Doğu, Batı Ayrımında Aslında Mimarlık, Şehircilik ve Sanat…

·
Okunma
·
Beğeni
·
113
Gösterim
Adı:
Doğu, Batı Ayrımında Aslında Mimarlık, Şehircilik ve Sanat…
Baskı tarihi:
Şubat 2016
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9752564633
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaknüs Yayınları
Kendime inşa ettiğim ve sağlamlığı üzerine kafa yormaktansa süsüne takıldığım sözde korunaklı evimin, meydana gelecek ilk depremle beraber büyük hasar göreceğini fark ettiğimde geçici önlemler almaktansa, yuvasız kalmayı göze aldım ve evimi terk ettim. Böylesi dönemlerde bir avare gibi dolaştım. Bir şey yapmamanın bazen yapmaktan daha değerli olduğunu keşfettim ki isteseydim de bir şey yapamazdım. Nadas halinde bekliyordum. Yaşamımda birkaç kere beni evsiz bırakan böylesi tecrübeleri, her seferinde daha uzun süre evsiz kalarak ama her terk edişi ise daha cesaretli bir biçimde yaparak edindim. Şunu söylemeliyim ki evimi ne zaman terk ettiysem, hiç birinde yeni birini inşa etmek zorunda kalmadım. Her seferinde çok daha sağlam ve güzel bir ev keşfettim.
Terk ettiğim eski evlerime uzun bir yolculuk sonrasında dönüp yeniden baktığımda hissettiklerimi anlattığım bu kitap ile, gözlerimizin gördüğü şeylerin arkasında aslında ne olduğunu veya bunların ötesinde bir şeylerin de olabileceğini ifade etmeye çalıştım. Bunu diledim çünkü çocukların nesneleri doğru boşluğa yerleştirmeye çalıştıkları oyundaki gibi, giremeyecekleri bir yere zorla sokulmaya çalışılan Doğuluların, Müslümanların ve hatta “insan”ın özelde mimari, şehircilik ve sanat konularında ama genelde hayata dair “acaba?” sorusunu akıllarına getirmek istedim.
Serkan Duman'ın kitabını elime alıp Selçuk Üniversitesi'nden mezun olduğunu görünce acaba neler kattı eğitimi (hemen hemen onun dönem hocaları benim de hocam olabileceğinden) ona diyerek alıp merakla başladım. Okudukça ya evet ya aslında bunu neden böle düşünmedim ya da bize bu neden bu şekliyle aktarılmadı diye düşündüğüm birçok yer oldu. İlerleyen safhalarda özellikle Doğu'ya geçtiğimizde yazarın alıntılarının ayetler , hadisler , İlim alimleri vb kaynaklar oluşu daha önceki okuduğum mimari kitaplarda bulmadığım görmediğim bir şeydi ki mesleğime Müslümanca bakarak birkaç şey öğrendiğime de ekstradan sevindim. Yüreğine ve emeklerine bir meslektaşı olarak teşekkür ediyorum..
Kitabı tam da bir uzak doğu seyahatinden önce yazarın sosyal medya paylaşımlarından birinde görüp edinip okumaya başladım.İyi ki de öyle yapmışım; zira hem kitabın sayfalarında ilerlerken aynı zamanda zihnimde bir Barcelona’ya La Sagrada Famila’ya seyahat ettim,bir Marakeş Fena meydanına,ordan bir Divriği Ulu Camii’ne geçtim bir Çin’e Tiannanmen Meydanı’na...Kitaptan öğrendiklerimle hem Batı anlayışının da Doğu tarafının da gidip görme imkanı bulduğum mimari şaheserlerini tekrardan hatırladım hem de hiç görmediklerimin de sanki koridorlarında dolaştım,sütunlarına yaslandım,bahçelerinde soluklandım...Üstüne bir de uzak doğu mimari ve şehir planlamacılığında yazarın anlattıklarıyla birebir karşılaşınca keyfim iyice yerine geldi; zaten kitapların insanı beslemesi tam da böyle değil mi!
Böyle tatlı tatlı anlatıyor olmam şaşırtmasın; kitabın özellikle Batı mimari anlayışını anlatan ilk kısmı bu alanda dağarcığını dolduramamış biri olarak okumayı zorlaştırdı ama orda da yazarın ‘Biraz sabredin,ikinci bölümü burda yazanlar tamamlayacak;okumaya devam edin‘ telkinine güvendim. Nitekim haklı çıktı
Velhasılıkelam, ezeli rakip ikiz kardeşler olan Doğu ve Batı‘ya bir de mimari açıdan bakmak, bence en önemlisi hayatın kendisiyle iç içe,sağlamalı tespitlerle dolu,doyurucu bir kitap okumak isterseniz ısrarla tavsiye edilir.
Benim yaptığım gibi bir seyahat öncesi okumak da bu tavsiyeye dahildir.
Baron Haussmann ın 19.yüzyılda Paris te yaptığı meydan ve yol açma çalışmalarında tasarımı belirleyen etmenlerin başında itaatsizliği ve sivil ayaklanmayı bastırmak gerekiyordu. Büyük meydanın tasarımını belirli noktalara topların yerleştirileceğine göre hesaplayan ve kurguyu insan öldürmeye yönelik hazırlayan Hayssmann, Turgut Cansever’in “Paris e şehir diyen ahmaktır.” sözünü söylemesine sebep olacaktır.
Müslüman evlerinde yapı malzemesi olarak çamur ahşap ve taş kullanılmıştır ancak çoğunluk çamur yani kerpiç tuğla ve ahşaptır. Tamamen taşın kullanıldığı islam şehirlerinin sayısı azdır. Bunun nedeni coğrafi ve iklimsel zorunluluklar aynı zamanda pratik ve rasyonel kararlardır. Ancak en az zorunluluk kadar etkili bir durum daha vardır ki o da evlerin geçici olmasına verilen önemdir. Kuran ı Kerim deki “ Siz ebedi kalacağınızı sanarak malikaneler mi yapıyorsunuz ? “ gibi ayetlerle ebedi binalar yapmaya çalışan ve bununla övünen kavimlerin eleştirildiği hatta cezaya uğratıldıkları anlatılır. Bunu bilen müminler de evlerini geçici malzemeler kullanarak inşa etmişlerdir. Bu yöntemi kullanmayanların ve evlerini şatafatlı ve geçicilik meselesini dikkate almadan inşa ettirenlerin ayıplandığını biliyoruz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Doğu, Batı Ayrımında Aslında Mimarlık, Şehircilik ve Sanat…
Baskı tarihi:
Şubat 2016
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9752564633
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaknüs Yayınları
Kendime inşa ettiğim ve sağlamlığı üzerine kafa yormaktansa süsüne takıldığım sözde korunaklı evimin, meydana gelecek ilk depremle beraber büyük hasar göreceğini fark ettiğimde geçici önlemler almaktansa, yuvasız kalmayı göze aldım ve evimi terk ettim. Böylesi dönemlerde bir avare gibi dolaştım. Bir şey yapmamanın bazen yapmaktan daha değerli olduğunu keşfettim ki isteseydim de bir şey yapamazdım. Nadas halinde bekliyordum. Yaşamımda birkaç kere beni evsiz bırakan böylesi tecrübeleri, her seferinde daha uzun süre evsiz kalarak ama her terk edişi ise daha cesaretli bir biçimde yaparak edindim. Şunu söylemeliyim ki evimi ne zaman terk ettiysem, hiç birinde yeni birini inşa etmek zorunda kalmadım. Her seferinde çok daha sağlam ve güzel bir ev keşfettim.
Terk ettiğim eski evlerime uzun bir yolculuk sonrasında dönüp yeniden baktığımda hissettiklerimi anlattığım bu kitap ile, gözlerimizin gördüğü şeylerin arkasında aslında ne olduğunu veya bunların ötesinde bir şeylerin de olabileceğini ifade etmeye çalıştım. Bunu diledim çünkü çocukların nesneleri doğru boşluğa yerleştirmeye çalıştıkları oyundaki gibi, giremeyecekleri bir yere zorla sokulmaya çalışılan Doğuluların, Müslümanların ve hatta “insan”ın özelde mimari, şehircilik ve sanat konularında ama genelde hayata dair “acaba?” sorusunu akıllarına getirmek istedim.

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Mevlüt Kayabaşı
  • HÜMEYRA
  • Deniz Çobaner

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%33.3 (1)
5
%33.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0