Adı:
Don Quijote
Alt başlık:
La Mancha'lı Yaratıcı Asilzade - 2 Cilt Takım
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
920
ISBN:
9789753633383
Kitabın türü:
Orijinal adı:
El Ingenioso Hidalgo Don Quijote De La Mancha
Çeviri:
Roza Hakmen, Ahmet Güntan
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"Romanın 'öz' babası Miguel de Cervantes Saavedra, kendisini izleyen tüm romancıları yapıtlarının 'üvey' babası konumuna düşüreceğini -çünkü Don Quijote'den şu ya da bu biçimde etkilenmemiş tek büyük romancı yoktur- (...) okuruna seslenirken bilebilir miydi?"
Jale Parlanın yerinde saptamalarıyla: "Shekaspeare'le birlikte belki de ilk kez 'modern' okuru düşleyen" ve sadece "şövalye romanları"nınn değil, "Rönesans'ta kullanılan bütün yazınsal türlerin otoritesini yıkan" bu öncü yazarın, "1605 yılından beri en çok okunan, en çok sevilen, en çok yorumlanan ve yeniden en çok yazılan" ve belki postmodern anlatıyı bile dört yüzyıl önceden haber veren bu öncü romanı, ilk kez tam anlamıyla Tükçede.
La Mancha'lı Yaratıcı Asilzade Don Quijote, Roza Hakmen'in İspanyolca aslından yaptığı tam metin çeviriyle (ve Ahmet Güntan'ın şiir çevirileriyle) nihayet dilimizde.
Boyutlar Arası ve Zamanın Öğütemediği Roman: Don Kişot

Anahtar Kelimeler: Cervantes, Don Kişot, Roman, Üst Kurmaca, Ampirik Okur, Örnek Okur, Şövalye Macerası, Nasihatname, Siyasetname, Hayal ve Gerçek, Umberto Eco, Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti, Gustave Falubert, Madam Bovary, Orhan Pamuk, Kırmızı Saçlı Kadın, Murat Bardakçı.


Dünyanın ilk modern romanı olan Don Kişot, on yedinci yüzyılın başında İspanyol yazar Cervantes tarafından yazılan ve Don Kişot ile Sanço Panza isimli iki hayalperestin şövalyelik maceralarını anlatan bir romandır. Roman yalnızca basit bir macera romanından fazlasını sunar okuyucusuna. Devlet yönetiminden insan ilişkilerine kadar pek çok konuda hikmet barındırır.

Cervantes, Osmanlı’ya karşı yapılan deniz savaşlarında yer almış ve İnebahtı’da esir düşmüş bir yazardır. Cervantes, hem dokuz yıl Osmanlı topraklarında geçen esirliği hem de İspanya’nın Müslüman bölgesi Endülüs’ten dolayı İslam medeniyetini yakından tanıyan bir yazardır. Bu tanıyış, yazarın Don Kişot’una İslami mesajlar olarak yansır. Romanda İslam dinine ait pek çok inancın yanında Osmanlı’nın askeri yapısına ve Doğu toplumlarının kullandığı deyiş ve atasözlerine de rastlanır.

Cervantes’in mensup olduğu Orta Çağ yazarın oto-sansür uygulamasına yol açar. Orta Çağ’ın kilise egemenliğinde olması Cervantes’in İslami yanını ayan beyan kullanmasına engeldi. Bu engel Cervantes’in yazınına üst kurmaca olarak yansır. Eserindeki İslami mesajları örtmek ve yargılanmaktan sıyrılmak için Cervantes, eserini Seyyit Hamit bin Engeli isimli Müslüman bir Mağribi’nin el yazmalarından oluşturduğunu açıklayarak bastırır. Cervantes, bunu o dönemin baskısından kurtulmak için yapmış olsa da bugünün edebiyat literatüründe bu “el yazmalarından oluşma” durumu bir üst kurmacadır.

Umberto Eco, Anlatı Ormanında Altı Gezinti isimli kitabında okur profilini ikiye ayırır: Ampirik okur ve örnek okur. Ampirik okur, okuduğu eserle özdeşleşen ve gerçek dünyayı kurmaca dünyada arayan ya da kurmaca dünyayı gerçek dünyaya uyarlamaya çalışan okurdur. Örnek okur ise yazarın arzuladığı gibi metinlerin altını deşeleyip anlama ulaşmaya çalışan, gerektiğinde birden fazla okuma yapan, metne göre şekil alan ve okuduğunun bir kurmaca olduğunun bilincinde olan okurdur. Gündelik ifadeyle ampirik okur naif okur, örnek okur ise nitelikli okurdur.

Geçmiş çağların toplumu genel anlamda bir ampirik okur yığınıdır. Öyle ki, pek çok sanatçı, ortaya koyduğu eserden dolayı yargılanır. Örneğin Gustave Flaubert, Madam Bovary gibi ahlaksız bir kadını cezalandırmak isteyen ve bu kadını her yerde arayan Fransız toplumunda yargılanmış en sonunda da Madam Bovary’yi tanımadığını söyleyerek yakayı sıyırmıştır. Bir başka örnek de Türkiye’den. Orhan Pamuk’un Kırmızı Saçlı Kadın’ı için Murat Bardakçı’nın kaleme aldığı “Çüş Orhan Pamuk Çüş” isimli yazı da Bardakçı’nın ampirik bir bakışla gerçek ve kurmacanın ayrımını yapamamasının ürünüdür. Ampirik bakışın ihmal ettiği şey kurmacanın salahiyeti için yapılan her şeyin mubah olduğudur.

Don Kişot’un münzevi ve mütevazı bir hayat süren zengin baş karakteri Senyor Alonso, okuduğu şövalye maceralarının içinde yaşayan, kitaplardaki erdemli karakterleri gerçek hayatta arayan ve mazlumlara yardım etmek için bu karakterlerden biri, bir şövalye olmaya karar veren ampirik bir okurdur. Kitapların Senyor Alonso’yu buna sürüklemesi çevresindekiler tarafından şiddetle karşılanır ve “edebiyat” ile “kitap” tartışmaya açılır. Bu tartışma roman boyunca sürer. Senyor Alonso’nun çevresindekiler onun okuduğu bütün kitapları yaksalar da düşünmedikleri şey fikirlerin ölmezliğidir. Senyor Alonso da bütün maceralarında kafasındaki bu fikirleri kullanır.

Macera romanlarının düşselliği ile yola düşen Alonso, adını Mançalı Şövalye Don Kişot olarak değiştirdikten sonra sıska atı ve eşekli şişman seyisi Sanço Panza ile İspanya’yı dolaşarak kendine macera arar. Kısacası Don Kişot, hayalperest bir şövalye bozuntusu olarak yola çıkar. Gördüğü her şeyi kendi düş gücüyle yorumlayan Don Kişot’un o meşhur yel değirmenlerine saldırması hem ampirik okurluğunun hem de ölçüsüz düş gücünün sonucudur. Don Kişot, karşılaştığı bütün olumlu ve olumsuz olayları da düş gücünün kılıfına uydurur. Bu uyduruşun mantıktan uzaklığı onun ve seyisinin çevresindekiler tarafından “su katılmamış deliler” olarak tanımlanmasına yol açar doğal olarak.

Cervantes’in iki karakteri de idealize etmekte son derece başarılı olduğunu söylemek mümkündür. Sanço Panza'nın şişman, pisboğaz ve boşboğaz olarak donatılması onun efendisi için ne kadar uygun bir seyis olduğunu gösterir. Öyle ki Sanço Panza, vefa ve çıkar arasında gidip gelen ancak en sonunda dramatik kurgunun gereği olarak vefayı seçen sadık bir seyistir. Öte yandan Sanço Panza’nın Beleşonya’nın adaletli valisi olduğu dönemdeki akıllı başlı tavırları da önemlidir. İfade biraz daha ileri götürülürse Sanço Panza’nın bölünmüş bir kişilik olduğu söylenebilir: Vali Sanço Panza ve Seyis Sanço Panza. Zaten Sanço Panza’nın ormanda kendini kırbaçladığı sahnede bu bölünmüşlük açık ve net olarak ortaya çıkar.

Hem Don Kişot hem de Sanço Panza, gerçeklik ile hayalperestlik, akıllılık ve delilik, saflık ve kurnazlık arasında gidip gelirler. Onların bu tavrı kendileriyle alay edenleri bile şüpheye düşürür. Çevresindekiler, bu iki “deli”nin kendileriyle alay edip etmediğine emin olamazlar. Roman boyunca bu iki uç nokta arasında gidiş gelişler devam eder. Romanın sonunda bile Cervantes, bu iki karakteri de tam bir uca yerleştirmez. Metnin sonuna geldiğinde okur, Don Kişot ve Sanço Panza’nın akıllı mı deli mi olduklarına karar veremez.

Macera Don Kişot’un düzmece ve buruk yenilgisiyle sonuçlanır. Düzmecenin farkında olmayan ve hayali elinden alınan Don Kişot üzüntüsünden ölümün pençesine düşer. Cervantes burada hayal ve gerçeğin dengesinin iyi kurulması gerektiği mesajını verir. Delilik derecesindeki aşırı hayal başa olmadık işler açarken hayalsizlikle yaşanan yavan bir hayat da yaşanmaya değer değildir.

Romanı üç ana bölüme ayırmak mümkündür. İlk bölüm Sanço Panza’nın Beleşonya valisi oluşuna kadarki bölümdür ve bu bölüm genel anlamda bir macera romanıdır. İkinci bölüm Sanço Panza’nın valilik dönemidir ve bu bölüm devlet yönetimiyle ilgili önemli nasihatlerin verildiği bir siyasetname niteliğindedir. Roman valiliğin bitişiyle başlayan üçüncü bölümde yeniden macera romanına döner. Özellikle ikinci ana bölümde dinden devlet yönetimine, insan ilişkisinden bilgeliğe kadar önemli mesajlar verir. Cervantes, aksiyon ve felsefi söylemi Don Kişot’ta başarıyla harmanlar. Dilini anlaşılır kılan Cervantes romanında güldürü ögesini de ihmal etmez.

Don Kişot’un dikkate değer yanlarından biri Orta Çağ’ın sınıflara ayrılmış toplumlarının sosyolojik yapısını analiz fırsatı vermesidir. Feodalitenin hüküm sürdüğü İspanya’da toplum soylular ve sıradanlar olarak ikiye ayrılır. Bu ayrılışın Don Kişot açısından önemi, bu sınıfsal farkın Senyor Alonso’nun bilincine yansımasıdır. Öyle ki Senyor Alonso, Don Kişot olduktan sonra, sanki aradığı erdemli kurtarıcı Robin Hood gibi halk içinden çıkamazmış gibi bir “soyluluk” türküsü tutturur. Ona göre şövalye soyludur, halk da soyluların yardımına muhtaç mazlumdur. Öte yandan Don Kişot’un kürek mahkumlarıyla kurduğu diyaloglarda İspanya Krallığı’na yöneltilen ciddi eleştiriler var. Bugünün okuru olarak bu bölümleri alıntılayıp alıntılamamak konusunda tereddüt yaşadığımı belirtmem gerekiyor. Bugünden dahi bakıldığında Cervantes’in eseri Seyyit Hamit bin Engeli’den aldığını söylemekle döneminde ne kadar akıllıca bir yöntem seçtiği bir kere daha görülüyor.

Özetle Don Kişot, çağının çok ilerisinde bir teknikle yazılmış bir romandır. Romanda yukarıda sıralandığı gibi pek çok mesaj verilir. Bu teknik ve içerik unsurlarının yanında hem dünyanın ilki olması hem de Cervantes’in ustalığı Don Kişot’un bir klasik olarak yirmi birinci yüzyılda neden hâlâ okunduğunu açıklar. Öyle görünüyor ki Don Kişot, daha kaç yüzyıl boyunca okunmaya devam edecek…
Şüphesiz ki Don Quijote'(Don Kişot)u okumadan,ya da duymadan geçmiş bir çocukluk çok azdır yeryüzündeki tüm medeni ve iptidai toplumlarda..Don Quijote'yi bu kadar tanınır ve de anlamlı kılan şüphesiz hikayenin çarpıcılığı,orjinallği ve bir o kadar da ilklerin romanı hatta ilk roman olmasıdır.Peki nedir Don Quijote'nin bu kadar anlamlı olan sebepleri,biraz içini açalım..

Roman kısaca Alonso Quijana'nın şovalye kitapları okuyarak,kendini şovalye sanıp maceraya çıkmasıyla başlar.Kendine 'Don Quijote' adını verip serüvenlerde iyilere yardım edip,düşkünlere kol kanat gerip,haksızlığa uğrayanlara adalet getirip haksızlıklarla mücadele etmeye ve eşi benzeri görülmemiş bir şovalye olmaya hiç görmeden aşık olduğu 'Dulcinea del Tobosa' üzerine yemin ederek şovalyeliğe başlar.Amacı bu dönemde oluşan haksızlıkların yegane kaynağı olan şovalyelik tarikatının kapanmasının önüne geçik bu geleneği tekrar geri getirmek.Yanına Sancho Panza adında bir silahtar alarak maceraya girişir.Her serüvende gördüğü her türlü olayı düzeltmeye çalışır ne var ki deliliği yüzünden her yerde okuyucuyu ve romandaki tüm karakterleri üzerine güldürür.Maceralarının hepsi okumaya değerdir çok fazla 'spoiler' vermek istemiyorum.

Öncelikle Don Quijote'yi psikolojik olarak inceleyecek olursak okuduğu kitaplardan etkilenip adeta onların parodisi olacak derecede kendini şovalyeliği kaptıran,gerçek ile hayali ayırt edemeyen,saplantılı derecede Dulcinea del Tobosa adında hiç görmediği bir kadına aşık olan ilginç bir karakter görürüz.Psikiyatristlere göre gerçek ile hayalin ayırt edilememe durumuna 'şizofreni' adı veriiyor.Bu şizofren karakter arkadaşı Sancho Panza adından kendinin tam zıddı mizaca sahip bir silahtarla gördüğü her olayı macera sanarak bir adeta bir şovalye gibi gördüğü her şeye saldırır.Öyle ki bir seferinde gördüğü koyun sürüsünü büyücülerin kılıklarını değiştirip yolladığı bir düşman ordusu olduğunu düşünüp onlara saldırıp,çobanlardan dayak yemiştir.Fakat karakterimizi yine de deliliğinden dolayı küçümsememk gerekir.Her deli gibi onda da bir bilgelik deryası vardır.Aslında çoğu bilime hakim,sürekli okuyan ve adalet duygusu çok güçlü olan bir karakterdir.Romanda tek eleştirilecek yönü belki de deli oluşudur.Arkadaşı Sancho Panza ise hiç tahsil görmemiş,saf ama bir o kadar da kurnaz bir silahtardır.Don Quijote'in ona valilik vereceğinii vaadetmesi üzerine onun yardımcısı olmayı kabul eder ve tüm maceralarda efendisinin yanında durur.

Şimdi bunlardan yola çıkarak akıllılık ve delilik arasında ince bir çizgi olduğunu görüyoruz.Zira Don Quijote bilge seviyesinde nutuk atabilen tüm olaylara sağduyu ile yaklaşabilen,çoğu olayı bilimsel olarak analiz edebilen bir karakterdir.Paraya değer vermez,hiçbir şeyden korkmaz..Fiziksel olarak uzun boylu..Bununla beraber iş şovalyeliğe gelince tüm mantık ve iradesini kaybeden birine dönüşmesi de işin en ilginç yanlarından biridir.Yanında silahtar olarak boy gösteren Sancho Panza ise
tahsil görmemiş okuma yazma bilmez,olayları mukayese edemez,aptal ama kurnaz.Fiziksel olarak şişman kısa boylu..Tüm bunlara baktığımız zaman filozofların bu durumu diyalektiğe yorması kaçınılmaz olmuştur.Her şeyin nasıl zıddıyla uyum içinde olduğunu Cervantes bu eserde herkese göstermiştir.İrade ile nefsiyetin,hayal ile gerçeğin,akıllılık ile deliliğin,bilgelik ile cehaletin...Ayrıca da bilgeliğin de deliliğe götürdüğü gözler önüne serilmiştir.Bu konuda George Orwell başta olmak üzere bir çok yazar yeni kuramlar oluşturmuştur.Yani Don Quijote yazarını aşkın bir karakter olmuş Cervantes'den daha fazla tanınmıştır.Tıpkı Sherlock Holmes'ün Sir Arthur Canon Doyle'dan daha fazla tanınması gibi...

Miguel de Cervantes Saavedra romanı yazdığı zamanlarda şüphesiz bu kadar sansasyon yaratacığını bilmiyordu.Kendince Şovalye hikayesi Kitaplarının rasyonel bir eleştrisini yine bir Şovalye Hikayesiyle hatta o güne kadar türüne rastlanmamış olan romanla yapmaya koyulmuştu.Önsözde Jale Parla'nın değimiyle bir 'arkadaş' karşılar bizi ve arkadaş/okur ilişkisinin içine çeker.Yazar aslında burada hikayeleri ikinci ağızdan anlatıyormuş gibi anlatır.Milli bayramlarda 'Şiirini okumak üzere okulumuz falan nolu öğrenci...' ni davet eden sunucu havasında okuyucuyu hikayeyi dinlemeye çağırır.Kendisi de bu hikayeyi okuyucuyla beraber dinler ve oldukça da objektif olarak hikayeyi sunmaya çalışır.Bunda şüphesiz ki gerçekçilik düşüncesinin etkisi bir hayli fazladır.Yazar okuyucuya sunuşu yaparken onları besler aydınlatır,arada bir de göz kırpar.Olayları anlatırken de Seyyid Hamid Badincani şöyle anlatır diye girer.Yani roman içinde roman bir inception filmi nazariyesine bürüyebilir anlatıyı.Bu da metinlerarası doğurganlığa teşvik eder.Yani Don Quijote kendi maceralerını kendi doğurur.Henüz Modern Edebiyat oluşturulmamışken Postmodern edebiyatın eleştirisi kahramanların nükteli söyleyişlerinde gizliden gizliye kendisini gösterir.Yani Jale Parla'nın önsözde dediği gibi tam 400 sene evvellden postmodern edebiyatın gelişini haber vermiştir.

Şovalye kitaplarının kökünü kurutmak için yazılmış bu eser şovalye kitaplarından çok kendinden önceki edebi gelenekleri yerle bir edip yeni bir tür yeni bir edebi anlayış getirmiştir.400 sene önce yazılmış bir eser olmasına karşın Don Quijote'ten etkilenmemiş tek bir büyük yazar göstermek mümkün değildir.Toplumu aksayan yanlarını nükteli,istihzalı bir anlatımla topluma servis ederken mizahi dili hiç bir zaman şiddet diline çevirmeyerek bir şovalye kitabında benzerine rastlanmayacak naif ve entelektüel bir anlatıma başvurmuştur Cervantes.Roman içindeki çeşitli hikayeler romana ayrıca zevk katmıştır.Anlatıcı bunların yazarın zihninin tek yöne sabitlenmemesi için yaptığı bir beyin uğraşı olduğunu söyler.Ayrıca da Katolik Toplumunu da ahlaki ve kültürel yönden tanıma fırsatını bizlere sunuyor.

Bu paragrafta da son aklıma gelen şey olarak birinci cilt ve ikinci ciltte gözlemlediğim farkları sunacağım.1. Ciltte daha deli bir Don Quijote vardır,maceraya daha istekli arzulu.İkinci ciltte ise daha sakin daha akıllı.Birinci cildin mizahi yönü daha ağır basıyordu,felsefi tarafı da.İkinci ciltte ise olaylar daha durgundu ve felsefi alt yapı daha azdı.Hikayeler de daha azdıçBuradan yazarın yorulmuş olduğunu çıkardım biraz.Birinci ciltte daha aptal daha komik ve paragöz bir Sancho Panza vardı İkinci ciltte ise daha ciddi ama paraya daha az tamah eden bir sancho Panza vardı.

Neyse benden bu kadar.Okuyan herkese teşekkürler.Çok fazla yazmış gibi görünmeme rağmen kitabı yeni bitirmenin verdiği kafa karışıklığı ile bir çok detayı atladım ve kısa yoldan anlatamadım.Size naçizane tavsiyem bu kitabı kesinlikle okumanız..Hiç sıkılmadan okuyacağınızdan eminim ve sürekli kahkaha atacağınızdan..Bu yüzden toplu yerlerde okumaya kalkışmayın,aniden güldüğünüzde deli zannedebilirler :) İyi günler...

Benzer kitaplar

Don Kişot'un yarı gerçek yarı hayali savaşlarını dünyada beğenmeyen yokturdur sanırım. Bana göre yazılmış ve yazılacak olan kitaplar arasında en iyilerden biri olma özelliğini daha çok uzun yıllar koruyacak...
Bu kitabı okumayan günlük hayatta bir çok kez kullanılan kitaptan alıntılar, benzetimler, imgeleri anlayamazlar. Don Kişot insanın içindeki deliyi sevmesini sağlayan bir kitap. Üstünde konuşulacak çok şey var. Cervantes olağanüstü bir yazar..
Bknz. Şebnem Ferah - Değirmenler
Kitap okuyarak bir kahraman olabilirsiniz ve ülkeler feth edebilirsiniz ve bu ülkelere arkadaslarinizi vali olarak arayabilirsiniz nasil mi? Bu kitabı okuyarak ;))
Öncelikle 1000 küsür sayfalık 2 Ciltlik eserin tamamı değil kısaltılmış olarak okudum. Modern roman tarihinin ilk eseri olması ayrı bir güzellik. İçeriğe gelecek olursak ; roman genelinde iki karakterden oluşuyor. Biri ana kahraman Don Kişot soylu, cesur ve idealist diğeri Sanço silik, çıkarına düşkün ve sağduyu sahibi biri. Hayalini gerçekleştirmek isteyen Don Kişot'a takılıp , ada sahibi olmayı sanan Sanço'nun maceraları. Ayrıca romanda ismi geçip hayali olan betimlemeler ile canlanan karakterler var. Şövalyemiz dünyayı yanlışlardan kurtarmak isteyen bir karakter. Hayalini gerçekleştirmek için onlarca yol deniyor. Gerek deliliğe vuruluyor, gerek cesaretine hayran kalınıyor; gerek şansı yaver gidiyor ama başarısız oldukça yılmıyor. Kısacası kimse umudunu kaybetmemeli amaçlarının peşinden koşmalı. Okunmalı. Zaten başyapıt. Bizim tavsiyemize gerek olmaması gerek....
Yazarın hayatında şaşırtıcı bir osmanlı öyküsü de var. Okuyun... Çok şaşıracaksınız...

https://tr.wikipedia.org/wiki/Miguel_de_Cervantes
'Ne kadar gerçeklik diye bağırsak da çoğumuz sanrılarımızla yaşıyoruz.' imajının öne çıkmış isimlerinden asil bir şövalyenin hikayesi. Şövalye olmak mazide kalmış belki ama şövalye kalbi taşımak çok da imkansız olmasa gerek
Ben kitabın kısa versiyonunu okudum. Okurken de gülmekten, tebessüm etmekten yoruldum. Hele Sanço'nun metinleri beni bitirdi. Her insanın deli bir tarafı vardır. Bu delilik bazen çevremizdekileri rahatsız eder. Fakat kahramanımız Don Kişot'un deliliği ise çevresine ne zarar verir, nede mutsuz eder. O kendince bir kahramandır ve yaptığına körü körüne inanmaktadır. Aşka gelince hepimiz aslında beynimizde yarattığımız bir insanı istemiyor muyuz? İşte Don Kişot'ta aklında ki Dulsinea ya da böyle aşık.
Kitabı bitirdikten sonra bugün aşağıda ki haberi okuyunca kendi kendime dedim ki her insanın içinde biraz şövalyelik, kahramanlık ve güç isteği mutlaka var. Keyifli okumalar...
http://www.msn.com/...&ocid=spartanntp
Ortaokul yıllarımda okuduğum, daha sonra sinema filmini izlediğim masal tadında bir roman. Okunmayı hak eden, gerçek bir klasik çok güzel bir kitap.
Tüm romanların atası olan bu kitap, içinde yaşayan bir çocukla birlikte, hayata karşı durmaya çalışan bir adamın hikayesini konu alır. Kitap biraz uzun diye gözünüzü korkutmasın. Kurgusu ve akıcılığı oldukça yerindedir. Artık herkesin içinde bir Don Quijote olduğuna inanıyorum. Aramızdaki tek fark biz bu yaşamın düzenine alışarak isteklerimizi ertelememiz. Onun özgür ruhuna, korkusuz oluşuna, zekiliğine (bu romanda delilik olarak yansıtılıyor) hayranım.
Yaklaşık 900 sayfalık bu eser sadece kahramanımız Don Quijote’nin herkesin bildiği çocuk romanında bahsi geçen yel değirmenleri ile savaşmasını anlatmıyor. Yel değirmeni olayı kitabın başında çok küçük bir yerde mevcut. İlk bölümü 1605 yılında basılmış ve o dönemde yazılan boş ve yalan olduğu düşünülen şövalye kitaplarını eleştirmek için yazılmış. Şövalye kitaplarını yine bir şövalye kitabı ile eleştirip bu kitabın dünyanın en çok okunan ve bilinen kitabı olması bu kitabın ne kadar büyük bir eser olduğunu çok açık gösteriyor.
Yazar Cervantes 1571 yılında İnebahtı Savaşı’nda Osmanlılara karşı savaşmış ve esir düşmüş. Cervantes eserinde kendi hayatından kesitleri yansıtırken Türk ve Osmanlı kelimelerini de sıklıkla görüyoruz.
Don Kişot kelimesi bize Reşat Nuri Güntekin çevirisinden kalmış. Asıl okunuşu “Don Kihote” şeklindedir. Hatta donkişotluk kelimesi TDK sözlüğüne bile girmiş ve anlamı romanı özetler nitelikte; “Gereği yokken kahramanlık göstermeye kalkışma durumu”
Hikaye içinde hikaye var. Bazı hikayeler o kadar uzun ki başka bir kitap bile yazılabilir. 900 sayfadan sakın korkmayın ve gözünüzde büyütmeyin. Çok eğlenceli ve akıcı bir kitap. Her yaştan herkesin okumasını kesinlikle tavsiye ediyorum. Yorumumu José Ortega y Gasset‘in bu kitap için söylediği muhteşem sözlerle bitiriyorum.
“İnsan onu hayatında üç kez okumalıdır. Kahkahanın kolayca dudaklara fırlayıp duyguları harekete geçireceği gençlikte, mantığın hakim olmaya başladığı orta yaşta, her şeye felsefe açısından bakıldığı ihtiyarlıkta...”
Herkesin bir kahramanı var benim ki Don Kişot dünyayı değiştirebilecek tek umut ışığı, yanıpta sönmeyen son kibrit. Dünyayı kötülüklerden temizlemek isteyen bir şövalye.Dünya kirlenmeye devam ediyor ve biz seni bekliyoruz Don Kişot.
Lânet olasıcalar; insanın her günü bir olmaz; insan her gün neşeli olmaz.
Miguel De Cervantes
Sayfa 667 - YKY 2.cilt Çeviri: Roza Hakmen
Uykuyu icat eden bin yaşasın: Uyku, insanın bütün dertlerini örten yorgandır, açlığı gideren besindir, susuzluğu gideren sudur, soğuğu ısıtan ateştir, harareti serinleten soğuktur, her şeyi satın alabilen genelgeçer paradır; çobanla kralı, aptalla akıllıyı eşitleyen terazidir. Uykunun bir tek kötü tarafı vardır derler, o da ölüme benzemesidir; uykudaki adamla ölü arasında çok az fark vardır.
Miguel De Cervantes
Sayfa 853 - YKY 2.cilt Çeviri: Roza Hakmen
Eğitim gören bir talebenin karşılaştığı zorluklar şunlardır: Her şeyden önce yoksulluk...
Miguel De Cervantes
Sayfa 334 - YKY 1.cilt Çeviri: Rona Hakmen
Söyler misiniz, feleğin çarkına çomak soktum diye böbürlebilecek bir tek kişi var mıdır?
Miguel De Cervantes
Sayfa 562 - YKY 2.cilt Çeviri: Roza Hakmen
"Her güzellik âşık etmez; bazılarına bakmaktan hoşlanılır ama istek uyandırmazlar; her güzellik âşık etse, istek uyandırsa, kalpler karmakarışık olur, yolunu şaşırır, nerede duracaklarını bilemezlerdi; çünkü sayısız güzel insan olduğundan, istekler de sayısız olurdu. Oysa derler ki, gerçek aşk bölünmez, kendiliğinden olur, zorla olmaz."
Miguel De Cervantes
Sayfa 123 - Yapı Kredi Yayınları
Bütün kötü huylar, beraberinde az da olsa bir zevk getirirler, Sancho; ama kıskançlık sadece tatsızlık, hınç ve öfke getirir.
Miguel De Cervantes
Sayfa 494 - YKY 2.cilt Çeviri: Roza Hakmen

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Don Quijote
Alt başlık:
La Mancha'lı Yaratıcı Asilzade - 2 Cilt Takım
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
920
ISBN:
9789753633383
Kitabın türü:
Orijinal adı:
El Ingenioso Hidalgo Don Quijote De La Mancha
Çeviri:
Roza Hakmen, Ahmet Güntan
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"Romanın 'öz' babası Miguel de Cervantes Saavedra, kendisini izleyen tüm romancıları yapıtlarının 'üvey' babası konumuna düşüreceğini -çünkü Don Quijote'den şu ya da bu biçimde etkilenmemiş tek büyük romancı yoktur- (...) okuruna seslenirken bilebilir miydi?"
Jale Parlanın yerinde saptamalarıyla: "Shekaspeare'le birlikte belki de ilk kez 'modern' okuru düşleyen" ve sadece "şövalye romanları"nınn değil, "Rönesans'ta kullanılan bütün yazınsal türlerin otoritesini yıkan" bu öncü yazarın, "1605 yılından beri en çok okunan, en çok sevilen, en çok yorumlanan ve yeniden en çok yazılan" ve belki postmodern anlatıyı bile dört yüzyıl önceden haber veren bu öncü romanı, ilk kez tam anlamıyla Tükçede.
La Mancha'lı Yaratıcı Asilzade Don Quijote, Roza Hakmen'in İspanyolca aslından yaptığı tam metin çeviriyle (ve Ahmet Güntan'ın şiir çevirileriyle) nihayet dilimizde.

Kitabı okuyanlar 1.837 okur

  • Kevser BEGEN
  • ulu tahıl
  • Tuğba AYDOĞAN
  • Emirhan Kabul
  • Prehistoric
  • Edip Gökalp Gök
  • Cüneyt GAFFAROĞLU
  • Melda
  • Deniz Yarına
  • Mualla Ö.

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.1
14-17 Yaş
%4.3
18-24 Yaş
%22.1
25-34 Yaş
%34.9
35-44 Yaş
%23.5
45-54 Yaş
%11.1
55-64 Yaş
%1.6
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%59.5
Erkek
%40.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40.8 (165)
9
%21.3 (86)
8
%22 (89)
7
%7.2 (29)
6
%3.7 (15)
5
%2 (8)
4
%1 (4)
3
%1 (4)
2
%0.2 (1)
1
%0.7 (3)

Kitabın sıralamaları