Dizboyu Papatyalar

7,5/10  (37 Oy) · 
128 okunma  · 
29 beğeni  · 
1.483 gösterim
Hangi sınıftan gelirlerse gelsinler, yaşadıkları baskılara boyun eğmeyen bireylerle onların uyumlu sınıfdaşlarının kişilik ve değer çatışmalarını bulacağınız Dizboyu Papatyalar'da Tomris Uyar'ın yalın, süssüz anlatım biçimi ve kendine özgü kurgusu kendini hissettiriyor. İlk kez 1973 yılında yayımlanan Dizboyu Papatyalar, edebiyatımızın kalıcı yapıtları arasında.

"Dili bilmesek bile anlıyoruz, çünkü Akdeniz'in ortak dili bu. 'Dizboyu Papatyalar' anlamına da gelebilir, 'Daha yığınla çok var doğurulacak, yığınla çocuk bezi, don, erkek çorabı var yıkanacak' anlamına da. 'Seni seviyorum, hadi hoşça kal, bir gün o kıyı kahvesinde yanına çöküp dostça iki kadeh içebilme isteğim baskın geliyor,' anlamına da..."
  • Baskı Tarihi:
    2014
  • Sayfa Sayısı:
    80
  • ISBN:
    9789750807657
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Cem 
23 Ara 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · 10/10 puan

Bu akşam okul çıkışı, hafiften yağmur, soğuk, yapayalnız Kartal'daydım. Normalde arkadaşlarım olurdu ve kahkahayla geçen bir akşam yaşanırdı, klasik bir cuma...ama yalnızdım, her zaman gittiğimiz yerden başka bir cafeye gidip sıkılarak oturdum. Eve dönene dek içim ağırlaşmıştı iyice, hem biraz yürüdüm, çamur, toprak, her yer karanlık, yanda hâlâ devam eden yeni inşaatlar, ve her yer araba dolu, lambasız sokak, arada ağaçlardan yapraklardan gelen yağmur sesi.

ev de aynıydı: boğucu bir hava, kırk beş senelik eşyalar, koltuklar, boyanma zamanı gelmiş soluk mavi renkli duvarlar... Dodi aynı yerinde yatıyor, hasta; annem soğuktan korunmak için sarmalanmış, ev aynı loş ışıkla aydınlanıyor...hemen odama geçtim. uzandım yatağa. biraz uyumuşum.

kütüphanem artık daha boş. evet, gönderdim bazı kitaplarımı, evet bazılarını arkadaşlarıma verdim, bir çoğunu okuluma taşıdım. Raflar daha boş şimdi. Senelerce yüz yüze baktığım kitapların bir çoğu artık yeni yuvalarında...Gidecek olan diğer kitaplarım hâlâ bekliyorlar...

elim yine, arada sırada olduğu gibi, arka sıralarda dolaştı...acaba var mı? elim uzansın da bulayım bir tane daha, ve hemen okuyayım, çünkü ihtiyacım var, uzanmak istiyorum, belki okumaya çalışırken dalıvereceğim bir daha uykuya.

sonra buluyorum onu: senelerce nice kitabın arasında, nice kereler yeri değiştirilerek, bazen acaba okusam mı diye elimde sıkılgan, mazlum bekleyen Diz boyu papatyalar, bu cuma akşamıma sızıverdi; yatağıma uzanıp sayfalarını çevirmeye başlayınca, beklediğimden daha iyisiydi okuduğum, çünkü sağa sola dönüp, arada dayanamayıp kendimi bıraktığımda kapanınca gözlerim, birden hatırlayıp açılıyor göz kapaklarım ve okuyorum: edebiyat insanı gerçekten iyileştiriyor. Başkasının acısını hikâye hikâye okudukça, ve bu insanların her biri nerdeyse elli yıllık bu incelikli, acılı kitabın yapraklarından hafızama aktıkça iyileştiğimi hissettim. Okurken aklım bahçedeydi: adlarını Çehov'un hikâyelerinden koyduğum bahçedeki yavru kedilerin bir çoğu yok şimdi, Gusev öldü, Varka öldü, İvan görünmüyor ortalıkta, ölülerini bulamadım ve senelerdir olduğu gibi, sır oldular, ve böyle hâyâl etmesi daha iyi geliyor şimdi, çünkü nicesini ellerimle gömdüm bahçemize, hayat edebiyat kadar güzel değil her zaman, bu yüzden içim sıkılsa ve üzülsem de artık kabul ediyorum, yok olacağız hepimiz, tomris uyar'ın kitabın son hikâyesinde insanın ruhunu titretircesine anlattığı gibi, sıcacık kalacak ölümüz bir an için, ve soğuyacak yavru kediler gibi, sonra sır olup gideceğiz. Kitabı okurken en çok hissettiğim şey her karakterin yanına oturup ya da yorgunluktan uzanıp yanlarına, onlarla beraber kalmak isteğiydi, herkes korkunç çaresiz, acı dolu göründü bana...ve sene daha 1973. Peki ya bugün? Her yerden daha büyük zulümler kötülükler, insanlıktan çıkmışların vahşetleri gelirken, edebiyata sığınarak, korunabilir miyiz? Bunu yapabilir miyim? Yavru kedilerimi köpekler sırf öldürmek adına ve aldıkları zevkten, öldürürken, aynen insanlar gibi, ne kadar sebepleri olsa da sosyal, psikolojik, herkes bir yandan da türüne özgü davranıyor sanki, köpeklerin kedileri öylesine öldürmesi gibi. Böyleyken edebiyata sığınıp mutlu olabilir miyim? Bir gazete sayfasına bakıp DİZBOYU PAPATYALAR yazısını görünce kitaptaki o karakter gibi, içimdeki sıkıntıyı atabilir miyim? Emekli albay Halit Akçam'ın yaptığı gibi, beyni dağılmış bir insanın yanına eğilip "sana ne be kardeşim? " diyebilir miyim? Kaçabilmek için bu zihni kamaştıran dilin güzelliğine sığınıp, hikâyeden hikâyeye koşabilir miyim? Bu akşamımı dolduran bu hikâyelerin her birisinden aklımda kalanlar: paslar, puslar; acıyan, acılı karakterler ve gerçekten yaşasalar hepsi çoktan ölmüş olacak ama bir küçük hikâye kitabının içine sıkışıp kalmış, orada tekrar tekrar yaşayan karakterlere "herşey çok daha kötü" deme isteği...yazar mekânları ve ruh durumlarını öylesine güzel anlatıyor ki bazı yerlerde alâkası yokken bile gözlerim yaşardı, sanki çok güzel yıllanmış bir kitap gibiydi, sanki senelerce kütüphanemde okunacağı günü beklerken de güzelleşmişti ve acıtırken bile güzelliği keyif veriyordu. Açıkçası tekrar tekrar okunacak güzellikte bir eserdi okuduğum. Okuduktan sonra, yani buraya döndüğümde, yani loş ışıklı odamda, yatağımda kendime geldiğimde, elbette değişen birşey yoktu..ama yine de iyi geldiğini hissediyorum bana. Biz yalnızlar, ömrümüz geçiyor, daha ne kadar hikâye kitaplarına sığınacağız? edebiyatla başbaşayız.

Habibe 
22 Nis 11:00 · Kitabı okudu · 1 günde · 6/10 puan

Kısacık ama lezzetli öykülerin bulunduğu bu kitabı sevebilmek için önce bir zihin ferahlığı daha sonra da hissiyat gerekiyor fikrimce. Karakterler her ne kadar en derinine kadar işlenemese de bazen küçücük bir ayrıntı sizi alıp götürebiliyor. Belki de çoktan unuttuğunuz çocukluğunuza. Seviyorsunuz bunu yaşamayı ve bir de Tomris hatunu :)

Sude Elgin 
10 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Tomris Uyar'ı zaten severim bu kitapla bayıldım diyebilirim. Hikayeler biraz yoğun ama sizi ne yoruyor ne de usandırıyor. Ben en çok "Hakların En Güzeli"ni sevdim. 80 sayfa ve isterseniz bir oturuşta bitirebilirsiniz.

~ Eda 
27 Tem 2017 · Kitabı okudu · 163 günde · Beğendi

Sekiz öyküden oluşan 80 sayfalık bir kitap.. Bir oturuşta bitecek bir kitaba benziyor şimdilik akıcı ilerliyor.. Öykü kitaplarını okumayı çok sevmem ben daha çok roman okumayı severim ama bu kitaptaki öyküler güzele benziyor umarım beğenirim.. :)

Tomris Uyarla tanışmama vesile olan kitaptır. Çok güzel ve akıcı bir dille anlatılmış hikayeler barındıran kitapta, en çok, "yaz suyu" ve "şen ol bayburt" hikayelerini beğendim. Öykü seviyorsanız okumanızı tavsiye ederim.

Esra 
07 Oca 2017 · Kitabı okudu · 6 günde · 7/10 puan

İyi vakit geçirmelik bir hikayeler kitabı. Sanırım bu kitabı bir yaz ikincisinde okusaydım daha etkili olurdu, ama bir kış akşamı da iyi gitti benim için. Sade ve dolambaçsız hikayeler bütünü. İyi okumalar.

kinokume 
11 Tem 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Ben böyle ne demek istediğini hemen anlayamadığımız ama bunu zorlayarak değil öyle hissettiği için yazan yazarlara hayranım. Tomris Uyar ı zaten çok severim bu kitabını da çok sevdim. Sekiz öyküden oluşuyor Dizboyu Papatyalar. Ben en çok ' Hakların en güzeli ' isimli öyküyü sevdim. Yalın ama kafa yorarak okunacak bir dile sahip, keyifli, akıcı bir kitaptı. İnsanı üzen, düşündüren öyküler barındırıyor içinde. Okuyun derim .

Kapı Zili 
 13 Tem 2017 · Kitabı okudu · 3 günde

Bütün öyküleri çok severek okudum. Anlatış tarzını, dilini, kahramanların acı çekişlerini, bu acıyı hafife alışlarını çok sevdim. Bütün öyküleri sevmekle birlikte "Emekli Albay Halit Akçam'ın İki Günü" hikayesini ve kitabın ilk öyküsü olan "Hakların En Güzeli" öykülerini ayrı bir sevdim. Kısa öyküler okumayı seviyorsanız, kitaplığınızda bulunması gereken bir kitap.

Kitaptan 58 Alıntı

Yoksulluk anlatılmaz be ablam. Yoksulluk yaşanır anca. Gerisi puştluktur. Yani anlatıp. Kanına ekmek banıp o ekmekle semirmektir. Övünmek gibi bir şeydir anladın mı? Ayıptır.

Dizboyu Papatyalar, Tomris Uyar (Sayfa 9 - YKY)Dizboyu Papatyalar, Tomris Uyar (Sayfa 9 - YKY)

Günlerin tam içinde yaşayamayınca, olanlara akıl erdiremeyince, bunlarla oyalanıyoruz işte, kahve pişirmek, çay demlemek... Anılar da öylesine çoğalmış ki bastırıveriyorlar, günü karartıyorlar erkenden.

Dizboyu Papatyalar, Tomris Uyar (Sayfa 37 - YKY)Dizboyu Papatyalar, Tomris Uyar (Sayfa 37 - YKY)

Çünkü yaz bu. Gereğince yaşanmalı ki anlatılsın kış boyunca: tatil köyleri, kampingler, karpuzun en ucuzu nerdeydi, boğma rakıyı nerden getirmeli...

Dizboyu Papatyalar, Tomris Uyar (Sayfa 68 - YKY)Dizboyu Papatyalar, Tomris Uyar (Sayfa 68 - YKY)

Daha yığınla çocuk var doğurulacak, yığınla çocuk bezi, don, erkek çorabı var yıkanacak.

Dizboyu Papatyalar, Tomris Uyar (Sayfa 55 - YKY)Dizboyu Papatyalar, Tomris Uyar (Sayfa 55 - YKY)

Çocuğumuz olmadı, dedi Meliha Hanım rahatça. Hiç düşünmedik. Kocam, demin de söyledim ya, sessizliğe öyle düşkündü ki. Oysa ben... Şey, sizin bir kızınız var, değil mi efem? Baha Bey söylemişti de.
- Annesinde. Yok sayılır bir bakıma.
- Görüyorsunuzdur sık sık.
- Pek sık değil. Uzakta olunca, alışılıyor yokluğuna.
- Ama o çocuktur, alışamaz ki efem.

Dizboyu Papatyalar, Tomris Uyar (Sayfa 70 - YKY)Dizboyu Papatyalar, Tomris Uyar (Sayfa 70 - YKY)
Asiye-Serkan 
04 Nis 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Hep düşünmüşümdür:aklından asıl geçenleri hiç yazamazsın mektuba.Karşındakinin beklediklerini istediklerini yazarsın ki mektupsuz kalmayasın.Kendi zararına hep onun yararına.

Dizboyu Papatyalar, Tomris Uyar (Sayfa 40)Dizboyu Papatyalar, Tomris Uyar (Sayfa 40)
Muzaffer Akar 
13 May 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

... Yerinde kullanılan bir sözcük, rasgele yükselen bir şarkı, nasıl kavratır yaşamayı!...

Dizboyu Papatyalar, Tomris Uyar (Sayfa 54)Dizboyu Papatyalar, Tomris Uyar (Sayfa 54)
Muzaffer Akar 
 13 May 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Sanki yıllar öncesine dayalı bir dostluk var da onu yaşıyor birden, üstüne varmadan sağlamlaştırıyor, öyle ki, geçmişi olmasa da garip bir zenginliği, yoğunluğu üstleniyor bu dostluk, ister istemez paylaşılıyor; bir sedirde, bir odada, bir limanda hep kalma, hep kalma isteği veriyor...

Dizboyu Papatyalar, Tomris Uyar (Sayfa 66)Dizboyu Papatyalar, Tomris Uyar (Sayfa 66)

Acı, yalazlayıp geçer, bilirler, yeşilliklerin baharıysa kalır. Nane yanar, kekik tüter, kişniş durur. Sumağın kızılına karışıp girerler alacalı, çeşnili aşlara: yoğurtsuz, limonlu.

Dizboyu Papatyalar, Tomris Uyar (Sayfa 65 - YKY)Dizboyu Papatyalar, Tomris Uyar (Sayfa 65 - YKY)