Adı:
Doğu Batı Arasında İslam
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055245818
Çeviri:
Salih Şaban
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yarın Yayınları
Baskılar:
Doğu Batı Arasında İslam
Doğu ve Batı Arasında İslam
Doğu Batı Arasında İslam
Doğu ve Batı Arasında İslam
Çağdaş dünya, uzun zamandır süregelen ve sonu kestirilemeyen kesif bir ideolojik çatışmanın sahnesidir. Hepimiz bir şekilde bu çatışmalarla yüz yüzeyiz. Bu mücadele İçinde acaba İslâm'ın yeri neresidir? Bugünkü dünyayı şekillendiren süreçlerdeki rolü nedir? Doğu Batı Arasında İslâm tüm bu konuları geniş bir entelektüel ufuk içinde ele alıp cevaplandırmaya çalışıyor.

İnsanın yolculuğunun ilham ve hayret verici bir seklide bütünleştirilmiş bir analizi. Gücünün etki alanı, İslam'ın evrenselliğine ve güzelliğine canlandırıcı bir anlam veriyor.
Robin Woodsworth Carisen

Avrupa yüzyıllardır İslam'dan faydalanıyor, çoğunlukla da onay almadan ve karşılığında hiçbir sey vermeden. Simdi, Doğu Batı Arasında İslâm'm yayımlanmasıyla İslam'a borcunu ödemeye başladı.
Rasyonel, fakat duygulara hakaret etmiyor, bedeni kötülemeden ruhu yüceltiyor. Ancak onu bir sınır tası olarak ayrı tutan şey, tüm soylu fikirlerin doğasında bulunan bir tarzda ifade edilen doğaüstü bilgeliğidir. Şüphesiz, onun çağrısı zamanının ötesine geçecek, çünkü hayatı içine alıyor; ve hayattan daha mükemmel bir mevzu yok.
M. Tariq Quraishi

Aliya İzzetbegovic kendi rotasını çiziyor; cüretkâr ama büyüleyici.
-D. S. Balic-

Bir başyapıt; zaman, içindekileri teyit edecek.
-Prof. İsmail R. Al-Faruqi-
(Tanıtım Bülteninden)
360 syf.
·8/10
Din, ilim, sanat, kültür, uygarlık, eğitim, felsefe vb. konuları ihtiva eder. Tam olarak felsefi mi, dini mi, sosyolojik mi yoksa araştırma-inceleme mi çözemedim. "Karma" olmuş diye bilirim. Ele aldığı konulardan olsa ki kolay anlaşılır ve akıcı olduğu da söylenemez. Okurken yazarın bilgi donanımı ve zekası apaçık belli oluyor. Kültür, uygarlık, eğitim ve ahlak konuları üzerine çok iyi tespitler yapmıştır.

Batılı yazarların eserlerinde din konusu genellikle bir manalı olmadığı için, din bahsi geçerken çelişkiye düşme olasılığı yüksektir.Bu noktada okurlar biraz zahmete düşerek satırlar üzerinde "kafa yorabilirler."
368 syf.
·Beğendi·10/10
Sırplara karşı verilen zorlu mücadelenin sonunda başarıya ulaşan Boşnaklar; "Artık sıra bizde. Onların bize yaptıklarını biz de onlara yapmalıyız." dediğinde, Bilge Kral Aliya şu tarihi cevabı verir: "Onlar bizim öğretmenimiz değil. Bizde aynı şekilde davranırsak onlardan ne farkımız kalır."
İşte bu eser onun niçin "Bilge Kral" olduğunu izah ediyor
368 syf.
·12 günde·10/10
Öncelikle Aliya izzetbegovic'in okuduğum ilk kitabı. Kitap biraz ağır olduğu için okuma suresi uzadı. Kitapta din,sanat,felsefe,ilim,kültür,uygarlık,vb.konular var. Akıcı dille anlatması çok hoş olmuş. Bu kitap insana yeni bir bakış açısı, Yeni bir düşünme tarzı kazandırdı bende. Çok begendim okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar...
360 syf.
·457 günde
İncelemeye ilk önce şu alıntıyla başlamak istiyorum, tek nefeste; "Coğrafya, kaderimizdir."
Aliya, kutlu Aliya, kul Aliya. Acım, acının memleketi Bosna'nın biricik dava sahibi.
Ve iki kutuba sıkıştırılmış İslam. Konusu muazzam, dili müthiş.
Biraz tarih, biraz da despot bir kitaptır kendileri. Fakat öyle ince işlenmiş ki not bile alabilirsiniz derkenarlara. Tavsiyedir.
368 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Doğu Batı Arasında İslam... Aliya İzzetbegoviç’in okuduğum ilk eseri. Eseri okurken ben de uyanan ilk izlenim sıradan fikir yazılarından ziyade, derin yoğunluklu ve dönemindeki meselelere ışık tutacak şekilde ince bir mantıktan süzülerek okuyucuya sunulmuş yazılar oldu.
Eser iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm tıp, edebiyat, tarih, felsefe, sanat, ahlak gibi geniş yelpazede okura sunulmuş herkesi/ herkesimi ilgilendirecek yazılardan oluşmaktadır. İlk bölümdeki her konu kendi içinde bir derya oluşturuyor. Bu da Aliya İzzetbegoviç’in bilgi birikiminin ne kadar muazzam olduğunu gözler önüne seriyor. Kitabın ikinci bölümünde ise İslam’ın başta Hristiyanlık olmak üzere diğer inanç ve fikirlere bakış açısını ele almaktadır. Burada da aslında Aliya’nın, İslam dışındaki din, inanç ve fikirlere ne kadar vakıf olduğunu farkedilebiliriz. Ayrıca eserde Materyalizm ve Marksizm hakkında yaptığı tesbitler ve araştırmalar insanın ufkunu genişletiyor ve bu araştırmaları Kuran’ dan ayetlerle taçlandırması da bizim İslam ile diğer inanç ve ideolojileri kıyaslamamızda yardımcı oluyor.
Hasılı, Aliya İzzetbegoviç insanın alemdeki yerini, ne olduğunu ve nasıl bir tutum sergilemesi gerektiğini bildirmeye çalışmıştır. Bunun için bir taraftan insan eseri olan kültürün önemli unsurlarını, diğer taraftan insanın aşkın varlıkla ilişkisini ifade eden dinleri ele alıp değerlendirmiştir.
Bu eseri okurken Aliya’nın bilgi birikimi ( çok sık tekrar ettiğimin farkındayım) beni hayrete düşürdü. Çünkü eser de, Doğu’dan Batı’ya İslam’ı Aliya’nın nazarında ve entellektüel birikiminin zenginliğinde inceleme fırsatını yakalıyorsunuz.
Eser bir çırpıda okunacak kadar sade ve akıcı bir dile sahip değil bu yüzden okurun üzerinde düşünüp, algılaması ve sindirmesi gerekiyor.( yani süreç bende bu şekilde gerçekleşti ) Zaten “Bilge Kral” dan da başka bir şey beklenemezdi. Bu adı fazlasıyla hak ettiğini bu eserle anlamış oldum.
Aliya İzzetbegoviç’e Allah’tan rahmet diliyorum ... iyi okumalar..
İnsanın evrensel sorunları üzerine düşünen Müslüman bir dava adamı..Bu kitabın insana bir bakış açısı,düşünme tarzı ve bir liderde olması gereken vasıfları bizlere kazandıracağının düşünüyorum...
Bölüm bölüm okuduğum ufkumu açan kitaplarda. Tekrardan ele alacağım. Aliyanın birkac kitabınıda okumuştum kesinlikle tavsiye ediyorum Bilge kral ın serisini
368 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Aliya'ya yazılan her inceleme, her eleştiri entelektüel birikimini vurgulamaksızın yazılmaz. Zira herhangi bir eserini okuduğunuzda bu birikimi hemen farkedebilirsiniz. Sanattan siyasete, ahlaktan kültüre, dinden materyalizme kadar her konuda hakiki anlamda bilgisi vardır. Bilgi yığını edinmemiş bütüncül bir bakış açısı oluşturabilmeyi başarmış bir mütefekkirdir, önderdir.

Aliya'nın yaşadığı dönemi ve
''Coğrafya kaderdir'' hakikatini dikkate aldığımızda yazdıklarının yaşadığı dönemin sıkı kutuplaşmasına cevap mahiyetinde olduğu aşikardır. Aliya bugünün coğrafyasında doğmuş olsaydı muhtemelen 'görecelilik' üzerine yazardı. Bu nedenle kitabın sonunda 'Teslimiyet' bahsinin olması ve kader vurgusu benim için anlamlı oldu diyebilirim. Aliya kendi kaderini yazdı. Bizlerde bize sunulan nedenler ve kendi iç hürriyetimizle kendi kaderimizi, dramımızı yazıyoruz. İnsan yaşamaya mahkumdur, var olmayı kendi seçmemiştir ama bir yandan da var olmaktadır. Peki şimdi ne yapmalı varlığı inkar mı etmeli ya da varlığın hep bir tarafını görüp, ona mı ehemmiyet vermeli yoksa onunla bir bütün olarak sulh etmeyi mi bilmeli? Sulh eden anlamlı bir hayat ve gayeye binaen iyiliklerle dolu bir yaşam sürüyor. Bu dünyada yapıp ettiklerinin bir anlamı oluyor çünkü 'son' onun için yok oluş değil esas başlangıç. Diğer taraf ise inkar ediyor, inat ediyor. Ancak Aliya'nın da ifade ettiği gibi: '' Hakikatler sizlerin onu tanıyıp tanımamasına bağlı değildirler; vardırlar ve caridirler.'' Ve insanın çabalayan, merak eden, soran, araştıran, ötelere inanan, 'hayvan olmak istemeyen hayvan' olarak var oluşu gözlerimizin önünde büyük bir hakikat olarak serili durmaktadır.

Kitabımız, 'batı' ile ifade edilen maneviyatçılık( Aliya'da Hristiyan maneviyatçılığı din olarak karşılık bulur) ve 'doğu' ile ifade olunan materyalizm ( bu ifade ile yahudi dünya cenneti de anlaşılabilir) arasında üçüncü ve insani olan bir yolun var olduğu ve yegane çözümünde bu yoldan geçtiği gerçeğine binaen yazılmıştır. Üçüncü yol İslam'ın ta kendisidir. Aliya'ya göre İslam eşittir insandır, hayattır.
İnsan bedene mahkumdur, salt ruh ile iş göremez. İslam tam burada hitap merci oluyor ve insani olan her iki yönü de tanıyor, onları ihmal etmiyor. Namaz, oruç, hac, zekat gibi ibadetler ruh ve maddeden müteşekkil olarak yapılan ibadetlerdir diyor Aliya. Her ibadet dünyanın ve insanın büyük ikilemi olan madde ve ruhu bünyesinde 'bir' olarak barındırabiliyor. Kuvvetli bir seziş yetegine sahip olan insan da diyor; burdan tüm dünyaya karşı bütüncül 'bir' bakış açısı oluşturabilir.
Materyalizm de din de hakikatin yalnızca bir görünümünü ifade eder. Ama hakikat bu ikisinden de üstün, yücedir. Aliya'nın ifadesi ile '' Düşünce hayata hakim olamaz. Hayat düşünceden yücedir.'' Ve elbette hayat, İslamdır. Saf dinin dünyaya alenen söyleyeceği birşey yoktur. İşini -kendi ile çatışsa da- el altından yahut tecrübe ettikçe çıkarımlarda bulunarak yürütmüştür. Hristiyanlıktan faliyet, evlilik, savaş, iktidar, iktisat çıkmaz. İnsanın dünyadan başka yurdu olmadığını tutarlı bir şekilde savunmaya çalışan fikriyattan da hürriyet, merhamet, sevgi, insan hakları çıkmaz. Halbuki İslam bu iki alanın işlev gördüğü/ görebildiği bir alandır. Bu yüzden İslami olan insanidir, insani olan ise İslamidir diyoruz.

Kitap incelemesini en ihtiyacım olan cümlesi ile noktalıyorum:
'' Ey teslimiyet! senin adın İslamdır.''
Ey Rab! Bizi İslam olanlardan yaz!
368 syf.
·Beğendi·10/10
İslama felsefik yaklaştığı yerler var. Bu da herhalde içinde bulunduğu ortam ve incelediği filozoflar sebebiyle olabilir. Ve İslamı hep, batıl batı fikirleriyle hristiyanlığın ortasına bir yere koymuş.İslamı ortalama bir din olarak ele almış. Güzel tespitler var ama yazarın İslamı ruhunda tam yakalayabildiğini göremedim. Sadece en sonunda "Ey teslimiyet! Senin adın İslam'dır." cümlesinden başka bişey göremedim
368 syf.
·Beğendi·9/10
birkaç kere okunması gerekiyor. derya bir kitap derya bir alija'dan. ben çok beslendim. okumadan ölmeyin e mi.
"ahlâk ve din aynı şey değildir. ahlâk, din olmadan var olamaz. onları birbirine bağlayan şey şu müşterek delildir: daha üstün bir başka dünya... 'başka' olmasına göre bu dünya dinîdir; 'daha üstün' olmasına göre ahlâkîdir.
din, bilgi ve tasdik; ahlâk ise bu bilgi ile ahenk içinde bulunan tatbikat, hayat demektir. din, nasıl düşünmeli ve inanmalıyız; ahlâk ise neye meyletmeli, nasıl yaşamalı, nasıl hareket etmeliyiz sorusuna cevap teşkil eder.
nasıl imana geleyim, imanımı nasıl kuvvetlendireyim sorusuna cevap şudur:
iyilik yap; Allah'ı, tefekkür ederek bulmaktansa, iyilik yapmakla bulmak daha kolaydır.
368 syf.
·10/10
Kitabın ilk bölümünde Materyalizm ile Hristiyanlığı farklı konulardan ele alıp karşılaştırmalar yapmış.
İkinci bölümünde ise İslam'ı anlatmış. Aliya İzzetbegoviç bu kitabında temel itibariyle İslam'ın dualizmine dikkat çekiyor. İslâm, Materyalizm (Yahudilik) ile Hristiyanlığın sentezidir. İslamı bu iki dinin bir nevi dengesi olarak kabul edebiliriz. Hristiyanlığı inkar edersen veya Yahudiliği inkar edersen aynı zamanda İslam'ı inkar etmiş olursun . Yahudilik dünya hayatını düzen vermeye çalışırken Hristiyanlık ise manevi hayatı düzenler sadece , İslam ise her ikisini hem maddi hem manevi hayatı düzenler. Bu ikisinin denge noktasıdır İslam.
İzzetbegoviç ' in bu kitapta işte bunu anlatmış ama mükemmel anlatmış
Nasıl imana geleyim, imanımı nasıl kuvvedendireyim sorusuna cevap şudur: İyilik yap; Allah’ı, tefekkür ederek bulmaktansa, iyilik yapmakla bulmak daha kolaydır.
Kültürün hamili insandır; uygarlığın hamili ise toplumdur. Kültürün gayesi terbiye sayesinde kendi kendine hakim olmak; uygarlığın gayesi ise ilim sayesinde tabiate hakim olmaktır, insan, felsefe, sanat, şiir, ahlâk, inanç kültüre aittir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Doğu Batı Arasında İslam
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055245818
Çeviri:
Salih Şaban
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yarın Yayınları
Baskılar:
Doğu Batı Arasında İslam
Doğu ve Batı Arasında İslam
Doğu Batı Arasında İslam
Doğu ve Batı Arasında İslam
Çağdaş dünya, uzun zamandır süregelen ve sonu kestirilemeyen kesif bir ideolojik çatışmanın sahnesidir. Hepimiz bir şekilde bu çatışmalarla yüz yüzeyiz. Bu mücadele İçinde acaba İslâm'ın yeri neresidir? Bugünkü dünyayı şekillendiren süreçlerdeki rolü nedir? Doğu Batı Arasında İslâm tüm bu konuları geniş bir entelektüel ufuk içinde ele alıp cevaplandırmaya çalışıyor.

İnsanın yolculuğunun ilham ve hayret verici bir seklide bütünleştirilmiş bir analizi. Gücünün etki alanı, İslam'ın evrenselliğine ve güzelliğine canlandırıcı bir anlam veriyor.
Robin Woodsworth Carisen

Avrupa yüzyıllardır İslam'dan faydalanıyor, çoğunlukla da onay almadan ve karşılığında hiçbir sey vermeden. Simdi, Doğu Batı Arasında İslâm'm yayımlanmasıyla İslam'a borcunu ödemeye başladı.
Rasyonel, fakat duygulara hakaret etmiyor, bedeni kötülemeden ruhu yüceltiyor. Ancak onu bir sınır tası olarak ayrı tutan şey, tüm soylu fikirlerin doğasında bulunan bir tarzda ifade edilen doğaüstü bilgeliğidir. Şüphesiz, onun çağrısı zamanının ötesine geçecek, çünkü hayatı içine alıyor; ve hayattan daha mükemmel bir mevzu yok.
M. Tariq Quraishi

Aliya İzzetbegovic kendi rotasını çiziyor; cüretkâr ama büyüleyici.
-D. S. Balic-

Bir başyapıt; zaman, içindekileri teyit edecek.
-Prof. İsmail R. Al-Faruqi-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 447 okur

  • Şevval Öztürk
  • Mevlüt Bulat
  • Hacer Sarı
  • Simurg
  • Merlina
  • ...ɦɛʍɖɛm
  • Ümmü Vural
  • Sergen con
  • Ozi cevik
  • Ali Sadi

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.9
14-17 Yaş
%1.6
18-24 Yaş
%27.9
25-34 Yaş
%52.5
35-44 Yaş
%6.6
45-54 Yaş
%6.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%42.1
Erkek
%57.9

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34.6 (53)
9
%21.6 (33)
8
%9.8 (15)
7
%3.3 (5)
6
%1.3 (2)
5
%0.7 (1)
4
%1.3 (2)
3
%0
2
%0
1
%2 (3)

Kitabın sıralamaları