Diriliş Neslinin Amentüsü

·
Okunma
·
Beğeni
·
39,3bin
Gösterim
Adı:
Diriliş Neslinin Amentüsü
Baskı tarihi:
Aralık 2019
Sayfa sayısı:
68
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789123494293
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Diriliş Yayınları
Diriliş Neslinin Amentüsü adlı eser Sezai Karakoç'un İslam'ın dirilmesi gerektiğini ve nasıl bir yol ve yordam izlenmesini gerektiğini anlatan bir kitaptır. Kitapta insanların yapması gerekenler, yetişmesi gereken nesil anlatılır. Toplumdaki bozukluklarla birlikte, diğer güçlü devletlerin oluşturduğu akımlardan bahsedilir. 
Örneğin: kapitalizm, sosyalizm gibi...
Kitapta Sezai Karakoç'un şu ifadesi çok güzeldir : Günün adamı değil "dem"in adamı olmak. Kitabında bunların gereklerini anlatır. 
Sezai Karakoç kendinin, bir diriliş eri olduğuna inanır ve bir diriliş cephesi bulunduğuna, kendinin de o cephede bir savaş adamı olduğuna, ya da olması gerektiğine inanır.
68 syf.
·6 günde·10/10
Diriliş Erlerinin yol haritası, başucu kitabıdır. İslamcılık ideasına gönül vermiş, baş koymuş herkesin okuması, okutması gereken bir eser. Öyle okunup bir tarafa atılacak cinsten bir kitap değil. Ayaklar biraz titrediğinde, kalbe şüphe düştüğünde, kafalar karıştığında açıp okumak, feyz almak lazım gelir.

Bilir kişi der ki bu toprakların "hu" sesidir Sezai Karakoç. Bugüne kadar şiirleriyle tanıdığım kalemi nesirde okumak çok büyük keyifti benim için. Kalemindeki istikrar, kararlılık, güç okuyanın zihninde müthiş bir etki bırakmakta!
Bu bir manifesto aslında.. Solun yobazlığını mantığını eleştiren haklı cümleler.. Siyasetten sanata , eğitimden kültüre, aileden devlete toplumun her katmanı için yazılmış bir başucu kitabı.. İslamı doğru anlayıp anlatan bir kalemi görünce yine aynı cümleyi tekrarlıyorum: "Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?"

Gelelim o şiirsel anlatımdan bir bölüme.. Şöyle diyor çağın dervişi: "Ben insanın bir ruh, ruhun da bir tapınak olduğuna inanıyorum. Bir başka deyişle, insan ruhunda bir tapınak, insan ruhunun bir tapınak olduğuna inanıyorum.. İnsan orada kendi içine eğilir; o dupduru suda bulanıklığa ait ne varsa temizlenmeli ve o mermersi geometride tek ışık ve tek aydınlık yansımalıdır: Allah'a inanma ışığı ve ona inanma aydınlığı. Sesimi yükseltirsem bunun için yükseltirim. Yoksa bunun dışında dünyada hiçbir şey ses yükseltmeye değmez!"

Çok iyidir, okuyun, okutturun.
68 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Sezai Karakoç kim derseniz, bu kitapta Diriliş Sitesi'nin inşaasında çalışmakta olan, tuğla taşıyıp harç yoğuran, bir işçi.

Karakoç, kitapta ideal bir İslam devleti ve toplumunun nasıl olması gerektiğini anlatıyor. Sanattan metafiziğe kadar doğru ölçüde İslamı mihenk taşı (bkz: mihenk taşı) olarak kullanılması gerektiğini söylüyor. Her müslüman gencin okuması gerektiğini düşünüyorum, "iyi de hocam zaten bunlar olması gereken şeyler değil mi?" gibi bir soru sorabilir okuyan kişi. Düşüncelerin biraz daha berraklaşması, olaylara biraz uzaktan ya da olduğun yerden ama başını başka yöne dönerek görmeni sağlayacaktır diye düşünüyorum.

"Şiir, ruh kapılarını Allah'a açtıkça şiirdir. Yoksa balmumundan petektir, bal değil."

- Sezai Karakoç
68 syf.
·4 günde
Sezai Karakoç'tan malesef ki ilk kitabımdı. Tanışmakta geç kaldığımı biliyordum ama kitaba başlayınca bunu daha iyi hissettim. Kitapta Diriliş Eri kimdir, nasıl olmalıdır , ideal toplum düzeni nasıldır, ideal devlet nasıl olmalıdır gibi soruları cevaplamış. Açıkçası kitabın ilk yarısı beni daha çok etkilemişti.Ben dilini kullanmış olması benim iç sesimin konuşması gibi olmuştu.Ve daha bir coşkuyla , heyecanla okumuştum. Kitabın ilerleyen sayfalarında dikkatim dağaldığından ya da 68 sayfalık kitabı 4 güne yaydığımdan olacak ilk başlarkenki haz devam etmedi. Ancak fikir kitabı olduğundan üzerinde durularak okunması gereken bir kitap , roman gibi akıcı değil.
Şunu söylemek istiyorum.Bu kitap ilk kitabım ama son olmayacak. Sezai Karakoç'un düşünce yapısını çok beğendim, bana hitap ettiğini düşünüyorum. Daha çok kitabını elime alıp onu daha yakından tanımak istiyorum.
Kısa bir inceleme oldu , inceleme olduğu da söylenemez belki ama zaten kitap oldukça öz. Buyüzden kitabı merak edenlerin direkt kitabı okumasını tavsiye ediyorum.
68 syf.
·Beğendi
Kitabın sonuç paragrafinda bir cümle var ; Ezberlenmek için degil, üzerinde düşünmek ve ruha mal edilmek icin.
Kitabın amacını bu cümlede görüyoruz.
Her bir cümlesini ruha nakşederek düşünmek.
Yazar burada geniş bir kitlenin nihai umudunu , hayalini anlatıyor ve tüm bunlara ulaşılması için yerine getirilmesi gereken bu ideallerin tek formülünü veriyor.
O tek formül ise tek gerçek yol olan İslam'dan geciyor.
Okudum ve bitti denilecek bir kitap degil bu.
Okudum evet ama burada okuduklarımı hayata geçirdiğim sürece okumuş olacağım.Ancak böylelikle bu kitabın hakkını verebilirim.
Saygılar Büyük Ustaya...
68 syf.
·2 günde·Puan vermedi
❝Hani Rabbin, Ademoğullarının sırtlarından zürriyetlerini (bütün insanların ruhaniyetlerini huzuruna) almış ve onları kendi nefislerine karşı şahitler kılmıştı: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (Size vücutlar, çeşitli imkân ve fırsatlar verip dünyaya gönderirsem, Bana iman ve itaat eder misiniz? demişti de) onlar: "Evet (Rabbimizsin), biz şahit olduk" (ve söz veriyoruz) demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.❞

(A’râf Suresi 172. Ayet)

Ruh sözünü verdi ve bedenin içini doldurdu. Peki bu beden dünyaya geldiğinde verdiği söze ne kadar sadık kaldı?

Hz. Adem'in ilk günah ve ilk tövbeyi temsilinden, Hz. Nuh'un tufanla yeniden doğuşundan, Hz. İbrahim'in ateşte yanmayacağına olan sonsuz inancından, Hz. Musa'nın yeryüzü tanrısıyla savaşından, Hz. İsa'nın şifa veren ellerini çarmıhta görmek isteyenlere karşı savaşından ve Hz. Muhammed Mustafa (sav)'in tek başına kaldığı bu zalim dünyada Allah'a olan inancıyla hep galip gelmesinden ne öğrenebildik biz?

Evet biz bir söz verdik ve yine evet kıyamet günü geldiğinde "habersizdik" diyenlerden olacağımız kesin.. Ne yazık..!

Habersiz kaldık, çünkü biz inanç denen özü bir aile mirası gibi gördük.
Habersiz kaldık, çünkü biz inanmayı şekilden ibaret bildik.
Habersiz kaldık, çünkü biz inanmanın sevmek olduğunu, özünün aşk olduğunu unuttuk.
İnsan sevmeyi bilmediğine ne inanır ne de hayatını o inanca göre şekillendirir...
Sevmekten habersiz kaldık..!

Öyle ki basit şeylere sığınır olduk. Benim kalbim temizlere; arkasından konuşmuyorum, bunlar doğru, yüzüne de söylerimlere; onun iyiliği için yalan söyledim aslında amacım kötü değillere; çok seviyordum kıskandım canını yaktımlara; zenginlere bir şey olmaz onlardan biz de nasiplenelim çalsak bile fark etmezler nasılsalara...

Doğru olan 'bir'di, biricikti ama dünya nüfusu kadar insan kendince doğrular üretti ve hayat aslında doğru görünen yanlışlar silsilesine döndü... Ve biz inancı sadece kimlikte bir detay olarak gördük; hayatı, insanı, siyaseti, ekonomiyi, eğitimi, sağlığı bütünsellikten uzaklaştırarak ayrı ayrı çürümeye bıraktık. Böylece insanlık çürüdü...

Diriliş işte tam da bu çürümeye ithafen kaleme alınmış. İnsana, öncelikle inansın demiş. Allah'a, Kitabına, Peygamberin o güzel karakterine, sevgiye; saf halde sevmeye, doğruluğa, beşer hâlin edebiyle varlığına, saygıya(insana, hayvana, doğaya...) sahip olan, olması gereken bir insan..!
Tüm bu nitelikler dahilinde bir site, ülke, ütopik bir dünya arzusu doğmuş. Nihayetinde her şeyin aslında olması gerektiği bir profil çizilerek dünyayı bir nevi cennete dönüştürme çabası... Amaç güzel olsa da hizmet edecek olan aracılar çirkin işte.

Velhasıl kelam doğruyu bilip de hala eğriye yönelen nefsimizi sen ıslah eyle Allah'ım ve bize tertemiz sunduğun İslâm dinini hem hakkıyla yaşayanlardan hem de hakkıyla çağrıda bulunanlardan eyle..!

(Amin)
68 syf.
·1 günde
Kitap hacim olarak ince olmasına rağmen anlam ve içerik yönüyle dolu bir kitap.Öyle alalade okunup geçiştirilecek kitaplardan değil.Yoğun anlamlar yüklü.Kısa olduğuna bakmayın .Güncel İslami sorunları bu sorunlara sunduğu çözümleri paylaşıyor bizler ile Sezai Karakoç.13 bölüm den oluşuyor kitap.İslamı hakkıyla yaşayarak,yaşatarak bir milletin tekrar nasıl doğabileceğini.Toplumun ve gençliğin nereye gittiğine dair endişelerini,yapacak hiçbir şeyimiz yokken bile yapabilcek ne çok şeyimizin olduğunu.Endişe duyuyor,dertleniyor dertli adam vesselam.Anlatırken bizi de
endişelendiyor aslın da yanlız hiç değilse birileri farkın da.Birileri çabalamak ta.
68 syf.
müthiş kitap...hepimiz okuyup hayatımıza nakş etmeliyiz...müşahhas misallini umarım yaşarız....

Yazarın oluşturmayı amaçladığı ideal bir devlet vardır. Bu devlet erdem devleti olmakla birlikte Diriliş Neslinin Amentüsü kitabında bu devletin görevleri, gereksinimleri, Diriliş erlerinin görevleri ve sorumlulukları, bu devletin nasıl oluşturulacağı gibi unsurlara yer verilmiş. Yine Sezai Karakoç’a göre İslam ülkelerinde yeni bir nesil gelmektedir ki bu Diriliş Neslidir. Bu nesil ilk olarak inanç ve davranışının genel çerçevesini çizecektir. Sezai Karakoç’un Diriliş Neslinin Amentüsü kitabında amaçladığı şey de bunun bir denemesini gerçekleştirmektir.

Bu devlet her şeyden önce bir İslam ideası devletidir. Bu devlette her şeyden önce temel idea, erdemdir.

Diriliş erinin görevi, yeni bir insan ve toplum psikolojisi oluşturmak için amansız kültür savaşının öncüsü olmaktır. Müslüman/inanmış kişi, çağdaş olmalıdır. Bu çağdaşlıktan kasıt ise Müslümanın geçmişteki İslam medeniyetine hayranlık duymasıyla yetinmeyip onu bugün de gerçekleştirmeyi görev edinmesidir.

Müslümanlığın eksiksiz bir şekilde gerçekleşmesi için de insan ilk önce kendi içinde Müslüman olmalı, sonra bunu toplumsal alanda yaşamalıdır. Sonra da psikolojik ve toplumsal muhtevaya tarih şuurunu da eklemelidir. Günümüzde en büyük savaş, insanın iç dünyasında gerçekleşmektedir.

Yahudiler tarihi Hz Musa ile, Hıristiyanlık Hz İsa ile hakikati başlatıp hakikatin bütününü göremezken bu sistemde hakikat ilk insanla başlar. Diriliş ise, uğurlu, iyilikçi topluluğu gerçekleştirme yoludur. Anarşizm, terörizm, kapitalizm, komünizm, nihilizm gibi akımlar bu sistemde yer bulamaz.
Hakikate erme ve bu erişi koruma bakımından sürekli bir özeleştiridir diriliş neslinin amentüsü. Bu amentü, Tanrı’nın varlığına ve dayalı, gücünü ve mantığını vahiyden, Tanrı’nın sözünden alan bir diyalektiktir. Bu amentü aynı zamanda diriliş erinin kendi kendini gözden geçirmesi, düşünce hayatıyla inanç hayatı arasında kopmuş olan bağları yenileme davasıdır.

Batı uygarlığı ile savaşabilmenin yolu da medeniyetin bilim, sanat, estetik ve düşünce açısından gelişmesi, bu alanlarda kendine özgü bir dinamik oluşturmasına bağlıdır. Diriliş bu anlamda tam olarak Hz Peygamberin sünnetini ihya etmek demektir. Zira Peygamberimiz, ahlak, düşünce, iman-inanç yönünden olduğu gibi silahlı savaş anlamında da bir karşı çıkış göstermiştir. Savaş ise yalnız silahla yapılmaz.

İslam insanı tek başına bir çağrıdır. Yapılan her iş de ahret alemi terazisinde tartılarak yapılmalıdır. Yahudiler ve bugünkü batılılar gibi her şeyi yalnızca dünya açısından yorumlayıcı olamaz diriliş eri.

Kurulmak istenen site/ideal devlet/erdem devleti; insan-kent-anlam-tarih dörtlüsünü ortaya koyup ayakta tutan dört temel sütunun bileşimidir. Diriliş insanı da anlamını İslam’dan alarak oluşturduğu kentin kurucusu olacaktır yeniden. Toplum yanı ise bu sitenin en sağlam yanı olacaktır.

Zengin fakirden çok farklı bir yaşantı sürmeyecek.
Komünizm ve kapitalizmin yıkıcı etkisinden uzak durulacak.
Halk yönetimi esas olacak ama demokrasi putlaştırılmayacak.
İçki, kumar, fuhuş, saygısızlık, tembellik gibi kötü durumların siteden uzak tutulması için uğraşılacak.
Öksüz, dul, yetim, sahipsiz yaşlılar, sakatlar toplumda öncelik verilenlerden olacak ve korunacaklar.
İşsiz kimse kalmayacak ve devlet bunu sağlamak zorunda olacak.
Herkesin okuma hakkı ve sağlık hakkı olacak ve devlet tarafından üstlenilecek.
Giyim, yeme-içme, ev hayatında ve kentin imarında sadelik hakim olacak.
Faiz ve faizin benzeri dahi yok edilecek.
Sürekli olarak İslam idealini yaşatmak için her an hazır vaziyette bulunulacak.
Devlet hayatında samimi eleştirilere açık olunacak.
Toplum yaşamında saygı ve sevgi egemen kılınacak.
Gereken öz, Tanrı rızasına dayalı İslam ahlakından alınacaktır.

Olması gereken ilkeler, amentünün kültür, ekonomi ve sosyal plandaki ilkelerini bu şekilde sıralandıktan sonra bütün meselenin geçmişte özü yitirilen varoluş şuurunun yeniden kazanılması yolunda köklü ve sürekli bir girişimin başlaması gerektiğini söyler yazar. Bu girişim de diriliş girişimidir.
68 syf.
Esselâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berakâtü hû.


Sezai Karakoç'a âit ilk okuduğum kitaptır. Keşke daha önce okusaydım cümlesini hiçbir kitaba/yazara kurmamıştım fakat böylesine insanı canlandıran, silkeleyen, kendisine getiren, inandığı Tanrı'nın neler istediğini bu kadarcık sayfada özetleyebilen hiçbir yazar olmamıştır.
Satırlarında kendimi görmekten çekinmediğim, hattâ her satırında kendimi görmek için yanıp tutuştuğum bir kitap oldu benim açımdan. Çünkü ilk defa hem dindar, hem felsefî hem de Türk bir yazar ile tanıştım. Daha öncesinde dindar+felsefî bir yazar aramıştım fakat Allah bugüne nasîb eyledi ve ben bunun değerini son sür'ât bilmek istiyorum.
Kendinizi bir diriliş eri (Müslüman) olarak görüyorsanız mutlakâ ve mutlakâ okumalısınız. Çünkü bu 60 sayfalık kitabın size verebileceğini - Allah'ın nasîb eylediği hikmet dâhilinde - hiçbir kitapta okumadım henüz.
Diriliş erinden, Diriliş toplumundan neler beklenir bunu anlatabilirdim fakat bu da çok fazla ezberbozana mâruz bırakırdı. O yüzden okuyunuz inşaAllâhu Teâlâ.

“Allah’a inanıyorum. Ben bir diriliş işçisiyim.

Allah kentinin işçisiyim. Allah’ın övdüğü, beğen-
diği İslâm toplumunu ören, toplumunun örülen
duvarında en küçük bir kum tanesi olmaktan öte öğüncüm olamaz.”
Anlamak masraflı iştir;
Emek ister, gayret ister, samimiyet ister.

Yanlış anlamak kolaydır oysa.
Biraz kötü niyet, biraz da cahillik kâfidir...

Sezai Karakoç
Kur’an ve İslâm kıyamete kadar mahfuzdur. Allah buna söz vermiştir. Ancak bu mahfuzluğu yanlış anlamaman ve bu sözü kendi anlamından başka bir yoruma bağlamaman gerekir. Evet,
K ur’an ve İslâm mahfuzdur, fakat hiçbir kişinin veya toplumun imanını koruyabilmesi taahhüt edilmiş değildir. Her kişi kendi inancını , her mü'min toplum kendi müslümanlığını korumak, devam ettirmek mükellefiyetindedir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Diriliş Neslinin Amentüsü
Baskı tarihi:
Aralık 2019
Sayfa sayısı:
68
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789123494293
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Diriliş Yayınları
Diriliş Neslinin Amentüsü adlı eser Sezai Karakoç'un İslam'ın dirilmesi gerektiğini ve nasıl bir yol ve yordam izlenmesini gerektiğini anlatan bir kitaptır. Kitapta insanların yapması gerekenler, yetişmesi gereken nesil anlatılır. Toplumdaki bozukluklarla birlikte, diğer güçlü devletlerin oluşturduğu akımlardan bahsedilir. 
Örneğin: kapitalizm, sosyalizm gibi...
Kitapta Sezai Karakoç'un şu ifadesi çok güzeldir : Günün adamı değil "dem"in adamı olmak. Kitabında bunların gereklerini anlatır. 
Sezai Karakoç kendinin, bir diriliş eri olduğuna inanır ve bir diriliş cephesi bulunduğuna, kendinin de o cephede bir savaş adamı olduğuna, ya da olması gerektiğine inanır.

Kitabı okuyanlar 6,5bin okur

  • Okan TOPAL
  • Emrullah Kaplan
  • Selim Öztürk
  • Kitapların Gölgesinde
  • Silence
  • |Nazende
  • Melike Mutlu
  • Alper Akkaya
  • esma türklü
  • SK

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%9.5
14-17 Yaş
%9.8
18-24 Yaş
%33.2
25-34 Yaş
%30.2
35-44 Yaş
%11.6
45-54 Yaş
%2.6
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%65.8
Erkek
%34.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50.7 (824)
9
%19.9 (324)
8
%16.4 (266)
7
%5.9 (96)
6
%2.6 (43)
5
%1.7 (28)
4
%0.7 (12)
3
%0.4 (6)
2
%0.4 (6)
1
%1.3 (21)

Kitabın sıralamaları