Doğu Öyküleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
2086
Gösterim
Adı:
Doğu Öyküleri
Baskı tarihi:
Haziran 2006
Sayfa sayısı:
76
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755702919
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Doğu Öyküleri
Doğu Öyküleri
Doğu Öyküleri
Bu kitapta yer alan 4 uzun, 17 çok ! kısa öykü, Doğu'nun kuş uçmaz, kervan geçmez dağlarında geçiyor. ı Yazar. "Hakkari'de Bir Mevsimle, başladığı yazın yolculuğunu, çaresiz insanların öyküleriyle sürdürüyor.
95 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Canım insanlar merhaba :)
İnceleme yazmak pek benim işim olmasa da böyle çok hoş, kısa olduğu halde güzel olan kitaplara inceleme yazmamak olmazdı. Semih Abinin Hakkari'de Bir Mevsim 'e yaptığı inceleme sayesinde Ferit Edgü' yü tanıma fırsatı buldum daha doğrusu bir kitabını okuma fırsatı buldum. Kendisine de yeniden teşekkür ediyorum( Semih abi ). Hakkari'de Bir Mevsim benim için çoook güzeldi (#36342682). Ve onun sayesinde Ferit Edgü'nün kalemini yeniden yeniden okumak istemiştim. İndirimi görünce Doğu Öyküleri'de şans eseri orada karşıma çıkınca dayanamayıp aldım. İyi ki de almışım.
Kitap tam beklediğim gibiydi...

İçinde 4 Doğu Öyküsü ve 17 Minimal Doğu Öyküsü var. Her biri ayrı ayrı güzel. Doğunun o halini her seferinde çok güzel anlatıyor Ferit Edgü.

"Ortak dilin, ortak sözcükler demek olmadığını biliyordum." diyor kitabın başında. Hakikaten de bu öyleydi.

İBRAMIN OĞLU İBRAMIN ÖYKÜSÜ'nde şu alıntı benim çok hoşuma gitti:
"Biz buraya ava geldik, yolumuza koyulalım."
...
"Ben avdan hoşlanmıyorum. Tanımadığım insanların çayını içmekten hoşlanıyorum."



Sayfa 40'ta
-Arayan soran olmaz mı?
-Buralarda kimse kimseyi aramaz. Arasa da bulamaz. Bulduğunda da, burda öldü ve gömüldü, deriz. Fazla sorgu sual edilmez.
Deniliyordu.

Pek tabi alıntılar bitmiyor ama bu alıntı tek başına hepsinin üstüne çıkar diyorum. Neden?
Çünkü Doğuda bu böyledir. Arayan soran olmaz. Olsa da bulamaz. Bulduğunda da, öldü ve gömüldü denir. Ölmeme ihtimali de var tabiki. Ama yine de arayan soran olmaz. Bu sadece Doğu için geçerli değil ülkenin neresine gidersek gidelim artık birbirini arayıp soran çok az insan var...

Çünkü yine sayfa 46 da da diyor ya "... bizim burda inat vardır. Düşmanlık vardır. Herkes birbirine düşmandır. Arazi kavgası ekmek kavgası değil, içine sıçtığım hayınlık, düşmanlık kavgasıdır."

Son olarak benim en sevdiğim minimal öyküler olan "BU" ve "ANNEM VE BEN" i sizinle paylaşmak istiyorum

BU

-Bu ne bu?
-Kar.
-Böyle kar hiç görmemiştim.
-Burda daha neler göreceksin.
-Neymiş göreceklerim?
-Kurt, köpek.
-Başka?
-Ayı, tilki.
-Başka?
-İşin rast giderse, bir insanoğlu.
-Bu karda mı?
-Bu karda, eğer yolunu bulabilirsen. Ya da o, yolunu yitirmişse. Artık bahtına...



ANNEM VE BEN

Köy göçmüş.

Çocuklar (bile) ölmüş.

Aileden hayatta bir o kalmış bir de annesi.
Böyle diyor.
-Peki siz ne yapacaksınız? diye soruyorum, yalnızca bir şey söylemiş olmak için.
Duralamadan, ilkin soruyor, sonradan yanıtlıyor.
-Biz mi? Biz de yakında öleceğiz. Annem de, ben de.
-Peki niçin gitmiyorsunuz burdan? diyorum.
-Gitmek mi? diyor (şaşkın). Biz her yere gittik. Annem ve ben. Burdan başka neresi kaldı ki?


Canım Ferit Edgü yü okumayan kalmasın.

Sevgi, barış ve kitap ile kalın. :)
76 syf.
·10/10
Ferit EDGÜ – Doğu Öyküleri

Bu kitapta yer alan 4 uzun, 17 çok kısa (minimal) öykü, Doğu'nun kuş uçmaz, kervan geçmez dağlarında geçiyor.

Yalın, sade ve doğuyu bu denli derin anlatan öyküler.. Kısa öykülerin hepsi beni çok derinden yakaladı. Uzun öyküler de ise “Mirza” etki bırakan bir öykü oldu.
Ferit EDGÜ kalemini çok sevdim. Darısı “Hakkari’de Bir Mevsim” kitabına.

Beni en çok etkileyen minimal öyküsü;

SES
-Kim ölmüş ? dedi bir ses.
-Kim öldürmüş ? dedi bir başka ses.
-Kaç kişi ölmüş ? dedi bir üçüncü ses.
-Ne zaman öldürmüşler ? dedi tanımadık bir ses.
-Öldüren de ölür, dedi tanıdık bir ses.
-Üç de çocuk, dedi değişik bir ses.
-Beş de kadın, dedi aynı ses.
-Nereye gidiyoruz, diye sordu yaşlı bir ses.
-Bilmez gibi konuşma, dedi genç bir ses.
-Vallah bilmez, dedi son ses.
Çünkü onunla birlikte, gözünü kapamadan önce gördüğü dağın doruğu da öldü evin penceresi de öldü havlayan köpek de öldü çeşmenin akan suyu da öldü rüzgarda salınan kavaklar da öldü eriyen kar da öldü ve en son güneş öldü..

Herkese keyifli okumalar kitap sever güzel insanlar..
76 syf.
·Puan vermedi
#DoğuÖyküleri adlı kitabımız 1995 yılında #İsmailFeritEdgü tarafından yazıldı, eserleri üzerinde genelde Ferit Edgü ismiyle denk gelirsiniz. Yazarımız 1936 yılında İstanbul'da dünyaya gelip Hakkari'de yedek subay öğretmen olarak görev yapmıştır ve bu süreçte yaşadığı etkileri "Doğu Öyküleri" kitabında görebiliyoruz. Çok yönlü, donanımlı, yetenekli bir yazar kendisi. Öyküleri dışında denemeleriyle de ün yapmış. Çevirileri, şiirleri, anı türüne ait eseri, biyografileri ve yazdığı romanlarıyla zengin bir yazın hayatı olduğunu görüyoruz. "O" adıyla yazdığı romanı "Hakkari'de Bir Mevsim" adıyla sinemalara uyarlandı, bir diğer filmi ise "Av Mevsimi". Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Resim üzerine eğitim alan yazarımız resim eleştirmenliği de yapmıştır. Daha sonra Paris'te eğitimini tamamlamıştır. Gelelim kitabımızın detayına;
.
4 uzun, 17 minimal öyküden oluşuyor eserimiz. 76 sayfalık kısa ancak sarsıcı bir kitap. Öykülerin ortak özelliği, doğu topraklarında yaşanan acılı hayatlar. Ve okurken tüm gerçekçiliği içinizde hissediyorsunuz. Başta dediğim gibi yazarımız yedek subay olarak Hakkari'de bulunmuş ve bu süreçte adaptasyon konusunda yaşadığı sıkıntıları kitabındaki karakterler ile okuyucuya başarılı bir şekilde aktarmış.
.
Kitabın "Mirza" adlı ilk öyküsündeki girişin paragrafı eserin başarısını gösterir cinsten; "Muhtar dördüncü karısını da almıştı. Ve ondan da yedi çocuğu olmuştu. Ve böylece toplam yirmi altı çocuğu vardı Muhtarın, ölenleri saymazsak, ki o, saymıyordu."
.
Kullanılan dil çok sade. Yazarımız da edebi kimliğinden söz ederken betimlemelerden, zengin süslemelerden kaçtığını belirtiyor. Eserde zaman kavramı yok. Genel olarak diyaloglardan oluşuyor öykülerimiz. Fakat kitabı okuyup kapağını kapattığımda ben burada değil, doğunun herhangi bir toprağında çaresizlik yaşıyor gibiydim. .
Toprağın batısında farklı bir hayat yaşanırken doğuda yaşam mücadelesi veren insanlar var, acı var, kaderlerinden silinemeyen örf ve adetleri var, çocuklar var sayısız doğan ve sayısız ölen.
.
Tavsiyemdir okuyun
76 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Ferit Edgü'den okuduğum ilk kitap. beklentilerimi boşa çıkarmadı. Edgü okumaya kesinlikle devam edeceğim. Kitabın konusuna kısaca değinmek gerekirse, aslında adı üstünde doğuda yaşanmış öyküleri bize aktarıyor yazar. Değişik ve güzel 4 uzun hikayeden oluşup diğer hikayeleri ise kısa kısa. Özellikle uzun olan hikayeler çok güzeldi içlerinde biraz da giz barındıran bu öyküler kesinlikle okunmaya değer.
76 syf.
·Beğendi·8/10
Köy göçmüş.
Çocuklar (bile) ölmüş.
Aileden hayatta bir o kalmış bir de annesi.
Böyle diyor:
Peki siz ne yapacaksınız?
Diye soruyorum yalnızca bir şey söylemiş olmak için.
Duralamadan, ilkin soruyor, sonra yanıtlıyor:
Biz mi?
Biz de yakında öleceğiz.
Annem de ben de.
Peki niçin gitmiyorsunuz burdan? diyorum.
Gitmek mi? diyor (şaşkın) Biz her yere gittik. Annem ve ben. Burdan başka neresi kaldı ki?.
76 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kitaplığımın bir köşesinde uzun zamandır bana '' beni oku '' çağrısı yapan bu kitaba bugün kayıtsız kalamadım. Halihazırda Reşat Nuri'nin Çalıkuşu'sunu okuyordum aslında ama ilk başta da dediğim gibi daha fazla bu çağrıya kayıtsız kalmak istemedim.

Kitabın konusuna gelirsek 4 uzun öykü ve 17 minimal öykü denen çok kısa öykülerden oluşan, Doğu insanlarının mevsim koşullarını, çaresizliğini, umudunu, dillerini anlattığı 76 sayfalık kısa bir öykü kitabı. Öykülerin tümünün genel özelliği, durgun bir üslupla anlatılıp fakat bir o kadar da dolu dolu olmasıydı. Can alıcı çok güzel diyalogların da olması ayrı bir güzellik katmıştı kitaba. İlk başta da belirttiğim gibi mevsim koşullarının ne kadar ağır olduğu, insanlarının ne kadar iyi ve masum oldukları, arazi kavgası yüzünden mapushaneye düşen İbram'ın oğlu İbram'ın yürek burkan acı sonunu, terkedilen bir kadından alınan ''insan kokusu'' denen bir kokunun, bilinmediği aydınlatmak isteyen mardinli bir inşaat ustasının terkedilmiş süryani köyünü ziyareti... Kitapta geçen her olgu, öykü, konuları çok çok güzel işlenmişti, Mutlaka Ferit Edgü ile tanışmanızı ve bu kitabını okumanızı istiyorum, sağlıcakla kalın =))
76 syf.
·Beğendi·10/10
Türk Edebiyatında çığlığın, yani "Küçürek Öykü'nün" zirvesinde bulunan Ferit Edgü'nün, "Hakkaride Bir Mevsim" adlı eserinden sonra aynı tat ve acıyla devam ettirdiği eseridir. Balık ağının atıldığı Zap Suyu'ndan, balık yerine insan cesetlerinin çekilebildiği derecede olan bir coğrafyanın ve o coğrafyada nüfus eden, tek istediği kendi topraklarında yaşam hakkı olan insanların haykırışlarını okurun damarlarına kadar işleyen aşırı başarılı bir eser...
76 syf.
·8/10
Ferit Edgü, okumayı çok istediğim bir yazardı. Sadece nereden başlamam gerektiğini bilemiyordum. Ve böyle durumlarda yazarın öykü kitabı varsa ilk onu okurum. Yine öyle yapıp Doğu Hikayeleri ile başladım Ferit Edgü’ye. İyi de yaptım doğrusu, yazarın kalemi olsun, kullandığı hikayeler olsun tam anlamıyla bana hitap ediyordu.
Kitap iki bölümden oluşuyor diyebiliriz. İlk kısımda 4 tane uzun öykü ikinci kısımda ise 17 tane kısacık öyküler karşılıyor bizi.
Hikayelerde doğuya gitmiş bir devlet memuru ya da bir öğretmen hep var. Doğu’nun tek başına bırakılmışlığı, batıdan gelen bu devlet memurları vesilesi ile anlatılıyor. Özellikle uzun hikayelerde bu hissi çok daha net bir şekilde duyabiliyorsunuz. Uzun hikayeler demişken içlerinde bir ‘’İbram’ın Oğlu İbram’ın Öyküsü’’ var ki; o öyküyü tanımlamak için yine o öyküdeki öğretmenin cümlesini kullanabilirim:
‘’Halit, dedim, bir daha seninle ava çıkmayacağım. Sen de bana bundan sonra hiç kimsenin öyküsünü anlatma.’’
Ferit Edgü o kadar gerçekçi anlatmış ki, siz de hikayedeki karakterlerden biri olup çıkıyorsunuz. Bununla da kalmıyor; bir daha kimsenin öyküsünü duymak ya da okumak istemiyorsunuz. Sebebi ise, ta yüreğinizde duyduğunuz acı oluyor hiç şüphesiz.
Bir de kısa öykülerden ‘’Kayıt’’ var, Doğu’da devlet memurluğunu özetliyor gibi geldi bana. Özellikle şu cümleler:
‘’Olsun, dedi, fark etmez. Doğu’da herkes görevini yapmakla yükümlüdür. Soru sormadan. Bakıp görmeden. Özellikle sormadan ve görmeden.’’
Elinize alıp hemen bitirebileceğiniz, ama aklınızdan kolay kolay çıkaramayacağınız türden bir kitap olduğunu temin edebilirim. Özellikle Ferit Edgü’ye başlamayı düşünüyorsanız bu kitap başlangıç için doğru bir tercih olacaktır.
76 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Ortak dilin, ortak sözcükler olmadığı dağ köylerinde yaşanan aile hayatları, yaşam mücadelesi, istek ve arzular, yolu bilinen veya yitirilmiş yolculuklar, yabancılara yabancılaşmış köy halkı ve ölümle yaşamaya alışmış insanların öyküleri ...
Yaşanmışlıkları çok güzel dile getirmiş Ferit Edgü. Okuduğum en güzel hikaye kitaplarından biri oldu. Teşekkür ederim Ferit Edgü.
76 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Bir çırpıda okunup bitirilen,dimağımda hoş bir tat bırakan,Ferit Edgü'nün gözlem yeteneğini derinlemesine yansıtan kısa ama yoğun bir eser. Özellikle Mutluluk ve İbrahim oğlu İbrahim hikayeleri mükemmel
76 syf.
·Puan vermedi
Beni bu kitabı okumaya iten şey Doğuya atanacak olmamdı, her ne kadar kurgusal da olsa yaşam tarzı/koşulları, bakış açıları hakkında bazı gerçeklikler ve ipuçları edinme açısından iyi olabileceğini düşündüm. Ayrıca yazar ile tanışma kitabımdı ve yazarın dilini çok sevdim. Akıcı, yalın, sade, doğal bir anlatımı vardı, okurken hiç sıkılmadım. Bazı öyküleri gözümün önünde yaşanıyormuşça anlatması, betimlemeleri başarılıydı.
-Bu ne bu?
-Kar.
-Böyle kar hiç görmemiştim.
-Burda daha neler göreceksin.
-Neymiş göreceklerim?
-Kurt, köpek.
-Başka?
-Ayı, tilki.
-Başka?
-İşin rast giderse, bir insanoğlu.
-Bu karda mı?
-Bu karda, eğer yolunu bulabilirsen. Ya da o, yolunu yitirmişse. Artık bahtına...
Ferit Edgü
Sayfa 53 - Yapı Kredi Yayınları
Çok uzaklardan geliyordum ve birbirimizin dilini konuşmuyorduk.
Doğrusu, o sıralar pek önemsemiyordum bunu.
Ortak dilin, ortak sözcükler demek olmadığını biliyordum.
Yalnız bu dağ başında değil, bu dağ başındaki inde yaşayan ayıda bile vardır utanç. Ama kentte ya da köyde kimi insanoğlunda hiç mi hiç yoktur.
Kuşkusuz bu istek, bir güçten değil, bir güçsüzlükten kaynaklanıyordu. Önünde sonunda ben de bir insanoğluydum. Birtakım insanoğulları gibi bir yere varmaya çabalamak istiyordum. Bir yeri aşmaya. Görmediğimi görmeye. Oraya varmak, sonra oradan geri dönmek.
''Bunda anlaşılmayacak ne var? dedim. Utanç diye bir şey var yeryüzünde. Bu dağ başında bile, utanç diye...''
Ferit Edgü
Sayfa 39 - Sel Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Doğu Öyküleri
Baskı tarihi:
Haziran 2006
Sayfa sayısı:
76
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755702919
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Doğu Öyküleri
Doğu Öyküleri
Doğu Öyküleri
Bu kitapta yer alan 4 uzun, 17 çok ! kısa öykü, Doğu'nun kuş uçmaz, kervan geçmez dağlarında geçiyor. ı Yazar. "Hakkari'de Bir Mevsimle, başladığı yazın yolculuğunu, çaresiz insanların öyküleriyle sürdürüyor.

Kitabı okuyanlar 294 okur

  • Kitaptoteles
  • Tuğba Bozkurt
  • Barış Ekici
  • ahmet ihvani
  • Gülay
  • Derya Oğuz
  • Cem Işık
  • Gizocum
  • 3. Tekil Şahıs
  • Lea.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.7 (27)
9
%17 (16)
8
%17 (16)
7
%11.7 (11)
6
%4.3 (4)
5
%2.1 (2)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%1.1 (1)