Doğu Anadolu'da Eski Türk İnançlarının İzleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
134
Gösterim
Adı:
Doğu Anadolu'da Eski Türk İnançlarının İzleri
Baskı tarihi:
1999
Sayfa sayısı:
218
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751610713
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları
Baskılar:
Doğu Anadolu
Doğu Anadolu
Doğu insanının bir kültür ürünü olan hikmet’in halk inançlarındaki izleri ve hikmet’i halk inançlarında aramanın yöntemi belirlenebilmelidir. Hikmet’i nesilden nesile taşıyan kadim zamanlarda sözlü (şifahî) gelenekti. Halk inançları büyük payı ile sözlü geleneğin ürünüdürler.

İncelediğimiz alan, öncelikle Doğu Anadolu olmakla beraber, karşılaştırma alanımız, eski inançların tesbiti itibariyle, âdeta bütün Türk Dünyasıdır.
218 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Halk inanışları, halkın binlerce yıl içinde biriktirdiği kültürel değerlerdir. Bunun doğrusu veya yanlışlığından çok varlığı önemlidir. Hatta çoğunun kendisine göre haklı gerekçeleri de olabiliyor. Bu inanışlarda tarih boyunca çok tanrılı dinlerden, kademe kademe tek tanrılı dinlere kadar gelmiştir. Tek tanrılı dinler de, bu halk inanışlarının büyük kısmını tasvip etmese de, halk inanışları 'din' inanışına dönmüş vaziyette varlıklarını hala sürdürmektedir.

Okuduğum kitap, Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı yayınları olarak güncelleştirilmiş 3. baskı olarak 1999 yılında yayımlanmış. Yaşar Kalafat bu kitabı masa başında ya da şu an ki tabirle internetten kopyala - yapıştır şeklinde yazmamış. Uzun yıllar çeşitli ilçe, il ve hatta ülkelerde bulunmuş; buralardan hem yazılı hem de sözlü kaynakları derlemiş, sonra çok sayıda dergi, kitap, makale okumuş ve bunlardan hareket ederek de bu kitabı ortaya çıkartmış. Okudukça şu an yaptığımız ya da yapılan bir takım davranışların tarihinin çok eski yıllara kadar gittiğini örneklerle görüyoruz.

Yazar, saha araştırması yaparak doğrudan kendi gözlemleri haricinde yine bu alanda uzman ya da otorite olan kişilerin kitaplarını da kaynak olarak kullanmış. Belki şu an kitaptaki çoğu bilgi, 'garip, uçuk, hayali, abartı, saçma' vb. görülebilir. Ama bu cümleleri bu zaman diliminde kullanıyoruz. Peki neye göre kullanıyoruz: Şu anki okuduklarımıza, gördüklerimize, eğitim ve öğretim hayatında yaşananlara göre. Ama o insanlar için bunların hiçbiri o şartlar altında bilinir değildi. İnsanlar, yıllar içinde nakil yoluyla gelen düşünceleri bilinir kılmak için bu kılavuzlara ihtiyaç duyarlardı. Bugünden değil de kendi zamanı içinde bunların değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum.

Bu kitabın yeni baskısı 'Berikan yayınları' basmış gözüküyor. Kitap elimde olmadığı için bendeki baskı ile son baskı arasındaki farkları bilmiyorum. Ama yine bir güncelleme olduğu kesin. Fakat bu en son baskı (6.baskı 2010 yılı ama tükenmiş) da şu an piyasada yok.

Bu kitabın yeni baskısını da tavsiye ederim (bendeki baskı zaten yok). Geçmişten günümüze inandığımız bazı şeyler hakkında bilgi veriyor. Sonuçta insanoğlu 'ot' misali bir yerden fırlamadığına göre, insanlığın gelişim sürecinde kat ettiği ve yolda karşılaştıkları da hayatına yansımış. Doğum, çocukluk, evlenme, yemek, savaş, hastalık, kısmet, uğur, kader, zenginlik, fakirlik, ölüm ve sonrası Doğu Anadolu özelinde örneklerle anlatılmaktadır. Sadece Doğu Anadolu'da bulunmuyor, benzer örneklerin rastlanıldığı Balkanlar ve Orta Asya'da yer almaktadır.

Bu kitap akademik özelliği haricinde özellikle bundan yararlanacak sosyolog, tarihçi ve edebiyatçılara da hitap etmektedir. Burada bahsedilen tüm halk inanışlarından ciltler dolusu hikaye, roman çıkabilir.

Kitabın son sayfalarında ise yazarın sözlü görüşme yaptığı kişiler, kaynakça, dizin kısmı ve resimlerden oluşmaktadır. Tavsiye ederim.

Bu kitabı 7 - 12 Şubat 2020 tarihleri arasında okuyup inceleme yazısı ise 15 Şubat 2020 tarihinde 1000Kitap sitesine eklenmiştir.
Erzurum, Kars ve Malatya’da, bir ölüden bahsederken “Rahmetli sağ iken beni çok severdi, artık sevmesin” denir. Ölünün sevgisinin devam ettiği kişinin de öleceğine inanılır. Böyle söylenilerek korunmuş olunur.
Yaşar Kalafat
Sayfa 74 - 1999 Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı
Kazak ve Kırgız Türkleri arasında, çocukları kötü ruhlardan, nazar değmesinden korumak için, onlara Ödemiş, Satılmış, Satılgan gibi adlar yanı sıra, İt, Köpek gibi hayvan; Bokbay ve Tezekbay gibi pislik adları da verilmektedir.
Yaşar Kalafat
Sayfa 100 - 1999 Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı
Eski Türk hayatında cesetler, ateşle yakılıp kül hâline getirilirdi. Bunda ateşin herşeyi temizleyeceği inancı rol oynamaktaydı. Böyle bir hareketle, ölenlerin ruhlarının kötülüklerden kurtulacağına, kötü ruhların ondan uzaklaşıp kaçacağına inanılırdı.
Yaşar Kalafat
Sayfa 61 - 1999 Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı
Çocuğun yastığının altına, Muş’ta, ekmek konur; beşiğinin başına Kur’ân veya hamayil asılır. Bunların, çocuğu, kötülüklerden koruyacağına inanılır. Böylece, nazar, kötü cinler çocuğa dokunamazmış.
Yaşar Kalafat
Sayfa 89 - 1999 Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı
Doğacak çocuğun mavi gözlü olmasını isteyen kadınlar, Urfa yöresinde gökyüzüne bakarlar. Ardahan’da gelinin kucağına erkek çocuk verilmesi ile, ilk çocuğunun erkek olacağına inanılır.
Yaşar Kalafat
Sayfa 87 - 1999 Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı
Türklerde yedi ve dokuz sayıları dinî inançlarla ilgilidir. Yaradılışa dair bilgilerde; Tanrı dalsız budaksız biten ağaca dokuz dalın bitmesini emreder, dokuz dalın kökünden dokuz kişi türer. Bunlardan dokuz ulus olur.
Yaşar Kalafat
Sayfa 113 - 1999 Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı
Elazığ’da, gerdek gecesi, kız tarafı tatlı şerbet yapıp geline getirir, ikram eder. Gelin damadın şerbetine üç kere sezdirmeden tükürür gibi (tu-tu-tu) yapar. Gelin bunu yaparsa, evliliğin daha muhabbetli geçeceğine inanılır.
Yaşar Kalafat
Sayfa 114 - 1999 Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı
Sivas’da, Abdülvahap Gazi’yi evlenmek isteyen kızlar ziyaret eder. Gece karanlığında olan bu ziyaret sırasında evlenmek isteyen dilek sahibi kızlar, türbe yanında şöyle seslenir; “Ey, talihim! Dağda mısın, taşta mısın, suda mısın, çölde misin? Nerede isen, bu gece gelesin, beni burada bulasın!” Aynı maksat ile Urfa’da Zeve ziyaretine varan evlenme adayları da, “Dede sana mum adadım; benim şu müşkülümü hâllet!” diye dilekte bulunurlardı
Yaşar Kalafat
Sayfa 107 - 1999 Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı
Kars çevresinde, dudaklarda kimi zaman meydana gelen uçukların, şeytanın o ağzı yalaması sonunda ortaya çıktığına inanılır
Yaşar Kalafat
Sayfa 80 - 1999 Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı
Kızıl elmanın manevî kaynağında Türklerin tek tanrılı inanç dönemlerinin Kağan anlayışları vardır. Bu inanca göre. Gök Tanrı Türklere dünyaya hâkim olmayı ihsan etmişti. Bilge Kağan "Tanrı irade ettiği için tahta oturdum; dört yandaki milletleri nizama soktum” diyordu. Türk Kağan’ını Tanrı tayin ediyordu.
Yaşar Kalafat
Sayfa 84 - 1999 Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı
Başlangıçta, Türkler, çocukları koruma görevinin ve üremeyi sağlama işinin Umay’a verildiğine inanmışlardır.’ Bu inanç, “Umayka tapınsa oğul bolur” atasözünde de yer almıştır.’ Anlamı, birisi ona hizmet eder, hürmet gösterirse, oğul evlât edinir, şeklindedir.
Yaşar Kalafat
Sayfa 82 - 1999 Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Doğu Anadolu'da Eski Türk İnançlarının İzleri
Baskı tarihi:
1999
Sayfa sayısı:
218
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751610713
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları
Baskılar:
Doğu Anadolu
Doğu Anadolu
Doğu insanının bir kültür ürünü olan hikmet’in halk inançlarındaki izleri ve hikmet’i halk inançlarında aramanın yöntemi belirlenebilmelidir. Hikmet’i nesilden nesile taşıyan kadim zamanlarda sözlü (şifahî) gelenekti. Halk inançları büyük payı ile sözlü geleneğin ürünüdürler.

İncelediğimiz alan, öncelikle Doğu Anadolu olmakla beraber, karşılaştırma alanımız, eski inançların tesbiti itibariyle, âdeta bütün Türk Dünyasıdır.

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • turktarihi13
  • S. Ali

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%50 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0