Domaniç Dağlarının Yolcusu

7,8/10  (26 Oy) · 
71 okunma  · 
17 beğeni  · 
972 gösterim
Şukufe Nihal çeşitli gazetelerde, çıktığı yurt gezilerine dair izlenimlerini yayımlardı. Bu yazlarda, ülkenin ilerlemesi bakımından aydınlara çok görev düştüğünden, aydınların memleketle barışarak gezmeleri gerektiğinden bahsederdi.
Geziler, onun sanatını zenginleştirici bir malzeme teşkil etmenin ötesinde, ideallerini örnekler seslendirme imkanı da sağlıyordu.
Çıktığı bu yurt gezilernden birini, bir roman kurgusuyla şekillendirerek DOMANİÇ DAĞLARININ YOLCUSU (Bir Yurt Gezisi) adıyla 1949 yılında kitaplaştırıldı.
Eser aynı yıl Şakir Sırmalı yönetmenliğinde “ Domaniç Yolcusu” adıyla filme de aktarıldı.

Yazar büyük bir hayranlık beslediği Milli Mücadele dönemini, destanlaşan bir kişisel hikâye üzerinden anlatıyor. Hikâyeye göre, Kurtuluş Savaşı sırasında İnegöl yakınlarında, Domaniç dağlarından inen bir köylü kadını, düşmana yol göstererek vatana ihanet ettiğini öğrendiği biricik oğlunu silahını çekerek öldürüyor. Yazar, bu etkileyici öyküden ve gözünde devleşen Anadolu kadınından bir iz bulmak üzere, olayın geçtiği yerlere araştırma yapmaya gidiyor. Kitap, yazarın bu gezi sırasındaki duygu ve düşünceleriyle, yaşadığı hadiselerden oluşuyor. Yazar, izini sürdüğü hikâyeye ulaşmak isterken konakladığı duraklarda dikkatini en çok dönemin “kadın” figürü üzerine yoğunlaştırıyor. Öğretmen olmasının da verdiği şevkle, kadınların eğitiminin ve çalışmasının öneminden, yanlış evlilikler ve bunların doğurduğu sonuçlardan bahsederken; çözüm yollarını da hemen yanı başında sunuyor. İlerlemenin köyden başlayacağı fikrini savunan Şukufe Nihal, bu iş için aydınların harekete geçmesi gerektiğine inanıyor. Yazar, idealini öylesine büyük bir coşku ve samimiyetle savunuyor ki, neyin nasıl olması gerektiğinden bahsettiği bölümlerde bile kuruluğa düşerek okuru sıkmıyor. Domaniç Dağlarının Yolcusu’nu sıradan bir anı kitabı olmaktan çıkaran en önemli unsur, kadın duyarlığının imbiğinden süzülmesi. İlk satırlardan itibaren coşkulu, titiz, şiirsel ve zarif bir üslup okuru hemen sarmalıyor. Bunda Şukufe Nihal’ın her şeyden önce bir şair olmasının payı çok büyük...
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2011
  • Sayfa Sayısı:
    94
  • ISBN:
    9789752638266
  • Yayınevi:
    Timaş Yayınları
  • Kitabın Türü:
Selman Sendrom 
12 Kas 2017 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Kitaptan daha çok gazetede geçmiş bir makaleyi andırıyor. Olayların bazı yerlerinde çok hızlı atlayıp geçtiği için kopukluklar var. Fakat o geçmişte yaşamış insanlarımızın hissiyatını tamamıyla vermiş. Fena değildi.

Bu kitabı okuduktan sonra bir kez daha bu vatanın kolay kazanılmadığını anladım. Bir annenin oğlunun vatana ihanet ettiğini öğrenmesi üzerine oğlunu bizzat öldürmesi hakikaten tüyler ürpertici.

Domaniç Dağlarının Yolcusu benzeri kitaplar

Memleketime kısa bi yolculuk... Tadı damağımda kaldı. İdealleri uğruna yollara düşen bi kadının karşılaştığı zorluklara rağmen bıkmadan idealine ulaşma çabası.

Suada Begiç 
12 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Nasıl da memleket kokan bir kitap...
DOMANİÇ...
Benim canım memleketim.
Her karışında Osmanlı izi bulunan can memleketim.
Toprağı tarih kokan memleketim.
Ah Domaniç ne de fazla değerin yüklü bende.
Havanla suyunla insanınla nasıl da kendine bağladın beni.
Candan öte memleketim...

Domaniçli olarak , Domaniç'in dağlarında yetişmiş biri olarak okumak gerçekten gurur verici...

Esmanur Yüksel 
18 Mar 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitap Anı Biyografi türünde yazılmış. Doğrusu uzun zamandır anı türünde kitap okumamıştım. Doğrusu bu kitap bana iyi geldi. Kitap aslında öylesine yazılmış bir anı kitabı değil. Şukufe Nihal Domaniç Dağlarına yolcu olur. Fakat bir gayesi vardır. Bir kadını arıyordur. Kurtuluş Savaşında Cephe yardım eden bir kadındır aradığı kadın. Fakat bu kadının başka bir özelliği daha vardır. Oğlu ise vatan hainidir. Ve kadın oğlunu Milli mücadele yıllarında kendisi öldürür. İşte Şukufe Nihal bu kadınla tanışmak ister. Onun için İstanbul'dan kalkar Anadolu'ya gelir. Kadınla buluşmasına kadar geçen süre zarfını bize aktarır. Anadolu insanın misafirperverliğini, sıcaklığını anlatır

EleştirmenAdam 
04 Nis 10:17 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bu kitaba sadece bir şey demek istiyorum "Vatan Aşkı." Vatan uğruna oğlunu vuran kadın hikayesi için Domaniç dağlarına giden Şükufe Nihal kendi ağzından hikayesini anlatıyor.

vurkan i 
03 Oca 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Çare köyde ,köylüde.Aydınlarımızın köylüyü anlayıp ona göre çözümler üretmesi lazım.Köylülerin de şehir sevdasından vazgeçmesi.

Kitaptan 3 Alıntı

İşte hep bu büyük şehir derdi, hep bu çıktığımız yeri beğenmemek, kendimizi oraya layık bulmamak illeti! Ya geride kalanlar? Onlar bizden değil mi? Yalnız kendimiz! Korkunç bir benlik...

Domaniç Dağlarının Yolcusu, Şükufe Nihal (Sayfa 62)Domaniç Dağlarının Yolcusu, Şükufe Nihal (Sayfa 62)
İsmail Kavlak 
07 Şub 07:39 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Bir yurt gezisi
İstiklal savaşı sıralarında İnegöl toprakları bir büyük facia geçirmiş: Domaniç dağlarından inen bir köylü kadını, düşmana yol göstererek vatana hıyanet eden oğlunu silahıyla vurarak yer sermiş. İki satırla kısaltılan bu olay bir roman, bir destan konusu olabilecek kadar geniş... Bir Türk kadınının yüksek vatan terbiyesini, inancını anlattığı için, kadın tarihimizin sayfalarına yeni bir ün katacak kadar yiğitçe... Sevgili çocuğunu kendi elleriyle yere seren kahraman ananın yaşadığı acıklı ruh hali...

Domaniç Dağlarının Yolcusu, Şükufe Nihal (Sayfa 15 - Timaş)Domaniç Dağlarının Yolcusu, Şükufe Nihal (Sayfa 15 - Timaş)
Nuran DEMİRCİ 
02 Oca 00:31 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İşte bir genç kız ki ayakları çıplak, nasırlı... Solgun renkli bir elbisesi var. Yüzü güneşte kavrulmuş. Derisi vakitsiz buruşmuş; ama yine güzel... Ne kadar güzel olduğu belli. Onun bütün ömrü bu tarlada geçecek. O gençken yaşlanacak. İnce, güzel boyu gençken eğilip bükülecek. Sonra yolun kenarındaki şu sarı papatyalar kadar masum, kimseler farkında olmadan, solup bitiverecek.
Onun hayatı sonsuz bir didinme!
Gözlerim şehre çevriliyor:
İşsiz, güçsüz, mantıksız, amaçsız, her gün biraz daha bebekleşerek yaşayan kadınlar...
Tüller, ipekler, altınlar, pırlantalar, boyalar, gezmeler, eğlenceler, oyunlar, köşkler, rahat uykular, rahat ölümler... Bunlar, hangi hakkın karşılığı? Hangi didinmenin, hangi fedakarlığın ödülü? Yurda bir şey vermeyenlerin yurttan bir şey almaya ne hakları var? Bu bahçenin dalları, yolunmaktan artık tükendi.

Domaniç Dağlarının Yolcusu, Şükufe NihalDomaniç Dağlarının Yolcusu, Şükufe Nihal