Dinsel Simgeciliğin Bunalımı

·
Okunma
·
Beğeni
·
54
Gösterim
Adı:
Dinsel Simgeciliğin Bunalımı
Baskı tarihi:
1 Şubat 2017
Sayfa sayısı:
542
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755747897
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnsan Yayınları
Müteal/Aşkın olanın insana değebilmesi, yahut insan tarafından idrak edilebilmesi için dil’in düşünce’yi simgesel içeriği ve içrekliğiyle Göğe/Kutsala yönlendirişinin Batı dünyasında sekteye uğratıldığı kırılma noktalarını irdeleyen Jean Borella; önce fiziksel paradigmanın (Galilei, Kopernik ekseninde), sonra düşünsel paradigmanın (Platon, Aristo, Descartes, Kant ve Hegel ekseninde), sonra dilsel paradigmanın (Sausseerre, Humboldt, Wietgenstien ekseninde), sonra toplumsal paradigmanın ( Roussauo, Marx, Engels ekseninde), sonra ruhsal paradigmanın (Freud ve Jung ekseninde), sonra anlamsal paradigmanın (Feurbach, Foucault, Derride ekseninde), son olarak kültürel paradigmanın (C. Levi Strauss ekseninde) metafizik dilsel ve düşünsel yapıdan fizik/profan bir alana çekilip hapsedilmeye çalışıldığını ortaya koyar.
Verili olan dilden hasıl olan anlamın -veya verili olan anlamdan hasıl olan dilin- simgesel ve dolayısıyla kutsal doğasının batı düşüncesinde nasıl dünyevileştirilip kısırlaştırıldığını, düşünce dünyasına hâkim derinlikli bir çözümlemeyle aktarıp çürütmeye çalışmaktadır.
Simgeyi köktenci bir yaklaşımla dışlayıp atmaya yönelik Batılı düşüncenin, aşkın ve kutsal olanı boğmaya çalıştığı düşünsel dehlizleri titiz bir çalışmayla tarayan Borella; modern uygarlığın başlıca amacının “insanlığın dinsel ruhunu yok etmeye yönelik olduğunu” entelektüel bir gayretle ortaya koyar. Akılcılığa boğdurulmaya çalışılan simgeciliğin varoluşsal zorunluluğunu eleştirel ve çok yönlü bir ispat gayreti olan Dinsel Simgeciliğin Bunalımı, hakikatin/mütealin semantik ve simgesel gerekliliğini de tartışan çok önemli bir metin.
Tabi şunu hatırlatmak elzem: Burda bahsedilen simge modern düşüncenin ve sanatın üretilmiş/yapay simgesi değil, geleneksel düşüncenin ve bizzat varlığın kendisinde içkin olan ve aşkın olana ulaştıran yaratılmış/doğal simgedir.
542 syf.
Jean Borella'nın hristiyan dünyasındaki sembol ve simgecilik anlayışını fiziksel, düşünsel, dilsel, toplumsal, anlamsal, kültürel açılardan ele alarak bir çok filozof ve yazarın yorum ve bakış açıları eksininde değerlendirdiği eseri.

Sanki tanrıyı insanlardan korumaya çalışan bir tutumu var bu kitapta. Çünkü genel olarak simge ve semboller kanalıyla inanç ve tanrı olgularından nasıl uzaklaşıldığına değiniyor. Hatta yer yer serzenişlerini de okumak mümkün.

Ancak insanın bir diğer adı da ''homo symbolicus''tur. İnsan bir çok şeyi sembolize ederek, kategorize ederek, simgeleyerek anlar. Bu yol, aklın en kestirme yoludur bir şeyi tanımlayabilmek ve tanımak için kullandığı... Ancak Borella hayli tepkili bu düşünce şekline.

Dini anlamda sembolize etmek, kendisine değil kendisi dışında
görünmeyen bir hakikate işaret etmesi sebebiyle önemlidir aslında. Tersinden düşünürsek, sembolize etmeden bir hakikati anlamaya çalışmak, tanımlamaya çalışmak çok zor bir durum. Kutsal her zaman semboller üzerinden hareket eder. İnanan kişiye böyle yaklaşır. Bu noktada Borella'nın tepkisi ortaya çıkıyor. Çünkü simge kutsalı aktarması gerekirken bazen kutsalın yerine geçip başkalaşıma neden oluşu yazarın tepkisine binaen kitapta değinilen temel sorun. Keza hristiyanlıktaki Baba-Oğul-Kutsal Ruh simgelemesi de bu noktada yerine geçme durumu doğurmuştur.

Aslında buradan hareketle aklın sembolize edişi üzerinden daha nesnel bir sorgulamaya gitse çok başarılı bir kitap olabilirmiş ancak yazar biraz daha seküler yaklaşmış konuya. Dili oldukça sade olmasına rağmen ağır ilerleyişi oldukça yorucu. Keza içerik anlamında da bir çok farklı metodu ele alarak ilerlemesi boğmuş anlatmak istediğini. Bu kadar eleştirmeme rağmen okunabilir kitaplardan diyebilirim.
542 syf.
·19 günde·Beğendi·Puan vermedi
Avrupa felsefesinin tamamı din karşıtı değipdir fakat modern felsefenin özgün olarak felsefi ve modern olduğu öne sürenin tamamî din karşıtıdır Batı dünyasında sekteye uğratılan kırılma noktasına getirilen kutsallar ve dûşünceler
Sembolün hayatı anlamlandırdığı ve bireyde denge sağladığı konusu Jung tarafından da belirtilmiştir. Modern toplumda ortaya çıkan bazı problemlerin sebebi sembol yoksullaşmasına dayandırılmıştır.
Algı gibi imgelem de bu felsefe tarafından hata unsuru kabul edilmiş ve reddedilmiş, bilimsel keşiflere önem verilmiş iki asır boyunca imgelem şiddetli bir şekilde aforoz edilmiştir.
Sembolize edilene değil de, sembolün kendisine tapınmak Lao-Tzu tarafından şu şekilde yerilmektedir:

''Zihnindeki bulanıklıkları ve belirsizlikleri ortadan kaldır;
Akıl kristalini tertemiz tut.
Gündüz düşleri görmekten kaçın ve izin ver özündeki saf anlayış ortaya çıksın.
Duygularını sustur; sükunet içinde bekle.
Putlara, sembollere ve düşüncelere tapınma deliliğine kapılma; Bu zaten sende var olan bir başın üzerine
Yeni bir baş yerleştirmeye benzer.
Unutma ki gereksiz hareketlerini terk ettiğin zaman,
Mükemmel tabiatın ortaya çıkacaktır.''
Bazı felsefe düşünceleri, bilimin kendilerine bıraktığını düşündükleri bir misyonu tamamlamanın kaygısı içinde, insanlığın dinsel ruhuna karşı üçyüz seneyi aşkın bir süredir savaş sürdürmektedir.

Bu savaşın özgün zemini kutsal simgecilik alanıdır, zira dinin saldırıya açık olan tek yanı, onu ifade eden ve kültürel varoluşunu sağlayan (duyusal olarak algılanabilir ya da entelektüel) biçimlerdir.
Ruhun çeşitli ifade tarzları olan semboller, zamanla canlı karakterlerini yitirmekle yüz yüze gelmişlerdir.

Jung, modern çağın insanının sembollere yabancılaşmasına bağlı olarak inanmasına yardım edecek anlayıştan yoksun olduğunu belirmiştir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dinsel Simgeciliğin Bunalımı
Baskı tarihi:
1 Şubat 2017
Sayfa sayısı:
542
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755747897
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnsan Yayınları
Müteal/Aşkın olanın insana değebilmesi, yahut insan tarafından idrak edilebilmesi için dil’in düşünce’yi simgesel içeriği ve içrekliğiyle Göğe/Kutsala yönlendirişinin Batı dünyasında sekteye uğratıldığı kırılma noktalarını irdeleyen Jean Borella; önce fiziksel paradigmanın (Galilei, Kopernik ekseninde), sonra düşünsel paradigmanın (Platon, Aristo, Descartes, Kant ve Hegel ekseninde), sonra dilsel paradigmanın (Sausseerre, Humboldt, Wietgenstien ekseninde), sonra toplumsal paradigmanın ( Roussauo, Marx, Engels ekseninde), sonra ruhsal paradigmanın (Freud ve Jung ekseninde), sonra anlamsal paradigmanın (Feurbach, Foucault, Derride ekseninde), son olarak kültürel paradigmanın (C. Levi Strauss ekseninde) metafizik dilsel ve düşünsel yapıdan fizik/profan bir alana çekilip hapsedilmeye çalışıldığını ortaya koyar.
Verili olan dilden hasıl olan anlamın -veya verili olan anlamdan hasıl olan dilin- simgesel ve dolayısıyla kutsal doğasının batı düşüncesinde nasıl dünyevileştirilip kısırlaştırıldığını, düşünce dünyasına hâkim derinlikli bir çözümlemeyle aktarıp çürütmeye çalışmaktadır.
Simgeyi köktenci bir yaklaşımla dışlayıp atmaya yönelik Batılı düşüncenin, aşkın ve kutsal olanı boğmaya çalıştığı düşünsel dehlizleri titiz bir çalışmayla tarayan Borella; modern uygarlığın başlıca amacının “insanlığın dinsel ruhunu yok etmeye yönelik olduğunu” entelektüel bir gayretle ortaya koyar. Akılcılığa boğdurulmaya çalışılan simgeciliğin varoluşsal zorunluluğunu eleştirel ve çok yönlü bir ispat gayreti olan Dinsel Simgeciliğin Bunalımı, hakikatin/mütealin semantik ve simgesel gerekliliğini de tartışan çok önemli bir metin.
Tabi şunu hatırlatmak elzem: Burda bahsedilen simge modern düşüncenin ve sanatın üretilmiş/yapay simgesi değil, geleneksel düşüncenin ve bizzat varlığın kendisinde içkin olan ve aşkın olana ulaştıran yaratılmış/doğal simgedir.

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Gamze AKMAN
  • Uğur De Molinari
  • Hikmet Zayi
  • Erdem Avcı

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%50 (1)
6
%50 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0