Adı:
Dört Köşeli Kambur
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
86
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051853864
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Kuşağının çok üretken şairlerinden biri Ali Özgür Özkarcı. Şiirin mutfağında bulunmayı da tercih eden, aynı zamanda gözü pek eleştiriler kaleme alan bir yazar.

Dört Köşeli Kambur, Ali Özgür Özkarcı’nın ilk öykü kitabı ama “Türkiye Üçlemesi”nin ikincisi. Üçlemenin ilk kitabı Bitik Ülke Son Atı adlı şiir kitabıydı.

Dört Köşeli Kambur’un taşıdığı dertlerin çizgisini en erken 1915’e çekebiliriz. Öyküler, bir taraftan gündelik yaşamdaki kodlamaları ve ötekileştirmeleri ifşa ederken, diğer taraftan da yıkıntının ardında kalanlara uzanıyor.

Bu öykülerden; Ermeni denince kaçırılan gözlere, bazı kelimelerden kaçmaya, kaçarken vurulmaya, kaçmanın ta kendisine gidebiliriz. Çukurova’ya çok kolay gidebiliriz. Çünkü bu metinler de bugünden, buradan oraya kaçıyor. Çukurova’ya.

Ali Özgür Özkarcı’dan dört adet demir leblebi öykü. Çiğnenmesi mümkünsüz.

“…Sonra, artık bunun da önemi yok, diye düşündüm, mezarlıktan uzaklaşan adımlarım sıklaştıkça. Tek bir cümle kalıyordu her şeyin sonunda. Günlüğün arasından düşen Ermenice cümleyi tekrarladım durmadan: İnsanın saklanacağı yer kalmamışsa vatanı yoktur.”

(Tanıtım Bülteninden)
86 syf.
·Beğendi·8/10
Dört köşeli kambur
Ali özgür özkarcı
dört adet demir leblebi öykü okudum,kısacık birbirleri ile iniltili. mümkünsüz bir acıyı,gurbetliği,yoksunluğu,kavuşamamaları ile dolu dolu...
Kitaptan :
“…Sonra, artık bunun da önemi yok, diye düşündüm, mezarlıktan uzaklaşan adımlarım sıklaştıkça. Tek bir cümle kalıyordu her şeyin sonunda. Günlüğün arasından düşen Ermenice cümleyi tekrarladım durmadan: İnsanın saklanacağı yer kalmamışsa vatanı yoktur.”

Anadolu da bin yıl kardeşçe yaşayan iki halk,sonrası savaş,sürgün,ölümler,kalanlar işte ali özgür okurlara kalanların acı öykülerini sunmuş öykü severlere. 4 ayrı öyküde ki öykülerin ikisi birbirine bağlı, birinde karakterlerin isimleri aynı çok hoş ve çok acı bir dünya kurmuş ben kısa öykü severim bir çırpıda okunuyor ve acıyı okura anında veriyor.
Teknik olarak farklı bir tarzı var,öykülerde kullandığı dipnotlu yazın türüne ilk kez denk geliyorum. farklı metin türlerinin harmanlanması hiç batmaz diye düşünüyorum okurun gözüne.
Sayfada öykü akarken olayları ve ya figürleri dipnottan okuyorsunuz.
Siryanuşda kim oluyor ilk öykü,haşarı talat yer yer gülümsetiyor,iki kardeş ,şiddet eğilimli bir baba,suskun anne,savruk mahalle dipnotlarda bambaşka anlatılar yüklü
Amcam yok bu ülkede ikinci öyküsü
Oldukça şiir yüklü başlıyor bu bölüm benim adım ali,buralıyım ve insan ölülerine aittir.
Dipnotlarla öyküdeki karakterleri ve öyküyü bütünleştiriyoruz,dipnot olmasa bile eksiklik olarak görmezdim sanırım. Fakat olması ayrı bir güzellik katmış.
Benim dedem bir katil değil üçüncü öykü
Mekan meyhane üniversiteden,aynı örgütten arkadaşların buluşması ve istedikleri gibi gitmeyen yaşamların ırksal tartışma ile bitmesi enternasyonelist olunmadan solcu olunamayacağının öyküsü aslında çok sevdim,içerikte ki tartışmayı.
Kendime vedamın uzun mektubu dördüncü ve en son en uzun öyküsü yazarın,kitabın asıl derdini bu öyküde buldum.
Okumak özgürleştirir şiarı ve halkların eşit,kardeş olabileceği günlerin umuduyla
Dostlukla kalın

Gürbüz DENİZ
"Korkularım giysilerim gibi,onları atınca üstümden;üşüyorum,utanıyorum,kaçacak yer arıyorum..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dört Köşeli Kambur
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
86
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051853864
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Kuşağının çok üretken şairlerinden biri Ali Özgür Özkarcı. Şiirin mutfağında bulunmayı da tercih eden, aynı zamanda gözü pek eleştiriler kaleme alan bir yazar.

Dört Köşeli Kambur, Ali Özgür Özkarcı’nın ilk öykü kitabı ama “Türkiye Üçlemesi”nin ikincisi. Üçlemenin ilk kitabı Bitik Ülke Son Atı adlı şiir kitabıydı.

Dört Köşeli Kambur’un taşıdığı dertlerin çizgisini en erken 1915’e çekebiliriz. Öyküler, bir taraftan gündelik yaşamdaki kodlamaları ve ötekileştirmeleri ifşa ederken, diğer taraftan da yıkıntının ardında kalanlara uzanıyor.

Bu öykülerden; Ermeni denince kaçırılan gözlere, bazı kelimelerden kaçmaya, kaçarken vurulmaya, kaçmanın ta kendisine gidebiliriz. Çukurova’ya çok kolay gidebiliriz. Çünkü bu metinler de bugünden, buradan oraya kaçıyor. Çukurova’ya.

Ali Özgür Özkarcı’dan dört adet demir leblebi öykü. Çiğnenmesi mümkünsüz.

“…Sonra, artık bunun da önemi yok, diye düşündüm, mezarlıktan uzaklaşan adımlarım sıklaştıkça. Tek bir cümle kalıyordu her şeyin sonunda. Günlüğün arasından düşen Ermenice cümleyi tekrarladım durmadan: İnsanın saklanacağı yer kalmamışsa vatanı yoktur.”

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Gürbüz Deniz
  • Hakan S.
  • Ezgi_kkk
  • muradgibi
  • Berat Akdağ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%0
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%33.3 (1)
2
%0
1
%0