Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

8,3/10  (1.594 Oy) · 
8.000 okunma  · 
1.686 beğeni  · 
20.645 gösterim
Peyami Safa'nın şaheserlerinden Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Türk edebiyatında "insan ruhunun derinliklerinde ve labi-rentlerinde dolaşan ilk roman" olması ve hasta bir insanı ve onun psikolojisini ele alması bakımından önemli bir yere sahiptir. Birçok araştırmacı ve yazar tarafından Türk edebiyatında bir ilk kabul edilen Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Tanpınar dediği gibi, "acının ve ıstırabın yegâne kitabı" olarak hem kemiyet hem de keyfiyet bakımından başka hiçbir eser olmasa da Türk romanının var olduğuna delil gösterilebilecek kudrette bir eserdir. Romanın genç kahramanı, ayağındaki rahatsızlıktan kurtulabilmek için sayısız doktora görünür ve en nihayetinde havadar bir ortamda, stresten uzak bir istirahat dönemi geçirmesi gerektiğine ikna edilir. Ancak, gerek akrabaları olan bir Paşa'nın Erenköyü'ndeki köşkünde misafir kaldığı dönemde, gerekse kendi evi ve hastaneye gidiş gelişlerinde şuurunu adeta bir facia atmosferinde yoğurur. Peyami Safa'nın çocukluk ve gençlik dönemlerinden fazlasıyla izler taşıyan roman, hem umudu ve umutsuzluğu, hem de sevinci ve felaketi aynı sayfalara sığdırabilmiş olması bakımından insanın eşsiz bir tarifini sunuyor.
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2016
  • Sayfa Sayısı:
    112
  • ISBN:
    9789754370485
  • Yayınevi:
    Ötüken Neşriyat
  • Kitabın Türü:

Kitabı okuduktan sonra Peyami Safa adına derin bir üzüntü duydum.
Çünkü psikolojik tahlil dediğimiz şey bundan daha iyi yapılabilir mi bilmiyorum.
Çünkü hemen hemen her cümle için “bu cümle böyle de söylenebiliyor muymuş vay be!” dedirten bir kitap okudum.
Çünkü şimdiye kadar en çok alıntı yaptığım kitap bu kitaptı sanırım hatta bir ara tüm kitabı siteye kopyalamaktan korktum.
Peyami Safa adına derin bir üzüntü duydum çünkü siyasi görüşü nedeniyle geri planda bırakılmış, gereken değer verilmemiş bir usta yazar olduğunu gördüm.
Keşke sanatçıyı kişiden bağımsız kılarak sadece sanat yönünden değerlendirsek. Ama yapamayız.

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, genç yaşta yakalandığı ve tüm hayatını etkilediği hastalığı olan bir gencin çektiği acıları ve yalnızlığını, yaşadığı aşk acısı ile harmanlayarak psikolojik tahlil ve enfes betimlemelerle ele almış olduğu bir yapıttır, diyebilirim. Hastane sahnelerdeki betimlemeler ve genç hastanın psikolojisinin aktarımı o kadar olağanüstü ki hastanenin kokusunu duyarak çektiği acıyı ta içinizde hissediyorsunuz.

Peyami Safa bu eseri eski kadim dostu Nazım Hikmet Ran'a ithaf etmiş.
Ve kitabın arkasında da bulunan Nazım Hikmet'in kitap ile ilgili düşünceleri şöyledir;
"Ben Peyami'nin bu son romanını üç defa okudum, otuz defa daha okuyabilirim ve okuyacağım. Bu kitabın karşısında ben, yıldızlı göklerin sonsuzluğuna bakanve k layetenahi (sonsuz) alemde yeni pırıltılar, o zamana kadar hiçbir gözün görmediği acayip, fakat hakiki alemler keşfeden müneccimin hayranlığını duymaktayım. Eğer ıstırabı, azabı ve nefleyi coşkun bir ciddiyetle duyan öz ve halis halk kitleleri okuma yazma bilselerdi, bu romanın on bin, yüz bin, hatta bir milyon satması işten bile değildir."

Görüşlerini ve siyasi olaylar ve durumlara tutumunu hiçbir bağlamda kendimle bağdaştıramayacağım bu yazarın icra ettiği sanata hayran kaldım ve biliyorum ki diğer kitaplarını da büyük bir ilgi ve hayranlıkla okuyacağım.

Okuyunuz efenim, ön yargılarınızı bir kenara bırakarak okuyunuz. Emin olun hayran kalacaksınız.

(Ama insan diyemeden de geçemiyor; keşke Necip Fazıl'a değil de eski kadim dostun Nazım Hikmet'e dönseymişsin yüzünü be usta.. her şey çok farklı olurmuş)

Bekir İstanbul 
06 Oca 18:27 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

İsimde koğuş geçince hapishane ile ilgili bir kitap diye düşünüyordum. Halbuki koğuş oda demektir, hariciye de tıpta dış hastalıklar anlamında kullanılır. Yani ana karakterimiz melun bir hasta. Evet ana karakterimizin ismi verilmemiş. O genel itibariyle bir hasta.

Peyami Safa küçük yaşlarda yaşadığı kemik hastalığını ve çektiği sıkıntıları bu kitap ile ölümsüzleştirmiş. Soyut kavramları, hisleri, duyguları, acıları öyle bir somutlaştırmış, öyle bir tasvirlemiş ki hayran kaldım. Özellikle "Duvarlar" kısmı büyüleyiciydi.

Yer yer kitapta Ahmed Hamdi Tanpınar kokusu aldım. Bu iki yazar aynı dönemde yaşamışlar fakat hangisi hangisini etkiledi bilemem.

"Ağır bir hastalık geçirmemiş biri hayatı tam anladığını iddia edemez."

Mutlaka okuyun...

Ebru FUTSİ 
04 Eki 06:47 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Ahmet Hamdi Tanpınar bu kitapta hakiki acıyı bulacağımızı söylüyor. Ve buluyor insan.

Hastalığın genç bir adamı nasıl bir hale soktuğunu, psikolojisine nasıl etkilerde bulunduğunu çok güzel bir dille anlatıyor Peyami Safa.. Bacağının ağrılarını hiç eksiksiz kendinizde hissediyorsunuz. Aynı zamanda aşkın hastalık ile karışıp nasıl çığlıklar attırdığına da o muhteşem anlatımla birebir yaşıyorsunuz.

İncelemesini yapmak haddime kalmış birşey değil elbet. Ama yine de insan birkaç birşey yazmadan duramıyor. Ben böyle güzel bir dil kullanımı, anlatım tarzı beklemiyordum. Fakat son derece etkileyici bir kitap.

" Hep gittiler..... Odaya şimdiye kadar hiç tanımadığım yabancı bir akşam giriyor. Gittikçe artan karanlık, iki parça eşyayı da benden uzaklaştırıyor ve beni yalnız bırakıyor. " Bu ve bunun gibi öyle güzel cümleler ile dolu ki yalnızlığına hayran kalıyorsunuz. Anlatımına hayran kalıyorsunuz.

Bu kitabı okumamak gerçekten büyük bir eksiklik. Bizim kitaplıkta, rafların birinde öylece sessiz sakin duruyordu yıllardır onu okuyuncaya kadar. Okuduktan sonra ise tekrar kitaplıktaki yerine koyduğumda sanki beni kendine çeken bir şarkı mırıldanıyor şimdi...

Kağan Özkaya 
02 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 7/10 puan

Kader...İnsanın eline geçen şanslar,bazen o şansları kazanmak için bile verilen çetin uğraşlar...Peyami Safa o müthiş betimlemesiyle adeta yaşatıyor bize hastane hayatını.Aşk ve acı arasında dokuduğu psikolojik mekiği...Okurken bacağınız muhakkak sızlayacaktır...Eğer yakın zamanda hastanede yatan bir hastanız varsa biraz hüzünlenebilirsiniz...Yeri gelir ağaçların sıhhatini kıskanırsınız...Son olarak şunu söylemeden edemeyeceğim(haydi git şimdi güzel kadınlarımızdan birine tuvaleti arasında görün ve ona de ki 'yüzüne bir parmak kalınlığında boya süredursun,günün birinde şu garip şekle istihale etmekten kurtulamayacaktır...)

Yeliznd 
15 Eyl 14:50 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Peyami Safa'nın okuduğum ilk kitabı oldu.
Küçük bir oğlanın dizindeki hastalığını, hastanede geçirdiği kötü günlerini anlatıyor. Birlikte büyüdüğü Paşa'nın kızı Nüzhet'i sevdiğinin farkına varıyor. Nüzhet'le beraber büyüyüp, ondan yaşca büyük olduğu halde onun küçükken bebekle oynamasını, istihfafla seyrederdi.
Kendinde kaybettiği şeyleri Nüzhet'te buluyordu fakat bunları arkadaş hisleri sanıyordu. Kitaptan çıkardığım en iyi ders şu oldu; sağlığı yerinde olan biri hiçbir zaman hasta olan birini tam olarak anlayamayacağı, anlamayacağı oldu... Çocuğunda bununla ilgili yazdığı bir kaç sözü var; “Büyük bir hastalık geçirmeyenler, herşeyi anladıklarını iddia edemezler.
“İki hasta kadar birbirine yakın hiç kimse yoktur.
“Hasta olmayanlar bizi ne kadar az anlayacaklar!
Herkese tavsiye ederim.

Gözde Albayrak 
28 Mar 22:26 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

Ağaçların bile sıhhatine imrenerek yürürdüm işte bu söz benim için eserin kilit noktasıydı hasta bir insanın fiziki acısı yanında psikolojik ıstırabını Peyami Safa mükemmel betimlemesi ile okuyana gerçekten hissettirmekte ..
Eseri daha önceden okumama rağmen yine aynı heyecan ve merakla okudum yazarın kendi hayatını yansıttığı bu eserde bir gencin yıllardır yaşamında var olan hastalıkla mücadelesinin yanında Nüzhete duyduğu aşk ve kendi iç karmaşası,hastanede geçirdiği zorlu günlere rağmen mücadelesinden vazgeçmeyerek hayata tekrar tutunarak yaşamına devam eder..
Son olarak eserde başkahramanın adının olmaması eserde farklı bir boyut bence okumak isteyen herkese tavsiye ederim ..

Muzaffer Akar 
11 Haz 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Türk'lerin ilk psikolojik romanı olduğu iddia edilir, araştırmak gerekli. Açık anlatımı, tasvirleri ve sade diliyle okunması gereken Türk edebiyat klasiklerinde sayabileceğimiz nadir kitaplardandır.

Şeyda 
 19 May 01:56 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Kitabı okurken ruhumda sürekli bir kanama hasıl oluyordu. Ne ince, ne naif ve ne kadar da üzücüydü. Peyami Safa'ya çokça üzülmüştüm ama bu kadar güzide bir eser çıkması içinde o acıları yaşaması gerekiyormuş ki yaşamamasıni dilerdim. Kitap okuduğum ilk psikolojik romandı. İlk okudugum yillarda kitaptakinin yazar olduğunu bilmiyordum bir kurgu zannediyordum. Ve fakat bunlari yazarin yaşadığını öğrenince kitap daha bir anlam buldu bende... Unutulmazlarımdan..

Mithril / Evie Black 
11 Şub 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Hasta, genç bir çocuk ve onun kırılgan psikolojisi içerisinde masum bir aşk... Hikaye aslında klasik acıklı bir hasta fakir çocuk zengin kız hikayesi olsa da önemli olanın hikaye olmadığı bir eser. Psikolojik çözümlemeler müthiş. Çocuğun ruh halindeki değişmeler, umutları ve umutsuzlukları, hastalığın belirli evrelerindeki inkarı o kadar iyi anlatılmış ve aktarılmış ki okuyucuya, kitabı okurken sağ dizimde sürekli olarak bir sızı hissettim.

Buse Suci 
04 Eyl 23:24 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Kitabı bitirince ilk işim şükretmek oldu. Kitap duyguları öyle güzel karşı tarafa geçiriyor ki insan bir an kendini kahramanın yerine koyuyor ve o acıları yaşıyor. Peyami Safa okumadan önce hep merak ettiğim, ilgi duyduğum bir yazardı ve okuduktan sonra iyiki okumuşum dedim, diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.

Okumanızı öneririm, keyifli okumalar.

Kitaptan 305 Alıntı

Vedat Geçit 
05 Şub 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yalana her şey isyan etmelidir. Eşya bile: Damlardan kiremitler uçmalıdır, camlar kırılmalıdır hatta yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır.

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami SafaDokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa
Aysel 
23 Ara 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

"Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişmeyeceğinden korkuyorum."

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami SafaDokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa
Yunus Emre Dilsizmen 
19 Eki 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Kırkını geçmiş insanların tecrübelerine sahip olduğuma inanıyordum, fakat hâlâ Nüzhet'e âşık olduğumu kendime itiraf edemeyecek kadar çocuktum.

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa (Sayfa 27 - Ötüken Neşriyat)Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa (Sayfa 27 - Ötüken Neşriyat)
Aysel 
23 Ara 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

...Ve bir yalan söylendiği zaman insanların değil, eşyanın bile buna nasıl tahammül ettiğine şaşarım.

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami SafaDokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa
Yeliznd 
09 Eyl 10:40 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

..."Kırkını geçmiş insanların tecrübelerine sahip olduğuma inanıyordum"...

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami SafaDokuzuncu Hariciye Koğuşu, Peyami Safa
31 /

Kitapla ilgili 1 Haber

Yerli Edebiyat Uyarlamalarından, Kitabın Namına Gölge Düşürmeyecek Kadar Başarılı 15 Film
Yerli Edebiyat Uyarlamalarından, Kitabın Namına Gölge Düşürmeyecek Kadar Başarılı 15 Film Sinemanın bir çok önemli yapıtının edebiyat uyarlamaları arasından çıkması pek şaşırtıcı olmasa gerek. Zaten kitleler tarafından beğenilmiş olan bir eseri uyarlamak, eğer film aşamasında bir “kazaya” uğramazsa, başarısı biraz daha garanti bir tercih. IMDB’nin top filmleri arsında da çok sayıda edebiyat uyarlaması olması tesadüf değil. Edebiyat uyarlamaları bizim sinemamız içinde de çok önemli yer tutuyor. Toplumsal gerçekçi bir bakış açısıyla işlenen bir çok filmimizin önemli romancılarımızın eserlerinden uyarlanmış olmasının yanında komediden tarihi yapımlara kadar bir çok filmimiz de başarısını öncüsü olan kitaplara borçlular.