Dört Köşeli Üçgen

7,8/10  (6 Oy) · 
15 okunma  · 
5 beğeni  · 
709 gösterim
Edebiyatımızın özgün kalemlerinden Salâh Birsel hiciv sanatının en başarılı örneklerinden birini sunuyor. Dört Köşeli Üçgen, mekânın; birey algısı bakımından kırılarak yeniden yorumlanışı, belleğin ritimlerine karşı çıkış, ahlak totaliterliğine tepki olarak koyulan birkaç karışlık mesafe...

"Değil"lerin dünyasına hoş geldiniz.

"Ben bir gözlemciyim, uluslararası bir gözlemci.

Gece uyurken bile gözlemcilik görevimi elden bırakmam.
Gazinoda oturanlar, işportacılar, memurlar, müdürler, satınalma kurulu üyeleri, şoförler, karaborsacılar, önemli derneklerin genelyazmanları, orospular, hırsızlar, aydınlar hep benim gözlemim altındadır.

Ben, bu gözlemciliğe, çalıştığım Tütün Yaprakevi'nin deposunda alıştım.

İşimin, günün yirmi dört saatinde etrafı kolaçan etmek olması beni, ister istemez, kimi gerçeklere varmağa, gerçeklerin öteki yanlarını, üçüncü yanını, dördüncü yanını, beşinci, on beşinci, otuz beşinci yanını görmeğe götürüyordu.

Benim bu görevimi çokları anlamamıştır.

Gözlem gücümü depodaki işlere açık tutuşumun, tütünlerin havalandırılması gerektiğini şeflerime haber verişimin özel bir anlamı olduğuna kulak asmayanlar:

- Ulan, şuna açıkça bekçiyim desene, diye bana çıkışmışlardır."
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2012
  • Sayfa Sayısı:
    128
  • ISBN:
    9789755703633
  • Yayınevi:
    Sel Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Aykut 
 03 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

İsmi çok entresan değil mi eserin? Dört Köşeli Üçgen. Dört köşesi nasıl olur bir üçgenin? Kitabı okuduktan sonra onun da mümkün olduğunu anlıyorsunuz. Elbette ki kitap yalnızca "bir üçgenin dördüncü köşesi" üzerine değil. Bu sefer bir gözlemci ile karşı karşıyayız. Ama nasıl bir gözlemci? Karakterimizin kendi ifadesiyle uluslararası bir gözlemci. Kitapta kendini anlatan karakterimize oldukça doğal gelen bir durum bu. Her şeyi ve herkesi gözlemliyor: Arka kapakta bahsedildiği üzere; gazinoda oturanlar, işportacılar, memurlar, müdürler... Fakat bu gözlemleri yüzünden başına gelmeyen kalmıyor. Bir açıdan Aylak Adam'ı anımsatan bir eser Dört Köşeli Üçgen. Topluma nesnel bir gözle bakmaya çalıştığı için karakterimiz eksiklikleri de hemen fark ediyor. Gözlemlerinin amacını, kendisi de net olarak belirtmediği halde okurken anlıyorsunuz: Totaliterlik. Totaliterlik kelimesini kullandığım için kitabın siyasi amaçlarının olduğu anlaşılmasın, bir ahlak totaliterliğinden bahsediyorum. Ahlak totaliterliği gölgesinde kaybolup gitmiş insanlar ve bu kayboluşları sürekli izleyen bir gözlemci. Gözlenenlerden kimi bir apartmandaki bir kadın, kimisi de bir kahvedeki hararetli havada tartışan bir adam. Karakterimize bunlar fark etmiyor. Seyrettiği şeyler ona herhangi bir anlam ifade etmiyor, o seyretme işinden hoşlanıyor. Dolayısıyla bu seyretme işi, gözlemcimize farklı şekillerde gözüküyor. Herkesin gördüğü şeyden farklı şeyleri görür hale geliyor. Tıpkı ışığın suda kırılması gibi, gözlemcimizin yaptığı gözlemler de zamanla ona daha farklı gelmeye başlıyor. Bu gözlem işinin öylesine bağımlısı haline geliyor ki, günde 24 saat gözlem yaparken bunu günde 48 saate, hatta günde 96 saate yükseltiyor. Günde 96 saat, evet. Gözlemcimiz bunun da mümkün olduğunu söylüyor bizlere. Ayrıca gözlem olayının yalnızca "göz" ile değil bütün vücudumuz ile yapılabileceğini öne sürüyor. Öyle ki, verdiği örnekle de bunu kanıtlıyor: Newton'ın da tam başına elma düştüğü sırada başının üst tarafı ile gözlem yaptığını örnek veriyor. Bir süre sonra varlığının sebebini gözleme bağlayıp, "gözlem yapıyorum demek varım" düşüncesine ulaşıyor. Doğruluk payı da yok değil gözlemcimizin öne sürdüklerinin. Gözlem yapamıyorsak, nasıl yaşayacağız? Fakat bunu da yapmayanların olduğunu, o kişilerin de vücudunun hiçbir kasını fiziksel anlamda kullanmadığını söylüyor. Gözlemde doğru veya yanlışın olmadığını da çeşitli gözlemlerini bize aktararak kanıtlıyor. Fakat her farklı insan gibi farklılığı insanların gözüne çarpmaya başlıyor. Bir süre sonra gözlem yapması suç haline geliyor. İnsanlar yadırgamaya başlıyor karakterimiz "ben gözlemciyim" dese de. Zaten bu hali de kitap boyunca devam ediyor. Zannımca Salâh Birsel, bir çığlığı anlatmış burada. "Değil"lerin dünyasında atılan bir çığlık. Gölgelerin karanlığında atılan bir çığlık mı demeliydim? Dört Köşeli Üçgen, gerek ismiyle gerekse de karakterimizin C.'yi anımsatan düşünce ve tavırlarıyla ilgi çekici ve gerçekten mükemmel bir eser. Sessiz çığlıkları atan insanların isminin olmadığı yönündeki düşünceye Salâh Birsel de sahip yanılmıyorsam. Çünkü karakterimiz kendiyle ilgili onlarca şeyden bahsederken, yalnızca isminden bahsetmiyor. Sessiz çığlık atan insanların ismi olmaz...

Littlefinger 
24 Mar 2016 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 7/10 puan

Cumhuriyet'in ilk düşünce romanı, yazarın ise tek romanı konumuna sahip bir eser. Dili ve anlatılan hikaye akıcı fakat yer yer mantık sınırlarınız zorlanabilir.

Akın Burak Bahçekapılı 
11 Oca 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Birsel'in ilk romanıdır. Dili akıcı ve temiz olmasının yanında benim gibi uzun romanları takip edemeyecek olanların okuyabilecekleri kadar da kısadır.

Kitaptan 10 Alıntı

Aykut 
02 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bir düşünce kendiliğinden ya doğrudur, ya değildir. Değilse ona başkalarının katılması düşüncenin doğruluğunu göstermez.

Dört Köşeli Üçgen, Salâh Birsel (Sayfa 41 - Sel Yayıncılık)Dört Köşeli Üçgen, Salâh Birsel (Sayfa 41 - Sel Yayıncılık)
Aykut 
02 Eyl 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Doğrusu ya, insanlar, kendi türlerine benzememeye, herkesten başka bir adam olmaya pek çok değer veriyorlardı. Ama çevrelerinden kaçmak, çevrelerinin üstüne çıkmak için attıkları her adım onları çevrelerine öykünmeye götürüyor, her davranış onları bulundukları yere çiviliyordu. İnsanlarda bir dışlanmak korkusudur gidiyordu.

Dört Köşeli Üçgen, Salâh Birsel (Sayfa 25 - Sel Yayıncılık)Dört Köşeli Üçgen, Salâh Birsel (Sayfa 25 - Sel Yayıncılık)
Hacer 
10 Şub 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Gözlemcilikte bütün düşünceler öndedir. Vitrinlerdedir. Bunları istediğiniz zaman avucunuza alabilir, istediğiniz biçimde bıçağınızı yüreğine saplayabilirsiniz.

Dört Köşeli Üçgen, Salâh BirselDört Köşeli Üçgen, Salâh Birsel
Littlefinger 
 03 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Yaşamın ilkelerine uzanmış kitaplarda, insanoğlunun ömrünün ilk yarısını ikincisi yarısını beklemekle; ikinci yarısını da ilk yarısını anmakla geçirdiği yazılı olmalıdır.

Dört Köşeli Üçgen, Salâh Birsel (Sayfa 113 - Sel Yayıncılık)Dört Köşeli Üçgen, Salâh Birsel (Sayfa 113 - Sel Yayıncılık)

İnsanlar bol kaşar peynirli fırın makarnası yerken olsun, büyük büyük masaların arkasında toplumu yönetirken olsun yanlarına sokulan kişileri tanımamayı, onların karşısında kendilerine hiçbir şey söylenmemiş gibi davranmayı çok severler.

Dört Köşeli Üçgen, Salâh BirselDört Köşeli Üçgen, Salâh Birsel
tabula rasa 
04 Tem 03:56 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İnsanların çoğu, ne zaman sıkılmağa, ne zaman enfiye kutusunu itmeye, ne zaman düşünmemeğe, ne zaman sevmeme­ğe başlamaları gerektiğini kestiremeden yaşarlar.
Oysa, yapılan bir işin neresinde durulacağını bilmek, atı­lan adımın nereden geri çekileceğini kestirmek dünyanın en büyük, en önemli, en miskokulu davranışlarından biridir.

Dört Köşeli Üçgen, Salâh BirselDört Köşeli Üçgen, Salâh Birsel
tabula rasa 
04 Tem 03:57 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''-Arkadaş siz beni ne biçim yere kapadınız ?
-Beğenemedin mi, burası hastanenin en iyi odası.
-Onu sormuyorum. Yani bu oda bir kare midir, yoksa bir üçgen mi ?
-Elbette kare. Görmüyor musun dört köşesi var.
-Dört köşesi olduğunu sanmıyorum. Bu oda bildiğin üç köşesi olan bir üçgendir.
-Sayalım o halde 1,2,3,4. Gördün mü kare.
-Amma yaptın ha! 1,2,3, Dördüncüyü nereden çıkarıyorsun ?
-1,2,3, Dur bakayım sen beni de şaşırtacaksın. Yeniden sayalım 1,2,3,4. Oldu mu?
-Dur acele etme. Sen kapının yanındaki köşeyi de sayıyorsun.
-Sen saymıyor musun ?
-Yani beni buraya bütün köşeleri saymak için kapattığınızı mı söyleyeceksin ?
-Öyle bir şey demedim.
-O halde, lamı cimi yok, bu oda bal gibi bir üçgendir.''

Dört Köşeli Üçgen, Salâh BirselDört Köşeli Üçgen, Salâh Birsel
tabula rasa 
04 Tem 03:56 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hııh, diyordum kendi kendime, siz boşuna kazma sallamayın. Siz ne kadar kazma sallarsanız ben o kadar şişerim. Bir gözlemcinin yapabileceği en doğru iş de şişmektir. Yoo, siz bunu önleyebilirdiniz. Bu, zor bir şey değildi. Evet bay
doktorlar siz gözlemlenecek şeyleri ortadan kaldırmakla benim sağlığımı yitirmemi önleyebilirdiniz. Böyle şey olmaz mı dediniz? Bakın hele.. Siz, demek mikropları değil, hastaları öldürmek düşüncesindesiniz. Nasıl, ben mi mikrobum, ben, ben, ben ha? Demek benmikrobun ta kendisiyim ha? Durdurun şu kazmaları bay doktorlar, sesinizi alamıyorum.
Demek ben.. Demek ben.. Bağırın rica ederim. Bağırın, gürültüden kimse tedirgin olmaz. Herkesin zoru sessizlikten. Ba­ğırın, sesinizi işiteyim. Peki ama, bir insan hem mikrop, hem de hasta olabilir mi? Demek sizi de şaşırtan bu.

Dört Köşeli Üçgen, Salâh BirselDört Köşeli Üçgen, Salâh Birsel
tabula rasa 
04 Tem 03:58 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ne dediniz, sapığın biri miyim ben? Eğer bunu beni kızdırmak için söylüyorsanız boşuna uğraşıyorsunuz baylar. Ben,ömrüm boyunca, bir yük beygirine, gözlüklerinin iki yanını göremiyor diye kızmadım. Kızmam ben. Kızmak benim harcım değil. Kızsam da bu, gerçekleri daha iyi görmeme yarar. Durun bakayım, suratınız hemen de sirke satmaya başlamasın. Ben sizi iyi tanırım. Yoo, yoo iyi tanırım. Siz işinize yarayan gerçeklere el uzatırsınız sadece, yaramıyanlara da burun kıvırırsınız. Ne dediniz, ne dediniz? Lütfen sözlerinize biraz dikkat edin baylar. Bir insana durup, dururken aklâksız diyemezsiniz. Çok rica ederim, terbiye sınırlarını aşıyorsunuz. Şimdi ben de kalkıp sizi aynı şeyle suçlandırsam ne olacak? Ama durun sayın baylar, ben ahlâksızsam, benim ahlâksızlığım sizi hiç kızdırmamalı. Öyle değil mi canım? Bana baksanıza, ben sizin ahlâksız olmanıza kızıyor muyum? Nasıl siz de mi kızmıyorsunuz. Yoo, yoo siz ahlâksızlığın kendi tekelinizde olmasını istediğiniz için kızıyorsunuz. Başkasının ahlâksız olma özgürlüğü karşısında nevriniz dönüyor. Haa, ne buyurdunuz? Gözlemci olmak ahlâksız olmağa yeter, öyle mi? İşte şimdi halt ettiniz baylar. Siz de gözlemci olabilmek gücünü elde edebilseydiniz böyle konuşmazdınız. Siz gözlemci olamıyorsunuz. Kolay mı canım? Herkes gözlemciliğe kalkışabilir mi? Siz istediğiniz kadar dudak bükün. Dernekleri, kurumları, apartımanları, otomobilleri, cıngıltılı kolyeleri bırakıp da gözlemci olabilir misiniz siz? Ne sandınız, otomobile kurulmakla gözlemcilik yürür mü? Nasıl, nasıl otomobilde daha iyi gözlem mi yapılır? Hayır canım, otomobille sadece insan çiğnenir. Ama dinleyin canlarım. Lafımı bitireyim, hiç değilse. Rica ederim, öyle hemececik sıvışmayın. Lafımı bitireyim de başka yere gideyim. Bir gözlemci.. Ama nereye kaçıyorsunuz canlarım, ciğerlerim? Dinleyin beni.. Bir gözlemci.. Dinleyin lütfen.. Gözlemci dediğin.. Benden iğreniyor musunuz? Ne çıkar bundan efendim? Siz akşamlara kadar bir sürü iğrenç şeyle kucak kucağa oturmuyor musunuz? Nasıl, benim başka işim yok mu dediniz? Ama işte benim işim de bu canım: Gözlemcilik. Evet gözlemcilik dediğin.. Gene kaçıyorsunuz, dinlemiyorsunuz beni.. Buradaki işimi bitiremezsem, başka yere gidemem ki.. Ne buyurdunuz, bana acıyor musunuz? Nasıl olur canım? Benim hiçbir şeyim yok ki bana acıyasınız. Ben anadan doğma bir atletim. Bir atlet-gözlemci. Gözlemci dediğin.. Ah beni boşuna terletiyorsunuz. Dinleyin beni.. Lütfen dinleyin.. Lütfen dinleyin.. Lütfen.. Hiç olmazsa sözümü bitireyim. Sizden çok bir şey istemiyorum. Sözümü bitireyim. Dinleyin beni.. Ben bir gözlemciyim, uluslararası bir gözlemci. Dinleyin beni..

Dört Köşeli Üçgen, Salâh BirselDört Köşeli Üçgen, Salâh Birsel