Doğu Öyküleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
984
Gösterim
Adı:
Doğu Öyküleri
Baskı tarihi:
Haziran 2006
Sayfa sayısı:
76
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755702919
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Doğu Öyküleri
Doğu Öyküleri
Bu kitapta yer alan 4 uzun, 17 çok ! kısa öykü, Doğu'nun kuş uçmaz, kervan geçmez dağlarında geçiyor. ı Yazar. "Hakkari'de Bir Mevsimle, başladığı yazın yolculuğunu, çaresiz insanların öyküleriyle sürdürüyor.
Ferit EDGÜ – Doğu Öyküleri

Bu kitapta yer alan 4 uzun, 17 çok kısa (minimal) öykü, Doğu'nun kuş uçmaz, kervan geçmez dağlarında geçiyor.

Yalın, sade ve doğuyu bu denli derin anlatan öyküler.. Kısa öykülerin hepsi beni çok derinden yakaladı. Uzun öyküler de ise “Mirza” etki bırakan bir öykü oldu.
Ferit EDGÜ kalemini çok sevdim. Darısı “Hakkari’de Bir Mevsim” kitabına.

Beni en çok etkileyen minimal öyküsü;

SES
-Kim ölmüş ? dedi bir ses.
-Kim öldürmüş ? dedi bir başka ses.
-Kaç kişi ölmüş ? dedi bir üçüncü ses.
-Ne zaman öldürmüşler ? dedi tanımadık bir ses.
-Öldüren de ölür, dedi tanıdık bir ses.
-Üç de çocuk, dedi değişik bir ses.
-Beş de kadın, dedi aynı ses.
-Nereye gidiyoruz, diye sordu yaşlı bir ses.
-Bilmez gibi konuşma, dedi genç bir ses.
-Vallah bilmez, dedi son ses.
Çünkü onunla birlikte, gözünü kapamadan önce gördüğü dağın doruğu da öldü evin penceresi de öldü havlayan köpek de öldü çeşmenin akan suyu da öldü rüzgarda salınan kavaklar da öldü eriyen kar da öldü ve en son güneş öldü..

Herkese keyifli okumalar kitap sever güzel insanlar..
Ferit Edgü'den okuduğum ilk kitap. beklentilerimi boşa çıkarmadı. Edgü okumaya kesinlikle devam edeceğim. Kitabın konusuna kısaca değinmek gerekirse, aslında adı üstünde doğuda yaşanmış öyküleri bize aktarıyor yazar. Değişik ve güzel 4 uzun hikayeden oluşup diğer hikayeleri ise kısa kısa. Özellikle uzun olan hikayeler çok güzeldi içlerinde biraz da giz barındıran bu öyküler kesinlikle okunmaya değer.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.276 Oy)19.033 beğeni43.286 okunma2.982 alıntı182.598 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.534 Oy)8.816 beğeni28.641 okunma838 alıntı139.367 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.694 Oy)13.391 beğeni34.459 okunma3.379 alıntı145.767 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.409 Oy)3.909 beğeni12.937 okunma1.183 alıntı52.824 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.257 Oy)9.227 beğeni25.554 okunma1.784 alıntı118.411 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.987 Oy)5.394 beğeni17.287 okunma1.000 alıntı60.050 gösterim
  • İçimizdeki Şeytan
    8.6/10 (3.984 Oy)4.305 beğeni12.625 okunma2.367 alıntı69.874 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.436 Oy)8.014 beğeni22.728 okunma816 alıntı89.525 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.556 Oy)9.060 beğeni25.290 okunma1.491 alıntı126.241 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (7.878 Oy)8.832 beğeni26.282 okunma2.646 alıntı114.465 gösterim
Kitaplığımın bir köşesinde uzun zamandır bana '' beni oku '' çağrısı yapan bu kitaba bugün kayıtsız kalamadım. Halihazırda Reşat Nuri'nin Çalıkuşu'sunu okuyordum aslında ama ilk başta da dediğim gibi daha fazla bu çağrıya kayıtsız kalmak istemedim.

Kitabın konusuna gelirsek 4 uzun öykü ve 17 minimal öykü denen çok kısa öykülerden oluşan, Doğu insanlarının mevsim koşullarını, çaresizliğini, umudunu, dillerini anlattığı 76 sayfalık kısa bir öykü kitabı. Öykülerin tümünün genel özelliği, durgun bir üslupla anlatılıp fakat bir o kadar da dolu dolu olmasıydı. Can alıcı çok güzel diyalogların da olması ayrı bir güzellik katmıştı kitaba. İlk başta da belirttiğim gibi mevsim koşullarının ne kadar ağır olduğu, insanlarının ne kadar iyi ve masum oldukları, arazi kavgası yüzünden mapushaneye düşen İbram'ın oğlu İbram'ın yürek burkan acı sonunu, terkedilen bir kadından alınan ''insan kokusu'' denen bir kokunun, bilinmediği aydınlatmak isteyen mardinli bir inşaat ustasının terkedilmiş süryani köyünü ziyareti... Kitapta geçen her olgu, öykü, konuları çok çok güzel işlenmişti, Mutlaka Ferit Edgü ile tanışmanızı ve bu kitabını okumanızı istiyorum, sağlıcakla kalın =))
Ferit Edgü, okumayı çok istediğim bir yazardı. Sadece nereden başlamam gerektiğini bilemiyordum. Ve böyle durumlarda yazarın öykü kitabı varsa ilk onu okurum. Yine öyle yapıp Doğu Hikayeleri ile başladım Ferit Edgü’ye. İyi de yaptım doğrusu, yazarın kalemi olsun, kullandığı hikayeler olsun tam anlamıyla bana hitap ediyordu.
Kitap iki bölümden oluşuyor diyebiliriz. İlk kısımda 4 tane uzun öykü ikinci kısımda ise 17 tane kısacık öyküler karşılıyor bizi.
Hikayelerde doğuya gitmiş bir devlet memuru ya da bir öğretmen hep var. Doğu’nun tek başına bırakılmışlığı, batıdan gelen bu devlet memurları vesilesi ile anlatılıyor. Özellikle uzun hikayelerde bu hissi çok daha net bir şekilde duyabiliyorsunuz. Uzun hikayeler demişken içlerinde bir ‘’İbram’ın Oğlu İbram’ın Öyküsü’’ var ki; o öyküyü tanımlamak için yine o öyküdeki öğretmenin cümlesini kullanabilirim:
‘’Halit, dedim, bir daha seninle ava çıkmayacağım. Sen de bana bundan sonra hiç kimsenin öyküsünü anlatma.’’
Ferit Edgü o kadar gerçekçi anlatmış ki, siz de hikayedeki karakterlerden biri olup çıkıyorsunuz. Bununla da kalmıyor; bir daha kimsenin öyküsünü duymak ya da okumak istemiyorsunuz. Sebebi ise, ta yüreğinizde duyduğunuz acı oluyor hiç şüphesiz.
Bir de kısa öykülerden ‘’Kayıt’’ var, Doğu’da devlet memurluğunu özetliyor gibi geldi bana. Özellikle şu cümleler:
‘’Olsun, dedi, fark etmez. Doğu’da herkes görevini yapmakla yükümlüdür. Soru sormadan. Bakıp görmeden. Özellikle sormadan ve görmeden.’’
Elinize alıp hemen bitirebileceğiniz, ama aklınızdan kolay kolay çıkaramayacağınız türden bir kitap olduğunu temin edebilirim. Özellikle Ferit Edgü’ye başlamayı düşünüyorsanız bu kitap başlangıç için doğru bir tercih olacaktır.
Türk Edebiyatında çığlığın, yani "Küçürek Öykü'nün" zirvesinde bulunan Ferit Edgü'nün, "Hakkaride Bir Mevsim" adlı eserinden sonra aynı tat ve acıyla devam ettirdiği eseridir. Balık ağının atıldığı Zap Suyu'ndan, balık yerine insan cesetlerinin çekilebildiği derecede olan bir coğrafyanın ve o coğrafyada nüfus eden, tek istediği kendi topraklarında yaşam hakkı olan insanların haykırışlarını okurun damarlarına kadar işleyen aşırı başarılı bir eser...
Doğu Öyküleri kitab iki bölümden oluşuyor:Uzun öyküler ve Kısa öyküler.
Uzun öykülerden oluşan ilk bölüm Doğu Öyküleri başlığını taşıyor ve bölümde Mirza, İbramın Oğlu İbramın Öyküsü, İnsan Kokusu ve Mutluluk adı altında dört öykü yer almaktadır..Kısa öykülerden oluşan ikinci bölüm ise Minimal Doğu Öyküleri başlığını taşıyor ve bu bölümde de 17 kısa öykü bulunmaktadır: Atsız, Söyleşi,Bu, Annem ve Ben Yıkılmış, Fal, Kayıt, Konuşma, Rastlantı, Nöbetçi, Pusula/sız, Karakış, Ses, Kim, Hoş, Kerem ve Ne.Hakkari ve cıvarı başta olmak üzere yazar coğrafyadan kaynaklı sorunlarla birlikte halkın yaşadığı zorluklar ve yöre yaşamından kesitler sunmaktadır.İlk dört öykü dışındakiler minimalist öykü anlayışı tarzında yazılmış, kısa hikayelerdir.
Doğunun soğuğunu, doğunun vahşiliğini ve doğallığını en sade bir dille anlatıyor. Kimseye acımadan, kimseyi acıtmadan anlatıyor. Biz olmadan onlara karışmadan nasıl yapıyor bunu?
Hakkari'de Bir Mevsim kitabını okuduktan sonra okuma listemde yer alan bir kitaptı Doğu Öyküleri.Bu kitap iki bölümden oluşuyor;ilki görece uzun olan öyküler,ikincisi ise minimalist öyküler.Ferit Edgü minimal kelimesini ilk defa Binbir Hece isimli kitabında kullanmış ve Doğu Öyküleri kitabıyla da hayata geçirmiş.Kitapta 17 adet minimal öykü var."Minimal ne ola ki?" diyenler için de Ferit Edgü kısaca "hiçbir fazlalığı içinde barındırmayan bir yapıya ulaşmak,yalınlık.ayıklamak,arıtmak..." şeklinde açıklıyor.

Doğu öyküleri Hakkari'de Bir Mevsim'in yönetmeni Onat Kutlar'a ithaf edilmiş.Kitap "Birkaç Sözcük" hikayesi ile başlıyor.Bu öykü girizgah diye nitelendirilebilir.Hakkari'ye yazarın ayak basışı,orada kalışı ve şimdiki zamanda anımsayışlarına dair anekdotlar var.İkinci öykü ise Mardinli taş ustası Mirza'nın öyküsü.Üçüncü İbramın Oğlu İbramın öyküsü.Özellikle bu son iki öyküde gerçek ve kurgu arasında gittim geldim.Bazen Ferit Edgü okurken "Bu anlatılanların ne kadarı gerçek acaba ?" diye soruyorum kendime.Sonra okuduğum bir yazısı aklımaO geliyor.Orada şöyle diyordu :"Ben minimal öykülerimde her şeyden önce "olay"ı önemsiyorum.Ama benim "olay"larım,gözümüzün gördüğü olaylar değil.Çünkü ben,kendimi bir tanık yazar görenlerden değilim.Olayları,gözlerimi kapadığımda daha iyi görüyorum.Yıllar önce söylediğim gibi,düş ile gerçek koşut gidiyor yazdıklarımda."Bu yazısıyla düş ve gerçek arasında gitmemin abes olmadığını görmemle aslında sorumun cevaplandığını da görüyorum.Ferit Edgü benim için minimalist bir öykücü olduğu kadar doğudan bahsederken mistik kahramanlar dolu bir mesel anlatıcısı da.

İbramın oğlu İbram öyküsünden sonra dördüncü olarak "İnsan Kokusu" öyküsü geliyor.Buna işaret düştüm.Çünkü öykünün bitimi çok hoşuma gitti.Öykü boyunca başka bir minimalist öykücü olan Çehov'un Bozkır'ından alıntılar yapan yazar "Bozkır, bu benimkine benzeyen hem de benzemeyen o günlerin hüzünlü yolculuk öyküsü,belki bilirsiniz,'Bu hayat nasıl bir hayat olacak acaba?' sorusuyla biter." cümlesiyle öyküsünü bitirmiş.Hakkari'den ayrılış öyküsü olan bu öykü Çehov'un Bozkır'ına selam çakmış ve özellikle kahvede ardı ardına içilen çaylar bölümüyle de benim epeyi ilgimi çekmiştir.Yazar belki bilirsiniz demiş ama ben duymamıştım bile.Bozkır öyküsünü okuyacağımı da belirterek beşinci ve son uzun öyküye geçeyim.Bu kitapta bayılarak okuduğum öykü işte budur.Bir dağ köyüne yeni konut yapmak için atanan iskan sorumlusunun öyküsü.Anlatmayayım, okursunuz;çok güzel.

Daha sonra kitabın ikinci bölümüne geçiyoruz.17 tane minimalist öyküye daha doğrusu.Burası Hakkari'de Bir Mevsim kitabını okuma hissi verdi bana.Ama bazı bazı yarım bir his diyebilirim.Fal ve Hoş öyküleri özellikle ilgimi çekti.Bu kısmı okurken sürekli "Tanrının bile unuttuğu bir köy,ölümle iç içe yaşayan ölümle zorunlu ahbap olan köylüler,kar-yağmur-çamur-tipi,gece inen kurtlar,gaz lambası ışığında derin sayıklamalar ;yabancılaşma,yabancılama,içe dönme,izole olmuş ya da edilmiş bir toplum gibi durum ve kavramları sıkça görüyoruz.İlk bölüme oranla arayış,yalnızlık ve ölüm temaları çok daha yoğun hissediliyor.Bu öykünün sonunda kitap bitiyor.

Yazarımızın da son cümleleri gibi "Onlardan biri gibi oluyoruz belki de..."zamanla,bilmiyorum,kitaba hakim olan o karlı havayı soluyor gibi.muhtarla konuşuyor ve öykü dinliyor gibi yani düşle gerçek arasında bir yerde gibi.
Ferit Edgü okumak, onu tanımak ya da tanımlayabilmek bile benim için büyük bir mutluluk... Muhteşem bir yazar, çok sağlam bir kaleme ve anlatıya sahip.. Gene Doğu'yu, yaşantıyı, yer yer sefaleti, pek çok azımsanmış ve ötelenmiş o insanları en başarılı anlatan usta.. Ne yazsan altına imza atarak okunur ve okutulur..
'' Yıllar yıllar önceydi...'' Bir büyülü düşe doğru yola çıkan bir seyyah... Yabancı olan o muydu yoksa karşısındakiler mi? Hiç duyulmayan sözcükleri fısıldayan duvar ustası ve geçmişi... Ve Yakup... Yakup'un iç sesinde ''YENİ...'' Yeni: hiç duymadığı sözcükler mi....O öyküde usulca size fısıldayacak... Mirza: İbraham doğru mu söyler hoca? İbrahamın hikayesinde aranan hakikat belki de hepimiz için aranan hakikat... Ve kitabın son sayfasına düşen Kerem'in hikayesi doğu öykülerinde bir çığlık görmeyen gözlere, duymayan kulaklara lal olan dilleredir: -kerem, bende büyümeden ölecek miyim? diye sordu -niçin ölesin dedim -herkes ölüyor,dedi. gece oluyo, herkes ölüyo. -sana bir şey olmaz dedim -öyleyse benide yanında götür.dedi.ben yanındayken sana bir şey olmaz. -peki anan,baban,kardeşlerin,koyunların,köeklerin ne olacak? -hepsi ölecek dedi.n'assa hepsi ölecek. -ben senlen gelem.beni sen kurtar. ben de seni kurtarırım.
-Bu ne bu?
-Kar.
-Böyle kar hiç görmemiştim.
-Burda daha neler göreceksin.
-Neymiş göreceklerim?
-Kurt, köpek.
-Başka?
-Ayı, tilki.
-Başka?
-İşin rast giderse, bir insanoğlu.
-Bu karda mı?
-Bu karda, eğer yolunu bulabilirsen. Ya da o, yolunu yitirmişse. Artık bahtına...
Ferit Edgü
Sayfa 53 - Yapı Kredi Yayınları
Çok uzaklardan geliyordum ve birbirimizin dilini konuşmuyorduk.
Doğrusu, o sıralar pek önemsemiyordum bunu.
Ortak dilin, ortak sözcükler demek olmadığını biliyordum.
Yalnız bu dağ başında değil, bu dağ başındaki inde yaşayan ayıda bile vardır utanç. Ama kentte ya da köyde kimi insanoğlunda hiç mi hiç yoktur.
''Bunda anlaşılmayacak ne var? dedim. Utanç diye bir şey var yeryüzünde. Bu dağ başında bile, utanç diye...''
Ferit Edgü
Sayfa 39 - Sel Yayıncılık
- ...İşte o zaman karakış.
- Peki o zaman ne yapacağız?
- O zaman kendi içimize döneceğiz Hocam.
Bende burdan kaçmak istedim. Ama bırakmadılar. Sonunda, beni bırakmayanların
- daha doğrusu buradan kaçamayanların - arasında buldum kendimi.
Buralarda kimse kimseyi aramaz.Arasa da bulamaz.Bulduğunda da,burda öldü ve gömüldü,deriz.Fazla sorgu,sual edilmez.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Doğu Öyküleri
Baskı tarihi:
Haziran 2006
Sayfa sayısı:
76
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755702919
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
Doğu Öyküleri
Doğu Öyküleri
Bu kitapta yer alan 4 uzun, 17 çok ! kısa öykü, Doğu'nun kuş uçmaz, kervan geçmez dağlarında geçiyor. ı Yazar. "Hakkari'de Bir Mevsimle, başladığı yazın yolculuğunu, çaresiz insanların öyküleriyle sürdürüyor.

Kitabı okuyanlar 88 okur

  • Bahar Karakaş
  • Şeydanur İ.
  • Emel Eda Perçem
  • Zeynep Gül Bozdemir
  • Mehmet Araz
  • taner sarp
  • Şinasi dündü
  • Mavilerdenbiri
  • Nedra Nani
  • Mr. Mysterious

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.7 (16)
9
%25.7 (9)
8
%11.4 (4)
7
%5.7 (2)
6
%5.7 (2)
5
%2.9 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0