Giriş Yap

Dişi Kurdun Rüyaları

8.810 üzerinden
1.287 Puan · 236 İnceleme
392 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Ve bir gün insan olmaktan nefret edersin
Okuyanın içine işleyecek bir destan, inanılmaz bir hikaye, çok güzel bir eser okudum. Eser üç farklı bölümden oluşuyor, birbirinden farklı değil üç bölüm de, ilk bölüm genç bir gazeteci olan Abdias'ın hayatının bir bölümünü anlatıyor. Kenevir kaçakçılarının içine girer ve bu gençlerin gittikleri yolun gidişatının iyi olmadığını onlara anlatmaya çalışır. Bu yolculuk onu dışı kurt Akbar ve Taşçaynar'la karşılaştırır. İşte burdan sonra Akbar& Taşçaynar'ın yaşam mücadelesi, yavru kurtların hayatı bambaşka bir dönüm noktasına giriyor. Okurken insanlığımı bir kez daha sorgulattı yazarımız bana, gerçekten insanoğlu bu kadar kötü mü? Sadece yaşama hakkı kendine verilmiş gibi hiç durmadan yok ediyor her defasında yeniden kurulan hayatları. İkici bölüm Hz İsa'nın çarmıha gerilmesini konu alıyor. Okunması gereken bir hikaye, Son ve üçüncü bölüm ise Ernazar ve ailesinin hayatını konu ediyor. Burda son kez karşımıza çıkan dışı kurt Akbar ve Taşçaynar inanılmaz bir son bekliyor. Eserin son yapraklarına gözyaşımı bıraktım. Her okuyucuya insanlığını sorgulatacak bir eseri kaleme almış yazarımız
Cengiz Aytmatov
hikaye akıcı ve her okuyucuya hitap edecektir. Ben severek okudum kitap dostlarım tavsiye ederim Keyifli okumalar dilerim.
·
1 yorumun tümünü gör
Reklam
400 syf.
·
15 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Elimde çocukluğumu tuttuğum kitap...
Kitabın 6. basımını tutuyorum elimde. Aytmatov'la ilk tanıştığım an geliyor aklıma. Öğretmenimin hediyesi... Sonrası antilop sürülerinin arasına dalmak oluyor zaten. Akbar oluyorum. Akbar'ın içinde bir süre yaşıyorum.. İlk okuyuşum 13 yaşında bir çocukkendi ve şimdi tekrar aynı kitap elimde ama çocukluğumdan eser kaldı mı bende?.. Ama çocukluğum ellerimde... İşte bir kitap ne kadar değerli olabilecekse o kadar değerli bu kitap benim için yazar da öyle... İki ayrı insan... Abdias ve Boston... Bir dişi kurt ikisini birleştiren bir hikayede.. Sonuç ölümler... Doğumların sonucu kesin olan ölümler. Ne diyordu kitabımızda "...ölümü dengeleyen şeyin yalnız doğum olduğu yazılmıştı." Evet, ölümü doğum dengeliyordu ve her doğum sonunda ölüme kavuşacağını biliyordu.. Kitabımızda bu iki kelimenin arasında üç canlının serüvenini bize anlatıyordu. Abdias... İnançları uğruna doğru bildiklerini yapmaktan hiç çekinmemişti. Kötülere, kötülüklerini bu kadar cesur kim haykırabilirdi ki? Kendi çıkarını bir kenara bırakıp insanlık için çabalamak kaç kişinin hamurunda vardı? İnanç bir insanı ancak bu kadar dürüst yapabilirdi. Boston... Çalışkanlığı nefret uyandırabilecek kadar çok kıskanılan, bütün çobanların haklarını omuzlarına yüklenen insan.. İnsanların hakkında söylediklerine kulakları tıkalıydı da ya kendi içindeki sesleri ne zaman duyacaktı. Peki ya çalışkanlığının mükafatı neydi? Bu iki karakter toplumunun yozlaşmışlığını, adaletsizliği, inanca karşı inançsızlığı yaşadıklarıyla gözler önüne seriyordu. Akbar... Bütün bu hikayenin ana kahramanı. Evlat sevgisiydi onun yaşam mücadelesinin sebebi, can yoldaşıydı. Rüyaları hep onlar üzerineydi. Uçsuz bucaksız bozkırdan yaşamını sürdürebileceğinden fazlasını istemiyordu o, almıyordu da. Ama insanlar böyle miydi? Hep daha fazlasını isteyen insanlarla karşılaşmak onun yaşamına kapanmaz yaralar açmıştı. Bir canlı aynı acıyı kaç defa yaşardı? Sadece hissetmek insanlara özgü müydü? İşte Akbar da sevmiş, savaşmış, acı çekmiş ve en sonunda pes etmişti. Ama her son da olduğu gibi küçücük bir umut ışığına yine de tutunmuştu.. Kitapta Akbarla dolaşırken doğa nasıl katledilir buna çok net şahit oluyordu okuyucu. Yaşama hakkı sadece kendisine aitmiş gibi bencil insanoğlu ağacı, hayvanı katlediyordu acımadan.. Aytmatov'un kitaplarındaki hüznü bu kitapta da hissediyor insan. Kitabı ne zaman elime alsam uçsuz bucaksız bozkırda kurtlarla, antiloplarla bir yaşam koşusuna çıkıyorum. [Antiloplarla da bu kitapla tanımıştım bu arada ;)] Kitapta yer aldığı gibi "Bir kem dünye (Bir kötü dünya)" bu dünya. Bu kötü dünyayı okurken iyiliklere kucak açalım kendi dünyamızda. İyi okumalar diliyorum bütün okurlara.. Bozkır sizi bekler ;) Not: Bu arada kitabın sonu hep bana "Çanlar Kimin İçin Çalıyor" kitabının sonunu hatırlatıyor..
·
1 yorumun tümünü gör
392 syf.
·
5 günde
·
10/10 puan
Yüzyılımızın önde gelen yazarlarından Cengiz Aytmatov'un büyük yankılar uyandıran Dişi Kurdun Rüyaları romanında iyi-kötü, ilâhî adalet ve kader gibi çetin konular sorgulanmaktadır. İnsanın bu ezelî ve ebedî soruları, bir papaz okulu öğrencisinin düşüncelerinde, esrar kaçakçılarının, Kırgız çobanlarının ve kurtların hayat hikâyelerinde, iç içe geçmiş olaylar çerçevesinde irdelenmektedir. Aytmatov, ilâhî kudretin varlığını sürekli vurgulayan, ama sorumluluğu insanda ve insanların ortak sorumluluğunda gösteren çok çarpıcı bir kurgu sunmaktadır. Dişi Kurdun Rüyaları aynı zamanda çok etkileyici bir "çevre romanı" olarak, kirletilen Kırgız bozkırları ve bozulan tabiat dengesi karşısında insanları teyakkuza geçiren adeta bir haykırışıdır.
384 syf.
·
22 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
O nasıl sondu ahh...
Kısaca; Okuyanın yüreğinin dağlanmaması mümkün değil. •İnsan eli değmediği sürece doğa muhteşem bir düzen içinde hayatına devam eder. Kurduyla, kuşuyla, dağıyla toprağıyla. •İnsan doğaya zarar verdikçe, doğa da istemeden insana zarar verir. Aslında insan kendi kendine zarar verir hâle gelir. •İnsanlar doğanın kendilerine gönüllü olarak verdikleriyle yetinmeli, daha fazlası için doğayı zorlamamalıdır. •İllâ zorlayacaklarsa sonuçlarına katlanırlar.
Reklam
2
25
248 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42