Don Kişot (2. ve 3. Sınıflar İçin)

·
Okunma
·
Beğeni
·
31.072
Gösterim
Adı:
Don Kişot
Alt başlık:
2. ve 3. Sınıflar İçin
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
79
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944254519
Orijinal adı:
El Ingenioso Hidalgo Don Quijote De La Mancha
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Polat Kitapçılık
Uzun zaman önce, Kesada isimli yaşlı bir adam vardı. Soylu ama pek de zengin olmayan bu adam, sürekli şövalye kitapları okurdu. Bu kitaplarda yaşardı adeta. Zamanla, kendisini iyice bu kitaplara kaptırmıştı. Son kitapta okuduğu, devler ülkesine gitmeye karar vermesi, ülkesine gitmeye karar vermesi, herkesi çok şaşırtmıştı. Hatta, bu uğurda ismini bile değiştirmişti yaşlı adam. Kendisine "Don Kişot", zavallı atına da, "Rosinante" isimini koymuştu.
(Kitabın İçinden)
488 syf.
·Beğendi·9/10
Don Kişot'u daha iyi idrak etmek ve anlamak için kafama tas geçirdim, elime fırça sapı ve ayagıma sarı telikleri giyerek apartman yöneticisine saldırdım. (Empati anlayışım çağın bir kaç milyon gerisinde). Tabiki böyle bir seý yapmadım ama emin olun yapmayı cok isterdim. Neyse apartman yöneticisinin canı kazan dairesine...

Cervantes'in ölümsüz eseri Don Kişot okuyucuları cılız bir atın üzerinde köşe bucak dayak yemeye götürüyor. Durun hemen korkmayın yahu, siz sadece gulmenize ve eglenmenize bakın.. yazar sizi düşünüp, yerinize dayak yiyecek takımı oluşturmuş zaten. Hatta arada at ve eşegin de dayaktan nasibini aldığına şahit olacakasınız. Bazı haşin geçen kavgalarda Kamçı sesleri gercekten duyacak ve keske Don Kişot'un yardımına gidebilsem diyeceginiz anlar olacak. (Ben 911 i aradım)

Kütüphanenizde mutlaka olması gereken bir kitaptır. Eger Yoksa kütüphaneniz hem öksüz hem yetimdir vesselam...

Kitap kötülüğe savaş açmış ve aşık olduğu hanımefendi Dulsinya'nın kalbini kazanmak icin yollara düşmüş Yaşlı meczup bir şovalye olan Don Kişot'un maceralarını edebi bir dille anlatmaktadır. Şovalye kitaplarından etkilenen baş karekterimiz Don Kişot, Zayıf ve çelimsiz bir at olan Rosinanteyle beraber seferlere çıkar. Düşmanları her taraftan taaruz ederken giriştiği tüm savaşların finalinde bir çuval timsali yere kapaklanmış yarı baygın bir adam ve sahibinin buyundurlugunda hırpalanmaktan payını alan bir at göreceksiniz.(Rosenteyi tanıdıktan sonra, reenkarnasyona inansaydım dünyaya kesinlikle bir at olarak gelmek istemezdim)
Serüvene Sancho Panza ve eşeginin de katılmasıyla ekip tamamlanır. (Kitaptaki
arada sırada mantıklı kararlar veren birtek Sancho Panza'nın eşeğiydi sanırım)
Şato sandığı sıradan bir handa şovalyelik yemini eden Don Kişot, sonrasında gelişen komik olaylar silsilesinin de fitilini ateşlemiş oluyor...
Okumak hic bu kadar eğlenceli olmamıştı diyeceginiz bir eser.

Ruhsal cözümlemeler ve felsefi yanı baskın olan bu eser Cervantes tarafından kendisinin hapiste oldugu bir dönemde yazılmıştır. Aslında kitap feodal ispanya toplumunun çözülmesi ve sistemin adaletsizligini dolaylı olarak anlatmaktadır. Don Kişot' a toplum deli gözüyle bakmakta oysaki asıl sıyırmış olan toplumun kendisidir.. perde arkasında kibar, nazik, centilmen ve mental olarak çagın epey ilerisinde yaşayan sınıfsal olarak ezilmiş bir sanat adamıdır Don Kişot.. Genelde komik olaylardan oluşan bu kitapta trajedi ve hatta satır aralarında drama da rastlamak mümkündür.. Don Kişot'un savaş actığı yel degirmenleri sistemin çarklarını, silahtarı olan Sancho Panza, aç gözlü ve paranın esiri olmus toplumu temsil etmekte.Uğruna kavgalara ölümlere atıldığı kız olan Dulsiya ise davasına verdigi isimdir.
Mahmuzlarınızı takının, Iyi okumalar diliyorum..
292 syf.
·5 günde·10/10
Hepimiz yıllardır anlatılagelen Cervantes’in Don Kişot romanında kahramanımızın yaveri Sanço Panza ile birlikte Yel Değirmenlerini dev zannederek saldırdığını duyagelmişizdir.
Yahu bu Don Kişot deli midir divane midir ki saldırır bu yel değirmenlerine? Neyse o tarafa takılıp romanın özünü kaçırmayalım. Spoiler vermemek adına okumanın gerekliliğine inandığımdan romanın hikâyesinden çok kendi anladığım mesajı anlatma derdindeyim. Yazar ne anlatmak istedi onu bilemem ama biz bir kitaptan ne alırız ona vakıfım.

Don Kişot ve yaveri Sanço Panza gerçek bir serüvenin, gerçek olayların -kimi zaman sahte- hayalperest seyyahları olarak karşımıza çıkar. Bir arayışı, sevgiliyi bulmaktan öte kendini bulma çabasını bazen ironik bazen de eğlenceli olarak okuyucuya yansıtmış Cervantes. Kendini tamamlamak ve biricik Sevgilisi -ki hayaller dünyasında- Dulcinea del Toboso’ya kendini ispatlamak için çıkılan bu serüvende kurnaz, zengin olmayı arzulayan bir köylü olan Sanço Don Kişot’a eşlik edecektir. Aslında hakikatin aramakla bulunmanın ötesinde yaşanarak ve tecrübe edilerek anlaşılabileceğini de bize gösteren bir romandır Don Kişot. Yaşanılan tüm olumsuzlukları göz ardı edip, hedefe ulaşmada kendisinden çok daha fazlasını vermeye hazır bir hayalperest kahramanın, akıllı ve bir o kadar pragmatist yaveri ile yaşadıklarından birçok dersler çıkarılabilir:

- Allah’ın inayetine dikkat et. Hiçbir felaket yoktur ki insana çıkacak bir kapı bırakmamış olsun.

Her ne durumda olursanız olun her zaman bir ümit olacağını Cervantes kahramanının cümlelerinden okura sesleniyor. Her şeyi kaybettiğinde bile yeniden başlamak için hiçbir sebep olmadığının ve her zaman bir yol olduğunun da haberciliğini yapıyor Don Kişot. Yolculuk boyunca yaveri Sanço’nun zaman zaman hayalini kurduğu adaya ulaşama karamsarlığına düşüp, “keşke evimde karımın ve çocuklarımın yanında kalsaydım, ne işim var benim burada” diye mırıldanması ve yaşadıkları hüzünlü tecrübelerden sonra (yedikleri dayaklar, kendileri ile dalga geçilmesi, soyulmaları vs.) Don Kişot’un yaverini şu şekilde motive etmesi birazda kaderci anlayışın hakim olduğunu/olması gerektiğini vurguluyor.

- Dinle beni biraz sevgili Sanço dostum. Bu yeryüzünde hiçbir şey olmaz ki Allah onu evvelden bilmemiş ve istememiş olsun. Allah senin bu adaya vali olmanı takdir etmişse, efendin prensesi alsa da almasa da yine olursun. Fakat bu ada başka birinin alnına yazılmışsa ne söylesek boş. Bununla beraber sen yine korkma dostum. Yaradan, bunca âlemleri içinde sana da bir ada bulur elbette.

Sanço’nun hayallerindeki adaya kavuşması ve vali olmasındaki süreçte ise yaşadıkları onu canından bezdirmeye yetiyor (neler olduğunu öğrenmek için kitabı okursunuz bi zahmet). Aslında beklentilerin çok büyütülmemesi gerektiğini ve gerçeklerin hayaller kadar hoş olmadığını Sanço vali olduğunda anlayıp bir an evvel köyüne ailesinin yanına dönüp, yine bildiği işi çiftçiliği yapmak istiyor. Belki de bu mesaj bir kişinin bir işi yapabilmesi için hem mizacının hem de tecrübesinin, eğilimlerinin o yönde olması gerektiğini ifade ediyordur, kim bilir belki de hiç ilgisi yoktur.

Don Kişot yani gerçek adıyla Senyör Kesada hayaline kavuşmak için elinde avucunda ne varsa her şeyini satarak bu serüvenine ve serüvenine başlamadan önce satın aldığı kitaplara yatırmış. Aslında insanın yaşarken sadece yeteceğinden fazlasına ihtiyaç olmadığını, tüm malını paylaştırması ve ötesine götürülecek hiçbir şeyin olmayacağını da özellikle kitabın sonunda Cervantes titizlikle okuyucuya aktarmış.

Don Kişot hayretle:

— Eşeğinden bahsediyor, dedi, çok acayip şey! Ben hiçbir ölünün mezara bir dünya malı götürdüğünü işitmedim; eşeği bile olsa...

Zannımca önemli bir hususa da değinmek istiyorum şöyle ki: Don Kişot’un onun iyiliğini düşünen ve onu bu hayalperest serüveninden çekip alan ve aklını başına devşirmesine sebep olan arkadaşları da hikâyenin kilidini oluşturmaktadır. Birisini karşılıksız sevmek sanırım bu olsa gerek tıpkı Don Kişot’un prensesini, Sanço’nun adasını (latife ediyorum) Berber arkadaşının Don Kişot’u sevmesi gibi. Ya Sizin?

Don Kişot’un kendisinin ve atının oldukça cılız olmasına karşın yaveri Sanço’nun ve eşeğinin besili olması da ayrı bir olay. Yazar ne demek istedi acaba? Ee onu da okuyunca siz bulursunuz.

https://mustafadiyorki.blogspot.com/...-degirmenlerine.html
Don Quijote'nin Bize Gösterdiği ve Shklovsky

"... Shklovsky'ye bakarsak; bir yapıtı anlamına, mesajına, felsefesine ve ahlâkî öğretisine göre değerlendirenler, edebiyattan anlamayan okurlardır. Edebiyattan anlayanlar, o yapıtın salt sanatsal tarafına, kullandığı edebî tekniğe ve kullanımındaki ustalığa bakarlar. Shklovsky, Don Quijote'yi bu anlayışla okuyarak, Don Kişot karakterinin, Cervantes'in birkaç anlatı türünü rastgele karıştırmasından oluşan bir 'yan ürün', bir söylemler curcunası olduğunu iddia eder. Don Quijote'yi, böyle birçok anlatının uç uca dizildiği basit bir kolaj gibi okumak, herhâlde Shklovsky'nin yaptığı en talihsiz okumalardandır." (s.49)

"... Don Quijote'nin bize gösterdiği; yazın türleri temsil güçlerini yitirdiği zaman bile, yazarın gerçeğin peşine düştüğü ve epistemolojik krize meydan okuduğudur. Don Quijote'yi, bir kahraman etrafında birçok söylemin birbirine eklenmesinden oluşan 'biçim'siz bir metin, kahramanını da kişiliksiz bir kahraman olarak gören Victor Shklovsky, Cervantes'in uyguladığı türler heteroglossiasını(*) anlamlandıramadığı için, bence, talihsiz bir yorum ve değerlendirme yapmıştır." (s.53)

[Jale Parla, "Don Kişot'tan Bugüne Roman"]

(*)Jale Hoca, Bakhtin'in tanımına gönderme yapıyor. Türleri, "...çerçeveleri yer ve zamanla çizilmiş görme biçimleri..." (s.52) diye ifade eden Bakhtin, "Kronotop" (Kronos: zaman, Topos: yer) kavramını yaratır. Buna göre türler, başka görme biçimleriyle sürekli hesaplaşmak; başka söylemleri, başka kronotopları kollamak zorundadırlar. İşte buna, türler 'heteroglossia'sı (Jale Hoca'nın demesiyle, "bir çeşit, türler arası diyoloji") der Bakhtin.
474 syf.
·Beğendi·9/10
O küçükken okuduğumuz, yarıda bırakıp sıkıldığımız kitaba bir şans daha verdim. Hikaye ne kadar kısaltılırsa o kadar değerinin ve hissiyatının düşeceğine kanat getirdim. Benim için paha biçilmez bir yolculuktu bana birçok şey kattı diyebilirim deli sanılan Alonso'nun naifligi ve düşüncesi ince duruşu beni büyüledi. Yazar gerçekten çok başarılı bir iş ortaya koymuş kitabı seveceğimi taa girişi okurken anladım. Hatırlayıp gülümseye bileceğim bir çok anı verdiği için Cervantes'e teşekkür etmek isterdim. Her yaştan insanın okumasını isterim. Dediğim gibi yeni dünyalara...
920 syf.
·10/10
'' Gerçek ne kadar acı olursa olsun kabullenmeli ve sindirmeye çalışmalıyız. ''

Sürekli şövalye kitapları okuyan bir köylü, zamanını doldurmuş şövalyeliği tekrar canlandırmak için gezginci şövalyeliğe(orta çağda silahlı savaşcı) heveslenir. Hayallerinde yaşattıklarını gerçek sanarak maceraya atılmayı düşünür. Köyündeki papaz ve berber onu vaz geçirmek isteseler de kararından vaz geçmez. Eski bulduğu demirlerden tenekelerden şövalye elbisesi ve silahları yapar. Amacı, insanları kötülüklerden korumak ve kahramanlık yapmak.

Rossiante isimli atıyla yola çıkar.İlk karşılaştığı hanı şato sanarak,han sahibine şövalye olduğunu söyler.Han sahibi,Don kişot’un komikliğine güler. Şövalyeliğini tasdik eder ama bir de yardımcı bulmasını salık verir. Bunun üzerine tekrar köyüne dönüp,iyi niyetli Sanço Panza isimli bir köylüyü ikna ederek onunla birlikte tekrar yollara koyulur. Don kişot atıyla önde, Sanço Panza da eşeğiyle arkada.

İlk karşılaştıkları yel değirmenlerini insanlara kötülük yapan düşman sanarak değirmenlerin kanatlarına saldırır. Yardımcısının iknası faydasızdır. Tabi ki yaralanır.
Köyüne gelip hasta olarak yatıp dinlenir. Papaz ve berber,Don kişot’un kitaplarını yakarlar, okuyup hayal kurmasın diye.

Sonra serüven yine başlar.Koyun sürülerine birbirleriyle savaşak olan düşman askeri sanıp saldırır. Yine sonuç hüsran çobandan bir ton dayak yer. Yolda esirleri kurtarır onlardan sonunda dayak yer. Haydutlara saldırır sonunda yine hüsran dayak yer.

Hayvan tacirlerinin aslanlarına meydan okur. Her ne dense aslanlar, dışarı çıktıktan sonra tekrar kafeslerine girerler. Don kişot, kendisinin korkusuz bir şövalye olduğuna inanmıştır artık.

Sanço panza’ya fetih ettiği yerlerden birine vali olarak atayacağını söylemiştir. Yolları av partisine çıkmış olan Dük(Prensten sonra gelen soylu kişi) ve Duses’ e (bir kadının prensesten sonra ulaştığı unvan) rastlar. Onların şatosunda günlerce misafir olur. Dük ve duses,onlar için bir oyun uygular gizlice. Sanço panza’yı bir adaya vali olarak gönderirler. Orada Sanço’nunun başına gelmedik kalmaz. Adamcağız valiliği bırakıp sıradan bir köylü olarak köyünde yaşamayı tercih eder.
Don kişot da yolda rastladığı başka bir şövalye tarafından yenilince köyüne gidip inzivaya çekilir. Sonunda ölür.

Artık gerçekle yüz yüze kalmışlardır. Bu insanlara iyilik yaramaz diye düşünürler. Çünkü hep alay edilmişlerdir
297 syf.
·8 günde·Beğendi·7/10
Nerden başlasam bilemedim.Sanço Panza’nın sadakati ve saflığı mı desem yoksa Don Kişot’un soyluluğu mu..Her halükarda çok etkileyici bir kitap.Başlarda biraz sıkılır gibi oldum,malum şövalyelikte ilgi çekici bir şey yoktu gözümde fakat baktım,sanki bu iki adamla birlikte ben de gezgincilik yapıyordum.En güzel tarafı,kitabın beni alıp götürdüğünün farkına varamamış olmamdı sanırım.Kesinlikle tavsiye ediyorum,iyi ki okumuşum.Son sözlerimi de ünlü replik ile bitireyim o zaman;
“Allah sizi korusun,beni de unutmasın!”


Don Kişot Miguel de Cervantes
297 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
Kitapta Kesada adıyla bilinen bir soylunun okuduğu şövalye romanlarından etkilenip şövalyelik macerasına atılması anlatılıyor.

Kitabı okurken başta çok sıradan bir roman olarak düşünmüştüm. Ancak hem tarihsel yanı hem de hikayesi gerçekten güzel.

Kitabın 300 sayfalık baskısını aldım. Ancak keşke 2 ciltlik 900 sayfalık olanını alsaydım diyorum. Eğer alacaksanız 2 ciltlik almanız tavsiye edilir.

Bunun sebebi ise benim okuduğum baskıda sanki son kısım aceleye gelmiş gibi oldu ve bu benim hoşuma gitmedi. Hatta tadı damağımda kaldı desem yeridir.

Bu arada denildiği gibi yazarın biyografisine ve kitabın tarihine kesinlikle bakın.
488 syf.
·9/10
Uzun bir zaman önce okuduğum bu kitabı dönüp tekrar okudum. Her ne kadar Cervantesin bu kitabı şövalyelik romanlarını tiye almak için yazdığı açıklansada. Bu sefer bu kitap bende gerçekliğe bir isyan duygusu oluşturdu. Çoğunluk inandığı için dogmatik bir sistem haline gelen insan medeniyeti ve onun sorgulanmayan sanki baştan beri varolmuş gibi bize dayatılan içinde doğup, büyüyüp, öldüğümüz, bizi şekillendiren sistemi. Dini inancımız, dünya görüşümüz, güzellik algımız, ideal bir hayata dair kabullerimiz çoğu şey. Ben fuck the system kafasında bir adam değilim ama toplum bir ağaçsa birey bir meyve olarak ondan çokta uzağa düşemez. Bunu başarabilenler dahiler ve delilerdir. Kimseye sokağa çıkıp bir şövalye olduğunuzu iddaa edin diyemem ama bence insan medeniyeti bir revizyona ihtiyaç duyuyor ve mevcut sistem içerisinde gerçek özgürlüğün var olduğuna inanmıyorum. İlk olarak seçenekler kısıtlı; ekonomik, sosyolojik, coğrafi şartlar insanı kısıtlıyor, gerçek manada aydınlatıcı bir eğitimde mevcut değil çünkü sitem ihtiyacı olanı üretiyor, bütün sistemler böyledir. İkincisi manipüle eden bir sistem var ortada ve insanlar yeterli bilinçte olmadığı için ekstra bir manipülasyon aracı olarak toplum baskısını yaratıyor. İşte bu yüzden bunun üzerinde bir hayat aramak toplumun gözünde sizi yel değirmenleriyle dövüşen, berber tasından bir kaskı olan deli bir şövalye yapmasada dışlanıyorsunuz yada kendinizi izole etmek zorunda kalıyorsunuz yada normal gibi davranıp istediğinizi hayal dünyanızda yaşıyorsunuz. Neyse burdan Mancha’lı yiğit gezginci şövalye Don Quijote ve Seyisi Sancho Panzaya selamlar.
374 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Don Kişot'un yarı gerçek yarı hayali savaşlarını dünyada beğenmeyen yokturdur sanırım. Bana göre yazılmış ve yazılacak olan kitaplar arasında en iyilerden biri olma özelliğini daha çok uzun yıllar koruyacak...
299 syf.
·Beğendi·10/10
ilk okuduğum roman olmasında ötürü yeri bende oldukça ayrıdır. Ayrıca yazılan ilk modern roman sayılması da benim oldukça mutlu etmektedir. Konusu bakımından hem maceracı, hem komik, hem de düşündürecek şekilde ele alınmış bir romandır. Macera seven bir okurun, okuduğunda asla pişman olmayacağı kanısındayım.
292 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Eğlenceli bir kitap. Hatta bazen beni sesli güldürdüğü de oldu. Yazarın biyografisine mutlaka bakın, benim ilgimi çekti açıkçası. Okumanızı öneririm.
152 syf.
·8/10
İspanya'nın en güçlü şövalyesi karşınızda! Don Kişot'un (diğer adlarıyla Aslanlar Şövalyesi ve Asık Yüzlü Şövalyenin) yaşadığı maceralarına tanıklık ediyoruz. Okurken kesinlikle eğleneceksiniz. Çocuk kitabı olarak geçse de her yaştaki bireyin mutlaka okuması gereken bir kitap.
Don Kişot
Az sonra Şövalye uzakta otuz kadar yeldeğirmeni gördü ve sevinçle bağırdı:
- Sanço dostum; talih bize dilediğimizden fazla gülümsüyor. Karşıdan bizim gelişimize bakan şu devler alayına bak...
Yoksulların gözyaşları sende zenginlerin delillerinden daha fazla merhamet uyandırsın, ama adaletini etkilemesin.
..gözlerini kendine çevirip kendi kendini tanımaya çalış; varılması en zor bilgi budur.
Zat-ı âliniz lütfedip de bana gökyüzünün küçücük bir parçasını verseniz, yarım fersahtan fazla olmasa bile, dünyanın en büyük ceziresine tercih ederdim.
..çünkü asla yerine getirmeyi düşünmedikleri, getiremeyecekleri bir vaatte bulunmaları kolaydır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Don Kişot
Alt başlık:
2. ve 3. Sınıflar İçin
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
79
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944254519
Orijinal adı:
El Ingenioso Hidalgo Don Quijote De La Mancha
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Polat Kitapçılık
Uzun zaman önce, Kesada isimli yaşlı bir adam vardı. Soylu ama pek de zengin olmayan bu adam, sürekli şövalye kitapları okurdu. Bu kitaplarda yaşardı adeta. Zamanla, kendisini iyice bu kitaplara kaptırmıştı. Son kitapta okuduğu, devler ülkesine gitmeye karar vermesi, ülkesine gitmeye karar vermesi, herkesi çok şaşırtmıştı. Hatta, bu uğurda ismini bile değiştirmişti yaşlı adam. Kendisine "Don Kişot", zavallı atına da, "Rosinante" isimini koymuştu.
(Kitabın İçinden)

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 3 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları