Adı:
Dinler Tarihine Giriş
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
455
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055272784
Orijinal adı:
Traite D'histoire Des Religions
Çeviri:
Lale Arslan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınevi
Baskılar:
Dinler Tarihine Giriş
Dinler Tarihine Giriş
Mircea Eliade'nin bu kitabının merkezinde iki temel soru var: Din nedir ve hangi aşamada bir din tarihinden söz edebiliriz? Eliade bu soruların aydınlatılabilmesi için kutsalın belli sayıda tezahürünün incelenmesi gerektiğini düşünüyor. Bu yüzden de incelemesine gök, su, yer, taşlar gibi kutsalın farklı kozmik düzlemlerde ortaya konulan yüzlerini irdelemekle başlıyor; ardından ayın halleri, güneş, bitkiler ve tarım, cinsellik gibi kutsalın biyolojik tezahürlerini; kutlu yerler, tapınaklar gibi kutsalın mekanla ilgili tezahürlerini, son olarak da mitleri ve simgeleri inceliyor. Yazarın her bölümde kendine özgü bir çerçeve oluşturduğu ve kimi zaman da didaktik olmanın tekdüzeliğini aşmak üzere her bölümde kendine özgü bir üslup geliştirdiği görülüyor. Kitabın farklı başlıkları arasında gezinen okuyucu kutsalın yapısı üzerinde düşünme olanağı buluyor. Eliade'nin Dinler Tarihine Giriş'i tek tek dinleri ele alıp inceleyen bir kitap değil, "ilkel" ve "gelişmiş" din biçimlerini eşzamanlı olarak inceleyerek tüm dinlerdeki ortak öğeleri ortaya koyan ve insanın kutsal ile ilişkisini çözümleyen bir çalışma. Bu kitap bize dinsel inançlar ve düşünceler tarihine nasıl yaklaşmamız gerektiğini öğretiyor.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Taş insan için kendi kırılgan ve geçici yapısını aşan bir gücün temsilidir, gözleri kamaştıran, korkutan, çeken ve tehdit eden bir varlığı vardır, insan taşın büyüklüğünde, sağlamlığında, biçiminde ya da renginde içinde bulunduğu kutsal olmayan dünyadan farklı bir dünyaya ait bir gerçeklik ve güç bulur. Bir kaya parçası ya da bir çakıl taşı belli bir dinsel saygı görür, çünkü bir şeyi temsil eder ya da canlandırır çünkü bir yerden gelmektedir. Ölülerini ve kendilerini korumaya yönelik enerji merkezleri olarak kullanmışlardır. Bronz çağındaki mezar bekçisi taşlar ölüme karşı koruma sağlardı taş nasıl bozulmadan kalabiliyorsa ölünün ruhu da dağılmadan sonsuza kadar varlığını sürdürebilir.
Tüm kozmik düzlemlerde, "karanlık" bir dönemin ardından saf, yenilenmiş "aydınlık" bir dönem gelir. "Karanlık" simgeleri, ölüm ve bitki mitolojilerinde ("karanlıklara" gömülen tohumdan "yeni bir bitki" çıkacaktır, yeni ergin) ya da "tarihsel" döngü kavramlarında bulundukları gibi erginleme ayinlerinde de bulunmaktadırlar. "Karanlık Çağ"ın, yani Kāli-yuga'nın ardından kozmik çözülme, bunun ardından da (Mahāpralaya), yeni bir dönem, yenilenme dönemi gelmektedir. Aynı düşünceye, tüm tarihsel-kozmik döngü inanışlarında rastlamaktayız; bu düşüncenin çıkış noktası ayın evreleri değilse bile bu düşünceyi geliştiren ay evrelerinin ritimleridir.
Karanlık dönemlerin, büyük çöküş ve çözülme dönemlerinin "değerlendirmesinden" ancak bu anlamda konuşabiliriz: her ne kadar "tarihin" tam olarak gerçekleştiği dönemlere denk gelseler de tarih üstü bir anlamları vardır; çünkü buradaki dengeler geçicidir. İnsanların yaşam koşullarının sonsuz çeşitliliği vardır; "özgürlükler," tüm "kuralların" alt üst oluşuyla, tüm eski yapıların yıkılışıyla teşvik edilir. Karanlık dönem, karanlıkla, kozmik geceyle özdeşleştirilir. Ölüm, bir "değeri" olduğu sürece değerlidir; yeni bir biçime hayat vermek için toprakta çözülen tohumlarla, karanlıklar içinde yatan larvalarla aynı simgeselliğe sahiptir.
Mircea Eliade
Sayfa 192 - Kabalcı Yayınevi Birinci Basım: Ocak 2003 (59. Ayla İlgili Metafizikler)
DİNGİR - TENGRİ - TANRI

F. Hommel, Sümercedeki 'Dingir'/"Tanrı": "ışık-saçan" sözcüğünü, Türk-Moğolca 'Tengri'/"Gök", "Tanrı" sözcüğüyle ilişkilendirmiştir. P. A. Barton, gök tanrı Anu'nun tarihöncesi çağların sonuna doğru, Orta-Asya'dan Mezopotamya'ya getirildiğini ileri sürmüştür ("Semitic and Hamitic Origins", Philedelphia 1934, s.245, 369). Aslında IV. binyıldan beri tarihöncesi Doğu kültürleriyle (Elam), "Hazar" ve Altay kültürleri arasında bazı temaslar olduğu doğrudur (proto-Türkler: M. Ebert'in, G. Hermes'in, W. Amschler'in, W. Koppers'in, E. Erzfeld'in incelemelerine bakınız). Bu tarihöncesi kültürlerin birbirlerine katkıları konusu, hâlâ belirsiz bir konudur. Öte yandan III. binyılda Doğu etkilerini Rusya'nın kuzeyine kadar izleyebiliyoruz (Tallgren'in çalışmalarına bakınız). Her durumda; 1) Gök Tanrının en eski proto-Türk uygarlıklarına ait olduğu, 2) Hint-Avrupalıların gök tanrısıyla benzerliğin hayli çarpıcı olduğu, 3) Genelde Hint-Avrupalıların dinsel kurumlarının yapısının, öteki tarihöncesi Doğu ya da Akdeniz uygarlıklarınkinden çok, proto-Türklerin dinsel kurumlarının yapılarına yakın olduğu doğrudur.

[Mircea Eliade, "Dinler Tarihine Giriş", s.83, dn.85 Çevirmen: Lale Arslan Özcan]

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dinler Tarihine Giriş
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
455
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055272784
Orijinal adı:
Traite D'histoire Des Religions
Çeviri:
Lale Arslan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınevi
Baskılar:
Dinler Tarihine Giriş
Dinler Tarihine Giriş
Mircea Eliade'nin bu kitabının merkezinde iki temel soru var: Din nedir ve hangi aşamada bir din tarihinden söz edebiliriz? Eliade bu soruların aydınlatılabilmesi için kutsalın belli sayıda tezahürünün incelenmesi gerektiğini düşünüyor. Bu yüzden de incelemesine gök, su, yer, taşlar gibi kutsalın farklı kozmik düzlemlerde ortaya konulan yüzlerini irdelemekle başlıyor; ardından ayın halleri, güneş, bitkiler ve tarım, cinsellik gibi kutsalın biyolojik tezahürlerini; kutlu yerler, tapınaklar gibi kutsalın mekanla ilgili tezahürlerini, son olarak da mitleri ve simgeleri inceliyor. Yazarın her bölümde kendine özgü bir çerçeve oluşturduğu ve kimi zaman da didaktik olmanın tekdüzeliğini aşmak üzere her bölümde kendine özgü bir üslup geliştirdiği görülüyor. Kitabın farklı başlıkları arasında gezinen okuyucu kutsalın yapısı üzerinde düşünme olanağı buluyor. Eliade'nin Dinler Tarihine Giriş'i tek tek dinleri ele alıp inceleyen bir kitap değil, "ilkel" ve "gelişmiş" din biçimlerini eşzamanlı olarak inceleyerek tüm dinlerdeki ortak öğeleri ortaya koyan ve insanın kutsal ile ilişkisini çözümleyen bir çalışma. Bu kitap bize dinsel inançlar ve düşünceler tarihine nasıl yaklaşmamız gerektiğini öğretiyor.

Kitabı okuyanlar 53 okur

  • DAMLAAKIN
  • Hayat
  • ediz
  • Onur
  • GÖKÇE
  • Ayselt
  • Yasin
  • Hikayeci
  • Can demir
  • Doğukan Akçe

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%63.6 (14)
9
%0
8
%27.3 (6)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0