Disparöni ya da Yaşama Korkusu

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.205
Gösterim
Adı:
Disparöni ya da Yaşama Korkusu
Baskı tarihi:
23 Mart 2018
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053757702
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Disparöni ya da Yaşama Korkusu
Disparöni
Disparöni ya da Yaşama Korkusu birbirini çok uzun zamandır tanıyan Feraye ve Cem’in iç içe geçmiş hayatlarını anlatıyor. Modern bir Eugenie Grandet olan Feraye, Don Juan olan Cem. Herkesin sahte olduğu bir dünyadan kendini sakınarak kendine sadık kalmaya çabalayan Feraye; aynı sahte dünyaya başka bir yöntemle, şov yıldızı olarak ve bu dünyayla onun tam içinden alay ederek başkaldıran Cem. Disparöni ya da Yaşama Korkusu, Feraye ve Cem’in hem ayrı ayrı dünyayla, hem de birbirleriyle kurdukları ilişkideki birleşme sancısı. Biri ne beklediğini bilmeden hep bekliyor; diğeri ne aradığını bilmeden hep arıyor. Biri düşünüyor; diğeri yapıyor.

Dis zorluk belirten ön ek, para ile, unia birleşme anlamına geliyor.
Nihan Kaya, Feraye ve Cem’in bu dünyayla birleşmeye çalıştıkça canlarının yanmasını anlatırken yine insan psikolojisinin dehlizlerine dalıp başarıyla çıkıyor.

*O kadar uzun zamandır bekliyorum ki artık beklemenin kendisine dönüşmüş gibiyim. Beklemek bütün vaktimi alıyor; bütün ömrümü, hayatımı kaplıyor. Artık bekçi gibi, Godot’yu bekler gibi, Mehdi’yi bekler gibi, beklemenin kendisini bekler gibi bekliyorum. Hayatım kesik elektriğin gelmesini bekleyen tam teçhizatlı bir elektrikli makine gibi. Beklediğim gerçekleşince görünür olacak mahiyeti.

O kadar uzun zamandır arıyorum ki artık ne aradığımı bile hatırlamıyorum.Net olarak zihnime kazınmış tek şey, arıyor olduğum. Her yerde, her şeyde, durmadan arıyorum. O kadar kaptırmışım ki kendimi aramaya, aradığımı bulduğumda onu aynı zamanda yitirmiş mi olacağım diye korkuyorum bir yandan.*
264 syf.
·2 günde
Biten 5. Nihan Kaya kitabım...
Bitmesine çok üzüldüm ama bitmesin diye de okumadan bekleyemezdim.

Kitapta cevabını bulamadığım sorular hala merakta kaldığım durumlar var.

Adının da içerikle hiç ilgisi yoktu ama yine de okurken saklama ihtiyacı duydum zira elimde görme ihtimali olan kitle 12 yaş grubuydu yanlış anlayabilirlerdi.

...

Zorlanmadan okudum ilk defa:) diğer kitapları okurken daha çok çaba sarfetmiştim. Bu kolay geldi.
Hayattaki tüm gerçekler vardı kitabın konusunda. Zaman zaman başıma gelen zaman zaman içine düştüğüm her şey mevcut. Kalemi kuvvetli bu kadının!

Günlük hayatımızda gördüğümüz ama durup düşünmediğimiz anları yakalamak gerek. Bir kere daha farkına vardım.

...

İçimizdeki hayatla dışımızdaki hayatın dengesini kurabilmek ne kadar mümkün?
Gerçek hayatımız hangisi?
Biz kimiz? Neyimizle varlık gösterebiliyoruz bu hayatta?
...

Cem ve Feraye birbirlerini tamamlayan, aslında birbirine zıt ama bir çarkın dişlileri gibi iç içe geçmiş iki insan. Kıskanılasıydı doğrusu arkadaşlıkları.

İyi ki okumuşum... Aklım okuyamadığım kitaplarında
264 syf.
·3 günde
Kitapta yazarın Yatay Hayat ve Dikey Hayat olarak ifade ettiği kavramlar anlatılıyor. Ya da Beklemenin ve Aramanın hikayesi de denilebilir.
Cem (Yatay Hayat) ve Feraye (Dikey Hayat) hem birbirlerine oldukça zıt hem de birbirlerine çok yakın iki dost.Her ikisi de en yakınlarını kaybetmenin derin acısında buluşuyorlar ve hiç ayrılmıyorlar.Birisi içerde mutsuz, diğeri dışarda.Ama her ikisi de hayatta hapis.Tatminsiz.
''İnsanlar ikiye ayrılır Feraye. Bir kısmı çıkıp arar; istedikleri şeye kavuşabilmek için her yolu dener, altına bakmadık taş bırakmazlar.Bir kısmı ise bekler.İstedikleri şey gelip onları bulacak diye, içinde bulundukları yerden çıkmaya korkarlar.''
Siz okuyun, bekleyenlerden misiniz,arayanlardan mısınız karar verin.Kurgu ve karakterler çok sağlam, sıkılmadan bir çırpıda okursunuz. Üzerine de düşünürsünüz.
264 syf.
·23 günde
Her ne kadar Ferâye sabır sınırlarımı zorlasa da hayatımda okuduğum en sağlam romanlardan biriydi.

Gerçekdışı, hatta gerçeküstü görünen şeylerin gerçekliği karşısında yıpratıcı bir savaş verdim roman boyu.

Nihan Hanım, nihan kalmış konuları ve fikirleri yüzümüze kibar bir dik başlılıkla vurmakta öyle usta ki...
264 syf.
·12 günde·Beğendi·8/10 puan
Yine çok güzel bir Nihan Kaya kitabı okudum. Okunması kolay ama içine gizlenen mesajları anlaması zordu. Okuyup geçen biri üzerinde düşünmeden anlayamaz. Bir de insanın düşünmeye başlayınca duramayacağı bir kitap. İki zengin insanın hayatta kaybettiği insanlar sonrasında kendilerinden geriye kalanlarla yaşama mücadelesi anlatılıyor. Biri evden çıkmayarak dünyadan kaçıyor diğeri ise bir eve girmeyerek. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar.
264 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
İyi eserlerin okuyucuda uyandırdığı duygular bedenden ruha salınımlar yapıyor. Gece kitabı okurken uyuyakalmışım. Rüyamda mistik güçlerimi geliştirmek için gittiğim okuldayım. Gördüğüm vizyonda, görünmeyen bir el, belimi sıkı bir kemerle öyle çok sıkıştırıyor ki nefessiz kalıyorum. Uyandığımda hemen pencereleri açtım. İçimden "bu kitap sinirlerimi bozdu" dedim ama kaldığım yerden okumaya devam ettim.
Feraye karakterinin Elver Bey karşısındaki çaresizliği beni çok etkiledi. Neden acaba diye düşünürken bir yanımın Feraye'ye ne kadar benzediğini fark ettim. Dikey hayata düşkünlüğüm , sürekli içime doğru yaşamak isteyişim, insanların beni anlamadığını hissetmek, parayla olan kötü ilişkim, korkularım, kaçışlarım. Feraye parçamı önüme koydu yazar. Tabii çocukluğumu da kapının önüne bıraktı. Yine bir günde, nefes almadan okudum, bitirdim. Tenesse Williams'ın Yaz ve Duman'ı neyse Disparöni ya da yaşama korkusu benim için odur. İki eser de can evimden vurdu beni. Yaz ve Duman okuduğum günden beri peşimden gelir. Yazdıklarıma izleri düşer. Birdi, iki oldu.
264 syf.
Feraye ve Cem’in dostluğu.. Kimse eleştirilmekten çok hoşlanmaz ancak eleştirileceksem beni tanımadan yorum yapanlardan değil, Cem’in Feraye’ye, Feraye’nin Cem’e karşı dostluğu gibi dostluk, onların birbirine karşı gösterdiği tutum gibi tutumla eleştirilmek isterim.

Ne kadar birbirlerine zıt karakterler olurlarsa olsunlar, tanıştıkları ilk günden beri birbirlerinin sığınağı oldular, birbirlerini tamamladılar. Yeri geldi saatlerce sustular sessiz de konuştular yeri geldi sesli konuştular, birbirlerini eleştirdiler. Biri yatay hayat, biri dikey hayat. Biri evden çıkmayan, diğeri dünyayı dolaşan. Birinin ailesi çok üstüne düşmüş, diğerinin ailesi işinin başından kalkmamış. Biri arıyor, biri bekliyor. Belki tek ortak noktaları Galatasaray Lisesi ve onları hayatları boyu etkileyen kayıplarıdır.

Zengin insanlara ve ikiz çocuklara farklı bir bakış açısından bakmamı sağladı kitap ve bana yine aynı cümleyi kurdurdu: ‘Bilmediğimiz hayatlar hakkında konuşmak çok kolay.’ Biliyordum ama yeniden anladım ki her bir insan kendine özel değerlendirilmeli. Bir gruptan diye o grubun her özelliğini ya da çoğunluk tarafından bilinen özelliklerini taşımak zorunda değil. Ya da bir insanın ikizi var diye her özelliği ikiziyle aynı olmak zorunda değil. Bunları kendilerinin bakış açısından görmek beni kendime getirdi. İnsan ne de unutkan..

Bir de tanıyamadan yitirdiğimiz biri var ki, en çok tanımak istediğim, kafasında dönenleri en çok merak ettiğim kişiydi. Babası ve Feraye ablasını kendilerine getirtti. Bulut’un ise ne kadar üzüldüğünü tahmin edebiliyorum.

Kitabın kurgusu güzel ve çok akıcı. Sıkıldığım tek yer Feraye ve Elver Bey'in olduğu yerler, sıkılma sebebim Feraye’nin umutlarının bir türlü sönmeyişi, bir türlü vazgeçmeyişi. Ancak görüyorum ki hayatta fark etmeden direttiğimiz belki de Feraye’den de çok direttiğimiz konular var. Umudumuz asla tükenmiyor. Hayatımızda Elver Beyler de bitmiyor, tükenmiyor. Sen kendini anlatmaya çalışırsın onlar anlamaz, anlamaz.. ve haklı olan yine onlardır.

Feraye’nin küçüklüğündeki aşırı mantıklılık durumu da bana biraz garip geldi. Bir insan çocukken öyle şeyleri düşünebilir mi bilemedim.

Kitapta Gizli Özne'deki gibi zamansal geçişler, geçmişe dönüşler var. Fark ettiğim bir diğer şeyse Gizli Özne romanındaki bazı karakterlerle aynı kişisel özelliklere sahip karakterler mevcuttu ve oradaki gibi ölüm şekilleri burada da vardı. Okudukça bu durumun diğer kitaplarda da var olup olmadığına bakacağım. Kahve ayrıntısı..

Ayrıca kitaptan tek yumurta ikizleri ve rüya, ana rahmine dönme isteği, Bollingen Kulesi ve Jung gibi psikolojiyle ilgili, Nobel ödüllü fizikçi Mössbauer’ın yaptıkları gibi de fizikle ilgili bazı bilgileri öğrendim.

Kurgusu ve konusu güzel bir kitap, tavsiye ederim. Ancak Nihan Kaya’yı tanımadan okuyanlar benimle aynı hisleri paylaşmayabilir. Kendine has bir yöntemi ve anlatmaya çalıştığı bir derdi var. Düşünceleri hakkında bilgim olmasaydı her şey bana daha sıradan ve olağan gelebilirdi ve bazı şeyleri abarttığını düşünebilirdim.

Buna da bir bakmanızı öneririm: #75139959
196 syf.
·1 günde·9/10 puan
Kitabın adı, kapağındaki bana pek de bir şey ifade etmeyen denklem ile büyük ihtimalle insana itici gelen bu kitabı ben çok beğendim. Hatta Kar ve İnci'den çok daha fazla beğendim diyebilirim. Konusunun ilginçliği, karakterlerin hayal edilebilir olması ve hayatlarını gözünüzde canlandırma bakımından bir hayli sürükledi beni. Güçlü kalemiyle insan tanımlamakta çok usta Nihan Kaya. Daha çok yazmalı ve biz mest olmalıyız bence.
** spoiler
Bir kadın ve bir erkeğin çocukluklarından beri olan dostlukları, ölümü yakinen tecrübe etmeleri, birbirlerini anlamaları, zenginliğin içinde kendilerini kanıtlama yahut kendilerini unutma çabaları, uğradıkları haksızlıklara karşı kendilerini koruyamama ve buna verdikleri tepkiler... Acı bir son... Güzel ve okunası bir romandı.
264 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Geçen hafta sevgili Özlem Salt 'ın youtube de bi kitap yorum videosuna rastladım simdiye kadar okuma yolculuğumda ki en hoş rastlantılardan oldu benim için boylece Nihan Kaya'nın eserlerini tanimama vesile oldu... Kitaplarının hangilerini alsam diye kurcalarken kitap yurdunda ithaki yayınlarına yuzde kırk gibi bi indirim geldi vee tam 6 kitabini 104 liraya mal ettim. Bu benim için nokta atış oldu çünkü yazar daha ilk kitabıyla beni devamlı okuyucusu yaptı. Su gibi aktı. Sadelik ve şatafat, olağanüstü hız ve öldürücü yavaşlık o uzun diyalog okuyunca bileceksiniz işte orada adeta boğuldum boğulacağımı hissettim, bu belkide Ferayenin öyküsünün gerçekliğini yüreğimde hissederek okuduğum için ve kendi hayat serüvenimde beni kitaplara iten ve o kitaplardaki öykülere saklanmaya çalışmama sebeb olanın benzer şeyler olmasıydı... Size ait olan bir parça bu kitapta; arayın bulun veya bekleyin o sizi bulsun.
264 syf.
·8/10 puan
Disparöni, tıpta "ağrılı cinsel birleşme" için kullanılan bir terim. Nihan Kaya kitapta cinselliğe hiç değinmemesine rağmen bu terimi kullanmasının sebebini, hep bekleyen bir kadınla hep arayan bir adamın, hep düşünen bir kadınla hep yapan, hareket eden bir adamın öyküsü ve bu ikisinin hem birbirleriyle hem de hayatla kurdukları sancılı ilişkinin öyküsü olarak açıklıyor.
Dikey ve yatay hayat biçimlerinden ikisini de uçlardaki yaşam hikayelerinden deneyimleme imkanı sunuyor Nihan Kaya.
Hayatımı bu hayatlardan birine benzetecek olsam kuşkusuz dikey bir hayatı deneyimlediğimi ama yatay olanı da sağaltma yapmak için belki de içselleştirmeye çalıştığımı söylerdim. Ne büsbütün dikeyi yaşayabilecek kadar yaşamdan vazgeçmiş ne de büsbütün yatayı yaşayabilecek kadar sığlığa tahammül edebilecek biriyim. Belki de bu yüzden bir çoğumuz (incelemelerin de çoğunda değinildiği gibi) karakterlerin seçimlerine müdahale etme isteğini zaman zaman çok yüksek bir şekilde duyuyoruz. Feraye'nin soramadığı sorularda isyanın eşiğine geliyor, Cem'in Hayal'in gözlerine bile bakamadığı ufacık karşılaşmalarında onunla ilgilenmesini bekliyoruz.
-Spoiler içerir-
Yazar ile ilgili daha önce röportajları takip etmiş biri olarak okuduğum ilk kitabıydı yazarın. Belki bu yüzden beklentilerin getirisiyle başlarda hayal kırıklığına uğradığımı belirtmek isterim. Ama sanırım ben de kitaptaki karakterler gibi her şeyle son bölümde Hayal'in düşüşüyle yüzleştim. O zaman kitap tüm ağırlığıyla var etti kendini bende.
Okuyacak herkese keyifli okumalar dilemek isterdim ama rahatsız ediciliği yüksek bir kitapta bunu temenni etmek yersiz olur :)
276 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Yazardan okuduğum ilk kitap. Okumalarımı genellikle klasiklerden yana tuttuğum için Nihan Kaya farklı bir deneyim oldu benim için. dis:zorluk, para: ile edatı, unia: birleşme ; disparoni Eski Yunanca bir kelime. Anlamı zorlukla birleşme. Tıptaki anlamıyla söylersek acılı, sancılı cinsel birleşme ama kitaptaki karakterlerin bu anlamda bir cinselliği söz konusu değil.

Feraye ve Cem. Bir kadın, bir erkek. İki farklı dünya. İki farklı hayat. Ama onları birleştiren bir şey var: sevdiklerinin ölümü. Biri ölümün ardından hayatı alaya alarak yaşarken, öbürü giderek hayattan kopar. Ölüm birinde hayat bulurken diğerinde kabuğuna çekilir. Feraye, sevdiğini alan toprağa bağlanır. Arkeolojiye merak salar. Cem; sevdiğini alan üne, kameralara ters tepki vererek televizyonda kameralarla dans eder, televizyon programcısı olur. Her ikisi de ortak noktalarıyla baş başa kalınca zorlu bir aydınlanma, canlanma yaşar.

Farklı bir kitaptı. Kurgusu, karakerlerin iç dünyasına giriş, ruhsal çözümlemeler... Hepsi çok güzeldi. Kitabın sonunda hayattan hüzünlü bir kopuş oldu. Belki de bu kopuş Cem ve Feraye için geçmişin tozunu, küfünü üzerlerinden silkip atmaları için son bir şanstı.
276 syf.
·2 günde·9/10 puan
Biri sürekli hareket edip hiç düşünmeyen diğeri sürekli düşünüp hiç hareket etmeyen ;yani biri dikey diğeri yatay hayat yaşayan ,aslında her ikisi de daha çocukluklarından itibaren kendi olmakta zorlanan ,gerçek varlıklarını olduğu gibi ortaya koyamayan, biri hep arayıp bulamayan diğeri ise hiç aramayan iki insanın öyküsü.Ben yaşamımın farklı zamanlarını gördüm kitapta, belki siz de bir şeylerinize rastlarsınız okurken.
Sizin Cem'le aranızda çok özel bir şey var Feraye. Sevgili olduğunuzu söylemiyorum. Ama arkadaş da değilsiniz. Bu aranızdaki, sevgili olmak kadar olmamakla da tanımlanamayacak, çok başka, çok özel bir şey...
Sadece isimleri değil, her şeyi daha kısa, daha basit, daha pratik yapmak için uğraşıyor insanlar. Bir yerden diğerine gittiğimiz vakit azalıyor, ilişkilerimizin süresi kısalıyor, düşünmeye harcadığımız emek, zaman daralıyor. Ne yapıyoruz giderek artan bunca vakitte peki? Hiç! Daha mı çok okuyoruz, daha mı çok müze geziyoruz? Hayır...Pratik olan şey o an işimizi kolaylaştırıyor, bize rahatlık getiriyor, ama aslında içimizdeki hiçbir ihtiyaca cevap vermiyor.
Gerçek hayat, dışımızdaki değil, içimizdeki hayatımız değil mi? Dıştaki hayatı, içimizdekiyle kesiştirebilmek marifet.
Nihan Kaya
Sayfa 201 - İthaki Yayınları
Sözlerin sadece sözlerden oluştuğunu artık anladım. Ama onları bu denli yadsımak da o kadar zor ki... Onlar benim dış dünyayla, diğer insanlarla bağım. Sözlere, sözcüklere de güvenemezsem neye güveneceğim?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Disparöni ya da Yaşama Korkusu
Baskı tarihi:
23 Mart 2018
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053757702
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Disparöni ya da Yaşama Korkusu
Disparöni
Disparöni ya da Yaşama Korkusu birbirini çok uzun zamandır tanıyan Feraye ve Cem’in iç içe geçmiş hayatlarını anlatıyor. Modern bir Eugenie Grandet olan Feraye, Don Juan olan Cem. Herkesin sahte olduğu bir dünyadan kendini sakınarak kendine sadık kalmaya çabalayan Feraye; aynı sahte dünyaya başka bir yöntemle, şov yıldızı olarak ve bu dünyayla onun tam içinden alay ederek başkaldıran Cem. Disparöni ya da Yaşama Korkusu, Feraye ve Cem’in hem ayrı ayrı dünyayla, hem de birbirleriyle kurdukları ilişkideki birleşme sancısı. Biri ne beklediğini bilmeden hep bekliyor; diğeri ne aradığını bilmeden hep arıyor. Biri düşünüyor; diğeri yapıyor.

Dis zorluk belirten ön ek, para ile, unia birleşme anlamına geliyor.
Nihan Kaya, Feraye ve Cem’in bu dünyayla birleşmeye çalıştıkça canlarının yanmasını anlatırken yine insan psikolojisinin dehlizlerine dalıp başarıyla çıkıyor.

*O kadar uzun zamandır bekliyorum ki artık beklemenin kendisine dönüşmüş gibiyim. Beklemek bütün vaktimi alıyor; bütün ömrümü, hayatımı kaplıyor. Artık bekçi gibi, Godot’yu bekler gibi, Mehdi’yi bekler gibi, beklemenin kendisini bekler gibi bekliyorum. Hayatım kesik elektriğin gelmesini bekleyen tam teçhizatlı bir elektrikli makine gibi. Beklediğim gerçekleşince görünür olacak mahiyeti.

O kadar uzun zamandır arıyorum ki artık ne aradığımı bile hatırlamıyorum.Net olarak zihnime kazınmış tek şey, arıyor olduğum. Her yerde, her şeyde, durmadan arıyorum. O kadar kaptırmışım ki kendimi aramaya, aradığımı bulduğumda onu aynı zamanda yitirmiş mi olacağım diye korkuyorum bir yandan.*

Kitabı okuyanlar 234 okur

  • Dilara
  • DOKUZ
  • Antidistopik
  • Selva Nur Kırkpınar
  • Serap Gökhan
  • Esra
  • Aynur Kaplan
  • cansel
  • Nilgün Saraç
  • Son Ay

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.1 (13)
9
%12.1 (12)
8
%20.2 (20)
7
%12.1 (12)
6
%7.1 (7)
5
%3 (3)
4
%1 (1)
3
%0
2
%1 (1)
1
%0