Adı:
Doğu Yakası
Baskı tarihi:
Kasım 1990
Sayfa sayısı:
253
Format:
Karton kapak
ISBN:
1000000123333
Kitabın türü:
Çeviri:
Mustafa Şahin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oda Yayınları
"Jack London", başeserleri arasında sayılan bu romanı kolay yazmadı. Çürümesi, solması, yaprak dökümüyle, filizlenmesi, hasatıyla bir insan tarlası halindeki "Doğu Yakası"nda, kendisi de diğer işsizler gibi günü gününe ve çoğunlukla aç, ekmeksiz olarak yaşadı. Bu en acımasız gerçekliğin bütün eziciliğini kendi sırtında duydu. Acılara malolmuş bu gözlemleri romanlaştırdığı zaman dünya kamuoyu büyük bir şaşkınlık duymuştu. Bütün bunlar gerçek olabilir miydi? "Jack London'un usta kalemi gerçeği bütün çıplağıyla ama estetik yetkinlikle sergilemektedir.
(Arka Kapak)
253 syf.
·6 günde·7/10
Bu satırları; karnı tok, istediklerini yiyebilen, bir sonraki öğünde, bir sonraki günde aç kalma endişesi yaşamayan, yazabilmek için elzem olan düşünceyi var edebilecek enerjiyi bulan, yaşam icin gerekli olan takatten çok daha fazla takati olan biri yazıyor. Bu satırları; evinin tavanı gökyüzü olmayan, akşam saat ondan sonra da elektriği olan, on dört kişiyle tek bir odada yaşamayan, annesinin kör olana kadar el işi yapmadığı, babasının sakat kalana ya da ölene kadar çalışmadığı, küçük kardeşlerinin birer birer ölümüne şahit olmadığı, bir 'insan' yazıyor...

İnsan... Nedir insan? Kendisi için en konforlu hayatı düşleyen bir canavar mı? Yoksa güvenilir çevresine çekilip, dünyanın en iyi sağırı ya da en karanlık körü mü? Sevgisi sadece kendisiyle sınırlı kalan mı? Yardımı, iyiliği kendisinden öteye gitmeyen mi? Olamaz, kabul edilemez! Bu bir insanın tanımı olamaz, olmamalı! İnsan; ayakkabısı eski, yırtık pırtık olan bir çocuk gördüğünde gözleri dolan, düzgün giyecek kıyafeti olmayan bir çocuk gördüğünde çıplak hisseden, hayatında hiç güzel bir şeylerin tadını almayan bir çocuk gördüğünde aç hisseden olmalı. İnsan, saatlerce ama saatlerce çalışan bir babanın, sırtında duyduğu yükü duyan, tek derdi çocuklarını doyurmak, ısıtmak, hastalıklardan korumak olan annenin endişesini taşıyan olmalı. İnsan, hissetmeli! Kendisinin dışında insanların da var olduğunu bilmeli! Yaşarken, başkalarının sefalet nedeni olmamalı...

Bir yazarın, gerçek bir yazarın, en temel özelliği duyarlı olmasıdır benim için. London, sadece bu eserin için bile sevebilirim seni. Çocukların düzgün kıyafetler giyebildiği, aç yaşamadığı, canlarının her istediğini yiyebildikleri, eşit bir dünya dileğimle...
253 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Kitap hakkında içeriğinden önce, fiziksel alt yapısı ile ilgili bir kaç söz etmek isterim;
Yayın evi olarak çok kötü bir baskı olduğunu, adeta korsan yayın denebiliçek kalitesizlikte bulunduğunu belirtmek isterim. Okadar çok baskı - dizgi hatası, var ki okumanın zevkinin içine ediyor adeta. Son sayfalarda ise artık bu zirve yapmış vaziyette. Yazarın kurduğu çümleler de yapılan yanlışlıklar okuyucu zihnin de düzeltmek istese bazen farklı bir kaç mana da çümle çıka biliyor karşınıza. Tabiki anlamsızlıkla yüzleşmiş oluyorsunuz...
Cevirmene gelince Çevirinin fevkalade kötü olduğu kanısındayım. Üst süte, yerli yersiz gerekli gereksiz belli ki orijinali böyle lmkansız olamaz, hattinden fazla devrik çümleler var. Okurken kafanız karışıyor. Yeniden, yeniden, yeniden parağrafı okuyorsunuz bazan anlamı yakalamanız imkansızlaşıyor. Siz kitabın o ana kadarki bir bütünlüğü içiersinde bir anlam yüklemek meçburiyetine düşüyorsunuz.
Kitap, Özüyle, sözüyle harika....
1900'lü yılların henüz başında Sosyoloji öğrenimi yapan bir öğrenci, Londura'lı, yoksul yoksul ( iş bulduğunda çalışan ), dilencilikle yaşamlarını sürdüren, insanların "nasıl yaşadıklarını" öğrenip sosyolojik inceleme yapmak çabasındaki bir öğrencinin ağızından; üzerin de güneş batmayan, zenginliğinin zirvesinde, sömürgeci, bir ülke İNGİLTERE nin toplumsal, ekonomik, sistem dinamiği sonucu olan yoksul insanların nasıl yarattığı, ve bir kırıntı, çürümüş, iğrenç yiyecek artıkları ile yaşamaya devama zorlanan insanların hikayesini anlatıyor...
Final de, İstatitiki bilgilerle beraber, resmi kurumların verilerine dayanarak yazar o devirdeki ( şimdi bu değerler artık değerlerini yitirmiş olsalarda ) İngiltere nin sosyolojik analizini bizlere sunuyor.
Kitap bir bakımdan Bilimsel araştırma niteliği de taşıyor dene bilir...
253 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Jack London'ın Londra’nın Doğu Yakasında edindiği izlenimlerini yazdığı, zaman zaman da hikayeleştirdiği, okunası kitabıdır. Burada gözlemlediği yoksul insanların barınma ve özellikle beslenme zorunluluğunu giderme sürecindeki yaşananlar; yazara veya okura tamamen insan haysiyetinin tahammül sınırlarını ölçtürüyor. Sonra yazar insanların vicdan seviyelerini yokluyor falan derken toplumsal analizler, modern ve ilkel çağların kıyasları da mevcut bu tesiri yüksek kitapta. Martin Eden ve Demir Ökçe gibi romanların gölgesi altında kalmış gibi görünse de bu eser; kulislerde London'ın en başarılı eseri olduğu konuşulmaktadır... Orjinal başlığı 'People of Abyss'dir, dilimizdeki karşılığı 'Uçurum İnsanları'dır. Bu eser, ülkemizde muhtelif yayınevlerinde 'Uçurum İnsanları, Açlar Ordusu ve Doğu Yakası' başlıklarıyla yayınlanmıştır...
253 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bu kitap 1900'lü yılların Londra'dasınki açlık ve yoksulluğu bizzat Jack London'un yaşayarak aktardığı bir deneme ve gezi yazısı şeklinde mutlaka okunmalıdır. Sosyal ve siyasi eleştiriler çok çarpıcıdır. Yazarın en iyi kitaplarından bir tanesidir.
"Ve sonunda Doğu Yakası'na ulaştığımda beni en çok mutlu eden şey,kalabalık korkusundan artık etkilenmememdi."
Jack London
Sayfa 15 - Antik Kitap
"Hiçbir erkek ilgi duymadığı bir kadının zarafetiyle ilgilenmez, böyle bir kadınla gurur duymaz."
Jack London
Sayfa 68 - Antik Kitap
Ezen sınıfın sürekliliği yalnız öteki sınıfların ezilmesi, yıkılmasıyla olanaklıdır.
Jack London
Sayfa 179 - Yücel Yayınları
Nasıl acıkır yer ve ölür canavarlar,biz de tıpkı onlar gibiyiz ve bir domuz ahırıdır dünya.Caniliğin yoktur reçetesi der bir sürü insan ve her gün hastalıklarında biraz daha ileri giderler...
Bir Çin atasözü "Eğer bir adam tembellik içinde yaşarsa diğeri onun yüzünden açlıktan ölür" der;Montesquieu ise "Birçok adamın bir adama kıyafet dikmek için bir araya toplanmış olması,oradaki birçok insanın elbisesiz kalmasında ki asıl nedendir"der
On yıl bir insan yüreğini kırmak için yeteri kadar uzundur. Kırık yürekli insanlar ise yaşayamazlar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Doğu Yakası
Baskı tarihi:
Kasım 1990
Sayfa sayısı:
253
Format:
Karton kapak
ISBN:
1000000123333
Kitabın türü:
Çeviri:
Mustafa Şahin
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oda Yayınları
"Jack London", başeserleri arasında sayılan bu romanı kolay yazmadı. Çürümesi, solması, yaprak dökümüyle, filizlenmesi, hasatıyla bir insan tarlası halindeki "Doğu Yakası"nda, kendisi de diğer işsizler gibi günü gününe ve çoğunlukla aç, ekmeksiz olarak yaşadı. Bu en acımasız gerçekliğin bütün eziciliğini kendi sırtında duydu. Acılara malolmuş bu gözlemleri romanlaştırdığı zaman dünya kamuoyu büyük bir şaşkınlık duymuştu. Bütün bunlar gerçek olabilir miydi? "Jack London'un usta kalemi gerçeği bütün çıplağıyla ama estetik yetkinlikle sergilemektedir.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 85 okur

  • Berat Yıldız
  • BİLAL ÖKSÜZ
  • Nurgül
  • Elif Elmas
  • İbrahim Şensoyu
  • DrKitapsever
  • Burhan Saydut
  • s.nur
  • rtgrlsln
  • zeynep özbek

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%7
25-34 Yaş
%46.5
35-44 Yaş
%32.6
45-54 Yaş
%11.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%31.7
Erkek
%68.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.1 (6)
9
%21.7 (5)
8
%34.8 (8)
7
%4.3 (1)
6
%8.7 (2)
5
%4.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0