·
Okunma
·
Beğeni
·
4.142
Gösterim
Adı:
Dinin Kökenleri
Baskı tarihi:
1999
Sayfa sayısı:
406
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Öteki Yayınları
Baskılar:
Dinin Kökenleri
Dinin Kökenleri
Dinin Kökenleri
Dinin Kökenleri
Dinin Kökenleri
Dinin Kökenleri
406 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Biraz sıkıcı gelsede çok güzel bir kitap. Yapılan araştırmalar ve bunlar üzerinden çıkarılan psikolojik sonuçlarla varılan yargılar çok güzel. Tek tanrıclık olayında sadece Yahudilik ve Musa’ya bağımlı kalmış olması bana enteresan geldi. Sanırım buda yahudi olmasından kaynaklanıyor.
406 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Saplantılı eylemler ve dini uygulamaları,,totem ve tabu,tüm dinlerin psikolojik şekilde incelenmesi.Freud'un analitik irdelenebilecek eserlerinden birisi..
432 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Bir yandan tezimle cebelleşirken, kafam acayip bulanık şu sıralar, dört günde -pek fena bir süre değil sanıyorum- ilk Freud yolculuğumu tamamlamış bulunuyorum! Psikoloji alanında okuduğum ilk kapsamlı kitaptı. Hızımı alamayıp her bir satırını alıntılayacağım diye pek korktum. Karnımı bilgiyle doyuran biri olarak şunu söylemeliyim ki tıka basa doydum. Duracak mıyım? Asla! Freud’un diğer eserleri de çoktan kitaplığımda yerlerini aldılar.
Dümdüz okursanız evrendeki en sıkıcı, bilgiye açsanız evrendeki en akıcı, araştırmayı seviyorsanız evrendeki en eğlenceli, benim gibi sıfır bilgiyle başlıyorsanız hiç korkmadan elinize alabileceğiniz kitaptır. (İmza: Hızını Alamayanlar Kulübü)
Öyle ki bu eser “Kişisel Gelişim” (!) alanında yazılıp, aksine geliştirmek bir yana dursun, insan zihnini daha da körelten “positive vibes” mezarlığının kıyısından dahi geçmiyor. Size direktif vermiyor; şunu yap, bunu yap, hayır. Tamamen kendi kendinizi ameliyat ediyorsunuz. Kimsiniz, neye inanıyorsunuz, inandığınız şeyin kökenleri nereye dayanıyor biliyor musunuz? Gerçek kişisel gelişime hoşgeldiniz.
Kolaylık sağlaması açısından kitapta geçen ana kavramları buraya bırakıyorum: psikanaliz, id, ego, süperego, narsisizm, hipnoz, nevroz, odipus kompleksi, iğdiş edilme kompleksi, totem, animizm, ikircilik, grup evliliği (Aziz L. Fison), tabu, grup psikolojisi, histeri, hipnotik telkin, ensest, yer değiştirme, travma, önbilinç.
İyi okumalar! ♡︎
406 syf.
musa ve akhenaten arasındaki ilişki üzerinden tektanrıcılığın analizini yapan freud'u okurken kendiğinden, ilkel kabilelere kadar derinleştirip neden-sonuç ilişkisini orada arayan max müller, pritchard ve comte'a bizi ulaştırıyor oluşu oldukça ilginçtir. halbuki freud bunu anlatmamış. peki nasıl oluyor da musa devrini ele alan freud, ilkel kabilelerin davranış biçimlerinin ardında yatan nedenleri bize düşündürüyor?

buradaki durumu anlayabilmek için dönüp max müllere bakmak gerekecek, ''din insanın psikolojisinden başka bir şey değildir.'' diyen müller insanda her daim varolan sonsuzluk duygusunun yansıtılmasıyla ulaşılamaz olanı kutsal kabul etme durumu hep var olmuştur insan psikolojisinde. bunu örneklendirerek der ki; insan önce toprağa göğe tapmaya başladı. ve bu sonsuzluk düşüncesi çürüdükçe şekil de değişmeye güneş, yıldız, ay olarak devam etmeye başlamış bir sonsuzluk atıfı olduğunu söyler. sonsuzluk hissi tükenmez ama atıf değişir.

comte ve pritchard ise fetişizmi baz alarak analizlerini ortaya koyarlar. ilkel dinlerin hepsinde varolan fetişist öğeler incelendiğinde dinin kökenini bireyin psikosunda olduğu tezini savunmaya başlamışlardır.

işte kısa geçerek anlatmaya çalıştığım bu derin araştırma alanına freud öyle bir değiniyor ki bir musa dönemiyle herşeyi açığa çıkarıp çürütmeye başlıyor. uzun sözün kısası, freud. hayatınızdan bir bölümü mutlaka freud okumalarına ayırın derim.
292 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Akademik dille yazıldığı için okurken bolca bocaladığım, anlamakta zorlandığım bölümler oldu . Fakat yapmış olduğu araştırmalar bunlardan çıkardığı felsefi ve psikolojik kesin dayanağı olmayan yargılar oldukça güzeldi. Koskocaman Freud ‘u eleştirmek bana düşmez ama tek tanrıcılık olayında sadece Yahudilik ve Musa’ya bağlı kalıp bu doğrultuda ilerlemesi bana enteresan geldi. Yahudi kökenli olup sonrasında ateist olması belki buna sebep olmuştur. Bilinmez “ psikoz davranışlar “ kısmı oldukça ilgi çekici... Antropolojide evrimi benimseyenler Dawrin’e nasıl sarılıyor ise din konusunda farklı görüşlere sahip olanlar ise Freud ‘a sarılıyor. Freud ‘u ne kadar haklı gösteren muhteşem bir tespit bırakıyorum buraya ...
292 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Eğer gerçek , safi bir inanca sahip değilseniz tavsiye etmem .
Freud biraz beyin yakan incelemelerde bulunur.
Çoğu değil ama bazı düşünceleri kendi yorumudur kesin bir ifade kullanmıyor.
Okuyan kişi bu kuramlara kendini inandırabilir
Dili biraz ağır gelebilir . Mesleki terimlerden dolayı
Tabular temelde yasaklarla dile geldiği için, altta yatan olumlu [pozitif] bir arzu akımının varlığı bize açık bir şey gibi gözükür ve nevrozlar benzetmesine dayalı uzun uzadıya bir kanıta ihtiyaç duymaz. Çünkü şöyle veya böyle, hiç kimsenin yapmak istemediği bir şeyi yasaklamaya gerek yoktur; ve şiddetle yasaklanan bir şeyin arzulanan bir şey olması gerekir.
Şu ana dek, dinde ve (totemizmde kesin çizgilerle belirlenmeyen) ahlak kurallarında gördüğümüz haliyle pişmanlığa dönüştürülen babaya yönelik sevecenlik duygu akımlarının gelişimini izledik. Ama bunun temelde zaferle sonuçlanan baba katline yol açan dürtülerle birlikte varolduğunu gözden kaçırmamalıyız. Daha sonra dönüşümün tamamına temel oluşturan toplumsal kardeşlik duyguları, uzun süre, toplumun gelişmesini derinden etkilemeye devam etmiştir. Bu duygular, kan bağının kutsanmasında, aynı klan içindeki yaşam dayanışmasının vurgulanmasında dile gelmiştir. Bireylerin yaşamı böylece güvence altına alınmasıyla kardeşler, hiçbirisine babalarına topluca davranıldığı gibi davranılmaması gerektiğini ilan ediyordu. Böylece babalarının kaderinin tekrarını engellemiş oluyorlardı. Totemi öldürme konusundaki din temelli yasağa, bir de toplumsal temelli kardeşi öldürme yasağı ekleniyordu. Bu yasağın, klan üyeleriyle sınırlı kalmayıp tek bir biçim alması için uzunca zaman gerekecekti: "Öldürmeyeceksin." Ataerkil kabilenin yerini başlangıçta varlığı kan bağıyla güvence altına alınan kardeşlik klanı almıştır. Böylece toplum ortak suça iştirak üzerine oturmuş; din, suçluluk duygusuna ve buna bağlı pişmanlığa dayalı olarak; ahlak ise kısmen bu toplumun ihtiyaçlarına, kısmen de suçluluk duygusunun yarattığı kefaret (günahtan arınma] duygusuna dayalı olarak ortaya çıkmıştır.
Wundt tabuyu, insanın yazıya geçmemiş en eski kanunları olarak tanımlıyor. Genel olarak, tabunun tanrılardan daha eski olduğu ve din diye bir şeyin olmadığı bir döneme uzandığı düşünülür.
Ancak tüm inananlarda dini uygulamalara zorlayan güdüler kendileri için bilinmez
durumdadır ya da bilinçte kendi yerlerine geçmiş olan başkaları tarafından temsil edilirler.
Totem yemeği törenini yardıma çağıracak olursak buna bir cevap bulabiliriz. Bir gün kabileden uzaklaştırılan erkek kardeşler bir araya gelir, babalarım öldürüp yer ve ataerkil kabile düzenine son verir. Birlikte oldukları zaman, bireysel anlamda imkansız olan şeyi yapacak cesareti bulurlar. (Belki de kültürel bir gelişme, yeni bir silah. kendilerine daha üstün bir güç duygusu vermiştir.) Yamyam ilkellerin öldürdükleri kurbanlarını yediklerini söylemeye gerek yok. Kuşkusuz, şiddet düşkünü ilkel baba erkek kardeşlerden her birisi için korkulan ve kıskanılan bir model olmuştur: ve onu yerken, onunla özdeşim kurmuşlar ve her birisi babanın gücünün bir kısmını kazanmıştır. Belki de insanlığm en eski festivali olan totem yemeği böylece, birçok şeyin de -toplumsal örgütlenmenin, ahlaki kısıtlamaların ve dinin- başlangıcı olan bu önemli suç olayının bir tekrarı ve anılması olacaktır.
Böylece, daha sonra dinin yapısında belirleyici bir etki yaratmayı sürdüren özellikler ortaya çıkmıştır. Totemik din, evlatlık suçluluk duygusundan, bu duyguyu dindirme ve gecikmeli boyun eğme yoluyla babayı yatıştırma çabasından kaynaklanmıştır. Sonraki bütün dinler aynı sorunu çözme çabaları olarak görülür. Bu dinler, ortaya çıktıklanı uygarlık evresine ve benimsedikleri yöntemlere göre farklılık gösterir; ama hepsinin amacı aynıdır ve uygarlığı başlatan ve o andan sonra insanlığı bir an bile rahat bırakmayan aynı büyük olaya tepkidir.
Mitte anlatıldığına göre hâlâ bir tanrı ve kültür kahramanı olan ve başlangıçta belki kendisi de dünyayı ve insanları yaratan Koca Prometheus, tanrıdan çaldığı ateşi içi boş bir sopaya, bir rezene sapına saklayarak insanlara götürür. Bir rüya yorumluyor olsaydık, içinin boşluğunun kuraldışı ölçüde vurgulanması tereddüt etmemize yol açsa da, bu nesneyi [içi boş sopayı] bir penis sembolü olarak değerlendirme eğilimi duyardık. Peki bu penis-boruyla ateşin korunması arasında nasıl bir ilişki kurabiliriz? Rüyalarda ortak bir özellik olan ve çoğu kez rüyayı anlamamızı engelleyen tersine dönüştürme, ilişkiyi tersine çevirme işlemini hatırlayıncaya kadar bu pek mümkün gözükmez. Kişinin penis-boruda taşıdığı şey ateş değildir. Tersine, ateşi söndüren bir şeydir; sidiğindeki sudur.
Nevrotik duygulardan şikayetçi insanlardaki saplantılı eylemlerle dindar insanların inançlarını dile getirme konusunda uydukları kurarlar arasındaki benzerliği gören ilk kişi elbette ben değilim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dinin Kökenleri
Baskı tarihi:
1999
Sayfa sayısı:
406
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Öteki Yayınları
Baskılar:
Dinin Kökenleri
Dinin Kökenleri
Dinin Kökenleri
Dinin Kökenleri
Dinin Kökenleri
Dinin Kökenleri

Kitabı okuyanlar 270 okur

  • Kör Kayıkçı
  • Esma
  • Sevde Caliskan
  • FIRAT KAZOVA
  • yasemin Ç
  • Deniz
  • Berrin Çevik
  • Sena
  • Furkan Topcu
  • Seda DURMAZ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.3 (1)
9
%2.6 (2)
8
%0
7
%1.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0