1000Kitap Logosu
Dorian Gray'in Portresi

Dorian Gray'in Portresi

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!

Hakkında

368 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 10 sa. 26 dk.
Adı
Dorian Gray'in Portresi
Orijinal adı
The Picture of Dorian Gray
Çevirmen
Basım
Türkçe · Türkiye · Salyangoz Yayınları · Nisan 2007 (İlk yayınlanma: 1890) · Karton kapak · 9789756277737
Diğer baskılar
16 Ekim 1854´te Dublin´de, ailesinin ikinci çocuğu olarak doğdu. Babası dönemin ünlü doktorlarından William Wilde, annesi İrlanda´nın İngiltere´den bağımsızlığını savunan devrimci şiirleriyle dikkat çekmiş yazar Jane Francesca Elgee idi. Kendisinden üç yaş küçük kız kardeşi Emily´nin henüz on yaşındaki ölümü Wilde´in çocukluk döneminin en sarsıcı olayı oldu; yazar kardeşinin saçlarından bir tutamı, hayatı boyunca, üzerinde taşıdığı küçük bir zarfla sakladı. 1883´te Duchess of Padova (Padova Düşesi) adlı oyunu yazdı.1884´te Constance Loyd´la evlendi İki yıl içinde bu evlilikten iki erkek çocuk sahibi oldu. 1887´de Woman´s World Dergisi´nin edtörlüğünü üstlendi; aynı yıl Canterville Hayaleti´ni kaleme aldı. Çocuk öykülerinde oluşan kitap, 1890´da bir Amerikan dergisinde yayınlanan tek romanı Dorian Gray´in Portresi, A Woman of No Importance (Önemsiz Bir Kadın), An Ideal Husband (İdeal bir koca)ve The Importance of Being Earnest (Ciddi Olmanın Önemi) adlı oyunları bu dönemde yayınlandı. Dorian Gray´in Portresi 1891´de kitap haline getirildi ve şiddetli tepkilere yol açtı. Aynı kitap daha sonra Wilde´ın kaderini belirleyecek davalarda kanıtmışcasına kullandı. Tek romanı Dorian Gray´in Portresi, genç bir adamın dünyası ile 19. yüzyılın dalgalanan, estetiğe ve mitolojiye sığınan üst-sınıf dünyasını çarpıcı bir üslupla bir araya getiriyor. Hayat, sanat, ölüm, sonsuzluk, vicdan acıma ve tutku üzerine usta bir yazardan çarpıcı yaşam parçaları.
Fiyatlar

Okurlar

9.0
10 üzerinden
28bin Puan · 3812 İnceleme
272 syf.
·
5 günde
·
9/10 puan
Dorian Gray'in Portresi /Ruh sağlığınıza dikkat edin!
"Olmasaydı sonumuz böyle!" Şiştt... Sakin. Spoiler falan vermedim. Ama ne olur benden bu kitabı spoiler vermeden incelememi beklemeyin, yine de elimden geleni yapacağım. En son Martin Eden beni bu kadar yakmış, yıkmıştı. Ama Martin için üzülmüştüm o kitapta. Bu kitapta kime tutunduysam kaldı elimde. Ağaca güvendim çürüdü. İnsana güvendim öldü, öldürdü, öldürüldü. İncelememin henüz başında bir uyarım olsun: Bu kitap ruh sağlığınıza zarar verebilir. Dileklerin ulaşamayacağı yerlerde saklayın! En son ne dilediniz hayattan hatırlıyor musunuz? Ya da en içten dileğiniz neydi? Gerçek olsaydı ne olurdu düşündünüz mü hiç? Her şey çok güzel olurdu. Hadi canım sen de! Bir gün bir söz okumuştum ve çok hoşuma gitmişti. "Bazı şeyler yokken güzel." Bu kitaptan da şu dersi çıkardım: Bazı dilekler yalnızca dilek aşamasında kalınca güzel. İstediğimiz her şey gerçekleşse daha mutsuz olur, o yükü taşıyamazdık. İnsanın düşünceleri yüzüne yansırmış. Çirkin düşünceler çirkin suretler doğururmuş. Ve bu suretler ele verirmiş kendini, bizi çirkin düşünenlerden korurmuş. Dorian'a da çok haksızlık etmek istemiyorum. (İçimden beter olsun diyenleri de duymuyor değilim.) Derler ki güzellerin bahtı kara olurmuş. Dorian güzel yüzünden kaybetti belki de. Güzel yüzünün getirdiklerinden. Güzel yüzüyle edindi kendini yakacak insanları ve yine güzel yüzüyle yaktı onları. Gerçek olan dileği yine güzel yüzüyle ilgiliydi. Olmasaydı, olmayacaktı sonu böyle, ne onun ne de sonunu getirdiklerinin. Yazıldığı dönemde birçok tartışmaya neden olmuş bir eser. Eşcinsellik bunlardan biri. Dorian'a taparcasına bağlanan erkekler var. O dönemde bunu dile getirmek bir yazar için oldukça cesur diye düşünüyorum. Şu dönemde bile öyleyken... Ve sonradan öğrendim ki eser sansüre uğramış. Orijinal hali nasıl bilmiyorum ama tartışmamızda konuyla ilgili bilgi sahibi olan okurlar fikirlerini paylaşabilirler. Birlikte okumak bu yüzden güzel! Şuna da değinmeden geçmek istemiyorum. Beyler, düşün artık şu kadınların yakasından! Hangi kitabı okumuş olsam hangi devirde yazılmış olursa olsun kadınlara olumsuz bir bakış açısı, kalıp yargılar. Alın ön yargılarınızı ... götürün en yakın çöplüğe atın! "Dün beş buçuk, altıya çeyrek kala civarı gelmiş olsaydın beni gözyaşları içinde görürdün. Çok acı çektim. Sonra geçip gitti." (s. 128) Bir kadının sonuna neden oluyor ve 15 dakika acı çekiyorsun. Canım ya, kıyamam! Ne çok gözyaşı döktün öyle! Bu kadar hırpalama kendini. Akşam operaya gidersin... Ve gitti biliyor musunuz? Oysa ne çok şey beklemiştim okurken. Martin Eden gibi bir kitap beklemiştim. Her dakika şimdi çok güzel şeyler olacak diye umut ettim. İncelememde şu şu şekillerde Dorian'ı savunabileceğim diye hayaller kurdum. Ama sen elimde kendini savunacak hiçbir şey bırakmadın Dorian. Şimdi sadece "Arkadaş kurbanı oldu, dileğinin kurbanı oldu." diyebiliyorum. Evet oldu. Ama Sibyl Vane neyin kurbanı oldu? Juliet'in hayatı daha az mı kıymetliydi seninkinden? Juliet demişken, -tamam uzadı biliyorum, idare edin beni- eserde birçok yerde Shakespeare'in eserlerine göndermeler var. Onun bir oyunu da yön veriyor eserin seyrine. Bu yönü oldukça başarılı buldum diyebilirim. Dönemin özellikleri, İngiltere, Fransa, insanların yaşam biçimleri ve birbirlerine karşı bakış açıları okurun gözleri önüne serilmiş. Katıldığınız, katılmadığınız birçok yer olacak. Özellikle Lord Henry karakterinin düşüncelerinde. Her şeye rağmen okurken sıkılmıyorsunuz. Hatta öyle başarılı cümleler var ki etkisinden çıkamıyorsunuz uzun süre: "Bunu gece günlüğüme yazacağım." "Neyi?" "Ateşten yananın ateşe doymadığını." (s. 226) Etkinlik kitabımızdı ve birlikte seçtik bu eseri. İyi ki de seçmişiz diyorum. Bu ay sonunda burada yorumlayacağız. Tüm cümlelerimi burada tüketmek istemiyorum bu nedenle. Birlikte okuyalım, birlikte tartışalım. Eserden bir alıntıyla incelememe son vermek istiyorum: "Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyorlar da hiçbir şeyin kıymetini bilmiyorlar." (s. 55) Gerçekten öyle değil mi? Tam olarak 21. yüzyıl insanı! Klasik nitelikte eserleri bu yüzden seviyorum. Verdikleri mesaj her döneme hitap ediyor. Buraya kadar okuduysanız eğer, yürekten teşekkür ediyorum. "Buraya kadar okumuş olan ve incelememi paylaşan bir kişiye etkinlik bitiminde eseri hediye etmek istiyorum." Keyifli okumalar dileklerimle. Ruh sağlığınıza dikkat edin!
Dorian Gray'in Portresi
9.0/10 · 80,6bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
192 syf.
Dorian Gray ' in Portresi, Oscar Wilde ' nin tek romanı olma özelliğini taşıyor. Ama 10 kitap yazacağına tek bir kitapla 10 kitaba bedel bir etki bırakması onun nasıl bir yazar olduğunu ortaya koyuyor zaten. 1981 yılında basılan Dorian Gray ' in Portresi yayımlandığı dönem büyük tepki görüp, büyük tartışmalara sebep olmuştur. Kitabın yazarı Oscar Wilde " ahlaksızlıkla " suçlanmış, kitap birkaç kere sansüre uğramıştır. Çünkü kitapta eşcinsellik ve hazcılık açıkça işlenip, ahlaksızlık ön plana çıkarılmıştır, o dönemin insanlarına göre. Oscar Wilde ' nin " Bir ruhun hikayesi " diye tanımladığı kitabı, masum ve saf bir gencin adım adım günaha sürüklenmesini, egosuna yenik düşüp ahlak ve karakter savaşını kaybedişini anlatıyor. Kitap ana karakter Dorian, dostları Basil ve Henry ' i anlatıyor. Oscar Wilde bu karakterler için " Basil Hallward ben olduğumu sandığım kişidir; Lord Henry dünyanın ben sandığı kişidir; Dorian ise benim olmak istediğim kişidir, belki başka bir çağda... " diye bahsediyor. Dorian tüm ailesini kaybetmiş ama ardlarından büyük bir mirasa sahip olmuş, eğitimli, insanları tekrar döndürüp baktıracak kadar yakışıklı saf bir genç. Fakat kendisine eşcinselliğe varacak kadar büyük bir ilgiyle yaklaşan dostu Basil ' in yaptığı portresi sayesinde güzelliğinin farkına varan ve Basil ' in tanışmasını istemediği Lord Henry ' nin sözlerinin etkisinde kalan kahramanımıza göre dünyada önemli olan tek şey gençlik ve güzelliktir artık. Sonsuza kadar genç ve yakışıklı kalmayı dileyen Dorian bunun için ruhunu şeytana satmaya hazırdır. Dostu Henry ' nin sözlerinin etkisinde kalan Dorian ' a göre zevk ve heyecan hayatın temel taşı olmuştur ve zevk, haz, heyecan kötülüktedir. Zamanla içindeki iyiliği kaybeden Dorian bambaşka bir insan olmuştur. Yaptığı her kötülük portresine yansır. Kitabı okurken dikkat çeken bir noktada dış görünüşün, güzelliğin insanlar üzerinde bir etki bıraktığı. Dorian o kadar yakışıklı ki, böyle birinin kötü olması mümkün değildi topluma göre. Çünkü "çirkin" insanlar sadece kötü olabilir algısına sahibiz ve bu algı bariz bir şekilde bugün bile toplumda fark ediliyor. Yazar; kitapta alaycı, iğneleyici bir anlatım kullanmış. Henry karakterinden her ne kadar nefret etsem bile dediklerinin doğru olduğunu düşünmekten kendimi alıkoymadım. Henry kelimelerle oynayan, insanları konuştukça etki altında bırakan, oldukça kurnaz bir karakter. Bir zamanlar masum ve saf olan Dorian ' ın her yanlışından sonra artık neler yapabilir, ne kadar ileri gidebilir diye beklerken daha büyük bir yanlışı patlak verdi. Kitapta üzüldüğüm ve en çok sevdiğim karakter ise Dorian ' ın portresi sayesinde kariyerinin dönüm noktasını yaşayan Basil oldu. Uzun bir aranın ardından inceleme yapma fırsatı bulduğum Dorian Gray ' in Portresi okuduğum en orjinal konuya sahip, akıcı, farklı ve olağanüstü güzel, üstüne uzun süre düşündürecek bir kitaptı. Edebi yönü ve çevirisi de oldukça başarılıydı bana göre. Kitabı okurken Oscar Wilde ' nin ruhunu ve düşüncelerini tüm çıplaklığıyla göreceksiniz. Estetik, din, sanat, güzellik, ego, vicdan, aşk, cinsellik,,, gibi bütün düşüncelerini kitaba aktarmış çünkü. Bu kitabı
Ahmet Y/Duvar/
Ahmet Y/Duvar/
' nun tavsiyesi ve
Seyid Ahmet GÜLTEKİN/Duvar/
Seyid Ahmet GÜLTEKİN/Duvar/
' in incelemesi üzerine okumaya karar verdiğim için, ikisine de teşekkür ederim. Tüm ön yargı ve sığ düşüncelerden arınıp okuyabilecek kişilere bu kitabı tavsiye ederim...
Dorian Gray'in Portresi
9.0/10 · 80,6bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
272 syf.
·
8 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Kendi portresinin büyüsüne kapılarak sonsuz gençlik ve güzellik uğruna ruhundan vazgeçen Dorian Gray'in romanı... Wilde'nin tek romanı olma özelliğini taşımakla birlikte konusuyla ve aforizmalarıyla sizi içine alacağını düşündüğüm ve bence kesinlikle okunması gereken bir roman. Kitap özellikle içindeki sağlam karakterler ve konuyla öne çıkıyor bana sorarsanız. Oscar Wilde bir mektubunda romanın karakterlerini şöyle tanımlıyor: "Basil Hallword, ben olduğumu sandığım kişidir; Lord Henry, dünyanın ben sandığı kişidir; Dorian Gray ise ben olmak istediğim kişidir, belki başka çağda..." Ayrıca roman, dönemin katı ahlâk anlayışı sonucu cinsel yönelimi nedeniyle Oscar Wilde'yi iki yıl hapse mahkûm eder. Ama kitaptaki şu söz her şeyi ortaya koyuyor bence; "İnsanların ahlaksız diye nitelediği kitaplar insanları kendi ahlaksızlıklarıyla yüzleştiren kitaplardır. Hepsi bu." Kesinlikle okunmalı diye düşünüyorum. Okuyacaklara keyifli okumalar diliyorum. Ruhunuzun aynası hep yüzünüzü güldürsün...
Dorian Gray'in Portresi
9.0/10 · 80,6bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
320 syf.
Öyle bir kitap olsun ki bambaşka bir dünyanın kapısını aralayayım diyorsanız Dorian Gray'i kesinlikle okumalısınız. Son zamanlarda okuduğum en iyi klasik kitaplardandı diyebilirim.Bireyin iç dünyasını çok güçlü tasvirlerle ele almış. Oscar Wild romanını “bir ruhun hikayesi” olarak çok güzel tanımlamış bence. Baştan sona zevkle okudum. Sade ve akıcı bir dili vardı, hikaye sizi öylesine içine alıyor ki elinizden bırakmak istemiyorsunuz. Kısaca konuya değinecek olursam; yaşlanmak istemeyen, yakışıklı Dorian’ın portresini görünce onu kıskanıp portrenin yaşlanmasını dilemesi ile başlıyor aslında her şey . Psikolojik bozukluğa kadar giden bir serüven anlatılıyor. Bir insanın ruhunun nasıl günden güne kötülüğe evrildiğinin en güzel örneklerinden biriydi bu kitap. Özellikle de Lord Henry'nin analizlerine ve derinlemesine yaptığı gözlemlerine öylesine hayran kaldım ki.Oscar Wilde’ın tek romanı olma özelliğine sahip eser keşke daha çok roman yazsaydı dedirtti bana. Eminim siz de çok severek okuyacaksınız. Kitaplarla kalın.
Dorian Gray'in Portresi
9.0/10 · 80,6bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
328 syf.
"Herkes Dorian Gray'de kendi günahını görecek "
" Bence güzel olmak isteyen önce yüreğini temiz tutsun." Nükhet Duru. (: "Dorian Gray iyi huylu ve saf bir adamdır , ta ki ender görülen güzelliğinin gücünü keşfedinceye kadar . Bencilce zevklerin cazip ve uçarı dünyasında giderek dibe batarken , yozlaşmış hayat tarzının yarattığı streslerden ve yılların yıpratıcılığından uzak kalır . Ancak çatı katında , bir örtünün altında portresi çok daha farklı bir hikâye anlatmaktadır . Edebiyat dünyasının tabularını paramparça eden Dorian Gray'in Portresi , insan ruhunun karanlık köşelerine ışık tuttuğu için eleştiri oklarını üzerine çekmiş olsa da cüretkârlığıyla her dönemde en çok okunan başucu kitaplarından biri olmuştur . Oscar Wilde'in " Herkes Dorian Gray'de kendi günahını görecek , " dediği ve benzersiz hayal gücünün ürünü olan bu tek romanını severek okuyacağınızı eminim ." Ilgaz dağları sıcacık, şömine, ateş kar. Keyifli okumalar kitap severler...
Dorian Gray’in Portresi
9.0/10 · 80,6bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.