarla ilgili de kitap okuyacağım.
  • Satranç
    8.7/10 (9.349 Oy)9.311 beğeni25.861 okunma1.853 alıntı119.768 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.409 Oy)19.173 beğeni43.738 okunma3.027 alıntı184.395 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.610 Oy)8.891 beğeni28.934 okunma846 alıntı140.679 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.778 Oy)13.502 beğeni34.794 okunma3.452 alıntı147.188 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.506 Oy)8.101 beğeni22.978 okunma857 alıntı90.628 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (7.944 Oy)8.914 beğeni26.520 okunma2.697 alıntı115.753 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.349 Oy)9.311 beğeni25.861 okunma1.853 alıntı119.768 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.695 Oy)5.800 beğeni19.824 okunma838 alıntı102.057 gösterim
  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    8.6/10 (6.096 Oy)5.802 beğeni16.947 okunma2.106 alıntı90.548 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.778 Oy)13.502 beğeni34.794 okunma3.452 alıntı147.188 gösterim
Yalom'ın Pfister ödülünü alırken yaptığı konuşmasından oluşan 60 sayfalık kitap Din ve Psikiyatri.Birbirinden bağımsız bu iki kavramın aslında ne kadar iç içe olduğunu da gözler önüne seren bir kitap aynı zamanda. Dogmalardan yola çıkan dinin bilimsel temelli psikiyatriyle olan ilişkisi doğum, yaşam, ölüm arasındaki insan döngüsünü muazzam bir şekilde işlemiş Yalom. Bunu yaparken de Nietzsche'den, Schopenhauer'dan Kazancakis'ten örnekler sunuyor. Psikoloji ve varoluşçuluk sevenler için güzel bir kitap, Yalom okumaya başlamak için de öyle.
''Ölürken başkalarının yanımızda olmasını isteyebiliriz, birisi için ya da bir dava uğruna ölebiliriz ama kimse, birisinin yalnız ölmesine engel olamaz.Ölürken birilerinin bize eşlik etmesini istesek de (antik zamanlarda hükümdarların yaptığı gibi )ölmek, insan deneyimlerinin en yalnızı olarak kalmaya mahkumdur.''
Yazmayı bilen yazarların küçük hacimli kitaplarından korkmak gerekir. İnce kitaplar; söylecek çok şeyi olan insanların kendi kendilerinden özenle seçtikleri şeylerin zihin soframıza sunulduğu uzun bir akşam yemeğinin hazımsızlıkla dolu saatlerinden hafızamızda kalan birkaç dakikası gibidir. Hızla gelip geçer hafızamızdan kalan birkaç dakika ama hızlı olmak aynı zamanda çoğu şeyi gözden kaçırmak anlamına da gelebilir. Bu nedenle böyle kitapların "parçalama usulü" ile okunması gerektiğini savunmaktayım.
#1
.Parçalama: Varoluşsal psikoterapiye dair
#2
.Parçalama: İnanışa dair
#3
.Parçalama: Kıyaslamalı sonuçlara dair


1. Parçalama: Varoluşsal psikoterapiye dair

Amaç: Yalom'un perspektifinden varoluşsal psikoterapinin temel yaklaşımlarını ortaya koymak.
Yöntem: Yazarın kitap içinde rastgele yerleştirilmiş ilgili söylemlerinin belli bir düzende sıralanması ve incelenmesi

Varoluşçu psikoterapi, varoluşla ilgili meselelere odaklanan dinamik bir terapi yaklaşımıdır.
Bu yaklaşıma göre bizi rahatsız eden içsel çatışmalar yalnızca bastırılmış içgüdüsel çabalarımızla, içselleştirdiğimiz önemli yetişkinlerle veya unutulmuş travmatik anı parçalarıyla mücadelemizden (buraya kadar sayılanlar klasik psikoterapi yaklaşımıdır.) değil, aynı zamanda "varoluşun getirileri"yle yüzleşmemizden kaynaklanır.
Kişinin,gündelik endişelerinin filtrelenmesi ve dünyadaki durumu hakkında derinlemesine düşünmesi gibi durumlarda "yüzleşme"si gerçekleşecektir.
"Varoluşun getirileri" ile "yüzleşme" hali dört nihai kaygı unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Ölüm,soyutlanma,hayatın anlamı ve özgürlük.
A. Ölüm
En belirgin, sezgisel açıdan en açık nihai kaygıdır. Ölüm peşimizi hiç bırakmaz; erken çocukluk yıllarımızdan beri bilincimizin hemen kıyısında duran karanlık varlığıyla meşgulüzdür.Karekter oluşumunda önemli rol oynayan ölüm korkusuna karşı inkara dayalı savunmalar geliştirilir. Terapötik psikoterapi açısından "ölümle yüzleşmek" yani "sınır deneyimler" çarpıcı fırsatlar sunmaktadır. Ölümle yüz yüze gelen insanlar hayatlarında dikkat çekici değişikler yaşamaktadır. Kanser'in psikonevrozları tedavi etmesi buruk bir örnektir. Temel sorun, "her hastanın ölümle yüzleşme-sınır deneyimini yaşamadan hastada değişimi sağlayacak diğer sınır deneyimlerin işlevsel hale getirilip getirilemeyeceği"dir.
B. Soyutlanma
a)varoluşsal soyutlanma
b)ruhsallık içi soyutlanma(bahsedilmeyecek)
c)kişiler-arası soyutlanma(bahsedilmeyecek)
Varoluşsal soyutlanma kişinin kendisi ile başkaları arasındaki aşılmaz uçurumu,hatta sadece kişinin kendisi ile başkaları arasındaki değil, aynı zamanda benliği ile dünya arasındaki boşluğu ifade eder. Bu soyutlanış biçimi en belirgin hastalığının terminal döneminde olan hastalarda yani ölümle yüz yüze olan hastalarda görülmektedir. Çünkü insan dünyaya tek başına gelip bu dünyadan tek başına ayrılmak zorunda olduğunu ancak o zaman gerçekten fark eder. Ölüm, insan deneyimlerinin en yalnızı olarak kalmaya mahkumdur. Terapötik psikoterapi açısından "bağlantı" kurulması önemli fırsatlar yaratmaktadır. Bağlantı kavramını hastalardan birinin şu sözleriyle açıklayabiliriz: "Her birimizin karanlıkta yol alan yalnız gemiler olduğunu biliyorum ama yine de yakınlardaki diğer gemilerin ışıklarını görmek büyük rahatlık sağlıyor."
C. Hayatın anlamı
Hayattaki en önemli görevlerimizden biri, yaşamı desteklemeye yetecek kadar sağlam bir amaç icat etmemizdir. Sonra da zorlu bir manevra yaparak bu amacı bizzat yazdığımızı inkar etmeyi başarmamız gerekir ki onu "keşfettiğimiz", yani "orada bir yerde" bizi beklemekte olduğu sonucuna varabilelim.Hayatın anlamı meselesi, kendi üzerine düşünen bütün varlıkların başına beladır. Yaşamda sağlam bir amaç aramaya yönelik süregelen araştırmalarımız bizi sık sık krize sokar. Bu kriz hali, "tutarsızlık","tutkusuzluk", "boşluk hissi"," ne yapacağını bilememe","yoğun can sıkıntısı" gibi durumlarla karşılık bulur. Terapötik psikoterapi açısından hayatın anlamıyla ilgili kaygılara dolaylı yoldan yaklaşılması önem arz etmektedir. Hayatın amacı peşine düşmemek; anlamlı ve gerçek bir uğraşın, geniş, doyurucu, kendini-aşan bir çabanın içine daldıktan sonra onun "kendiliğinden gelmesine" izin verilmesi bu dolaylı yolun tanımlanmasıdır. Psikoterapistin buradaki önemli faydası bu tür uğraşın önündeki engelleri tanıyıp kaldırılmasına yardım etmektir. Anlamlı,gerçek bir uğraşın ve geniş,doyurucu bir çabanın, klinik ve teorik araştırmalarda hedonizm,özgecilik,bir davaya kendini adama,üretkenlik,yaratıcılık,kendini gerçekleştirme gibi komponentler içerdiği görülmüştür. Kendini-aşan çabanın yani kişinin kendi dışında bir şeye ya da birine yönelmesinin daha derin ve daha güçlü bir anlam kazandırdığı klinik deneyimlerimle ulaştığım sonuçtur.
D.Özgürlük
Varoluşun temelindeki yapı eksikliği, das nichts. (Yazar kitapta olguyu bu uzunlukta vurgulamıştır.)
#
#
#
Yazarın ödül aldığı bir toplantıdaki konuşmasını içeren-Din ile psikiyatri arasındaki ilişkiyi anlatıyor. Kitap çok kısa ve koşa bir zamanda diliminde okuyabilirsiniz.Fakat etkisi büyük .
Irvin Yalom, yine kendi hayatı üzerinden çıkarımlara bu sefer din kavramı üzerinden hayatın anlamını sorguluyor. Kitabın akıcılığı da gayet yerinde..
Bu incecik kitabın felsefi ve psikiyatrik açıdan bana öğrettiklerini kelimelere dökmek çok zor. Yazar din ve psikiyatri çalışmalarının ne kadar iç içe olduğunu ancak nasıl bazı felsefeciler tarafından gözardı edildiğini ve reddedildiğini kendi görüşlerine de yer vererek açıklamış. Mutlak bir dinin aslında insanın sonsuz arayışlarından doğduğunu belirtiyor.
üzerinde düşünülmesi gereken kilit cümlelere yer vermiş.Sorgulatan bir yaklaşımı var kendisinin. Irvın Yalom'un tarzını seviyorum beğendim.Sorgulama üzerine bir sıkıntınız yok ise siz de seversiniz diye düşünüyorum..
İnsan neden ilahi bir varlığa inanma ihtiyacı hisseder? Ölüm neden korkutucudur ve insanı dini teselliye iter? Din ve psikiyatri insan ruhuna nasıl dokunur?

Engin Geçtan'ın önsözüyle Yalom'un dünya görüşüne yer verilen ve 2000 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği’nin Oskar Pfister Ödülü’ne layık gördüğü Yalom'un yaptığı konuşmanın bulunduğu bir kitap(çık). Ayrıca kitapçıkta Yalom ile yapılan bir röportaj ve Yalom'un Otobiyografik notları eklenmiş.

Kitap'ta dinin insan psikolojisi üzerindeki etkileri, yalın ama içsel bir dille anlatılmış ve hemen her insanın zihnini kurcalayan sorulara yanıtlar sunuyor.
Yalom, varoluşçu Psikoterapinin en önemli yaşayan temsilcilerinden biridir. Aynı zamanda Uluslararası Sigmund Freud – Psikoterapi 2009 ödülünün de sahibidir.

2000 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği’nin Oskar Pfister Ödülü’ne layık gördüğü Irvin Yalom’un ödül alırken yaptığı konuşmayı içeren bu kitap, hemen her insanın zihnini kurcalayan sorulara yanıtlar sunuyor.

İnsan neden ilahi bir varlığa inanma ihtiyacı hisseder? Ölüm neden korkutucudur ve insanı dinî teselliye iter? Din ve psikiyatri insan ruhuna nasıl dokunur?

#Alıntılar

-Sizin sevinçlerinizin,kederlerinizin,anılarınızın,hırslarınızın,bireysel özgür irade dediğiniz şeyin aslında geniş bir sinir hücresi ağının ve onlarla bağlantılı moleküllerin davranışından daha fazlası olmaması,şaşırtıcı bir varsayım.

-Her birimizin karanlıkta yol alan yalnız gemiler olduğunu biliyorum ama yine de yakınlardaki diğer gemilerin ışıklarını görmek büyük rahatlık sağlıyor.

-Biz insanların yapısal olarak anlamdan yoksun olan bir dünyaya salıverilme talihsizliği yaşayan, anlam arayışı içindeki yaratıklar olduğu söylenebilir. Hayattaki en önemli görevlerimizden biri, yaşamı desteklemeye yetecek kadar sağlam bir amaç icat etmemizdir.

Sonra da zorlu bir manevra yaparak bu amacı bizzat yazdığımızı inkar etmeyi başarmamız gerekir ki onu "keşfettiğimiz", yani "orada bir yerde" bizi beklemekte olduğu sonucuna varabilelim.

-Hayatın amacının açıkça peşine düşmek, tıpkı Buda'nın söylediği gibi, öğretici değildir: En iyisi, insanın kendini yaşam nehrine bırakması ve bu meselenin akıp gitmesine izin vermesidir.
Kitap; Irvin Yalom’un aldığı Oskar Pfister Ödülü sonrası yaptığı konuşmayı içeriyor. İnsanların var olduğu ilk zamanlardan itibaren bir dine ihtiyaç duymasının altındaki psikolojik sebepleri incelemiş. Din ve ona bağlı psikolojik ilişki. Zaten çok ince bir kitap olduğu için birkaç saatte okunabilecek ama hayli uzun süre düşündürecektir.
(...) insan dünyaya tek başına gelip bu dünyadan tek başına ayrılmak zorunda olduğunu ancak ölmek üzereyken gerçekten fark eder.
Hayatın anlam meselesi, kendisi üzerinde düşünen bütün varlıkların başına beladır.
Schopenhauer dinî inancın, gelişmesi için çocuklukta ekilip kök salması gerektiğini bize hatırlatıyor: "İnanç kapasitesi çocuklukta en yüksek seviyededir; bu yüzden dinler, o hassas yılları her şeyden önce ele geçirmeye kendilerini adarlar."
Hayattaki en önemli görevlerimizden biri, yaşamı desteklemeye yetecek kadar sağlam bir amaç icat etmemizdir.
"Hayret veren hipotezler sizin, sevinç, keder ve anılarınızın, hatta hırslarınızın, kişisel özgür irade anlayışınızın, geniş bir kümelenme gösteren sinir hücreleri ile bunlara bağlı moleküllerin davranışından başka bir şey olmadığını söyler."
Hayatlarını dolu dolu yaşamış oldukları duygusunu taşıyan, potansiyellerini ve yazgılarını gerçekleştirmiş olan kişiler, ölümle karşılaşınca daha az paniğe kapılıyorlar.
İrade doymak bilmez; bir dürtü giderildiğinde bu doygunluğun sevincini sadece bir an yaşarız ve onun yerini hemen can sıkıntısı alır, ta ki yeni bir arzu bizi ele geçirene kadar.
Irvin D. Yalom
Sayfa 61 - Pegasus Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Din ve Psikiyatri
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
64
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052992777
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Religion and Psychiatry
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Din ve Psikiyatri
Din ve Psikiyatri
Ölüme, yanıp kül olmuş bir kaleden başka bir şey bırakmayın.

Nikos Kazancakis

“…varoluşsal psikoterapi ile dinî teselli arasında da bazı kıyaslamalar yapacağım. Bu iki yaklaşımın karmaşık, gerilimli bir ilişkisi olduğuna inanıyorum. Bir bakıma aynı atalara ve endişelere sahip kuzenler sayılırlar: insanlığın doğasında bulunan umutsuzluğa çare bulmak gibi bir görevi paylaşıyorlar… Ama yine de temel inançlar ve psikoterapinin belli başlı pratik yaklaşımları ile dinî tesellinin taban tabana zıt olduğu da bir gerçek.”

İnsan neden ilahi bir varlığa inanma ihtiyacı hisseder? Ölüm neden korkutucudur ve insanı dinî teselliye iter? Din ve psikiyatri insan ruhuna nasıl dokunur?

2000 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği’nin Oskar Pfister Ödülü’ne layık gördüğü Irvin Yalom’un ödül alırken yaptığı konuşmayı içeren bu kitap, hemen her insanın zihnini kurcalayan sorulara yanıtlar sunuyor.

“Psikoterapiye ilgi duyan genel okur için Irvin D. Yalom’dan daha ilginç bir yazar olamaz. Aralarında Nietzsche Ağladığında romanı da bulunan on beş kurgu ve kurgu dışı kitabın yazarı olan Yalom, bir psikiyatr ve terapist olduğu kadar yetenekli bir hikâye anlatıcısıdır.”

Heather C. Liston

Kitabı okuyanlar 95 okur

  • Mehmet Atilgan
  • Asude Er
  • /Ris
  • Rumeysa
  • Esra Karataş
  • Melek Yıldız Türk
  • Fatoş Kesici
  • Ceyhun KAHVECİ
  • Celal Demir
  • Cemal Uluk

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.6 (6)
9
%14.7 (5)
8
%11.8 (4)
7
%2.9 (1)
6
%2.9 (1)
5
%2.9 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0