Dostoyevski - Yeraltı İnsanı

·
Okunma
·
Beğeni
·
1645
Gösterim
Adı:
Dostoyevski - Yeraltı İnsanı
Baskı tarihi:
Ağustos 2014
Sayfa sayısı:
105
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051417615
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
René Girard, bir yeraltı insanı olarak Dostoyevski'nin gizli dehlizlerine girdiği bu çalışmasında, gururun, aşağılanmanın, kinin ve intikamın "nesnel" düzeyini araştırıyor. Romantik Dostoyevski'nin bir yeraltı insanına dönüşmesinin ardından, bilinci felç eden gururu çözmesiyle bir deha haline gelen Dostoyevski'nin satırlarında Girard ile birlikte yol alıyoruz Girard'ın bu kitabı, sadece edebiyat eleştirisi, psikolojik çözümleme, biyografi ya da sosyolojik bir çalışma değil; hepsi birden. Yaşamın tüm düzeylerini birleştiren deha Dostoyevski'ye layık bir şekilde bilinci, bilinç dışını, toplumsal gerçekliği ve edebiyat incelemesini birleştiren bu çalışma, Dostoyevski'yi okurken kendimizi de okumamızı sağlıyor. Yıllar içinde tekrar tekrar okunacak bir başucu kitabı.
(Tanıtım Bülteninden)
105 syf.
·1 günde
Dostoyevski'nin eserlerini okumak, onun hayatındaki gizli çatı katına çıkmakla başlar. Yani ha çatı katı, ha yeraltı... Çünkü insan, tüm gizlerini kendinden bağımsız yürütemediği o yeraltı dünyasına yahut da çatı katına saklar. Bu bağlamda Dostoyevski'yle yeraltına inmek, çatı katına çıkıp o tozlu çerçeveler arasında kaybolmak gibi külfetlidir.

Rus bir yazar... Döneminin tüm şartlarına kafa tutarak insan ruhunun o çekilmez labirentini eserlerinde yansıtarak gerek tarihsel bir arka fonda gerekse psikoloji alanının tüm nevrozunu hissettirek tüm çabasıyla kaleme alır.

Dostoyevski'yle birlikte onun dünyasına girerek yeraltından tüm sessizliğiyle ben burdayım demesine eserlerinde şahit oluyoruz. Şahit oluyorum. Her bir eserinde onun bir yanını keşfediyorum. Bu keşfe çıktıkça beni Dostoyevski yazınına çeken o realist tutumunu son damlasına kadar savunuyorum.

Dostoyevski ve yeraltı dendiği zaman onun Yeraltından Notlar'ı akla gelse de onun tüm çığlığı sadece bu eserinde değil, bütün eserlerinde yeraltılık kokuyor.

Henri Troyat'tan Dostoyevski biyografisini henüz sindire sindire okuduğumdan Rene Girard'dan bu kitabını yaşamöyküsü üzerinden değerlendirmek benim için hayli zor olsa da eserleri açısından baktığımda yaşamöyküsünden kalma izler eserlerinde yer yer kendini belli etmekte. Onun yeraltılılığı ise yaşamdan kalan bu izlerden kaynaklanmakta.

İnsancıklar'ının mağrur ama  Öteki'nin statüsü bozuk resmi ilişkilerine, Beyaz Geceler'inin hüznünden Yeraltından Notlar'ının keskin felsefesine, Suç ve Ceza'nın cesur psikolojisinden Budala'nın safça sevgisine... Dostoyevski'nin tüm eserlerini ele alarak teorik bağlamda Dostoyevski ve eserlerine dair sağlam çıkarımlar bulunan bu ince ama mana yönünden kalın kitap, sağlam bir kaynaklık teşkil ediyor.

Bu kitabı, Dostoyevski külliyatını okumaya başlamadan önce okuduğum için oldukça verimli geçen bir deneyim edindim. Dostoyevski'yi okumaya bu kitapla başlamanızı tavsiye ederim.
105 syf.
·12 günde·10/10
Kitabı sonunda bugün bitirdim büyük bir zevkle.
İlk olarak şunu söylemem gerekir ki kitap; psikoloji, felsefe,sosyoloji temelli ağırlıklı olup yazar gözlemlerini en ince ayrıntısına kadar yapmıştır. Bu gözlemlerde ilk olarak Dostoyevski’nin çocukluğundan başlayıp, yetişkinlik dönemine kadar kaleme aldığı eserlerinin kaynağının ne olduğunu, kimlerden etkilendiğini, ve her bir dönemdeki sosyal, kültürel, din, siyasal olgulardan etkilenip bunları eserlerine yansıtmıştır. Yani nesnel olguları öznel betimlemelerle tasvirlerle destekleyerek bunu açık, yalın bir dille okuyucuya aktarmiştir.
Diger yandan Rene Girard; Dostoyevski’yi anlatırken, eserlerinde gizli olan Yeraltı dünyasındaki o insanı tüm çıplaklığı ile açığa vurmuştur. Bunu yaparken o insanın, toplumla ilişkisini, kendi ile ilişkisini gözler önüne sermiş, eserlerdeki karakterlerin analizlerini , birbiri ile ilişkisini, bu karakterlerin gizli dünyasını en acımasız bir şekilde ortaya koymuş , eserlerde verilen mesajları bize aslinda Dostoyevski’nin karakterini , yapısını , iç dünyasını açık bir şekilde ortaya koymaya çalışmış, bunu da aslında varoluşsal olgu ile açıklamaya çalışmıştır.
Aslında bize demek istenen şu ki ; her insanın bizden gizlediği gururun, bencilliğin, gitgellerin yaşadığı , ruhsal dalgalanmaların yaşandığı, acımasız gerçeklerin var olduğu ve orada sürekli ölüp ölüp dirildiği bir YERALTI DÜNYASI'ndan bahseder.
Kitap daha cok aforizma niteliğinde olup toplam 118 tane alıntı yaptım. Kitabı çok beğendim çok güzel bir kitap. Çok severek okudum. O yüzden 10/10 derim
124 syf.
"İsa olmaksızın tanrısallaşmaya çalışan insansa kendini haça yerleştirir."

Kitabın temelini oluşturan cümlelerden birisiyle başlamak istedim. Dostoyevski'nin yaşadığı devirde, Batı'da artan bireycilik ve bilim insanı önceden sorgulamaya korktuğu konularda daha hoyrat hale getirmiş ve geçmişin kutsallari devrin soytarilari haline getirilmeye başlanmışti. Batı, bireyciligi Tanrilastirirken aslında insanların kendi yeraltilarinin kapısını açmakta olduğunun farkında değildi. Bunun farkında olan birisi vardı Rusya'da; onun adı Dostoyevski.

Dostoyevski'nin peşini bırakmayan bir olay; arasının iyi olmadığı ve pek de hayırlı olmayan babasının serfleri tarafından öldürülmesinden dolayi kendini suçlu hissetmesidir. Dostoyevski'nin eserlerinde bunun sıklıkla izlerine rastlandigini vurgulayan yazar, özellikle bu durumun Karamazov Kardeşler'de zirve yaptığını dile getirir.

Dostoyevski'nin ilk eserlerinde yazarın "üç kişilik yaşam" adını verdiği duruma sıklıkla rastlandigini söylüyor. Bunlar Ben, Öteki ve arzulanan nesne veya kişi diyebiliriz. Yeraltına inen insan için Öteki, kendisinin olmak istediği ama olamadığı, yapmak istediklerini yapan bir kişilik diye tanımlanabilir. Ancak böyle deyince çok melekvari bir tasvir oldu. Bu nedenle onun kötü yanları olarak da gururla bezeli yolunu seçemeyen ve İblis'le veya cinlerle beraber yol alan bir tasvir daha dogru olacaktır.

Gururun merkezde olduğu bu yer altı dünyasında nihilizm her şeyin temelini teşkil eder. Ve yer altından çıkmak için Ben'in bu nihilizmin karanlık atmosferinden kurtulmasi, bunun için de gururunu terk etmesi gerekir. Ancak bu o kadar kolay değildir. İnsan gururuyla beraber Tanrıya baş kaldırır ve kendisini Tanrilastirmak ister; kendisine tapmak ister. Bir nevi her şeyin merkezine kendisini yerleştirmek ister. Ancak bunu başaramaz, incelemenin başındaki alıntıda olduğu gibi kişi böyle bir yolda 'kendini haça yerlestirmis' olur. Kişi kendisine taptigini yani kendisini Tanrılastirdigini sanarken aslında Tanrilastirdigi ve kendisine taptigi Öteki'dir. Yazar, bunu Dostoyevski'nin Ecinniler kitabında Ecinniler'in Stravrogin'e olan köle saygılarıni söyleyerek orneklendirir. İnsan aslında Öteki'ye yani Stravrogin'e ve bir kez daha yani; olmak istediği ancak olamadığı ote-benligine tapar.

İnsanın bu ikiye bölünmüşlüğünü Karamazov Kardeşler'de Alyosa'nin kardeşinin yürürken bir omzunun diğer omzundan çok alcakta olduğuna dikkat çekmesinde Dostoyevski'nin ustalıkla tasvir ettiğini söyler yazar. Tanrı bir Öteki'ye ihtiyaç duymaz ancak insan her zaman bir Öteki'ye ihtiyaç duyar. Bunun sonucunda İvan gibi yürürken bulur kendisini.

İnsanın gururuyla başladığı yolda Tanrilasmak istedi; yer altına indi. Öteki'ye veya Stravrogin'le karşılaştı ve farkında olmadan ona tapmaya başladı; nihilist atmosferde İvan Karamazov gibi yolunu kaybetti. Peki Dostoyevski'nin de en çok kafasını karıştıran ve bu yer altında tutsak olmasına neden olan temel diğer etmen olan kötülük nereden geliyor? Dostoyevski'nin diğer bir karakteri Kirilov'a göre "bütün kötülük İsa’nın içimizde çılgınca uyandırdığı ölümsüzlük arzusundan kaynaklanmaktadır. İnsan varlığının dengesini bozan ve yeraltını yaratan da bu asla doyurulamayan arzudur."

Kirilov kendisini, Raskolnikov benzerini öldürerek bundan kurtulmaya çalışırlar ancak başarısız olurlar. Kurtuluş Oteki'yi öldürmekte değildi çünkü; yazarin Dostoyevski'nin gösterdiğini düşündüğü çözümü:

"Öteki’yi putlaştırmamak ve yeraltının derinliklerinde ondan nefret etmemek için, insanın Öteki’yi kendiymiş gibi sevmesi gerekir, iyi günde kötü günde, Ruh’a adanmış bir dünyada insanları ayartabilecek olan altın buzağı değil, o Öteki’dir."

Dostoyevski genel Hristiyanlik görüşüyle değil; bilakis tersi istikamette gider:

"Dostoyevski yeraltından kaçma savında değildir; tersine onun öyle derinliklerine dalar ki ışığı öteki uçtan gelir. Ben İsa’ya bir çocuk gibi inanmam, ona inancımı öyle dile getirmem. Şükredişim kuşku sınavından geçmiştir."

Ve artık kendinde iyi veya kendinde kötü yoktur; tek insan vardır. Ben ve öteki birleşir adeta birbirlerine bakar, gülümser ve el ele tutusarak Dostoyevski'nin çok sevdiği Isa'sinin açtığı kapıdan gelen ışığı takip ederek yer altından çıkarlar. Ama yer altının kapısı açık kalır. Çünkü kapalı kapılar korku yaratır, en çok da merak duygusunu cezbederek gizeme sebep olur.

"Alyoşa’nın Tanrısı bir neden değildir; dünyaya ve Öteki’ye açılıştır."

Ve kitaptan şu son yapacağım alıntıda yazar aslında Dostoyevski hakkındaki incelemesini özetlemis diyebiliriz:

#44464293

Dostoyevski sevenlerin bu kitabı da severek okuyacaklarını düşünüyorum. Daha önemlisi okumaları gerektiğini düşünüyorum. Keyifli okumalar.
105 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Bu kitap için söylemek istediğim ilk sözüm: Son sözünün duvara asılacak kadar güzel olduğudur. Yazarın derin bir felsefi bilgi içinde kitaplar arası geçişleri çok iyi sunduğunu söylemek istiyorum. Her kitabını neden ve niçinleriyle yazdığını anlatan bir kitap okudum. Dostoyevski yazdığı yapıtlarında çoğu yerde yeraltı insanı olmuştur. Yeraltı insanın o gururlu tavırlarını dikkat ederseniz hemen hemen her yapıtında işlenmiştir. Dostoyevski bütün eserlerinde aslında kendiyle mücadele etmiştir. İnsancıklardan Karamazov Kardeşlere kadar süren bu yolculukta Dostoyevski’nin ne kadar yalnız bir adamın olduğunu her yönüyle hissedebileceğinizi düşünüyorum.

Dostoyevski’nin Turgenyev ile yaşadığı çetin mücadelede kitabın içinde çok güzel işlenmiş. Otobiyografik öğelerin kitabın belli yerlerine yerleştirilmesi oldukça doyurucu olmuş. Sonuç olarak Dostoyevski kitaplarını okumadan bu kitabı mutlaka okumak gerekir diye düşünüyorum. Dostoyevski’nin çıktığı bu yolda çok ince noktalardan geçerek nasıl büyük yazar olduğunu nelerle mücadele ettiğini okumak insanı gerçekten etkiliyor. Yazan için belli dönemlerde linç kampanyası başlatılmış ve yıpratılmak istenmiştir. Bu yüzden Dostoyevski Hristiyanlığı Rusluğunu sorgulayarak hep yalnız adamı oynamıştır. Bu kitaptan edilinen sonucun yazmak eyleminin Dostoyevski’nin kendini ifade ediş şekli olduğudur. Bildiğiniz Dostoyevski’nin karşınıza çok farklı bir şekilde çıkacağına bahse bile girebilirim. Bu da Kumarbazın etkisi olsun :)
Bir kadın bakıyor pencereden. Mutsuz. Bir adam geçiyor karşı kaldırımdan. Umutsuz… Aşk, tam ortada duruyor. Adam bakıyor. Kadın ağlıyor. Aşk, geçip gidiyor.
Dostoyevski 1863’te Yeraltından Notlar’ı yazmak yerine delirseydi, Ezilenler’de deliliğinin öncü belirtilerini kolaylıkla bulabilirdik. Belki de 1863’te, Dostoyevski’nin önünde delilikten ya da dehadan başka çıkış noktası yoktur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dostoyevski - Yeraltı İnsanı
Baskı tarihi:
Ağustos 2014
Sayfa sayısı:
105
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051417615
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
René Girard, bir yeraltı insanı olarak Dostoyevski'nin gizli dehlizlerine girdiği bu çalışmasında, gururun, aşağılanmanın, kinin ve intikamın "nesnel" düzeyini araştırıyor. Romantik Dostoyevski'nin bir yeraltı insanına dönüşmesinin ardından, bilinci felç eden gururu çözmesiyle bir deha haline gelen Dostoyevski'nin satırlarında Girard ile birlikte yol alıyoruz Girard'ın bu kitabı, sadece edebiyat eleştirisi, psikolojik çözümleme, biyografi ya da sosyolojik bir çalışma değil; hepsi birden. Yaşamın tüm düzeylerini birleştiren deha Dostoyevski'ye layık bir şekilde bilinci, bilinç dışını, toplumsal gerçekliği ve edebiyat incelemesini birleştiren bu çalışma, Dostoyevski'yi okurken kendimizi de okumamızı sağlıyor. Yıllar içinde tekrar tekrar okunacak bir başucu kitabı.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 89 okur

  • Ümmühan Durak
  • Sevgi Küçüksarıyıldız
  • Yunus gündoğdu
  • Uğur Hünerci
  • Kaan Yelkenci
  • mhmtfth
  • Uğur Genç
  • Ahmet acu
  • BuR HaN
  • Homer

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34.5 (10)
9
%37.9 (11)
8
%10.3 (3)
7
%6.9 (2)
6
%6.9 (2)
5
%0
4
%3.4 (1)
3
%0
2
%0
1
%0