Disparöni ya da Yaşama Korkusu

·
Okunma
·
Beğeni
·
532
Gösterim
Adı:
Disparöni ya da Yaşama Korkusu
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053757702
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Disparöni
Disparöni ya da Yaşama Korkusu
Disparöni ya da Yaşama Korkusu birbirini çok uzun zamandır tanıyan Feraye ve Cem’in iç içe geçmiş hayatlarını anlatıyor. Modern bir Eugenie Grandet olan Feraye, Don Juan olan Cem. Herkesin sahte olduğu bir dünyadan kendini sakınarak kendine sadık kalmaya çabalayan Feraye; aynı sahte dünyaya başka bir yöntemle, şov yıldızı olarak ve bu dünyayla onun tam içinden alay ederek başkaldıran Cem. Disparöni ya da Yaşama Korkusu, Feraye ve Cem’in hem ayrı ayrı dünyayla, hem de birbirleriyle kurdukları ilişkideki birleşme sancısı. Biri ne beklediğini bilmeden hep bekliyor; diğeri ne aradığını bilmeden hep arıyor. Biri düşünüyor; diğeri yapıyor.

Dis zorluk belirten ön ek, para ile, unia birleşme anlamına geliyor.
Nihan Kaya, Feraye ve Cem’in bu dünyayla birleşmeye çalıştıkça canlarının yanmasını anlatırken yine insan psikolojisinin dehlizlerine dalıp başarıyla çıkıyor.

*O kadar uzun zamandır bekliyorum ki artık beklemenin kendisine dönüşmüş gibiyim. Beklemek bütün vaktimi alıyor; bütün ömrümü, hayatımı kaplıyor. Artık bekçi gibi, Godot’yu bekler gibi, Mehdi’yi bekler gibi, beklemenin kendisini bekler gibi bekliyorum. Hayatım kesik elektriğin gelmesini bekleyen tam teçhizatlı bir elektrikli makine gibi. Beklediğim gerçekleşince görünür olacak mahiyeti.

O kadar uzun zamandır arıyorum ki artık ne aradığımı bile hatırlamıyorum.Net olarak zihnime kazınmış tek şey, arıyor olduğum. Her yerde, her şeyde, durmadan arıyorum. O kadar kaptırmışım ki kendimi aramaya, aradığımı bulduğumda onu aynı zamanda yitirmiş mi olacağım diye korkuyorum bir yandan.*
Kitabı anlatmaya disparoni kavramıyla başlamayacağım. İncelemenin sonunda disparoni ne demek ve kitapla ne ilgisi var onu izah edeceğim . Öncesinde kitabı genel hatlarıyla tanıtmak istiyorum. Az evvel bitirip müthiş bir sarsıntıyla gözlerimi 15 dakika tavana dikmeme neden olacak kadar etkiledi beni. Birkaç gün yeni bir kitaba başlamak istemeyecek kadar da tad bıraktı damağımda. Kitap iki kahramanın tezatlıklarıyla insan psikolojisinin derinlerine iniyor. Cem ve Feraye karakterleriyle yazarın “dikeyve yatay yaşamak” kavramlarını görüyoruz.Cem hayatı yatay yaşıyor. Yiyor, içiyor, geziyor, sürekli oara harcıyor acısını(babasının ölümü) atacağını sanarken sürekli yaşıyor; Feraye ise dikey yaşıyor, evden çıkmıyor, çalışmıyor, mecbur kalmadıkça hiçbir şey yapmıyor. O da acısını atacağını sanıyor. Bu sanrılar içinde derin travmalarını yaşama biçimlerinde kendinizi buluyorsunuz. Okurken bazen Cem bazen Feraye olduğunuzu düşünüyorsunuz. Dış dünya ile insan ruhunun çatışmaları,ölme isteğinin farklı tezahürü de okurken beni cezbetmişti. Cem intihar etmek , ölmek için çok denemeler yaparken ölemiyor Feraye hiç intihara kalkışmadan ölemiyor. Belki de ikisi de ölüyor. Ölüm- yaşam, para- var oluş, eski- yeni gibi kavramlar tüm zıtlıklarıyla kitapta anlatılıyor. Gelelim disparoni ne demek? Disparoni “ sancılı cinsel birleşme” demek fakat eserde ne bu kelime ne de cinselliğe dair en ufak anlatm yok. Neden bu ismi verdiği de yazarımız eserin sonundaki röportaj da anlatıyor. Onu buraya aktarmayacağım, alın okuyun:)
Kitabın adı, kapağındaki bana pek de bir şey ifade etmeyen denklem ile büyük ihtimalle insana itici gelen bu kitabı ben çok beğendim. Hatta Kar ve İnci'den çok daha fazla beğendim diyebilirim. Konusunun ilginçliği, karakterlerin hayal edilebilir olması ve hayatlarını gözünüzde canlandırma bakımından bir hayli sürükledi beni. Güçlü kalemiyle insan tanımlamakta çok usta Nihan Kaya. Daha çok yazmalı ve biz mest olmalıyız bence.
** spoiler
Bir kadın ve bir erkeğin çocukluklarından beri olan dostlukları, ölümü yakinen tecrübe etmeleri, birbirlerini anlamaları, zenginliğin içinde kendilerini kanıtlama yahut kendilerini unutma çabaları, uğradıkları haksızlıklara karşı kendilerini koruyamama ve buna verdikleri tepkiler... Acı bir son... Güzel ve okunası bir romandı.
“Ben şimdiye kadar neden hiç Nihan Kaya okumamışım acaba? Nasıl olur da böyle bir yazardan bu kadar geç haberim olur?” Şeklinde beni isyanlara sürükleyecek kadar iyi, başarılı, harika bir roman ve harika bir yazar. Mutlaka ama mutlaka okuyun! Ayrıca Disparoni artık İthaki Yayınlarından çıkıyor bilginiz olsun.
"O kadar uzun zamandır bekliyorum ki artık beklemenin kendisine dönüşmüş gibiyim.[...] Beklemenin kendisini bekler gibi bekliyorum." ~Nihan Kaya
Nihan Kaya
Sayfa 31 - İthaki yayınları (Disparöni ya da yaşama korkusu)
İçinde bulunduğum zamandan çıkamadıktan sonra en yüksek dağa çıksam ne fark eder?
Bu(zamandaki) gelgit, insanın dikey ve yatay hayat arasındaki gelgitlerinden kaynaklanıyor. Yatay hayat çizgisel düzlemde ilerliyor; zamanın yeri net bu düzlemde. Dikey hayat ise bu ekseni herhangi bir noktadan kesebiliyor, ama onun zamana dair koordinatları çok daha belirsiz. Proust'un "Hayat kısa sanat uzun." dediği gibi, yatay hayatın limitleri belirgin ama dikey hayat sonsuz ve zamansız. İnsan ise ne dikey ne yatay hayatta, ama ikisinin arasında bir yerde sallanıp duruyor.
Nihan Kaya
İthaki Yayınları
Gerçek hayat, dışımızdaki değil, içimizdeki hayatımız değil mi Cem? Dıştaki hayatı, içimizdekiyle kesiştirebilmek marifet.
Her yerde, her şeyde durmadan arıyorum.O kadar kaptırmışım ki kendimi aramaya aradığımı bulduğumda onu aynı zamanda yitirmiş mi olacağım diye korkuyorum.
Basılması gereken bir düğmesi var hayatımın sanki; ama bu düğme nedir, nerededir, nasıl bir parmağın bu düğmeye dokunması gerekir, yoksa bu düğme de aslında salt bir düğmeden başka bir şey değil midir; bilmiyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Disparöni ya da Yaşama Korkusu
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053757702
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Disparöni
Disparöni ya da Yaşama Korkusu
Disparöni ya da Yaşama Korkusu birbirini çok uzun zamandır tanıyan Feraye ve Cem’in iç içe geçmiş hayatlarını anlatıyor. Modern bir Eugenie Grandet olan Feraye, Don Juan olan Cem. Herkesin sahte olduğu bir dünyadan kendini sakınarak kendine sadık kalmaya çabalayan Feraye; aynı sahte dünyaya başka bir yöntemle, şov yıldızı olarak ve bu dünyayla onun tam içinden alay ederek başkaldıran Cem. Disparöni ya da Yaşama Korkusu, Feraye ve Cem’in hem ayrı ayrı dünyayla, hem de birbirleriyle kurdukları ilişkideki birleşme sancısı. Biri ne beklediğini bilmeden hep bekliyor; diğeri ne aradığını bilmeden hep arıyor. Biri düşünüyor; diğeri yapıyor.

Dis zorluk belirten ön ek, para ile, unia birleşme anlamına geliyor.
Nihan Kaya, Feraye ve Cem’in bu dünyayla birleşmeye çalıştıkça canlarının yanmasını anlatırken yine insan psikolojisinin dehlizlerine dalıp başarıyla çıkıyor.

*O kadar uzun zamandır bekliyorum ki artık beklemenin kendisine dönüşmüş gibiyim. Beklemek bütün vaktimi alıyor; bütün ömrümü, hayatımı kaplıyor. Artık bekçi gibi, Godot’yu bekler gibi, Mehdi’yi bekler gibi, beklemenin kendisini bekler gibi bekliyorum. Hayatım kesik elektriğin gelmesini bekleyen tam teçhizatlı bir elektrikli makine gibi. Beklediğim gerçekleşince görünür olacak mahiyeti.

O kadar uzun zamandır arıyorum ki artık ne aradığımı bile hatırlamıyorum.Net olarak zihnime kazınmış tek şey, arıyor olduğum. Her yerde, her şeyde, durmadan arıyorum. O kadar kaptırmışım ki kendimi aramaya, aradığımı bulduğumda onu aynı zamanda yitirmiş mi olacağım diye korkuyorum bir yandan.*

Kitabı okuyanlar 27 okur

  • Bilge Naz Erbaşlı
  • Kebikeç
  • Emine Tuba Küçük
  • Deniz Eyüpler

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%7.1 (1)
8
%7.1 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0