Divan Şiirinde Sapık Sevgi

·
Okunma
·
Beğeni
·
54
Gösterim
Adı:
Divan Şiirinde Sapık Sevgi
Baskı tarihi:
1991
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Broy Yayınevi
İsmet Zeki Eyüboğlu, 60'lı yıllarda yayınlandığı sırada ilgiyle karşılanan bu çarpıcı incelemesini yeni örnek ve açıklamalarla geliştirirken, Divan şiirinde somut olan ve insani içerik taşıyan bir sevginin yalnızca erkeğin erkeğe aşkında evrensel düzeye çıkabildiği sergiliyor. Tanrısal simgelere sığınılarak dile getirilen bu sevginin kaynağının Muhyiddin Arabi'de açıklandığını ortaya koyuyor: 'Tanrı bana sevgiden, sevişmeden duyduğum en derin tat içinde, boşalma sırasında, güzel bir kadın olarak görünür.' Osmanlı Divan şiirinin kurucusu Ahmed Paşa'dan, Son Divan şairi Şeyh Galip'e; Avni'den Muhibbi'ye, Zati'den Hamamizade İhsan'a, Baki'den Şeyhülislam Yahya'ya, Necati'den Nedim'e sürdürülen geleneğin sonucu çok açıktır: 'Divan şiirinde gerçek sevgi, erkeğin erkeği sevmesidir. Öteki sevgi soyuttur.'
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Yazının, bir uygarlık ürünü olarak değeri, gençlerin eğitim-öğretim alanında aydınlatılmalarına, onlara belli bir duygu aşılamasına bağlıdır. Bunu yapamayan bir yazın, insanın uzağından geçer. Uygarlık tarihinde şiirin, öteki yazın ürünlerinin etkisi büyüktür. Özellikle ilkçağda, Yunan-Latin uygarlığında şiirin yeri sanıldığından da önemlidir. Bir Homeros, bir Hesiodos olmadan Yunan uygarlığı, bir Vergilius, bir Ovidius bilinmeden Latin uygarlığı anlaşılmaz. Durum, Anadolu tarihinin bir kesitini oluşturan Divan Şiiri için de öyledir. Sanat yaratmaları içinde en geniş alana yayılma olanağı bulunan ise yazındır (edebiyat). Bu olanak onun, bir dil varlığı olmasından dolayıdır. Yazın, bir ulusun gören gözü, duyan kulağıdır. Özellikle Anadolu insanının şiire olan tutkusu bunun en somut örneğidir çağımızda. Anadolu’nun hangi bucağına gidilirse gidilsin, insanı ilk karşılayan uygarlık ürünü, kuşkusuz, şiirdir. Anadolu insanlarını uyaran, duygularını geliştiren, varlık anlayışlarını yansıtan halk ozanlarının şiirleridir. Bu nedenle Anadolu insanının tarihi şiirle yazılmıştır denebilir. Ancak Divan Şiiri bu konunun dışındadır. Onun halkla ilgisi olmamıştır. O, belli bir yörenin duygularını dile getirmekle yetinmiş, halktan kopmuş bir uygarlık ürünüdür. Bu kopuşun başlıca nedeni de dildir. Anadolu insanı, bir halk çoğunluğu olarak, Divan Şiiri’nin dilini –bırakın bir dönemi- bir yıl bile kullanmamıştır. İşte Divan Şiiri ile halk arasındaki uçurumu yaratan da bu karmaşık dildir, şu Osmanlıca denen dil.
33/34

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Divan Şiirinde Sapık Sevgi
Baskı tarihi:
1991
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Broy Yayınevi
İsmet Zeki Eyüboğlu, 60'lı yıllarda yayınlandığı sırada ilgiyle karşılanan bu çarpıcı incelemesini yeni örnek ve açıklamalarla geliştirirken, Divan şiirinde somut olan ve insani içerik taşıyan bir sevginin yalnızca erkeğin erkeğe aşkında evrensel düzeye çıkabildiği sergiliyor. Tanrısal simgelere sığınılarak dile getirilen bu sevginin kaynağının Muhyiddin Arabi'de açıklandığını ortaya koyuyor: 'Tanrı bana sevgiden, sevişmeden duyduğum en derin tat içinde, boşalma sırasında, güzel bir kadın olarak görünür.' Osmanlı Divan şiirinin kurucusu Ahmed Paşa'dan, Son Divan şairi Şeyh Galip'e; Avni'den Muhibbi'ye, Zati'den Hamamizade İhsan'a, Baki'den Şeyhülislam Yahya'ya, Necati'den Nedim'e sürdürülen geleneğin sonucu çok açıktır: 'Divan şiirinde gerçek sevgi, erkeğin erkeği sevmesidir. Öteki sevgi soyuttur.'

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Tuğba AYDOĞAN

Kitap istatistikleri