Doğanın Keşfi (Alexander von Humboldt’un Yeni Dünyası)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1699
Gösterim
Adı:
Doğanın Keşfi
Alt başlık:
Alexander von Humboldt’un Yeni Dünyası
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
560
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053141891
Çeviri:
Emrullah Ataseven
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
“Harikulade bir biyografi... Wulf zorlu durumlar ile bilimin muazzam etkisini birleştiriyor.”
-Independent-

“Humboldt’un kendisi gibi, Doğanın Keşfi de bilimsel ama son derece eğlenceli.”
-The Times-

“Onun keşiflerini yaşatan tasvirleri… zevkli hikâyeler… Wulf vahşi maceralardan akademik hikâyelere kolayca akıyor ve onun Humboldt’a olan sevgisi gerçekten bulaşıcı.”
-Publishers Weekly-

Çağdaşları tarafından Napoleon’dan sonraki en ünlü kişi olarak tanımlanan Humboldt, zamanının en büyüleyici ve ilham verici insanlarından biridir. Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğan Humboldt kendi başına Dünya’nın nasıl işlediğini keşfetmek için ayrıcalıklı bir yaşamdan vazgeçer. Thomas Jefferson onu “zamanın en büyük değerlerinden biri” olarak tanımlar. Charles Darwin “Humboldt’un Kişisel Anlatısını okumak kadar hiçbir şey benim gayretimi kamçılamamıştı” diye yazar; Humboldt olmadan ne Beagle’a binebileceğini ne de Türlerin Kökeni’ni tasavvur edebileceğini söyler. William Wordsworth’la Samuel Taylor Coleridge’in ikisi de şiirlerine Humboldt’un doğa kavramını katmışlardır. Güney Amerika’yı İspanyol sömürge yönetiminden kurtaran devrimci Simon Bolivar, Humboldt’u “Yeni Dünya’nın kâşifi” diye nitelendirir. Almanya’nın büyük şairi Goethe, Humboldt’la birkaç gün geçirmenin “birçok yıl yaşamış gibi” olduğunu dile getirir.

Doğanın Keşfi Alexander von Humboldt gibi büyük bir bilim insanını tanımanın yanı sıra, çağdaş doğa ve türlerin ilişkiselliği açısından günümüz doğa anlayışına da ışık tutmaktadır.
New York Times tarafından 2015 yılının en iyi on kitabı arasında sayılan Doğanın Keşfi, 23 ülkede yayımlandı. Royal Society Bilim Kitabı Ödülü 2016, Costa Biyografi Ödülü 2015, Inaugural James Wright Doğa Yazıları Ödülü 2016, LA Times Kitap Ödülü 2016 ve Kraliyet Coğrafya Topluluğu’ndan Ness Award 2016 ödüllerini almıştır.
560 syf.
Uzmanlaştıkları alanların karmaşıklığını ve derinliğini çok da geçerli bir mazeret olarak görmez ve bir grup azınlığı da dışta tutarsak, doğa bilimcilerin bir kısmı için (bence önemli bir kısmı için) ''doğa'' mefhumunun ormanları ve dereleri ifade etmekten fazlasını içermediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bilim, kendisini az önce bahsettiğim şekilde kavrayan bakış açısı için insanın doğayı (ve buna bağlı olarak kendisini) kavramasına, anlamasına, tanımasına yarayabilecek bir araç değil, yalnızca akademik bir kariyer alanıdır. Ölçer, biçer, kategorize eder ve ödül alırsınız ya da CV'niz kabarır. Bu kadar.

Bunu anlamak için de herhangi bir üniversitenin fizik ya da biyoloji bölümünde yıllarınızı geçirmenize gerek yok; Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünün tanıtım günleri için kaydedilmiş videoları izleyip bölümün tanıtımını yapan hocaları birkaç dakika dinlemeniz bile bu konuda yeterli izlenimi edinmenize yardımcı olur. Demem o ki; Edebiyatın betimleyici, felsefenin sorgulayıcı ve derinleştirici gücünden ama daha önemlisi doğaya duyulan tutkundan yoksun bir bilim icrası, sizi dümdüz bir memur takımının ve bunlardan gelen buz gibi bir veri yığınının ortasında bırakır gider.

İşte bu kitap, bilimi az önce vurguladığım bakış açısının tam tersi şekilde kavrayan olağanüstü bir insanın doğaya karşı beslediği tarife gelmez tutkuyu ve yolun başında sadece ölçen, kategorize eden, kayıt tutan bilgiye susamış genç bir kaşiften yolun sonunda adeta doğayı ''anlamlandıran'' bir filozofa evrilişini anlatıyor.

Humboldt methiyelerle anlatılabilecek bir insan değil. Onun doğa tutkusu ve anlam arayışı, bu uğurda göze aldıkları ve yaptıkları, kimlere ilham olduğu, kimleri etkilediği anlatmakla bitecek gibi değil. Olağanüstü bir insan, muazzam bir kişilik, tarifsiz bir ruh. Kitabı okuduktan sonra insanın basit, yüzeysel, alelade dertlerden örülmüş hayatından utanmaktan başka hissedecek pek az şeyi oluyor. Bir bilim insanı olduğu düşünüldüğünde Darwin'i ya da Haeckel'i etkilemesini anlıyorsunuz. Lakin bunların yanı sıra Ralph Waldo Emerson, Walt Whitman, Edgar Allan Poe, Henry David Thoreau ve Balzac gibi isimlere de ilham olduğunu; Goethe ile olan yakın arkadaşlığını ve Faust'tan bir karaktere ilham verdiğini; o zamanlar Paris'te züppelik eden Bolivar'ın ateşli bir devrimciye dönüştüğü sürecin fitilini ateşlediğini de okuyunca, işte o zaman bir bilim insanından daha fazlası ile karşı karşıya olduğunuzu anlıyorsunuz.

Kitabın yazarına da bir parantez açmak lazım burada. Andrea Wulf, Humboldt'u yalnızca arşivlerde değil, çıktığı dağların zirvelerinde bile aramış. Gittiği hemen her yere gitmiş, gördüğü hemen her şeyi görmüş. Öyle incelikli, öyle titiz, öyle ayrıntılı yazılmış bir biyografi bu. Aldığı onca nitelikli ödül de cabası (bunların arasında Royal Society Bilim Kitabı Ödülü de var). Kitabın çeviri ise başta Celal Şengör gibi her çeviriye burun kıvıran biri başta olmak üzere çoğu kişi tarafından beğenilmiş ama ben aynı kanıda değilim. Yine de o kadar rahatsız edici değil, buna rağmen okunuyor kitap.

Daha uzun ve detaylı bir inceleme yazılabilirdi elbette ama bunun kitabın heyecanını öldüreceğini düşünüyorum. Son olarak, bu kitabı okuduğunuz süre içerisinde BBC'nin Planet Serisinden herhangi birinin okumaya eşlik etmesini şiddetle tavsiye ederim. Artık Planet Earth mü olur, Blue Planet mi olur siz karar verin. Fakat ne yapıp edip bir an önce bu kitaba girişin. Keyifli okumalar.
560 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10
Uzun soluklu okunacak,doğada yolculuğa çıkartacak kitaplardan
Genel kültür ve bilgi bombardımanına tutulacak ve 1800'lü yılların dünyasında gözlemleri,bilimin,sanatın,siyasetin nasıl geliştiğini okuyacaksınız.
Ayrıntı yayınlarının son okuma yapmada yayınladıgını düşündüğüm bu muazzam eseri okumam için veren,tavsiye eden ufuk açıcım güzel insan Belgine teşekkür ederim ve kitap ve doğa sever herkese tavsiye ederim.
560 syf.
·18 günde·Puan vermedi
Kitabı okumadan önceki beklentim çok yüksekti. Bana yeni şeyler öğretecek beni şaşırtacaktı. Başladığımda bir Almanın doğumunu büyümesini ailesine karşı pısırık olup hayallerini bastırmasını gördüm başlarda. Sonra kitap bir açıldı pir açıldı harikaydı. Bu Alexander Von Humboldt aşmış bir insan. Adamın kankası Goethe ya daha ne diyeyim. Sonra Güney Amerika keşfi e çıktı ve inanılmaz etkileyici bir yolculuk oldu. Dönüşte Amerika ya uğrayıp ABD Başkanına fikirler verdi onla özel mektuplaştı.
Kitap çok güzel neresini anlatmasam burda içimde kalacak okuyun bence. Birde şu var ki bu adam Darwin ve Ernest Haeckel'ın fikir babası. Adam Güney Amerikanın bağımsızlık meşalesi Bolivar'ın pusulası. Sonsöz bu kitabı okuyunca insanlar 1800 lerim başında ne ile uğraşmış biz Türkler ise neyle uğraşmışız diyip utandım.
560 syf.
·11 günde·Beğendi·9/10
Prof. Dr. Celal Şengör'ün katıldığı TV programındaki tavsiyesi üzerine kitaba başladım. Öncelikle çeviri titizce yapılmış, akıcı bir dille yazılan kitabı katleden çevirilerden kesinlikle değil. Alexander von Humboldt'un hayatını anlatan bu eser klasik biyografilerden değil, Humboldt' un hayatını okurken kendisine ve bilim aşkına hayran olmak yanında Darwin gibi çağın bilim adamlarına verdiği ilhamı da öğreniyoruz. Bana çok şey kattığını düşündüğüm bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum.
560 syf.
·23 günde·Beğendi·Puan vermedi
Leopold, Murray, Nash yada Darwin öncesinde her şeyin nasıl ve kiminle başladığına dair muhteşem bir anlatı. Alexander van Humbolt'u tanımamak özellikle doğaya, yaban hayata ilgili olanlar için önemli bir eksiklik olabilir.

" Yalnızca hayatı renkli ve macera dolu değildir, aynı zamanda hikayesi doğayı neden bugün gördüğümüz şekilde gördüğümüzü anlamlandırır. Bilimler ve sanatlar, nesnel ve öznel arasında keskin bir sınır çizmeye çalıştığımız dünyada Humbolt'un doğayı ancak hayal gücümüzü kullanarak gerçek anlamda anlayabileceğimize dair iç görüsü onu bir vizyoner yapmaktadır."
560 syf.
·Beğendi·9/10
Dağlara, göllere, nehirlere, şelalelere, buzullara, caddelere, sokaklara, parklara hatta bir bitkiyede(humboldtia laurifolia) ismi verilen, adına yarışmalar düzenlenen her yıl anılan bir kaşif, botonikçi, zoolog, jeolog, kısmen gökbilimci müthiş bir bilim insanı. Napolyon ile aynı tarihte doğan Humboldt küreselleşmeye başlayan dünyada görece erişilebilirliğin yüksek olduğu bir dönemde doğdu. Aslında buluşlar çağına denk gelmiş ömrü. Buharlı motorun, şimşek savar paratonerin, aşıların, teleskop, mikroskobun hayata girdiği bilgi cumhuriyetine gebe bir dünyaya denk gelmiş ömrü. Elektriğin canlı organizma üzerine etkilerini gözlemlemek için kendi bedenine elektrik verek düzeyde bilime tutkundu yada hastaydı. Goethe'nin kadim dostu. Şiirlerine ilham olacak düzeyde etkileyici.

Kitap Alexander Von Humboldt'un biyografisi. Sadece Humboldt'u değil o dönemin tarihini, ona eşlik eden büyük bilim insanlarınada yer verilmiş. Etkisine aldığı meşhur doğa severleri, bilime yön verenlerin kısa biyografilerinide öğreneceksiniz.

İklim değişimini, insanın ekolojiye olan etkisini ilk dillendirenin Humboldt olduğunu, bunu ilk kanıtlayının hayranı Georger Perkins Marsh, ilk çevre eylemini yapan ve politik arenaya taşıyanın büyük botonikçi diğer bir hayranı John Muir olduğunu öğrenceksiniz. Aslında bilimde kelebek etkisi teorsinin gerçekliği ile yüzleşiyorsunuz. 18 ve 19 yüzyılın karmaşasında dahi keşifleri, bilimi destekleyen es geçmeyen avrupa toplumunun bugünkü kalkınmışlığına şaşırmıyorsunuz. 20. Yüzyılınn ortalarına kadar birbirini öldüren bu toplumun bilime verdikleri önemin altında yatan sosyolojik ya da tüm sebepleri merak ediyorum. 13.yüzyıla kadar bilimin doğduğu doğu, bilim bayrağını bu yüzyıldan sonra batıya neden vermiştir?
Humboldt doğayı acımasız ve kanlı bir savaş içindeki bir yaşam ağı olarak tanımlıyor. Gördüğüm şey cennet değildi. Tüm hayvanlar birbirinden korkuyordu ve hayatta kalmak için mücadele ediyorlardı. Doğanın en büyük aurası korkuydu. Muhteşem sakinlik içinde sürekli devam eden bir katliam. Ne olumlu bir denge diyor humboldt.
Kitabı okuyunca doğa severlerin yani outdoor insanların indoor olduğunu anlıyorsunuz. Aslında onlar içerde biz dışardayız.
#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın
#Allahkitabınızıversin
#alexandervonhumboldt
560 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Chimborazo'ya tırmanmış 5 yıllık Orta Amerika gezisinde Aimé Bonplandt'la birlikte yüzlerce yeni tür keşfetmiş , binlerce örnek toplamıştır. 60 küsurüncü yaş gününü Lenin babasıyla kutlamış , o yaşta St. Petersburg'dan Çin sınırına atla ulaşmış olan , yazdığı kitaplarla Dünyalıların Dünya algısını baştan aşağı değiştirmiştir. Aynı zamanda Napolyon tarafından kıskanılacak kadar meşhur ve saygı duyulan birisidir. Ama inadına Paris'de yaşamıştır Napolyon göndermeye çalışınca Paris'in aydın camiası döneminin en üretken dehasına sahip çıkmış buna izin vermemiştir. Onun meşhur eseri COSMOS Dünya'yı herşeyiyle anlatan bir başyapıttır. Antropolojisiyle , Jeolojisiyle , Coğrafyasıyla , Astronomisiyle ,Meteorolojisiyle ve hatta insan cografyasıyla bile . Bu kadar geniş bilgi alanına böyle bir eser verebilecek kadar derinlemesine hakim olan Dünya tarihinde başka adam yoktur.
Yalnızca birkaç saat uykuya ihtiyaç duyan Humboldt gibi biri için herhangi bir şey okumadan, kesip inceleyip veya araştırmadan uzanmak zorunda kalmak işkence gibiydi.
Andrea Wulf
Sayfa 77 - Ayrıntı yayınları
Kendine güveni vardı fakat sürekli olarak yaptıklarının onaylanmasını arzuluyordu. Bilgisinin genişliğinden dolayı kendisine hayranlık duyuluyordu ama aynı zamanda keskin dilinden dolayı korku duyulan biriydi. Humboldt'un kitapları bir düzine dilde yayımlanmış ve o kadar popülerlerdi ki, insanlar bu kitapları satın alan ilk kişiler olmak için kitapçılara rüşvet veriyordu, ama buna karşın o, fakir bir adam olarak ölmüştü. Beyhude bile olsa son parasını gayretli; genç bir bilim insanına verirdi. Yaşamını seyahatler ve aralıksız çalışmayla sarıp sarmalamıştı. Her zaman yeni bir şeyler deneyimlemek ve kendisinin dediği gibi, ideal olarak, "üç şeyi aynı zamanda yapmak' istiyordu.

Humboldt, bilgisi ve bilimsel düşüncesiyle ünlenen biriydi ama akademik bir beyin değildi. Çalışması veya kitaplar arasında kaybolmasıyla memnun olmayarak kendisini fiziksel uğraşlara atıyor, bedeninin sınırlarını zorluyordu. Venezuela'da yağmur ormanlarının gizemli dünyasının derinliklerine girmeye cüret ediyor ve And Dağları'nda aktif bir yanardağın içindeki alevleri görmek için tehlikeli bir yükseklikte dar kaya çıkıntıları boyunca sürünerek ilerliyordu.

Altmış yaşında bir adam olarak bile daha genç arkadaşlarını geride bırakarak Rusya'nın en uzak köşelerine 1600 kilometreden fazla bir seyahat yapmıştı.
Andrea Wulf
Sayfa 26 - Ayrıntı yayınları 1.baskı 2017
Humboldt'un favori deneyi, Goethe'yle birlikte tesafüden keşfettikleri bir çalışmaydı. Bir sabah, Humboldt cam bir kaba bir kurbağa bacağı yerleştirdi ve sinirlerle kasları sırayla farklı metallere bağladı —gümüş, altın, demir, çinko— ama yalnızca bacakta cesaret kırıcı hafif bir kıpırtı meydana geldi. Bağlayıcı metalleri kontrol etmek için bacağa doğru eğildiğinde bacak o kadar şiddetli sarsıldı ki masadan sıçradı. İki adam da Humboldt tepkimeyi tetikleyen şeyin nefesindeki nem olduğunu fark edene kadar afallamış halde durdu. Nefesindeki minik damlacıklar metallere değince kurbağanın ayağını harekete ettiren bir elektrik akımı yaratmışlardı. Bunun bugüne kadar yapmış olduğu en büyüleyici deney olduğuna karar verdi Humboldt; çünkü kurbağanın ayağına doğru nefes vererek sanki "ona hayat üflüyordu.” Bu, yeni canlı biliminin ortaya çıkmasının mükemmel bir metaforuydu.
Andrea Wulf
Sayfa 59 - Ayrıntı yayınları
Dünya etrafında insanoğlunun eylemleri, gelecek kuşakları etkileyebilir diye uyarıyordu.....

Humboldt insanoğlunun iklimi nasıl değiştirdiğini tasvir ettikçe farkında olmadan çevreci hareketin babası oluyordu.

Humboldt, ekosistem ve iklim için ormanın temel işlevlerini açıklayan ilk kişiydi.
Andrea Wulf
Sayfa 92 - Ayrıntı yayınları
Kölelik kurumu doğaya aykırı çünkü doğaya karşı olan bir şey adaletsizdir, kötüdür ve geçerliliği yoktur.
Andrea Wulf
Sayfa 154 - Ayrıntı
Burada, Valencia Gölü'nde Humboldt, insan kaynaklı iklim değişikliği fikrini geliştirdi. Gözlemlerini yayımladığında ne düşündüğüne dair hiçbir kuşku bırakmadı:

Ormanlar yok edildiğinde, Avrupalı çiftçilerin Amerika'nın her yerinde yaptığı gibi, tedbirsiz bir acelecilikle, su kaynakları tamamen kurur veya verimlilikleri düşer. Yılın belli bir kısmında kuru kalan nehir yatakları, yükseklere çok yağış düştüğü her defasında şiddetli akıntılara dönüşür. Çimler ve yosunlar dağların kenarlarından gelen çalılar arasında kaybolur, yağmurla düşen sulara akıntı yollarında artık ket vurulmaz ve devamlı süzmeyle nehir seviyelerini yavaşça artırmak yerine tepe kenarlarından şiddetli yağmurlar esnasında oluklar açıp ilerlerler, gevşemiş zemini ezip geçerler ve ülkeyi mahveden bu ani selleri oluştururlar.

Yıl:1799
Andrea Wulf
Sayfa 91 - Ayrıntı yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Doğanın Keşfi
Alt başlık:
Alexander von Humboldt’un Yeni Dünyası
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
560
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053141891
Çeviri:
Emrullah Ataseven
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
“Harikulade bir biyografi... Wulf zorlu durumlar ile bilimin muazzam etkisini birleştiriyor.”
-Independent-

“Humboldt’un kendisi gibi, Doğanın Keşfi de bilimsel ama son derece eğlenceli.”
-The Times-

“Onun keşiflerini yaşatan tasvirleri… zevkli hikâyeler… Wulf vahşi maceralardan akademik hikâyelere kolayca akıyor ve onun Humboldt’a olan sevgisi gerçekten bulaşıcı.”
-Publishers Weekly-

Çağdaşları tarafından Napoleon’dan sonraki en ünlü kişi olarak tanımlanan Humboldt, zamanının en büyüleyici ve ilham verici insanlarından biridir. Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğan Humboldt kendi başına Dünya’nın nasıl işlediğini keşfetmek için ayrıcalıklı bir yaşamdan vazgeçer. Thomas Jefferson onu “zamanın en büyük değerlerinden biri” olarak tanımlar. Charles Darwin “Humboldt’un Kişisel Anlatısını okumak kadar hiçbir şey benim gayretimi kamçılamamıştı” diye yazar; Humboldt olmadan ne Beagle’a binebileceğini ne de Türlerin Kökeni’ni tasavvur edebileceğini söyler. William Wordsworth’la Samuel Taylor Coleridge’in ikisi de şiirlerine Humboldt’un doğa kavramını katmışlardır. Güney Amerika’yı İspanyol sömürge yönetiminden kurtaran devrimci Simon Bolivar, Humboldt’u “Yeni Dünya’nın kâşifi” diye nitelendirir. Almanya’nın büyük şairi Goethe, Humboldt’la birkaç gün geçirmenin “birçok yıl yaşamış gibi” olduğunu dile getirir.

Doğanın Keşfi Alexander von Humboldt gibi büyük bir bilim insanını tanımanın yanı sıra, çağdaş doğa ve türlerin ilişkiselliği açısından günümüz doğa anlayışına da ışık tutmaktadır.
New York Times tarafından 2015 yılının en iyi on kitabı arasında sayılan Doğanın Keşfi, 23 ülkede yayımlandı. Royal Society Bilim Kitabı Ödülü 2016, Costa Biyografi Ödülü 2015, Inaugural James Wright Doğa Yazıları Ödülü 2016, LA Times Kitap Ödülü 2016 ve Kraliyet Coğrafya Topluluğu’ndan Ness Award 2016 ödüllerini almıştır.

Kitabı okuyanlar 22 okur

  • Fahriye Aydemir
  • Yağız Ardal
  • Duran Erdemir
  • Eylül Işıl Altıparmak
  • Punk Freud
  • HCO3tactical
  • Gülçin Şentürk
  • William
  • Dolan
  • Liamsi Sara

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40 (6)
9
%40 (6)
8
%6.7 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%6.7 (1)
3
%0
2
%0
1
%6.7 (1)