Doğmamış Çocuğa Mektup

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.281
Gösterim
Adı:
Doğmamış Çocuğa Mektup
Baskı tarihi:
1983
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bayraktar Yayınevi
Baskılar:
Doğmamış Çocuğa Mektup
Doğmamış Çocuğa Mektup
112 syf.
Ne olursa olsun seni terk etmeyeceğim. Neler yaşayacak olsam da , seni içimden atmayacağım.
Hani şu simit aldığım fırıncı, süt aldığım market sahibi ve her sabah ekmeğimi kapımın önüne bırakan kapıcı var ya arada kaçamak bakışlarla tepeden tırnağa beni süzen, bakışlarını yakaladığımda, vücudum emrine amade evet diyecek miyim cevabını bekleyen adamları ve onların yalnız yaşayan kadının potansiyel tehlike zannının sahipleri karıları işte onları hiç umursamadan;
Seni içimde büyütmenin , canımdan can olmanın sevincini kızgın , yargılayıcı gözlerle bakan hiç kimseye lütfen beni anlayın demeyeceğim.

Binlerce insanın yaptığı o şeyi ben de yaptım. Sevdim , seviştim hamile kaldım evet. Sevişmenin meşruluğu , toplumun onayı olan imza atılmadan olduğu için sen gayri meşru çocuk adayı oldun bense o…..pu. Ya seviştiğim adam, seni istemediğini söyledi bana başının çaresine bak ben yokum dedi de, bu ilişki sonrası ona uygun görülen hiçbir kelime ile karşılığı verilemedi.

Oysa kimseler bilmiyorlar ki ne kapanmak rahibe eder; ne de sevişmek fahişe. Hani benim kutsallığım? Annelik kutsal değil miydi? O da atılan imzaya şahit olanların şehadeti sonrası mı?

Hangi yüzyılda yaşarsak yaşayalım , ‘’erkeksiz kadın eksik etek'' , ‘’maşa kadar kocası olan kadının paşa kadar sözü olur’’ hegemonyasının olduğu , erkeğe muhtaç kalındığına inanacak, evlenene değin bekaretini koruduğunun ispatı kırmızı kurdela bağlanmış gelinlikle birisinin karısı olmak için evinden uğurlanan , anne baba, kaynana kaynata eş, çocuk yetmezmiş gibi toplumun da tüm yüklerinin sırtlayarak yetiştirildiği kız çocuklarından biriyim ben de ama yüklerimi görmezden gelip seni doğuracağım.

Anarşi yok belki, liyakat aranmaksızın iş bulabiliyoruz . Her ne kadar doğu batı ayrımı, kim ateist kim müslüman tartışması yapılsa da , solcuların sağcıların yerini cemaatler kapsa da , askerin eski gücünü kaybettiği, güvenlik güçlerinin varlığının sisteme göre belirlendiği, binlerce öğretmenin atanamadığı, okumayan kızların kocaya verildiği devrin bittiği, işi olmayan kızlara talebin olmadığı anların geldiği , kadın cinayetlerinin son sürat devam ettiği, çocuk gelinlerin popülerliğini yitirmediği şiddetin vazgeçilmez en yaygın davranış şekli olduğu bir zamanda namus iki bacak arasında ama cumhuriyet halen yönetim şekli şükür demeliyiz değil mi? İşte bu dünyaya gelmen için elimden geleni yapacağım.


Anne olunca , baba olunca anlarsın, diyorlar. Sen de anlayacak mısın anlayabilecek misin ki beni?
Ya sen de kız olarak doğarsan hem gayri meşru hem de kız!! ‘’Anasına bak kızını al’’ yaftası ile geçecek bir ömür. Belki annenin yolunu izleyeceğin , belki de yapıştırılan ünvanların sebebiyle uğrayacağın bir tecavüz sonucu anne olacağın bir geleceğin olacak .
Erkek olarak doğacaksan güçlü olmak zorundasın, erkekliğin kuralı gereği, bunun işi, gücü geçimi var, eğitimi var , paran yoksa yenik başlayacağın hayata adım atman için çabalayacağım.

Anlattığım tüm bunlara rağmen; kız ya da erkek hangi cinsiyette doğmak istersen evet ise cevabın, sakın vazgeçme sen de çocuğundan sakın ama doğacak çocuğuna "Sonsuza kadar evet" annenim , babanım senin demekten hatta defalarca kez , coşkulu bir sesle söylemekten.
Çünkü ölümüm pahasına ben vazgeçmeyeceğim senden.
Keyifli okumalar.
112 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Oriana Fallaci'yi en sevdiğim huyumdan biri olan kitapçıya girerken kitapları inceleyip, hiç duymadığım, tanımadığım, bilmediğim yazarların kitaplarını alıp okumaya borçluyum.
Kitabın ismi çok dikkatimi çekmişti ilk okuduğumda, direk elime alıp arkasını okudum. Ve bu kitabı kesinlikle okumalıyım dedim kendime.
112 sayfa kısacık bir kitap gibi görünebilir ama kesinlikle yarattığı etki 1112 sayfalık.
Sayfa Sayısı az olup içeriği yüzlerce sayfaya bedel kitaplar vardır ya hah işte o kitaplara en güzel örneklerden biri. Sadece bir roman değil, bazen biyoloji, bazen psikoloji, bazen hukuk, bazen sağlık okuyor gibi okudum kitabı. Peki nedir kitabın konusu?
Adı üstünde dogmamış çocuğa mektup. Ama mektuptan ziyade bir iç hesaplaşma, yaşatmak ile yok etmek arasında girişilen bir savaş.
Sperm ile yumurtanın birleşmesinden başlayarak içinde bulunduğu ruh halini ve dışındaki yaşamı da düşünerek çocuğu ile mektup yoluyla konuşan bir anne.
Başta tüm kadınlar dersem sanırım büyük bir hatta olur. Onun için bu sayfadaki her anne ve baba adayları da dahil olmak üzere herkesin kesinlikle okuması gereken bir kitap.
Dedigim gibi sadece 112 sayfa ama bitirince yarattığı etkinin bundan kat be kat falza olduğunu içinizde hissedeceksiniz.
Şimdiden keyifli okumalar...
112 syf.
·10/10
Anne olmak...dünyada üstüne en çok anlam yüklenen olgu. Bir kadın içgüdüsel olarak mı anne olur?Anne olmak kadının kadınlığından bir şeyler alır mı?Peki baba olmak erkeğin erkekliğine bir şey katar mı?Hayatını çocuğu için yaşamayan kadın kötü bir kadın mıdır?Küçücük bir bebek annesinin bireyselliğini onun elinden nasıl olur da alır?İnsanı tehlikeli sorular sormaya sürükleyen ve cevaplarını aratan şiddetle tavsiye ettiğim bir kitap.
112 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Nefes alan her kadının ve kadına değer veren her erkeğin mutlaka okuması gereken o kitap... Kadınlık ve annelik duygularının aralarındaki inanılmaz yarış, galip gelenin aslında var olan sonsuz kaybı... Derin kitaplardan.
112 syf.
·1 günde·10/10
Hayat hakkındaki görüşlerim üzerinde düşündürücü ve etkileyici bir rol oynadı. Bence bu kitap kesinlikle okunması gereken kitaplar listesinde üst sıralarda yer almalı.
112 syf.
Mektup bana, size, tüm insanlığa yazılmış bir açık mektup niteliğinde. Anne olmak... Dünyada üstüne en çok anlam yüklenen olgu. Bir kadın içgüdüsel olarak mı anne olur? Anne olmak kadının kadınlığından bir şeyler alır mı? Peki baba olmak erkeğin erkekliğine bir şey katar mı? Hayatını çocuğu için yaşamayan kadın kötü bir kadın mıdır? Küçücük bir bebek annesinin bireyselliğini onun elinden nasıl olur da alır? Yaşamın anlamını, adaleti, özgürlüğü, cinsiyet eşitsizliğini, kürtajı, yaşam hakkını sorguluyor ve sizi de sorgulamaya davet ediyor. Bir mektubunuz var. Bu mektubu doğmamış bir çocuk okuyamaz. Mektup, sizlerin onu okumasını bekliyor. İnsanı tehlikeli sorular sormaya sürükleyen ve cevaplarını aratan şiddetle tavsiye ettiğim bir kitap.
112 syf.
·2 günde
İlk olarak, belirtmesem kendimi kötü hissedeceğim bir şeyi söyleyip incelemeye geçmek istiyorum. Burada var olan ve sanırım artık hep o şekilde basılan kitap kapağı ancak bu kadar kötü olabilirdi. Benim elimdeki bu kapak değil, zaten kitabın kapağı bu olsa tercih etmezdim kitabı. Çünkü bu kapak yeni hamile kalmış ya da hamile kalmak isteyen kadınlara yönelik; hamilelik hakkında, anne-çocuk hakkında bir şeyler anlatan bir kitap kapağı gibi. Esasen kitap kapaklarını çok önemsemem ama bu kapak gerçek anlamda yanlış bir izlenim uyandırıyor. Ve nihayet incelemeye geçeyim, bunca dert yanmadan sonra.

Herkesin, zaman zaman annelik kavramı hakkında düşünenlerin özellikle okumaları gereken kitap. Beklemediği bir zamanda hamile olduğunu öğrenen bir kadının, bunu öğrenmesi -bunun hakkında da uzunca yazılabilir- ilk anlarda hissettikleri, zamanla bu durumun kendi üzerindeki etkisi ve devamını okuyoruz kitapta. Daha uzun bir cümle tam anlamıyla kitabı anlatmak olacağı için devam etmedim, kitap kesinlikle sadece kadınlara yönelik değil onun özellikle altının çizilmesi gerektiğini düşünüyorum. Empati hepimize lazım ve bu konuda kadın ya da erkek olmak bir fark yaratmıyor.

Kitapla ilgili şöyle bir yanılgı da olabilir, kitap hakkında hiçbir şey bilmeden okuyacak olanlar olur diye belirtmek istiyorum ki sayfa sayısıyla kitabı okurken kenara not almak ya da yapıyorsanız altını çizmek isteyeceğiniz kısımlar birbiriyle ters orantılı. Bu kitabı tamamen tesadüf eseri takas etmiş ve bir otobüs yolculuğu sırasında okumuş biri olarak, durup durup çok düşündüm ve beni öylesi yerlere götürdü ki bu yolculuk gerçekten anlamlı bir hale geldi. Yolculuğun her iki anlamıyla.

Akla getirdiği sorular, verdiği ya da veremediği cevaplarla ama en çok düşündürmesiyle anlamlıdır. Çocuk sahibi olmak hakkında, sahi her kadın anne olmayı istemek zorunda mı? İnsan olmakla ilgili güzel ve bir o kadar can acıtırak konuşur.

Algıda seçici bir şekilde, okuduğum zamandaki ruh halime uygun olarak hep "acı" üzerinden ilerlediğimi fark ettim. Bir farkındalık daha gelsin ve bu kitap benim için hep özel olarak kalsın o zaman.
"Gerçekten de bunca derinden, bunca uzun süre acı çektim mi? İnanamayarak soruyorum bu soruyu kendime. bir kitapta okumuştum, çektiğimiz acının derinliğinin bilincine ancak, o acı bittikten sonra varırmışız ve büyük bir şaşkınlıkla nasıl dayanabildim böylesi bir cehennem azabına, dermişiz. Gerçekten de öyle olmadı; yaşam olağanüstü bir şey. Yaralarımız şaşılası bir hızla kapanabiliyor. Kapanmış yaranın izleri üstümüzde kalmasa akıttığımız kanı bile anımsayamayız. Zamanla izler bile yok oluyor. Yavaş yavaş silikleşip sonunda hiç kalmıyor. Bana da öyle olacak."
112 syf.
Evlilik dışı hamile kalan bir kadının,bebeğini doğurup doğurmamak konusunda ikilemde kalması,çevresindekilerin bu gayri mesru bebeğe ve kadına bakış açısı,kadının korkuları,kaygıları,heyecanı ve mutluluğunun karmakarışık olması anlatılıyor kitapta.
'
'
Kadının aldığı karar sonrasında ruhunda yaşadığı çalkantılar ve annelik duygusu harika bir dil ile anlatılmış.Kitap kısacık ama öyle öyle hemen bitmiyor çünkü okuyup geçmek imkansız.Altı çizilecek okadar çok düşündürücü cümleler var ki bir anne olarak gerçekten çok etkilendim
112 syf.
·Beğendi·10/10
“Bu kirli dünyaya seni getiremem”daha sonraları annelik içgüdüsüyle gelen bir kabulleniş ve maalesef ki sepsis...suçluluk peşinden dünyadan kızıyla göçen bir kadının öyküsü.okunmalı...
112 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10
Çok güzel bir kitap, duygusal...
Kısaca kitabın hikayesi şöyle;
Evlilik dışı bir hamilelik yaşayan bir kadının, karnındaki bebeğiyle olan konuşmaları anlatılıyor. Bebeğin babasının, bebeği istememesiyle mutsuz olan kadın, patronunun ve etrafındaki diğer insanların psikolojik baskısına maruz kalarak, bunu kadın olmanın zorluklarına bağlar ve bu duygularını bebeğiyle paylaşır. Bir yandan bebeğinin varlığı, dünyadaki bütün kötülüklere rağmen kadını hayata bağlarken, diğer yandan böyle kötü ve adaletsiz bir dünyaya bir insan getirmek ve getirmemek arasında bocalamaktadır. Derken, bebeğin hayatı tehlikeye girer. Doktoru, kadına bebeği kaybetmemesi için mutlaka dinlenmesini ve hareket etmemesini söyler. Bir yandan geçinmek için para kazanması gereken kadın, diğer yandan bebeğinin hayatı için istirahat etmek zorundadır. Kesinlikle tavsiye ediyorum...
112 syf.
·1 günde·10/10
Annelik duygusunu bilmiyor olsam da inanılmaz etkilendim..Bir bebeğin anne karnına düştüğü ilk andan itibaren bölüm bölüm anneye verdiği etkiyi çok güzel dile getirmiş..Çevrenin bıdı bıdıları filan...Harika bir kitap ...Anne olan ve olmak isteyen hatta olamayan herkes okumalı ...Babalar da okusun tabiki.. ;))tavsiyedir ...
112 syf.
·Puan vermedi
anne olmadan okuyan biri olarak bile aşırı etkilenip, üzüldüğüm bir kitap. hamileyken okunmasını tavsiye etmiyorum. fazlasıyla hüzün, kasvet ve kaybetme hissi yüklü.
“Kadınla erkek arasında aşk dedikleri, bir mevsim. Ve bu mevsim çiçeklenme döneminde nasıl bir yeşillikler şöleniyse, solma döneminde de bir yığın çürüyen yapraktan başka bir şey değil.”
Yaşam öylesine güç bir çaba ki, çocuk. Her gün yeni baştan başlayan bir savaş; mutluluk anları acımasız bir bedelle ödenen kısacık ayraçlar.
Erkek doğarsan, umarım hep düşlerimde kurduğum gibi bir erkek olursun; zayıflara karşı yumuşak, küstahlara karşı sert, seni sevenlere karşı cömert, seni kullanmak isteyenlere karşı acımasız... Bir de, İsaların, onları doğuran kadının değil de, Tanrı'nın, Kutsal Ruh'un oğulları olduğunu söyleyen herkesin düşmanı olasın.
"Yaşamın tadı tuzu mutluluktur ve mutluluk diye bir şey vardır; mutluluğun peşinden koşmaktır gerçek mutluluk."
Seninle konuşuyorum, çocuk ve sen bundan habersizsin. Seni içimden söküp atabilirim, sen ne olduğunu bilemezsin. Sana bir kötülük mü yaptım, iyilik mi, bilmen olası değil

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Doğmamış Çocuğa Mektup
Baskı tarihi:
1983
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bayraktar Yayınevi
Baskılar:
Doğmamış Çocuğa Mektup
Doğmamış Çocuğa Mektup

Kitabı okuyanlar 310 okur

  • Burcu Ünlü
  • Serap Ertürk Emir
  • Gün ışığı
  • merve ozem
  • Asiye Pınarcı
  • Irmak Zeynep
  • Lo
  • Tuğçe Açıkgöz
  • Didem Çelik
  • Nazan Tuncer

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0