·
Okunma
·
Beğeni
·
25.124
Gösterim
Adı:
Dorian Gray'in Portresi
Baskı tarihi:
6 Haziran 2018
Sayfa sayısı:
308
Format:
Ciltli
ISBN:
9786050953060
Kitabın türü:
Çeviri:
İlknur Özdemir
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dex Kitap
Bir yandan korkun bir yandan umudun varsa iki kanatlı olursun, tek kanatla uçulmaz zaten.
Mevlânâ

Oscar Wilde’ın “Okuyan herkes baş karakterde kendi günahını görecek,” dediği tek romanı Dorian Gray’in Portresi edebiyatın kuşkusuz en büyük klasik eserlerinden biri... Fakat Dorian Gray’in Portresi’ni bu kadar büyük ve zamansız kılan, ahlaka, yargılara, güzelliğe, sanata, gençliğe, toplumsal normlara ve korkularımıza dair söyledikleri... Ressam Basil Hallward’ın güzelliğiyle büyüleyen genç Dorian Gray’in portresini yapması ve bu portrenin genç adamın hayatını ele geçirişini anlatan “zamansız” bir başyapıt.

“… Gençliğiniz sürerken tadını çıkarın. Can sıkıcı şeyleri dinleyerek, umutsuz başarısızlıkları gidermeye çalışarak ya da hayatınızı cahiller, sıradanlar, bayağılar için tüketerek altın günlerinizi boşa harcamayın; bunlar çağımızın sağlıksız hedefleri, sahte idealleri. Yaşayın!
İçinizdeki harika hayatı yaşayın!
Hiçbir şeyi ziyan etmeyin. Hep yeni heyecanlar arayın. Hiçbir şeyden korkmayın…”
Dorian Gray ' in Portresi, Oscar Wilde ' nin tek romanı olma özelliğini taşıyor. Ama 10 kitap yazacağına tek bir kitapla 10 kitaba bedel bir etki bırakması onun nasıl bir yazar olduğunu ortaya koyuyor zaten. 1981 yılında basılan Dorian Gray ' in Portresi yayımlandığı dönem büyük tepki görüp, büyük tartışmalara sebep olmuştur. Kitabın yazarı Oscar Wilde " ahlaksızlıkla " suçlanmış, kitap birkaç kere sansüre uğramıştır. Çünkü kitapta eşcinsellik ve hazcılık açıkça işlenip, ahlaksızlık ön plana çıkarılmıştır, o dönemin insanlarına göre.


Oscar Wilde ' nin " Bir ruhun hikayesi " diye tanımladığı kitabı, masum ve saf bir gencin adım adım günaha sürüklenmesini, egosuna yenik düşüp ahlak ve karakter savaşını kaybedişini anlatıyor. Kitap ana karakter Dorian, dostları Basil ve Henry ' i anlatıyor. Oscar Wilde bu karakterler için "
Basil Hallward ben olduğumu sandığım kişidir; Lord Henry dünyanın ben sandığı kişidir; Dorian ise benim olmak istediğim kişidir, belki başka bir çağda... " diye bahsediyor.


Dorian tüm ailesini kaybetmiş ama ardlarından büyük bir mirasa sahip olmuş, eğitimli, insanları tekrar döndürüp baktıracak kadar yakışıklı saf bir genç. Fakat kendisine eşcinselliğe varacak kadar büyük bir ilgiyle yaklaşan dostu Basil ' in yaptığı portresi sayesinde güzelliğinin farkına varan ve Basil ' in tanışmasını istemediği Lord Henry ' nin sözlerinin etkisinde kalan kahramanımıza göre dünyada önemli olan tek şey gençlik ve güzelliktir artık. Sonsuza kadar genç ve yakışıklı kalmayı dileyen Dorian bunun için ruhunu şeytana satmaya hazırdır. Dostu Henry ' nin sözlerinin etkisinde kalan Dorian ' a göre zevk ve heyecan hayatın temel taşı olmuştur ve zevk, haz, heyecan kötülüktedir. Zamanla içindeki iyiliği kaybeden Dorian bambaşka bir insan olmuştur. Yaptığı her kötülük portresine yansır. Kitabı okurken dikkat çeken bir noktada dış görünüşün, güzelliğin insanlar üzerinde bir etki bıraktığı. Dorian o kadar yakışıklı ki, böyle birinin kötü olması mümkün değildi topluma göre. Çünkü "çirkin" insanlar sadece kötü olabilir algısına sahibiz ve bu algı bariz bir şekilde bugün bile toplumda fark ediliyor.


Yazar; kitapta alaycı, iğneleyici bir anlatım kullanmış. Henry karakterinden her ne kadar nefret etsem bile dediklerinin doğru olduğunu düşünmekten kendimi alıkoymadım. Henry kelimelerle oynayan, insanları konuştukça etki altında bırakan, oldukça kurnaz bir karakter. Bir zamanlar masum ve saf olan Dorian ' ın her yanlışından sonra artık neler yapabilir, ne kadar ileri gidebilir diye beklerken daha büyük bir yanlışı patlak verdi. Kitapta üzüldüğüm ve en çok sevdiğim karakter ise Dorian ' ın portresi sayesinde kariyerinin dönüm noktasını yaşayan Basil oldu.


Uzun bir aranın ardından inceleme yapma fırsatı bulduğum Dorian Gray ' in Portresi okuduğum en orjinal konuya sahip, akıcı, farklı ve olağanüstü güzel, üstüne uzun süre düşündürecek bir kitaptı. Edebi yönü ve çevirisi de oldukça başarılıydı bana göre. Kitabı okurken Oscar Wilde ' nin ruhunu ve düşüncelerini tüm çıplaklığıyla göreceksiniz. Estetik, din, sanat, güzellik, ego, vicdan, aşk, cinsellik,,, gibi bütün düşüncelerini kitaba aktarmış çünkü. Bu kitabı Ahmet Y ' nun tavsiyesi ve Seyid Ahmet GÜLTEKİN ' in incelemesi üzerine okumaya karar verdiğim için, ikisine de teşekkür ederim. Tüm ön yargı ve sığ düşüncelerden arınıp okuyabilecek kişilere bu kitabı tavsiye ederim...
        Bilemedim bu yazdıklarım incelemeden sayılır mı Dostlar? Sadece hissettiğimi yazmak istedim, belki içsel bir hesaplaşmaydı benimkisi;
        Dorian’ ın portresi gibi değil mi zaten hayatımız? Farklı pencerelerden bakarak farklı yorumlar yapıla bilinir bu güzel romana. Lakin okuduğumda bana hep kendi portremi düşündürdü..
Kâinatın sahibi bizlere öyle güzel ve öyle kusursuz bir portre ile göndermiş ki bu fani dünya ya! Bize de bu portreyi Baki Âlem’ e kadar en az kirlenme ile geri götürmek düşer. Dorian’ ın portresi misali Yaradanın vermiş olduğu aklı, iradeyi, vicdanı, merhameti, şefkati ve daha sayamadığımız bir sürü insani vasıfları emredilen şekliyle yaşamadığımız veya yerine getirmediğimiz, her anında biraz daha kirleniyor, biraz daha bozuluyor portremiz. Üstelik Yaradanın affından başka hiçbir şey silmiyor bu portremizde oluşan kirlilik ve bozulmayı.
         Mevla’m bizleri Dorian’ ın düştüğü durumlara düşürmesin ve portremizi gerçek sahibimize götürebileceğimiz en güzel hali ile götürmeyi nasip eylesin inşallah. Gerçekten de okunası olağan üstü güzellikte bir şaheser, iyi okumalar diliyorum Dostlar…
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.911 Oy)19.828 beğeni45.399 okunma3.494 alıntı191.887 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.902 Oy)9.173 beğeni30.086 okunma922 alıntı146.084 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.092 Oy)13.898 beğeni36.014 okunma3.753 alıntı153.015 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.702 Oy)9.651 beğeni27.099 okunma1.995 alıntı125.460 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.748 Oy)8.361 beğeni23.899 okunma947 alıntı95.214 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (8.213 Oy)9.202 beğeni27.476 okunma2.920 alıntı121.088 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.896 Oy)6.004 beğeni20.547 okunma913 alıntı106.726 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.879 Oy)9.418 beğeni26.496 okunma1.791 alıntı135.209 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.260 Oy)6.613 beğeni17.592 okunma2.935 alıntı90.000 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.601 Oy)4.085 beğeni13.596 okunma1.530 alıntı56.127 gösterim
Bu roman söylenecek her övgüyü sonuna kadar hak ediyor. Hayatımda okuduğum en derin, en etkileyici romanlardan biriydi. İnanılmaz gizemler barındıran, uçurumların ucunda sallanan bir uçurtma gibi söylenen sözler sizi ciddi anlamda sarsıyor. Sarsmaktan öte aslında alt üst ediyor. 1890 baskısında gördüğü tepkilerden dolayı, 1891'de basılan versiyonda bıçağın ucunu törpülemiş ama görüşlerinden asla vazgeçmemiştir.

Temposu hiç düşmeyen sürekli sizin ilginizi ayakta tutan bir roman. Yazarın yaşantısıyla çok önemli bağlantıların bulunduğu romanda yapılan bir portre resmin Dorian Gray'in hayatını nasıl baştan aşağıya değiştirdiğini görüyoruz. Yazar fazla ironi kullanmadan direk okura verilmek isteneni vermiştir. Ancak anlatımlarındaki derinliğin portre ile bağlantılı olması ve olayların bu portre etrafında dönmesi sizi sürükleyen unsurlardan biri olacaktır. Portre Dorian Gray'in ruhu gibi değişecek midir? Yoksa portre Dorian Gray'i değiştiriyor mudur? Acaba Bay Dorian Gray'in gerçek yüzü portreye yansıyacak mıdır? Bütün bunların cevabını romanın sonunda ve romanın her köşesinde bulacağınıza eminim.

Şiirleri, kısa öyküleri, oyunları ve tek romanıyla edebiyat dünyasına damgasını vurmuş bir yazarın 46 yaşında Paris'te bir otel odasında ölmesi oldukça üzücüdür. Lakin geride bıraktığı eserleri onu fazlasıyla ölümsüzleştirmiştir. Bu dünyadan bir Oscar Wilde geçmiştir dememiz sanırım ona duyacağımız saygının en büyük ifadesi olacaktır. Son olarak yazarlar yaşantıları ve tercihleri ile değil, vermiş olduğu sanat eserleriyle hatırlanmalıdır.
Oscar Wilde İrlandalı oyun yazarı, romancı, kısa öykücü ve şair. Farklı üslubu ile İngiltere’de Victoria döneminde büyük etkiler yaratmış bir isim. Gençlik dönemlerinde estetizm hareketi alanında aktif faaliyet göstermiştir ve sayesinde bu alanda bilinirlik ve etki artmıştır. Yaşam tarzında dişil yansımalar daha çok görülmüştür. Bazen giyimi, bazen yaptığı dekorlar vb ile. Güzellik ve estetiğe verdiği değeri her zaman açıkça yansıtmıştır. Ayrıca yaşadığı eşcinsel ilişkiler ve bunlar hakkındaki düşüncelerini eserlerinde sık sık kullanması da toplum tarafından yadırganmasına, ahlak bozucu olarak görülmesine ve hatta kendisinin bir dönem hapse mahkum olmasına sebep vermiştir. Sonrasında zor günler yaşamış, parasızlık çekmiş ve bir otel odasında menenjit sebebiyle ölmüştür. Eserlerinde otobiyografik ögeler yüksek derecede kendini göstermiştir.

Dorian Gray’in Portresi Wilde’ın ilk ve tek romanıdır, bunun dışında çoğunlukla tiyatro oyunları ve öyküler yayımlamıştır. Ama buna rağmen bu tek roman ile adını büyük ölçüde duyurmuş, büyük etkiler ve tatrtışmalar yaratmıştır.

İçerikten kısaca bahsedecek olursam; Dorian Gray saf bir ruh ve güzellik taşıyan bir gençtir. Zengindir. Sıkı dostu olan Basil’in bir gün onun portresini yapması ve bu esnada Dorian’ın Lord Henry ile tanışmasıyla tüm olaylar başlar. Portre o kadar güzel olmuştur ki, Basil ve Henry’nin hayranlık belirten sözleri ile de Dorian gençliğinin güzelliğinin farkına varır. Bunları bir gün kaybedecek olma düşüncesi o kadar etkiler ki, çok içten bir dua etmesine sebep olur. Zamanın güzelliğinden hiçbir şey almamasını ve yaşlılık, çirkinlik gibi etkilerin portreye yansımasını ister.

Eserin baş karakteri Dorian olsa bile Basil ve Lord Henry de olayların çoğunlukla merkezindedir.
Kitabın başlarında sık sık toplum, aşk, sanat, estetik, din vb bir çok konu üzerine özellikle Henry aracılığı ile düşüncelerin belirtildiğini görüyoruz. Henry bunları öyle bir üslup ve rahatlık ile söyler ki, sözlerine katılmasanız bile büyüsüne kapılıyor ve kendinizi sorguluyorsunuz. Burada henüz kendini keşfedememiş olan Dorian’ın Henry tarafından verilenler ile kötü yanları beslenmeye başlar ve hayatta gençlik, güzellikten önemli hiçbir şey olmadığını düşünür. Ettiği dua ile aslında ruhunu şeytana satmıştır ve sadece fiziksel olana bel bağlayıp, ruhunun tüm kötü yönlerini beslemiştir. Basil’in Dorian’a olan aşk seviyesindeki bağlılığı ve ettiği sözler ile yazarın eşcinsellik ögeleri barındırdığını da açıkça fark ediyoruz.

Aslında Lord Henry’nin benimsediği ve sık sık belirttiği düşünceleri yazarın kendi düşüncelerini de barındırır. Estetik olana, gençliğe, güzelliğe verilen değer gençliğinde yaptıklarıyla da görülmektedir. Wilde’ın yaşadığı eşcinsel ilişkiler döneminde sorunlara sebep olmuş, bu konulardaki fikirlerini eserlerinde de sık sık işlemesi Victoria döneminde büyük tartışmalar yaratmıştır. Düşüncelerinin ve eserlerinin ahlaksızlığı yücelttiği söylenmiş ve yazar izni ile de bu eseri kısaltılıp, sansürlenmiştir. Bu nedenle Oscar Wilde Victoria döneminin ikiyüzlülüğünü ve bazı sorunlarını da kitabında işlemiştir.


Romanının üç ana karakteri için şöyle demiştir: “Basil Halward, ben olduğumu sandığım kişidir; Lord Henry dünyanın ben sandığı kişidir; Dorian ise benim olmak istediğim kişidir, belki başka bir çağda…”

Her insanın aslında içinde biraz da olsa kötülük barındırdığını, bunu tetikleyici şeyler olursa nasıl da ortaya çıkabileceğini görüyoruz bu eserde. Bilinç ve bilinçaltının yarattığı farklılıkları, toplumun dayattıklarının insanları ne ölçüde etkilediğini ve egomuzun bize yaptırdıklarını da görüyoruz. Bir tarafımızla ahlaki, toplumsal vb. değerlere uymaya çalışırken, diğer taraftan egomuzun bize dayattıklarını törpülemeye çalışırız çoğunlukla ama bu çok baskın olduğunda insanda çift karakter yaşatıyor. Bu da bizim kötü yanlarımızı daha çok ortaya çıkarıyor. Hem yasak olan ve yapılmak istenip de yapılmayanlar da daha çekici gelmez mi insana her zaman? Bir de içimizdekini keşfetme sürecinde doğru yolu bulma serüvenidir önemli olan. Hayatın merkezine ne koyarsak, o yönlendiriyor bizleri. Hırslarımız, egomuz, bencilliğimiz güzel olan ne varsa kendi ellerimizle yok etmemize sebep olabiliyor bazen ve Dorian gibi ruhunu hırsları uğruna satanlar, dönülmeyecek bir yola girebiliyor.

Kesinlikle okunmalı, okutturulmalı bu eser. Ama tarafsız bir gözle. Yazarın konuyu işleyiş biçimi, üslubu o kadar güzel ki, keşke tek romanı olmasaydı dedirttiriyor. Katılmadığım konular ne kadar çok olsa da kendimizi sorgulama açısından önemli bir eser diye düşünüyorum. Özellikle de Everest’in sansürsüz basımını tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim herkese 
Öncelikle söylemeliyim ki kitapla tanışmama vesile olan
https://1000kitap.com/Pastelboya hocama cok teşekkür ediyorum.. :) ilk Oscar Wilde kitabımdı.. Harikaydı.

Ne dilediğine dikkat et...!

Dorian Gray.. çok yakışıklı karizmatik bütün insanların –sadece kadınların değil, erkeklerin de- gördüklerinde hayran oldukları bir adam. Basil ilk gördüğünde onun güzelliğinden etkileniyor (Bana göre kitabın sansürlenmesi, kadın-erkek ilişkisi değil...Basil'lin Dorian'a beslediği duygular ) Dorian onun modeli oluyor. Basil içinde Dorian olan tablolarını kimseye göstermiyor, tüm gözlerden sakınıp kendisine saklıyor. Kitabı bitirip kapattığınızda keşke olaya Harry dahil olmasaydı, Dorian hep portresinin yapıldığı andaki gibi kalsaydı diye düşünüyorsunuz. Boş bir beyne ne verirseniz alıyor çünkü. Kişiliği henüz oturmamış insanlara her türlü fikri empoze etmek nasıl kolaysa, Dorian da Harry’nin fikirlerinden, sözlerinden öylesine etkileniyor. Bundan sonrasında bir daha kendisi olamıyor zaten.Aslında tam olarak içindeki kötü ortaya çıkıyor. Onu aklına gelen şeyleri yapmaktan, istediği gibi biri olmaktan alıkoyan hiçbir engele sahip değil. Çünkü artık arkasına gizlendiği gizli bir portresi var..

Yalnızca Lord Henry'nin aforizmaları için bile okunabilir, tavsiye ederim..
İncelememe ilk olarak yazarı tanıtarak başlamak istiyorum. Oscar Wilde 1854’te Dublin’de doğmuştur. İrlandalı oyun yazarı, romancı, kısa öykücü ve şairi Wilde'ı Ramiz Dayı'nın "Herkes öldürür sevdiğini" dizeleriyle tanıyoruz.
Oscar Wilde hem iğneleyici zekası hem de ustaca gözleme dayalı toplumsal yorumlarıyla ünlüydü. Geç Viktorya döneminin en başarılı oyun yazarlarından Wilde Estetik Hareket'in önde gelen isimlerindendi.

Romanımız kendi portresiyle büyülenerek sonsuz gençlik ve güzellik uğruna ruhundan vazgeçen Dorian Gray'in değişimini anlatıyor.Roman 3 temel karakter üzerinden aktarılmıştır. Bu karakterler,keskin zekası,sivri dili, söylediklerini sağlam bir temele oturtabilen ,haksız dahi olsa söylediklerini kabul ettirebilen bir üsluba sahip olan ve kendisini Gray'in akıl hocası olarak gören Lord Hanry, çizdiği portreyle sanatının doruğuna çıkan,ılımlı bir tip olan ve Gray'e sonsuz bir ilgi duyan Ressam Basil ve bütün hayatını ettiği bir dua yüzünden değiştiren , güzelliği ve gençliğiyle herkesi kendine hayran eden portesinden kaçan Dorian Gray'dir.
Dorian Gray güzelliğiyle ve herkeste hayranlık uyandıran cazibesiyle kimse tarafından suç işleyebilecek veya hata yapabilecek biri olarak görülmez. Topluma göre ahlaksızlık,suçlu olmak ve hata yapmak yalnızca çirkinlere ve fakirlere özgü bir durumdu.O dönemde "değersiz ve ahlaka aykırı" bulunan eserin aslında işlediği bu konuyla Oscar Wilde'nin Viktorya dönemini zekice ve alaylı bir üslupla eleştirdiğini gösterir. Eserde hazcılık ve romantizm etkisi görülür.
Esere güçlü karakter analizleri ve diyaloglarla sağlanan sağlam bir üslup hakim. Sıkılmadan okuyabileceğinize eminim.

Yazarın yazdığı tek romanı olan bu eseri Cem Yayınevi'nin Kadir Kıvılcımlı çevirisiyle zevkle okuyabilirsiniz.

Bu kadar laftan sonra bu güzel şiiri bırakmazsam olmaz diye düşünüyorum:)

Kulak verin sözlerime iyice
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu
Kimileri dalkavukça sözlerle;
Korkaklar öpücük ile öldürür
Yürekliler kılıç darbeleriyle...
Bugün sizler ile Oscar Wilde'ın 1891 yılında yayımlanan felsefi romanı Dorian Gray'in Portresi’ni incelemek istiyorum. Biliyorum, içinizden: “Ya arkadaş, sen de yemiyor, içmiyor habire okuyor ve üstüne bir de inceleme yazıyorsun!” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ne yapayım, bunlar hep eskiye dair okuduklarıma olan paylaşım ya da incelemelerim diyebiliriz. Bu aralar ülkemizde ve dünya genelinde yaşanan ekonomik resesyondan ötürü ben de kalemi elime çok alır, aman ne kalemi, klavyenin başına çok oturur oldum. Neyse biz kitaba gelelim dostlar, bu hadiselerden dolayı canımız sıkılmasın şu güzelim mecrada.


KONUSU
Dorian Gray'in Portresi, Oscar Wilde'in kaleme almış olduğu tek romanıdır. Kitabımız, bir tuvale tasvir edilmiş olan portresinin, kendisinin yerine yaşlanmasını daha çok isteyen, sonsuz bir gençlik karşılığında ruhundan vazgeçen ve bu isteği gerçekleşince ahlaki olarak yoldan çıkarcasına yozlaşan haz ve güzellik düşkünü genç, yakışıklı bir adamı konu almaktadır.

Ressam Basil Hallward, yüz güzelliği ve yakışıklılığı ile dikkat çeken Dorian’den çok etkilenen bir hayranıdır. Dorian, Basil'in evinde, Basil'in arkadaşı olan Lord Henry Wotton ile tanıştıktan sonra kendisinin dünya görüşünden bir hayli etkilenir.

Lord Henry, hayatta en önem verilecek şeylerin zevk, güzellik ve çok değişik türde hazlar elde etmek olduğunu ifade etmektedir. Naif duygular içinde olan Dorian, elbet bir gün güzelliğinin yok olacağının farkındadır ve üzüntülü bir şekilde, kendisinin yerine Basil'in çizdiği resminin yaşlanmasını ne kadar çok istediğini dile getirir ve işte o andan sonra Dorian'ın bu dileği gerçekleşir, fakat ebedi gençlik karşılığında Dorian ruhunu şeytana satar. (Burada aklıma okumuş olduğum Johann Wolfgang Von Goethe’nin Faust #30333413 eseri geldi.)

Dileği gerçek olan Dorian, yaşamakta olduğu bu dünyada genç kalırken, kendisinin portresi yaşlanmakta ve Dorian’ın işlemekte oldu her bir günah ise portreye yansımaktadır.


SONRASINDA YAŞANANLAR
Roman, Amerikan edebiyat gazetesi olan Lippinscott'un Monthly Magazine tarafından yayımlandıktan ve okurlarına eriştikten sonra, edebiyat eleştirmenlerinin çok ağır eleştirilerine maruz kalmıştır. Bu Eleştirmenler, kitabı son derece “Ahlaki ve ruhsal çürümenin zehirli kanıtı” - “kasvetli ve yozlaşmış” – “Ahlaki çöküşün ve güçlü homoerotik alt tonların tasviri” şeklinde yorumlamış ve eşcinsellikten aleni bir şekilde bahsetmesi nedeniyle deyim yerindeyse; adeta yerin dibine sokmuşlarıdır. Yayınlandığı zaman diliminde almış olduğu tepkiler, yaratmış olduğu tartışmalar ve üstüne almış olduğu sansürler de cabasıdır. O zamanlar toplumda bir tabu olarak görülen eşcinsellik ve hemcinsler arası ilişkinin “Hazzı”, edebide olsa, deyim yerindeyse “Ahlaksızlıktır”.


Korku:
“Toplum korkusu ki ahlakın temelidir, bir de dinin püf noktası olan Tanrı korkusu: Bizi yöneten iki şey işte bunlar.” S.30


Bütün bu eleştirilere sebep olan bu hadiselerden ötürü, yazarın kendisinin de rızası ile kitap cinselliği konu alan birçok şeyden arındırılıp, baskıya hazır hale getirildikten sonra, yeninden bir kitap halinde 120 yıldır sansürlenmiş haliyle bizlere edebi olarak hitap etmektedir.


Tüm bu olanlar yetmiyormuş gibi, kendisi yaşam tarzı sebebiyle 1895 yılında eşcinsellik suçundan 2 yıl hapse mahkûm edildi. Yaşamış olduğu bu hazin hadiseden dolayı hayatı onarılamaz ölçüde sarsıldı. Evlatları bile bu utançtan ötürü soyadlarını değiştirmeyi tercih etti ve kendisini ihanete uğramış yaşlı ve yorgun hisseden Dorian, Fransa’ya yerleşip adını değiştirmek zorunda kaldı. Oldukça zorlu şartlar altında bir hayat sürmeye çalışan Oscar Wilde, 30 Kasım 1900 tarihinde, Paris’in en kötü ve pis otellerinden birisinde ölü bulundu. Böylesi bir edebiyat yazarı için gerçekten de üzücü ve belki de hiç istenmeyecek bir son oldu…


Düşman:
“Kişi düşmanını seçerken ne denli dikkatli olsa azdır. Benim bir tane bile aptal düşmanım yoktur. Tüm düşmanlarımın zihinsel melekeleri güçlüdür, bu yüzden de benim değerimi bilirler.” S.19-20


Kitabının önsözünde: “Sanatçı, güzel şeylerin mimarıdır. Sanatın gayesi, sanatçıyı gizlemek, sanatı gün yüzüne çıkarmaktır. Eleştirmen ise, sanatı bir başka biçime dönüştüren yahut güzel şeylerin kendisinde bıraktığı izlenimi, yeni bir vasıtayla ifadeye kavuşturan kişidir.” der Oscar Wilde.


OLAYLARIN GELİŞİMİ VE ÖZETİ
İnsanların çokta müreffeh olmadığı bir dönemde, fakir birisi ile evlenmiş olan Dorian Gray’in annesi, eşinin vefatından kısa bir süre sonra ailesinin yanına geri dönmek zorunda kalır. Dünyaya gelen Dorian, doğduktan hemen sonra annesini de kaybeder ve kendisine mecburen büyük babası bakmak zorunda kalır. Yüz güzelliğinin, herkesi kendisine hayran bırakacak mükemmellikte olduğu Dorian, aşırı sert ve zalim bir kişiliğe sahip bir büyük babanın sevgisiz bir ortamda büyümek zorunda kalır.

Aile sevgisinden ve ilgiden yoksun bir ortamda büyüyen Dorian, ilerleyen zamanda diğer tüm insanlara karşı ilgisiz ve kayıtsız kalmaya başlar. Fakat sonra Dorian tiyatro oyuncusu Sibly Vane’ye âşık olduktan sonra, artık onu hayatının bir anlamı olarak görmektedir. Ayrıca yakın olarak arkadaş olduğu ressam Basil Hallward ile Lord Henry Wotton vardır. Basil Hallward, resmettiği her sanat eserine kendinden bir şey kattığını düşünen, hayatının merkezine sanatını koyan, daha çok kendi iç dünyası ile ilgilenen ve dış dünyaya kayıtsız kalan bir sanat adamıdır.

Lord Henry ise, kendisini “Hazcılık” ile bağdaştırmış ve hayatta dair önem arz eden şeylerin, zevk ve güzellik olduğunu düşünmektedir. Dorian ile her daim, haz hakkında olan görüş ve düşüncelerini paylaşmakta ve ona bunları empoze etme gayesindedir. Yukarıda da bahsettiğim üzere: Naif duygular içinde olan Dorian, elbet bir gün güzelliğinin yok olacağının farkındadır ve üzüntülü bir şekilde, “Keşke her zaman genç kalacak olan ben olsaydım da portrem yaşlansaydı! Bunun için... bunun için her şeyi verirdim!" diyerek ağlar ve işte o andan sonra Dorian'ın bu dileği gerçekleşir, fakat ebedi gençlik karşılığında Dorian ruhunu şeytana satar.


Gençlik:
“Eski günlerinizde yaptığınız büyük bir hata anımsayabiliyor musunuz, düşes? diye sordu. Korkarım pek çok! Lord Henry, Öyleyse bunları yeniden yapın, diye ciddilikle yanıtladı. İnsanın gençliğini yeniden kazanabilmesi için çılgınlıklarını yinelemesi yeterlidir.” S.58


Günah:
“Şu var ki deneyimde itici güç yoktur. Oynadığı etkin rol vicdanın rolü kadar önemsizdi. Ortaya koyduğu tek gerçek, geleceğimizin de geçmişimize eş olacağıydı; bundan önce bir kez, tiksinerek işlediğimiz günahı bundan böyle birçok kez işleyecektik, hem de seve seve.” S.78


Hayatında önemli bir yer teşkil eden Dorian ile olmaktan, onunla birlikte vakit geçirirken resimlerini yapmaktan büyük keyif alan Ressam Basil, arkadaşı Dorian’ı elinden geldiğince Lord Henry’den uzak tutma çabasındadır. Dorian, arkadaşı Basil’e sanat hayatında modellik yapmaktadır. Basil’in en mükemmel başyapıtı olarak gördüğü şaheseri, Dorian’ın portresidir ve ilginçtir ki Basil Dorian’an dan ayrı kaldığında sanatını olması gerektiği gibi icra edememektedir.


“Yüz yüze geldiğim bu insanın salt varlığı öylesine büyüleyiciydi ki, izin verirsem benim tüm benliğime, ruhuma, giderek sanatıma el koyabilirdi.” S.17


Zamanla Dorian de Lord Henry gibi etrafında olanı biteni umursamaz bir tavır içine girer. İkili arasında olan ilişki, Dorian’ın, kimliğinin daha da değişmesine sebep olmakla birlikte, Dorian Henry’den etkilenmekte ve ona karşı olan ilgisi daha da artmaktaydı. Henry’den uzak kalamamasında en büyük etken, onun bir aile saadetinin olmamasıdır ve gitgide daha da yakınlık duymasına neden olur. Henry kadınları küçümsemekte, erkeği kadından daha üstün gördüğünü ve kadınların yeteneksiz olduğu düşüncesini belli etmekteydi. Günlerden bir gün, Dorian Gray’in saflığında istifade eden Lord, onun ırzına geçer. (Aklıma Nuri Alço ve gazoz sahnesi geldi. Bkz: https://www.youtube.com/watch?v=CF0o9DYk8qo)


“Anlatmamak elinde değil ki, Dorian. Ömür boyu yaptığın her şeyi bana anlatacaksın sen.” Evet, sanırım öyle olacak Henry. Her şeyi sana anlatmamak elimde değil. Tuhaf bir etkin var üzerimde.” S.70


Bu arada, dış dünyaya uzak olan ve kendi ütopyasında yaşayan Sibly Vane, Dorian’e ilk gördüğünde âşık olur ve bir müddet aşk yaşarlar. Sibly, sevgilisi Grey’in dünyaya olan bakışına, onun kendisine olan sadistliğine ve hakaretlerine dayanamayarak intiharı tek kurtuluş olarak görür ve canına kıyar. Ressam Basil, Sibly’in intihar ederek canına kıydığını haber aldığında adeta şok olur. Bu elim hadiseyi Dorian’a ulaştırdığında, Dorian bu trajik olaya çok normal bir şeymiş gibi yaklaşması anlam veremez. Dorian bu yaşanan elim hadiseye her ne kadar kayıtsız kalmış gibi görünse de, aslında Sibly Vane’nin ölümü onu içten ve derinden etkiler. Sibly’e karşı davranışı ve yaptığı hakaretlerden dolayı, onun intiharı seçerek hayata veda etmesi Dorian’a çok ağır gelmiştir ve onu tamamen yıkmıştır.


Dorian, artık içten içe bu psikolojinin rahatsızlığını hissetmekte ve adeta şokunu yaşamaktadır. Yaşamak istediği haz için ruhunu satarak elde ettiği daimi gençlik, güzellik ile birlikte resmine odaklanan Dorian, artık kendi portresine her baktığında ne kadar da ruhsuz olduğu düşüncesi ile birlikte vicdanı daha çok hissetmektedir.


“Lord Henry’nin etkisiyle kötülüğün ve zevkin çekimine kapılan, dünyada gençlik ve güzellikten önemli bir şey olmadığına inanan Dorian için heyecan, kötülükte ve günahtadır; iyilik ve erdemse sıkıcıdır, edilgendir. “


Dorian’ın hayatında yaşamakta olduğu eşcinsellik ile ilgili psikolojik değişimler ve sırları, Basil’in yaptığı sanat eserlerinde de açıkça gözlemlene bilmektedir. Fakat portredeki bu değişimi gözlemleyebilen ve bunu gören Basil’in kendisi olmuştur. İşte Dorian’ın ebedi gençlik sırrını açığa çıkarabilecek tek kanıt, arkadaşı Basil’in fırça darbeleri ile yaratmış olduğu bu sanat eseridir. Bu tabloyu ele geçirmesi ve kimsenin görmemesi fikri zamanla Dorian’da bir saplantı halini alır. Kendisi hakkında önemli sırları barındırdığını düşündüğü bu portrenin gün yüzüne çıkmaması ve kimse tarafından görülememesi düşüncesi daha ağır basmaktadır. Yaşamakta olduğu kötü günler ve olayların sebebiyle kendisinin portresinin eski güzelliğini yitirdiğini ve git gide daha da çirkinleştiğini fark etmektedir… Devamı kitapta. :))


Portre:
“Hissedilerek çizilmiş her portre ressamın bir portresidir, modelin değil. Modelin orada bulunması yalnızca resmin yapılmasına yol açan rastlantı, bahanedir.” S.16


Dorian'ın yakışıklılığının ve genç tavrının övgüsünü tekrar eden yorumlar yapmakla birlikte, her iki yaşlı adamın da Dorian Gray'in Resminde, ismini konuşmaya cesaret edemediği aşk olarak bilinen şey olduğu çoktan kanıtlanmıştır. Basil Hallward, "Ben yaşadığım sürece, Dorian Gray'in kişiliği bana hâkim olacak" kadar uzağa gider. Sanatın ve ahlaksızlığın temel ahlaksızlığını kesin bir dille savunan Wilde için Dorian Gray'in Portresi, paradoksal olarak çok geleneksel bir ahlaki mesaja sahiptir.


Oscar Wilde'ın geleneksel ahlaktan önce üslup değer biçimini benimsemesi, dönemin Victoria İngiltere'sinde kendisine karşı birçok düşman yarattı. Bazı eleştirmenler Wilde'ı, Viktorya çağının anti-semitizminin popülist kitlesine oynamakla suçladı. Wilde, sanatında ve hayatında, gelgitlere karşı durmaktan büyük keyif aldı ve Popüler önyargı yapanları da küçümsedi. Oscar Wilde, nihilist zarafetin ve popüler hayal gücünün kalıcı olduğu zulümden çok daha fazlasıydı.


Yaşam:
“Yaşamanın amacı kişinin kendini geliştirmesidir.” S.30


Dorian Gray, okurken biz okurları sıkıp, bunaltmayan, içeriği ile ilgili merakta bırakan ve okumakta olduğumuz her sayfasında, yeni şeyleri bizlere sorgulatan türde bir kitap. Ben şahsen, bu güzel eseri okuduğuma, bende bıraktıklarına memnun oldum diyebilirim. Kitap hakkında ufakta olsa merakta kalanlar, henüz bilmiyorsanız diye yazmak isterim. Kendisinin kaleme aldığı eserin filmi de var ve şuraya fragmanını görmek isteyenler için iliştiriyorum. :))
https://www.youtube.com/watch?v=YVbdd8oOwOY


Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ Adem YEŞİL ~
Okuduğum en eski kitaplardan birisi bu eser 1971 yılında basılmış ve oldukça eskiydi. Bana nedense Koku kitabını hatırlattı.
Eseri okuduktan sonra filmini izledim ama hayatımda bu kadar saçma bir film izlememiştim. Bir kere Dorian Gray'i canlandıran kişinin Dorian Grayle uzaktan yakından alakası yoktu. Neyse film eleştirisi yapmayım ama tam anlamıyla zaman kaybıydı. Demek ki her kitabın filmini izlememek gerekiyormuş.


Kitaba gelecek olursak baş kahramanımız Dorian Gray herkesin gözlerini kamaştıracak bir güzelliktedir. Ressam arkadaşı Basil'in yaptığı bir portreyle ve Dorian'ın ettiği bir dua ile (dua ya da dilek her neyse) bu güzellik kalıcı hale gelir. Ama bunun ağır bedelleri olacaktır tabii.Arkadaşı Henry o güzel sesiyle Dorian'ı etkiler, onun aklına girer ve onu bambaşka biri haline getirir.

Bir kitabın ilk defa önsözünü okudum ve Oscar Wilde'nin sanat hakkında yazdıkları beni oldukça etkiledi. Sırf önsözü için bile okunacak bir kitap. Tavsiye ederim, herkese keyifli okumalar.
"Keşke tersi olabilseydi! Keşke her zaman genç kalacak olan ben olsaydım da portrem yaşlansaydı! Bunun için... bunun için her şeyi verirdim!" diye dilekte bulunan genç, güzel (yakışıklı) Dorian Gray, Lord Henry`nin sözleri ile ruhunu, saf çekiciliğini yavaş yavaş şeytana satacağından habersizdir...

Kitap ilk okuduğum Oscar Wilde kitabı olmakla beraber, yazarın da ilk ve son romanıymış. Önyargılarımı yerle bir eden etkisinden başka, gerçekliğine sonuna kadar inanmakta direndiğim kitaplardan oldu. Benim için kurgudan ziyade "ben bu olayı bir yerlerden duymuştum" algısı oluşturdu.

Kitabın ön kısmında yazarın kendi tarafından kaleme alınan cümleler var;

* Basil Hallward kendi hakkımda düşündüklerim - Basil Hallward, güzelliğe tapan, sanatına düşkün, sadece yaptığı işler ile yaşayan biri..
* Lord Henry dünyanın hakkımda düşündükleri - Lord Henry, dünyaya kendi gözlükleri ardından bakan, insanın içinde melekten çok şeytanın olduğunu savunan, toplum tarafından "bencil, sağduyusuz, vurdumduymaz" adlandırılan biri..
* Dorian belki başka yaşlarda olmak istediğim kişidir - Dorian Gray, saf, gençlik ateşi ile yanıp tutuşan, içindeki kötülüğü hep bastırmış ama bir kitap ve Lord Henry sayesinde içindeki şeytanı özgür bırakmış biridir..

Kitapda- aşk, felsefe, din, iyilik, vicdan, güzellik, sanat ve başka konularda sorgulatıcı, keskin cümleler okuyoruz. Okurken sorgulatan, mekanik olarak okunup geçilmeyecek, bende iz bırakan, uzun süre okuduğum kısımları hatırlayacağım kitaplardan oldu.

Sıkılmadan, pişman olmadan, akıcı olarak okuyacaksınız. (bence...)

Tavsiyemdir..
Lise zamanlarında okuduğum bir kitaptı. Keyifli bir yapıt olduğunu söyleyebilirim sanıyorum. Her ne kadar sürükleyici olduğunu düşünmesem de ilginç konusu ve düşündürücü bakış açısı olan harcadığınız zamana pişman olmayacağınız bir hikaye.
Kitap salt güzelliğin ve acımasızlığın bir bütünu olan kendi ruhunu bir tabloda gorebilen ve buna karsin kendi benliginde işlediği günahların izini taşımayan bir insan düşünün ve yapabileceklerinin sınırını iste dorian gray tanımladınız. Kitap dünyayı ve 19.yüzyılı eleştiriyor. Ve bunu yaparken en sert şekilde yapıyor.
Keyifli okumalar
İyi haftalar 1K DOSTLARIM :) Oscar WILDE ve Dorian GRAY' i... Öncelikle belirtmek isterim ki hikayeyi okumadan önce Oscar WILDE' ın kendisi, sansürlerle geçen yayınlama süreci ve kitabın 1891 senesinde yazılmış olması beni gerçekten etkiledi. Bir kere daha anladım ki, bir asır öncesi ve şimdi ; insanlık için değişen hiçbir şey yok. Özellikle duygularımızdan başlamak üzere ; nefret, kıskançlık, bencillik, şantaj, dedikodu mekanizması, dinlere bakış açısı, farklı cinsel tercihler ve hayat vs... bugün nasıl ise aynı. İnsanlığı hiçbir zaman törpüleyemediğimizin ve bundan 100 sene sonra da törpülenmeyeceğinin kanıtı. Her ne kadar karamsar olmayayım desem de iyilik insandan gerçekten uzakta... Aslında çok basit, tahmin edilebilir bilindik bir hikayeyi, sırf bir asır önce de görmek için okuyun. Sevgiyle güzellikler ile kalın....
“Bu gece günceme yazacağım.”
“Neyi?”
“Ateşten eli yanan çocuğun ateşi sevdiğini.”
Herkesin her şeye inandığı ve de zırnık bir şey bilmediği günler.
Oscar Wilde
Sayfa 266 - Can Yayınları 28.Basım
Düşes, “Ya sanata ne diyorsun?” diye sordu.
“Bir illettir.”
“Aşk?”
“Yanılsama.”
“Din?”
“İnancın yerini tutan günün modası.”
"Sen kuşkucusun.”
“Hiç de değil. Kuşkuculuk imanın başlangıcıdır.”
“Ya nesin sen öyleyse?”
“Tanımlamak kısıtlamaktır.”
“Bir ipucu ver bana.”
“İp dediğin kopar. Labirentte kaybolabilirsin.”
Ciddi konulardan konuşmak yok!
Şimdilerde hiçbir şey ciddiye alınmıyor.
Oscar Wilde
Sayfa 185 - Can Yayınları 28.Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dorian Gray'in Portresi
Baskı tarihi:
6 Haziran 2018
Sayfa sayısı:
308
Format:
Ciltli
ISBN:
9786050953060
Kitabın türü:
Çeviri:
İlknur Özdemir
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dex Kitap
Bir yandan korkun bir yandan umudun varsa iki kanatlı olursun, tek kanatla uçulmaz zaten.
Mevlânâ

Oscar Wilde’ın “Okuyan herkes baş karakterde kendi günahını görecek,” dediği tek romanı Dorian Gray’in Portresi edebiyatın kuşkusuz en büyük klasik eserlerinden biri... Fakat Dorian Gray’in Portresi’ni bu kadar büyük ve zamansız kılan, ahlaka, yargılara, güzelliğe, sanata, gençliğe, toplumsal normlara ve korkularımıza dair söyledikleri... Ressam Basil Hallward’ın güzelliğiyle büyüleyen genç Dorian Gray’in portresini yapması ve bu portrenin genç adamın hayatını ele geçirişini anlatan “zamansız” bir başyapıt.

“… Gençliğiniz sürerken tadını çıkarın. Can sıkıcı şeyleri dinleyerek, umutsuz başarısızlıkları gidermeye çalışarak ya da hayatınızı cahiller, sıradanlar, bayağılar için tüketerek altın günlerinizi boşa harcamayın; bunlar çağımızın sağlıksız hedefleri, sahte idealleri. Yaşayın!
İçinizdeki harika hayatı yaşayın!
Hiçbir şeyi ziyan etmeyin. Hep yeni heyecanlar arayın. Hiçbir şeyden korkmayın…”

Kitabı okuyanlar 2.953 okur

  • nurcihan tutar
  • Efe Ceker
  • Elif Göknil Ören

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.1 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları