Do The Birds Still Sing In Hell?

·
Okunma
·
Beğeni
·
1699
Gösterim
Adı:
Do The Birds Still Sing In Hell?
Baskı tarihi:
25 Aralık 2008
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9781905988808
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Libros International Publishing
Baskılar:
Kuşlar Cehennemde De Şarkı Söyler Mi?
Do The Birds Still Sing In Hell?
Do The Birds Still Sing In Hell? is an incredible tale of one man's defiance, of adversity and the lengths he was prepared to go to for brief, passion-filled moments, each time under a death sentence. This is the story of a young man's outlawed obsession for the girl he loved, of man's most natural craving and of his determination to defeat her Fatherland. This story is about good over evil, how love can blossom in the most impossible of situations. It is a story about desire and hope but above all it is a story of heroism.
344 syf.
·1 günde
"Mahkumların bazılarının hayatta kalabilmek için ölüleri yediğini anlatan bir adam, sonunda utancından kendini astı"


Yukarıdaki alıntı kitabın giriş bölümüyle başlayıp sizi etkisi altına alacak satırların habercisi olacak. Romanı okurken bir sinema filmini izliyor duygusuna da kapılacaksınız. Çünkü kitapta savaş esiri bir adamın gerçek hikayesini okuyacaksınız. Bu kitapta anlatılanları Horace Greasley, 1940'larda yaşamış; altmış sene sonra ise bunları Ken Scott'a 2008 de anlatmış, 2009'da kitap yayınlandıktan bir yıl sonra 2010'da Greasley ölmüş.
Esir düşen, insanlık dışı koşullarda yaşam mücadelesi veren ve arkadaşları ile esir kamplarında açlık, soğuk, dayak ve hakaretlere ve eksi kırklara kadar inen soğuklarda karşı verilen bir yaşam mücadelesi.

Fort Eight’ kampı her şeyin başlangıcıdır. Esirler buradaki bir maden ocağında çalıştırılıyorlar. Maden ocağının sahibi iyi niyetlidir esirlereyi davranır.Sonrasında kökeninde onun da Yahudi olduğu anlaşılır.

Kampta Horace ve Rosa arasında sevgi doğar ve aşık olurlar. Her ikisi de birlikte olabilmek adına, öldürülmeyi göze alırlar. Horace’n Rose olarak seslendiği genç kadın sevdiği adam uğruna kampta gizlice radyo yapmaları için bulduğu uygun parçaları toplar ve getirir. Malzemeleri kullan ayı başarır ve esirlerin artık yatakhanesinde gizlice dinleyebildikleri bir radyoları vardır. Ampülden aldıkları elektrik ile bu radyoyu çalıştırmışlardır. Haberler biraz olsun onların yaşam umudunu yükseltmiştir. Rose onlara yiyecek temin eder. Bu arada radyo haberlerini dinleyen az asker bunları sigara kâğıtlarına yazarak arkadaşlarına dağıtırlar. Böylece kamptaki herkesin haberi olur.

Tüm bunların yanında özgürlük düşüncesi ile sevdiği kadın arasında bir çelişki yaşayan Horace bir türlü kaçmaya karar veremez. Ancak esir kampındaki koşullar gün geçtikçe kötüleşince hayat daha da dayanılmaz bir hal alır. İnsanların aç kaldıklarında, çaresiz olduklarında neler yapabileceklerini okuyorsunuz . Bir dilim ekmek için arkadaşlarını ihbar etmek, Almanlara yaranmak için yalan söylemek, yaşam mücadelesi vermek. Tüm bunları akıcı bir dille okuyorsunuz.

Savaş bittiğinde Horace zorunlu olarak İngiltere’ye döner. Uzun bir süre ayrı kalır ve o arada mektuplaşırlar. Seyahat etmek güç ve tehlikeli olduğundan Horace de gidemez. Bir gün mutlaka karşılaşacaklarına inansalarda öyle olmaz.Gün gelir ve  Rose’un mektupları  kesilir, gelmez olur. Son mektuptan bir yıl sonra gelen mektup bir başkasının el yazısıyla yazılmıştır.

“Sayın Bay Greasley,

Üzülerek belirtmek isterim ki sevgili arkadaşım Rosa Raucbach 1945 yılının Aralık ayında vefat etmiştir. Rosa bebeğini doğurduktan iki saat sonra öldü. Jakub adını verdiği oğlu da ondan hemen sonra can verdi. ...Böyle kötü bir haber verdiğim için çok üzgünüm.
Bu satırlarla birlikte onlar için her şey sona ermiştir. "
344 syf.
·Beğendi·10/10
2.Dünya savaşında esir düşen bir İngiliz askerinin yaşam mücadelesini anlatan bir kitap.Bence kitap okumayı seven özellikle tarihe meraklı herkes bu kitabı okumalı.
344 syf.
İkinci Dünya Savaşı'nda almanlara esir düşen bir ingiliz askerinin gerçek yaşam hikâyesinden yola çıkılarak yazılmış bir kitap. Horace Jim Greasley'in anlatımıyla, başka bir yazarın kelimelere dökmesiyle yazılmış. Almanların yaptığı acımasız işkenceler, yaşam savaşının ortasında kurtulma şanslarını bile artık düşünemeyen esirler ve o hengamenin ortasında filizlenen bir aşk. Konusu ve anlatımı açısından gayet iyi bir kitap. Duygu aktarımı çok başarılı.
344 syf.
·15 günde·Beğendi·5/10
Aşk bazen insana çılgınlık yaptırır, bazen en umutsuz anlarda bile yüreğinde bir yaşam sevinci yaratır.
Sevmenin, âşık olmanın, karşı cinse ilgi duymanın dayanılmaz bir tadı, isteği ve çekiciliği vardır. En kötü koşullarda bile bu duygu insana yaşam sevincini ve mutluluğu tattırır.
Ancak bazen de koşullar ve sorunlar aşkın yarım kalmasını sağlar, bu mutluluğu engeller...

Romana konu olan İngiliz asker Horace Jim Greasley 1939’da Almanlara esir düşer, insanlık dışı koşullarda yaşam mücadelesi verir. O ve arkadaşları esir kamplarında açlık, soğuk, dayak ve hakaretlere karşı koymak zorundadır. Horace (bugün 90 yaşlarında) bu romanı yaşlılığı nedeniyle yazamadığı için, kendisi de bir yazar olan Ken Scott’a yazdırır
344 syf.
·Beğendi·10/10
2. Dünya savaşını en iyi konu alan kitaplardan biri. Yeni basımları olmaması insana garip geliyor açıkçası böyle güzel bir kitabı neden yayınevleri basmaz?
344 syf.
·Beğendi·10/10
Bu kitap hediye geldiğinde bu nasıl isim demiştim. Ama savaşın,esaretin acısını aşk tadında öyle güzel anlatmış ki... Hayran olmamak imkansız...
344 syf.
·4 günde·6/10
Bu kitapta anlatılanları Horace Greasley, 1940'larda yaşamış; altmış sene sonra Greasley, bunları yazar Ken Scott'a anlatmış 2008'de; ... 2009'da kitap yayınlanmış; ... 2010'da Greasley ölmüş 90 yaşında... İngiliz askeri Greasley, bütün İkinci Dünya Savaşı'nı esaret altında geçirmek durumunda kalmış ve esirlik hayatını sürdürdüğü bir kampta güzel Rose ile tanışmış, kıza aşık olmuş ve savaşın bütün anlamsızlığı ve korkutucu özelliği arasındaki bu gönül hikayesi ve yanısıra savaşın ürkütücü egemenliği... İnsanların zalimliliği falan derken bu ''Kuşlar Cehennemde De Şarkı Söyler Mi?'' Kitabı okuyanın boğazına düğüm düğüm atıyor. Bence okumayınız...
Mahkumların bazılarının hayatta kalabilmek için ölüleri yediğini anlatan bir adam, sonunda utancından kendini astı.
O tatlı yavrucak ise kitap okumanın nasıl bir şey olduğunu asla bilemeyecek, ilk aşkı asla tadamayacak, baba olmanın keyfini asla süremeyecekti.
Ama yazık ki insanoğlu hep zaferler peşinde koşmak, öldürmek ve topraklarını genişletmek, daha fazla güç, daha fazla hakimiyet alanı ister.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Do The Birds Still Sing In Hell?
Baskı tarihi:
25 Aralık 2008
Sayfa sayısı:
352
Format:
Karton kapak
ISBN:
9781905988808
Kitabın türü:
Dil:
English
Ülke:
United States of America
Yayınevi:
Libros International Publishing
Baskılar:
Kuşlar Cehennemde De Şarkı Söyler Mi?
Do The Birds Still Sing In Hell?
Do The Birds Still Sing In Hell? is an incredible tale of one man's defiance, of adversity and the lengths he was prepared to go to for brief, passion-filled moments, each time under a death sentence. This is the story of a young man's outlawed obsession for the girl he loved, of man's most natural craving and of his determination to defeat her Fatherland. This story is about good over evil, how love can blossom in the most impossible of situations. It is a story about desire and hope but above all it is a story of heroism.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 7 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0