Dublörün Dilemması

Dublörün Dilemması

kamera
Murat Menteş
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
kamera
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
ara-kalin
8.4
10 üzerinden
3.477 Puan · 453 İnceleme
263 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Karakterlerin her biri ayrı ayrı derin hikayesi olan karakterler. Kitabın hissettirdikleri gerçekten tarif edilemez. Kurgu, hayal gücü, verilmek istenen mesaj gerçekten muazzam. Yazarın geniş bir hayal gücü ve farklı bir mizah anlayışı var ve buda kitaba ayrı bir güzellik katıyor. Murat Menteş'in yarattığı karakterlerle o kadar bütünleşiyorsunuz ki artık bir noktadan sonra kendinizi o karakterlerin yerlerine koyuyorsunuz. Keyifli Okumalar...
kamera
Dublörün Dilemması
yildiz
8.4/10 · 12,3bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
267 syf.
BİZ BU ÇAĞIN FİYAKALI KAYBEDENLERİYİZ. Bir okurun kütüphanesinde yıllar yılı bulundurupta okumadığı olağanüstü kitaplar vardır. Her seferinde başına gidip onları okşar ve yerine bırakır. Sonra o yıllara ihanet edip gidip başka kitaplara sarılır. Bu durumun yaşanma ihtimali 1 de 1. Sevdiğiniz biriyle yanlış mezarlara gömülüp birbirinizi kaybetme ihtimaliniz 3 milyonda 1 İnsanın aptal durumuna düşmektense susmayı tercih etme ihtimali 4454'te 1 Dostoyevski'nin bir sabah işe giderken karanlıkta yola çıkmamıza istinaden 'aşağılık insaoğlu her şeye alışır' deme ihtimali 100 milyonda 1 Ülkemizdeki ayrılıkların, çekişmelerin, savaşların, didişmenin, olumsuzlukların bitme ihtimali 'imkansıııız' Merhabalar, uzun zamandır inceleme yazmıyormuşum, bunu fark ediyorum. Bu sekmenin bana soğuk, yabancı olduğu nadir zamanlardır. Okuduğum bir kitabı başkalarının da okuması %98 oranında insanları mutlu etmektedir. En azından beni %98 oranında mutlu ediyor. O sebeple oransal açıdan bakmam gereken yerin ta kendim olması gerektiğini düşünüyorum. Her neyse beni de mutlu eder birinin okuduğum kitabı okuması ancak incelemelerde üstüne basa basa ''bu kitabııı okumazsanız, gözünüz açık gider. Hataların dik alasını yaparsınız, Okuyuuuun'' gibi cümlelere sığınmadım hiç. (bunları yapanları eleştirmiyor hatta destekliyorum) İlk kez okuduğum bir kitabı, yazarı elimden geldiğince size sevdirmeye çalışacağım. Bunda başarılı olur muyum bilmiyorum ancak iddiam yok. Sadece deneyeceğim. Murat Menteş kimdir ağalar, hanımlar bu siteden önce bilmez idim. Muhtemelen bu site olmasa bilemeyecektim de. Varlığım yaklaşık 1 senedir bu siteyi işgal ediyor. Bu işgalimi gerçekleştirirken tanıdığım birçok yazar / kitap oldu. Ve eveeeet! Ben Murat Menteş gibisine rastlamadım! Hangi kitabı okursak okuyalım bir noktadan sonra bir sıkılma hali ya da dikkat dağınıklı yaşadığımız oluyor. 276 sayfa boyunca bir an olsun sıkılmadım, bir an olsun dikkat dağınıklığı yaşamadım. Eğlenceli bir dili var Menteş'in. Onca şamatanın, gırgırın arasında hayat dersi vermeyi de ihmal etmiyor. Ayrıca derin bir araştırmacı olduğu kanaatine de hemen sahip olabilirsiniz. Kolombiya kravatı mesela! Bir çok latin dizisi izlememe rağmen hiç karşıma çıkmamıştı. Senin aklına nereden esti be adam... Hayatı fazlasıyla ciddiye alıyoruz. Çevremizdeki insanları da. Komiktir ki nesneler de bizim ciddiye aldığımız temel taşlardan. (kimseyi tanımadım ben senden daha özel: PARA) Evet neleri saydık, eğlenceli bir dili var, didaktik bir yapısı var. Bunlar tamam. Demeden edemeyeceğim başka bir özelliği de hayal gücünün sınırsızlığı. Kitabın içinde sallamasyonel bir çok öykü mevcut. (çoğu kitap zaten kurgu değil mi??) Evet kurgu içinde kurgu var. Hayal gücünün sınırsızlığı normalde beni rahatsız eder. Yok artık Lebron James! dediğim bir çok nokta bile oldu. Ancaaaak bunlar beni hiiiç rahatsız etmedi. Çünkü dil ya bu yılanı da bile yola getiriyorsa beni de tavlaması uzun sürmeyecektir. Ben de tavlandım sevgili arkadaşlar. Yeraltı edebiyatını seven çok sever, sevmeyen de hiç sevmez. Jojo Moyes, Sarah Jio, Kahraman Tazebittiyarıngel vs gibi tatlı dilli adamları okumayı sevenler var. Yeraltı edebiyatı onlara hiç gelmez. Yeraltı edebiyatının zirvesi benim için Yeraltından Notların ''Yeraltı'' kısmıdır. Döner döner okurum, okur okur sorgularım. Ne de güzel iç hesaplaşmadır, iç organlarını ne güzel döke döke kusmadır o öyle. Leonardo Da Vinci'nin hayatının anlatıldığı Da Vinci Demon's dizisini izleyeniniz oldu mu hiç? Murat Menteş'in burada anlattığı karakteri ona çok benzettim. Belki buluşların derecesi aynılık taşımıyor olabilir ancak sürekli arayış içinde olan kıpır kıpır zıpır karakteriyle olmazları oldurur edası gözlerimde o karakteri canlandırdı. (Çok film izlemiş olmalı Murat Menteş) Evet çok film izlediğine öylesine eminim ki! Her karşına çıkan karakteri ayrı bir dizi / film karakterine benzetiyor Menteş. Bir yere kadar açıp baktım ancak baktım olacak gibi değil ben de bakmadım. Bu kitabın ana karakterlerinden biri olan D.D. (ismi lazım değil, okuyun bilin) bir arkadaşımın tabiriyle ''voddiri vot vot, zoddiri zot zot'' bir karakterimiz. Karakter derken bildiğin Eyşan'ın elinde fırçası olan hali. Bu kitapta aşk var mı derseniz bir miktar var. Var ama öyle yüreğinizi burkmaya izin vermiyor. Ama bir yandan da olgu olarak orada ve gözünüzü kanatmayı ihmal etmiyor. Yine Adalet Ağaoğlu'nun 'Üç Beş Kişi' adlı romanında yaşanmış bir olayı 5 farklı ağızdan dinlemiştim. Burada da aynısı gerçekleşiyor. Yaşanan olayı farklı ağızlardan dinliyoruz. Taşlar önceleri hayli ağır geliyor ancak farklı ağızlardan dinlenince birer birer yerine oturuyor. Bilim kurgu romanlarında olay örgüsünü yazarlar istediği gibi yönlendirir. Ne de olsa kurgunun sınırsız halidir. Murat Menteş ise ne kadar da dalgacı bir anlatıma yönelmiş olsa da bir ciddiyeti benimsiyor. Olayların olurluğuna, karakterlerin var olmuş olabileceğine, yaşanmış ya da yaşanması muhtemel bir kimlik kazandırıyor anlatımına. Cephanelikleri tastamam, sınıra sevkiyatı sağlanmış, tehditlerin boyunduruğunda, konusuz bir savaşa soyunulmuş. Hikayeyi büsbütün ele alındığında karmakarışık bir labirentte gibi hissedebilirsiniz kendinizi, yılmayın. Gerçi buna izin vermeyecektir yazar. Hep bir eli yakanızda ancak gitmekte de özgürsünüz. Gi-de-me-ye-cek-si-niz! Üzüldüm be bitmesine. Yazılacak tonlarca şey var ancak bu kadarı kafi diye düşünüyorum. Yerinizde olsam bir saniye durmam. Hemen alır, okurum. Bu keyifli anlatıda bir sürü de gerekli / gereksiz şey öğrendim. (Neyin gerekli neyin gereksiz olduğuna siz karar verin) Öyle işte keyifli okumalarınız olsuuun. Son olarak kitaptan: ''Birini takip etmenin en iyi yolu, onun önünde yürümektir. Kimse önündeki kişi tarafından takip edildiğini aklına getirmez.''
kamera
Dublörün Dilemması
yildiz
8.4/10 · 12,3bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
296 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
kamera
Murat Menteş
topu almış, orta yuvarlağa doğru ilerliyor, ama gol olup olmaması umrunda değil. Mesele top oynamak çünkü. Öyle yazmış. Büyük edebiyat yapacağım yerine azıcık yazıp eğleneyim diyen yazar olur mu? Olurmuş. Peki atmasyonlarla kendini okutan kitap olur mu? Olurmuş. Öğrencilere ev yemeği satan köşe restaurantta üç kuruşa açık büfe bulmuşsunuz, ekmeğin üstüne Nutellayla altlık yapıp üstüne bi çimdik katakulli, bi çimdik kıyaklık, bir çay kaşığı fırlamalık, bir fiske serserilikle üstlük yapıyorsunuz. Bu arada Leonard Cohen’la düet yapıp, Pembe Panterle de dans ediyorsunuz. Yetmiyor, Umut Sarıkaya kolunuzu çimdiklerken gözkırpıp kıkırdıyor, #kadınanam da “yat uyu yavrum, biraz da yarın okursun” diyor. Çünkü: “evvel zaman içinde ...mışmış! Yuhmuş! yok bir şeymiş! dahası varmış! Ohaymış be!" Bu kadar saçma güzel. Edebiyat değil diyenler olmuş, elle tutulur bir konusu yok, kitap bitince geriye bir şey kalmıyor diyenler. Öncelikle, mahsuru var mı? Bence yok.İkincisi, bal gibi edebiyat, hem de kendine has. Öte yandan, arkadaşlar kitap absürt ya hani, hayatınıza anlam kazandırma, size bir şey verme vaadi yok yani. Ciddi ve sıkıcı zamanlardan geçtiğimiz şu günlerde hayatın anlamını azıcık kenara bıraksak,gülüşsek olmaz mı? Ha, kitap mükemmel mi, değil. Popüler kültür ve edebi göndermelerin gereginden fazla yapılması anlatımı biraz hırpalamış. Çok ayaklı anlatım da tempoyu sekteye uğratmış. Ama yazar sekteleri çamaşır suyunda beklettiği için kağıdın üstünde gözle görünmez oluyor. Okuyorsunuz. Hatta oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi kalma korkusuyla kitap bitecek diye korkuyorsunuz. Bence kitap Lunapark aynası. Kıkır kıkır bakmalık..Önce Bay Herkes’in ne düşüneceğini boşverin, kendinize siz diye hitap edin, biraz kendinden uzaklaşmak iyidir zira. Sonra da aynaya bakın, saçma sapan gülün. Prof. Dr. Umursamaz’a bir selam çakın, Borges’in bastonunu sallayarak geçin gidin. Bu. Keyifli okumalar..
kamera
Dublörün Dilemması
kamera
Murat Menteş
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.4/10 · 12,3bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
284 syf.
·
4 günde
bu kitabı okumamdaki en büyük etken çevremdeki herkesin murat menteş’i dublörün dilemması ile tanıyıp hakkında yorumlar yaparken benim bu konuda hiçbir fikrimin olmamasıydı. kitap dedikleri kadar şaşırtıcı, yok artık, süper, inanılmaz kelimelerinin anlamlarını bana TDK’den sonra ikinci kere gösterdi. kitabın konusuna gelince; ne yok ki arkadaş. aşk, ihanet, kimsesizler yurdunda büyümüş bir çocuğun o tecrübelerle hayata karşı tutunduğu tavır ve acıları. ama konuyu daraltmak gerekirse;  nuh tufan adındaki kimsesizler yurdunda büyüyen ve albino olduğu için kimse tarafından evlat edinilmeyen konservatuar öğrencisinin para kazanmak için yapmaya çalıştığı işler ve bu işler sonucunda kendi başına açtığı belalardır. '' hatip güzel söylemişti:'' inananlar için her çağda bir nuh'un gemisi vardır..,, amenna. acaba yüzümüzdeki bu tuhaf maskelerle, bizi kurtaracak bir gemiye binebilecek miydik?,, allah vergisi yetenek ve kaabiliyetiyle çıkan bir roman.. eserin kıymeti de burdan doğuyor. hem belirli kişi ve çevreyi almış, hem de hayâli, yaratılmış kişilerin hayatı gibi bir sağlam roman akımı. murat menteş 'in anlatımı demir leblebi.. her cümlesi, her bölümüyle kafa yorulmuş, üstünde nakkaş gibi işlenilmiş ve asıl önemlisi anlayıp tadına varmak için de yine bir nakkaş gibi incelikle çalışıp düşünülmesi, sindire sindire duyulması gereken bir üslup.. kişiler, bırakın temel kişinin ruh hâletlerinin çeşitli nüanslarını, yaşayışın her hareketine verilen mânâ ve inceliği , öteki plandakiler bile hep kendi hayatlarını yaşayan, sağlam ve oturmuş; karakteri belli ve canlı tipler.. hele hele nuh tufan.. hem insan, hem maskeli bir figür.. franz kafka 'nın yarı tanrısal figürleri ya da dorian gray'in portresi'ndekine benzer maskenin, geçici boyaların, aldatmacanın son bulması gibi.. isimleri ve âşinalıkarı ile tanıdıklarımız var bu kitapta.. ekseriya, tekrarlanan ve sürüp giden bir aksiyon, kıssadaki bir hikâye, sınıfımızdaki sümüklü bir talebe, belki de alt katımızdaki komşu teyze..  doğruda direnmek isteyen birisi olmasaydım, kitapta geçen ''şüphe" sözlerinin hepsini ''kuşku" ya çevirirdim. kuşku ile şüphe arasında karlı dağlar bulunduğunu aldırış etmemize de vesile olmuştur zannımca. kelimelerin, duyguların hakkını vere vere, yoğun bir psikoloji dökülüşü sürdürerek, her cümleyi anlamak için üstünde durup düşünme gerektirerek gidiyor bu akış.. öyle tatlı, öyle mânâlı ve derin, öylesine çekici ki, elinizden bırakamıyorsunuz, ama her sayfasını çevirirken zevkten de, fikir zorlamasından da yorulmuyorsunuz.. arada okura oğuz atay 'ın yaptığı gibi seslenmeler, paylamalar, gözkırpmalar da var.. ''itiraf etmeliyim ki, aziz okur, benim ömrüm, her birini gebertmek istediğim insanlarla aramdaki buzdağlarını eritmeye çalışmakla geçiyor. mesela zenginlerden nefret ediyorum, ne yapayım, elimde değil.." bunların yanı sıra kitapta ifade edilmek istenen fikir veya hissi, tahlili cümlelerle, yani kısa cümlelerle söylüyor ; bir veya iki cümle ile anlatmakta pek usta. mesela heyecanlı ve asabi halleri çok güzel ifadeye yarayan şu çeşit cümleler.. ''evvel zaman içinde bir miralay onun için canını hiçe saymışmış! yuhmuş! yok bir şeymiş. dahası varmış:ona kıyan yılanın ismi de ibrahim'miş! ohaymış be!" ve kocaman kocaman bir erkeğin hissiyat külliyatını özetleyebilecek dublörün dilemması'ndan tadımlık hikmetler.. '' bir erkeğin hayatında ses etmeyip, pes ettiği anlar vardır." ''bir erkeğin hayatında suça hile ile karşılık verdiği anlar vardır." ''bir erkeğin hayatında, teselliyi martavalda bulduğu anlar vardır....." ne alâyişe lüzum var, ne gevezeliğe.. sükut içinde bir kaynaşma, bir temâşa bu roman. yazarını aksettiren bir lunapark aynası.. derinden bakın !.. yeryüzünün en tehlikeli adamıyla karşı karşıyasınız.. adımlarınızı dikkatli atın! gerektiğinde kitabın üstüne yürüyün bu kitabı özellikle incelemememin sebebi olay örgüsü. “olay örgüsü bu kadar hızlı başlayıp da nasıl bu kadar karmaşık olmadan anlaşılabilir” sorusuna dublörün dilemması mükemmel bir şekilde cevap vermiş. ayrıca olay örgüsü kahramanların gözünden ayrı ayrı işlendiği için kimin aslında kim olduğu sorusuna aradığımız cevaplar için duyduğumuz heyecan da gittikçe artıyor. bir okurun hayatında şüpheyle başladığı bir kitabın bir müddet sonra tiryakisi olacağını farkettiği bazı anlar vardır. işte o anlardan yaşattıran bir kitap bu. çay suyunun kaynayıp kaynamadığını kontrol etmeye giderken bile okumaya devam ettirebilecek enteresanlık, merak uyandırıcılık ve keyif vericilikte bir kitap. dublörün dilemması bütün kitap marketlerde. dublörün dilemması. dublorün dilemması...
kamera
Dublörün Dilemması
yildiz
8.4/10 · 12,3bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
458 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;