·
Okunma
·
Beğeni
·
7,3bin
Gösterim
Adı:
Duman
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759657843
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Yayınevi:
Aslı Yayınları
212 syf.
·3 günde·7/10 puan
Mevzu Rus Edebiyatı olunca hikaye içinde yazarın bazen hafiften, bazen de gözümüzün içine sokarcasına ideolojik düşüncelerini aktardığı eserler bekliyorum. Zaten bu yüzden çok seviyorum.

Turgenyev de bu kitabında kendi fikirlerini Potugin karakteriyle vermiş. Duygusal ilişkilerini de Litvinov ve İrina ile. Yani anlayacağınız üzere bir Rus eserini anlamanın yolu yazarını tanımaktan geçer. Peki kimdir Turgenyev?

Toprak sahibi zengin bir aileden gelen soylu bir adam. Ama bu durum onunla sıradan insanların arasına engel koymamış. Çalışanlarıyla, köylüyle rahat münasebetleri neticesinde yaptığı gözlemlerini eserlerine yansıtmış. Nitekim Duman'ında da toprak mülkiyeti meselesiyle ilgili ara ara göndermeler bulacaksınız pek doyurucu olmasa da. Çünkü sadece toprak reformundan sonra oluşan belirsizliği aktarmış. Baş karakterimiz Litvinov da babası öldükten sonra toprakların başına geçer. Turgenyev ise annesi öldükten sonra geçmiştir.

Eski aşkı İrina'yla karşılaştıktan sonra içindeki alev yeniden parlar Litvinov'un. Ancak kendisi nişanlı, İrina ise evlidir. Yasak bir aşk söz konusudur tıpkı Turgenyev'in yaşadığı gibi. Turgenyev sakin ve mantığıyla hareket eden bir adam ve burada da Litvinov'a oğlum sakin, kalıbının adamı ol der gibi bir yol çizdirme uğraşında. Litvinov'u bırakıp İrina'ya geçtiğimzde ise uçarı, serseri ruhlu bir kadın İrina. Soylu bir sınıfa mensup. Turgenyev kendi özelliklerini karakterlere bölüştürmüş. İrina da soylu olmasına rağmen sıradan insanla münasebeti kesmemiş rahat bir kadın. Zaten bunun bunalımını fazlasıyla yaşıyor, yani kendini sınıfına ait hissedememenin.

Kitaba genel olarak bakarsak; hızlı bir başlangıçla siyasi meselelere dalıyor yazar. Bu kısımda genelde Potugin'i görüyoruz. Yani anlayacağınız üzere liberal görüşleri olan batıcı bir adam var karşınızda. Liboşluğu sevmesem de bu meseleleri sevdiğimden dedim ki güzel kitap tam benlik. Ama ne oluyor piyasaya İrina çıkıyor ve kitap ikinci sınıf bir aşk hikayesine dönüşüyor. Aşk meselesini küçümsediğimden değil ama yani koskoca Turgenyev'sin, Dostoyevski ve Tolstoy'la kıyaslanan adamsın. Cümlelerde derinlik arıyor insan ama yok. Bugünkü çakma aşk yazarlarını aratmayacak cinsten. Belki de beklentimin yüksek olmasından böyle sitem ediyorum ama bana basit geldi. Halbuki gerçek hayatında bizzat yaşadığın duygular bunlar Turgenyev. Sonra niye Dostoyevski'yi seviyorsun? Hiç çabalamıyorsun sen de gülüm!

Sonlara doğru hareket gelse de kitaba, bitiveriyor hikaye :)

Değinmem gereken birkaç mevzu daha var: Soylu sınıf açıkça alaya alınmış, görgüsüzlükleri de ön plana çıkarılmış. Sürekli Fransızca diyaloglarla karşılaşıyoruz. Fransızca konuşmak soyluluk göstergesinden ziyade bir gösteriş budalalığına dönüşmüş. Rusya bazı meselelerde ne kadar da Türkiye'ye benziyor!

Sonuç olarak Turgenyev sizi dumanaltı etmeyecek, sigaranızdan iki fırt duman almışçasına bir etki bırakacak.
268 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
#spoiler icerebilir.
Uzun zamandır böyle bir metcezirli bir aşk'a rastlamamistim..iyi de oldu, unutmuşuz insanların deli gibi birbirlerine duydugunu tutku hikayelerini. ....TURGENYEV nazik bir yazar benim gözümde ,kibar bir adam besbelli ..ilk kez okudum başka bir kitabı elime geçer mi ?bilmiyorum ,peşinden gidermiyim şimdilik muamma ama "Duman"ı sevdim o tartışılmaz ..Litvinon karakteri çaresiz aşkının dışında ülkesini hep ileriye taşımayı hedefleyeren bir delikanlı. Hayalleri var ,sanırım bu karakter yazarın kendisiyle bağdaşıyor ..çünkü onun da hayatına baktığınızda almanya da eğitim aldığını ve batı dünyasındaki esitlik-özgürlük rüzgarını Moskova ya taşımak istediğini görüyoruz ...ki bu çarlık rusyasinda ne fena bir düşünce :)
Sevgili irinaya gelince iyimi kötümü siz okuyunca karar vereceksiniz ..irina güçlü bir kadın ,önce şartlara boyun eğen ama toyluk dönemi geçtikten sonra dunyayi parmaginda oynatabilecek bir yetenege yani özguvene ,güzelliğinin yanında akla da sahip bir karekter ..
Bir masal gibi okunmalı bence "Duman ".ben keyif alarak okudum ..zaman zaman "ah oldumu bu şimdi ?" Diyerek dizime vurmuşlugumda var :)

Kalbimizden sevginin eksik olmaması dilegiyle iyi okumalar ...
212 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Epey bir aradan sonra Turgenyev'den bir eser daha okumaya karar verdim ve olağanüstü Duman'ını okuma şansına ulaştım. O zamanlar bu roman pek kabul görmemiş ve yayınlanmasından bu yana yüz elli yıldır itibarı iade edilmiş gibi pek görünmüyor. Çağdaş düşmanlığın nedenlerini araştırmak zorunda kalmayan biri var: Turgenyev, Duman’da yurttaşlarına ölümcül ve alaycı bir gözle saldırıyor ve Rus toplumunun herhangi bir kesimini veya ögesini ayırmıyor. Bu eser, hayal kırıklığına uğramış bir erkek hakkında bir çalışmadır ve düşmanlarının yanı sıra arkadaşlarının da çeşitli düşmanlık derecelerinde reaksiyona girmesi hiç şaşırtıcı gelmeyecektir. Görünüşe göre Dostoyevski ile giriştiği bir kişisel münakaşa bunun bir örneğidir.
Roman şu şekilde özetlenebilir:
Genç bir adam olan Litvinov, birkaç yıl Batı tarım yöntemleri üzerine çalışarak Rusya'ya geri dönüyor. Kısa süre kalmak için durduğu Baden-Baden'deki nişanlısı Tatyana ile görüşür. Açıkçası 1860'lı yıllarda Ruslar için popüler bir yer olan Baden'de, hem radikal hem de aristokrat gruplarla karşılaşır. Öte yandan, gençliğinde sevdiği, zengin bir akrabası vesilesiyle onu terk eden İrina adlı genç bir kadınla görüşüyor. İrina, daha sonra bir generalle evlenmiş ve Rus aristokrat çevrelerinde yoluna devam etmiştir. İrina’nın teşvikiyle Litvinov ona tekrar aşık olur ve Tatyana'ya onunla evlenemeyeceğini söyler. Ancak, son dakikada İrina kaçmayı reddeder. Litvinov Rusya'ya geri döner ve işleriyle teselli bulur. Oldukça güzel ve açık bir mutlu sonda, Tatyana'ya döner ve pişmanlığını kabul eder.
Bu özet sizi yanıltmamalıdır. Dediğim gibi, bu kitaptaki iyi bir bölümüdür. Litvinov'un Baden'de karşılaştığı hem radikal hem de aristokratik çevrelerin son derece hicivsel gözlemine dair birçok şeye yer verilir. Her iki kesim de aptal, bencil, saplantılı, yıkıcı, kibirli ve küstah olarak gösterilir. Turgenyev'in gazabından kaçan yalnızca Tatyana ve Potugin karakterleridir. Potugin, bir şekilde Turgenyev'in karakteristik "başarısızlık kahramanları"’nın bir örneğidir, farklı birisidir ve anlatımın çoğunu Rus toplumu, sanat, Kültür, siyaset oluşturur. Avrupalılar adına konuşur ve Dostoyevski'nin mistik Slavofilizmi ile bu tür görüşleri son derece rahatsız edici bulacağı hiç te şaşırtıcı değildir (Tolstoy gibi, hatta Herzen'in de bazı sorunları olmuştur). Kitapta Turgenyev radikallere saldırırken (ve tamamen onların ikiyüzlü ve riyakar olduklarını gösterirken) soylulukla da savaşıyor. Dolayısıyla bu analiz beni pek ikna edici olmamıştır. Umudunu kaybetmiş birinin eseri olarak bana çok daha fazla hissettiriyor. Hiç kuşkusuz her zaman Turgenyev'in yazdıklarında bir karanlık taraf vardır, ancak şimdiye kadar olduğu gibi bu kadar şiddetli hiciv ışığında ortaya çıkmamıştır.
212 syf.
·9 günde·10/10 puan
Hadi bakalım bir kitabın daha sonuna geldik şükür modundayım.
Akıcı bir dili olan ben her ne kadar zamansızlıktan dolayı birkaç günde bitirsem de kolaylıkla bir günde bitebilecek bir kitap.
Kitabı yermek istemiyorum ama övmek de benim açımdan ne kadar doğru ne kadar yanlış olur. Nasıl ifade ederim kendimi pek emin değilim.
Romanlar zaten genellikle yazıldıkları dönemin izlerini yoğun bir şekilde taşır bu Türk edebiyatında da Rus edeyatında da kaçınılmaz bir durum.
Ben sırf yazarın dili sebebiyle ve ilgi alanım olan Çarl II Alexandre döneminde yazılmış eserde döneme ait göndermelere rastlayacağım gerçeğini göz önüne alarak okudum.
Yoksa Litvinov' un Irina'ya aşkının yahut her ne kadar başlarda sevmese de sonlarda Tatyana'nın masumluğu gibi durumlarla yaşadığı aşk ilişkisi pek ilgimi çekmedi açıkçası. Daha doğrusu çekemedi güçlü bir kurgu yok, ulaşılamaz, aşılamaz bir aşk hikayesi değildi.
Ama.
Ivan sergeyeviç'in daha doğrusu onun ve bizdeki batı meraklıları gibi yazarların Alman hayranlığı mı desem o dönemlerde Almanlardaki gelişme sebebiyle ve güçlü eğitim sistemlerinin keşfedilme arzusu mu desem bu kitapta yoğun bir şekilde görebilirsiniz. Zaten benim okuma amacım da bu merakımı giderme isteğiydi.
Hızlı makineleşmeyi, buhar gücünün insan yaşamını baştan sona değiştiren müdahalelerine ince çizgilerle az da olsa değinmiş. Ama bu tarz konuların bir iki sayfası bile ağır eleştiriler yapan yazarın kalemi için ve kitabın bir roman oluşu göze alınarak oldukça doyurucu.
Sanatın her türlüsünü, müziği, resimi bile ince ama belirgin nüktelerle ele almış. Aydınları ve aristokrat sınıfı dahi acımasızca eleştirmiş.
Oysa kendisinin de Slovofiller tarafından ağır eleştirilere hatta ne eleştirisi Slovofillerce yok edilebileceğinin farkında. Bu da o dönem için bu gibi Rus aydınlar açısından kaçınılmaz.
Zaten bu tarz durumlar aynı dönemlerde bize denk gelen yönüyle bizim toplumumuzda da bağdaşıyor. Yine de kendi çapında kendi emeğiyle gelişme kateden yoksul Kulibin için üzüldüm. Bu kadar ağır bir eleştiri ile bir kitapta yer almak bir mucit için hüsran olmalı.
Ve sonrasında kitap hakkında edindiğim bilgilerde de zaten yazarın sivri diline hatta Dostoyevski'nin Babalar ve Oğullar adlı kitabına yaptığı ağır eleştiri sonucu Rusya'yı gözünden silmiş ama tabi bu durum 5 sene kadar 1867'ya kadar sürmüş.
Kitabı sırf Sergeyeviç'in hicivlerini racon kesişini benim lügatımda sokak edebiyatı üslubunu yakalayabilmek için yordam yayınlarından okudum.
Kitabı daha iyi çözümleyebilmek adına da iş bankası yayınlarını okudum.
Bu uzun süredir yapmadığım bir durumdu.
Bir kitabı aynı anda iki yayından götürmeyi anca çok ilgimi çeken kitaplar için yaparım.
Babalar ve Oğullar kitabını daha güzel daha verimli olduğu gerekçesiyle Duman'dan sonraya bırakmıştım.
Ivan Sergeyeviç'in kalemine bu konuda güveniyorum umarım yanılmam.
Sivri dilli yazarın bu kitabında da sosyal konulara değinmiş olması en büyük temennim.
364 syf.
·Puan vermedi
Bu kitapta bilinmesi gereken ilk sey, argo'nun ve cinselligin acik olarak beyan edilerek gercekci sekilde yazilmasidir..
Romanda, bir genc anlatiliyor aslinda okuyali cok oldu aklimda kalanları yazacagim..

Rus halki arasindaki saygisizlik, hosgorusuzluk ve toplumsal ahlak'in bozulmasini ele alan bir kitaptir

Kadınlara cinsel obje gozuyle bakilmasi, bir komutanin kiz kardesinin askerlere yemek getirmesi uzerine komutanlarinin kiz kardesine sirayla cinsel eylemler yapmaları vs.

Kısacası Rus Edebiyati'na ilgisi olanlarin, ilgisini cekebilecek bir kitap.

Tavsiyemdir
240 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Yazarın okuduğum ilk eseri.
Çok beğendim oldukça politik, mizahsen zengin, tasvir ve betimlemeler ile güçlü bir eser.
Karakterlerin çok yönlülüğü ile her birini kendi içlerinde oldukça sevdim. İnsan doğasının analizlerini, yazarın akılcılık ile bu denli eşsizlik sağlabilmesine hayran kaldım. Diğer eserlerinide okumayı istiyorum.
Konumuz itibariyle Rus toplumun iyileşmeyi redden bir hasta oluşunu gözler önüne seriyor yazarımız. Toprak köleliği kalkmış, halk bir nebze bile olsa daha iyi olması beklenirken tam tersi soyluluk çabası, bireyciliğin ön planda olması, ahlaki toplumsal değerlerin hiçe sayılması, bireylerin kendilerini kapatmalarını gözler önüne seriyor eserimiz, bununla beraber bir aşk hikayesini görüyoruz. Aşkın bireysel emeller ve değerler ile çelişkisi oldukça iyi işlenmiş.
Ve özellikle belirtmeden geçemeyeceğim çok severek okuduğum Beyaz Zambaklar Ülkesi'nde söz konusu olan Rus toplumunun hastalığını daha iyi anladım. Öyle bir halk ki vaktinde kendilerini yönetmeleri için farklı milletlerden ve yerlerden yöneticiler isteyen, toprağı işlerken faydadan çok zarara sebebiyet veren, ilişkilerin çoğunlukla sözde ve gösterişe dayalı olduğunun ispatı niteliğinde. Dünya ve insanlık tarihinde bu kadar çok var olup, coğrafyanın kaderini yaşamaya mecbur kalan bir millet ve buna rağmen çok büyük sanatçı, edebiyatçı ve bilim insanı çıkarabilmeleri takdire şayan...
212 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Oysa herkes öldürür sevdiğini
Kulak verin bu dediklerime
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,…
Oscar Wilde

Kitap okumanın en büyük zararı nedir diye sorsalar bana diyeceğim şudur ki kahramanın yaşadığı acıları,hüzünleri, umutsuzluğu, hayal kırıklığını okur iken senin de yaşamış olmandır. Kahraman gider bir park köşesinde ağlar, sende kitap başında oturur hem ağlar hem okursun. Kahraman bir zindanda işkence mi görüyor sende bu işkenceyi iliklerine kadar hisseder, ruhun da ızdırap çekersin. Kahraman ile aşık olur kahramanın sevdiği kıza sende hayran olursun. Kitabı okur iken Mujgan'a aşık Sadri Alışık'tan tutun da Ah şu şarkıların gözü kör olsun diyen Zeki Müren'e kadar birçok kişiyi andım. Ve sen Irina seni de Ezhel'deki Eyşan'ın yanına kendi Cehennemimin en dibine attım. OH rahatladım.
Bu arada kitap ne anlatıyor diye merak edenler bir zahmet kitabı okusun :)
212 syf.
·3 günde
Başlarda biraz sıksada, sonrasında bunu telafi etmiş yazar. Rusların yer yer yerildiği, burjuvazinin ve aristokrasinin çirkinliklerinin resmedildiği bir kitap okuyacaksınız.
Bu arada Rusların yerildikleri noktaların, bize benzerlikleri dikkatimi çekti nedense.
Milletimizi okuyormuş gibi telakki ettim bi an...
Gelelim içeriğe: Bir zamanlar sevdiği kız tarafından yüzüstü bırakılan gencin, yıllar sonra bu kızla yolları tekrardan kesişir. Kız evlidir, erkek nişanlı o sırada. Kızla bi kaç kere karşılaşıp, sohbet eden genç, ona olan duygularının tekrar ortaya çıkmasıyla istemediği bir durumla karşı karşıya kalır.
Bi tarafta aşkı bi tarafta nişanlısı..
Daha önce yüzüstü bırakan kızla sözleşir ve nişanlısından ayrılır beyimiz. Ayrılır ayrılmasına fakat olaylar istediği gibi şekillenmez.
Tavsiye ederekten:
Keyifli okumalar...
207 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Merhaba...
Turgenyev'in kitapları süprizlerle doludur ve kalemini çok severim.
II. Aleksandr döneminin Rus burjuvazisi, 1861 Rus Toprak Reformu ekseninde ilerleyen Duman, yazarının hayatından da belirgin izlere taşır.
Turgenyev’in Pauline Viardot’a aşkı Litvinov’un İrina’sında tezahür etmiştir. Turgenyev Viardot’un peşinden 40 yıl boyunca ayrılamamışken Duman’da Litvanov’un büyük aşkını kalbine gömmesini ve iyi yürekli Tatyana’yla birlikte olmasını istemiştir.
Belki de böylelikle kızının annesi olan Terzi Avdotya Ermolaevna Ivanova ile evlenmesine şiddetli karşı çıkan annesini romanında da olsa ezip geçme imkânı bulmuştur.
Yine Turgenyev’in Moskova Üniversitesinde sadece 1 yıl süren eğitimi gibi Litvanov da okuduğu bu üniversiteyi tamamlayamamıştır.

Kitabın edebiyat tarihindeki bir başka özelliği ise karakterlerinden Bambeyev’i kendisine benzeten Dostoyevski’nin intikamını beş yıl sonra yazdığı Ecinniler’de Karmazinov karakterini oluşturarak almasıdır.
İyi okumalar diliyorum.
212 syf.
·3 günde·7/10 puan
Babalar ve Oğullar adlı efsane kitabi ile tabiki kalite olarak karşılaştırmamız pek mümkün değil ama genel olarak bakınca gayet etkili bir roman.

Başlarda , özellikle ilk 40 sayfalık bölümde karakterler arası tartışmaların olduğu, bolca çevirinin bulunduğu , donemin siyasi portresinin çizildiği kısımlar okuyucuyu sıkacak olsa da sonrasında Litvinov ile Irina aşkını merkeze alan ve bu şekilde devam eden bir kitaptan söz etmek mümkün. Turgenyev dönemin rus aristokrasisine ,soylularına ciddi eleştiri getirmiş , dalgaya almıştır. Batı medeniyetine sırt çevirmiş Rus toplum yapısını da yine bu sınıflar üzerinden eleştirmiştir. Kitabın içerisinde de kısım kısım bu yergileri görebiliyoruz.
Kitabın ilerleyen kısımları dediğim gibi aşk eksenli ama gel gitli bir aşktan söz ediyoruz. Litvinov ozelinde hüznü, çaresizliği barındıran; Irina' da da aynı duyguları içeren ama fazlasıyla kararsızlık ile dolu bir süreçten söz etmek mümkün. ❣

Ozellikle uzun zaman sonra tekrar karşılaşmak sanirim her ikisi icin de hayirli olmadı. Beni bir okuyucu olarak Irina' nin ne istediğini bilmemesi,icine düştüğü sahteliklerle dolu sosyete hayatından kopamamasi sinirlendirdi. Yine Litvinov'un son derece uysal,sevecen,iyi biri olan nişanlısını Irina icin ( sanirim aşk icin demem daha doğru olur) bırakması da sinirlendirdi. Ha denilirse ki aşık, hala aşık; mantığını degil aşkını seçmesi normal ,buna da saygı duyarım. Ama son gelinen nokta ile de zaten neyin doğru, neyin yanlis oldugu ortaya çıkacaktır.
Genel anlamda, karakter analizlerinin son derece başarılı olduğu , dönemin toplumsal yapısına ışık tutması adına yapılan eleştirilerin son derece öğretici olduğu , aşk eksenli bakinca ise açıkçası çok da aman aman bir aşk hikayesinin bulunmadığı bir roman denilebilir.
212 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitabımız Almanyanın Baden adlı bir şehrinde Litvinov adındaki genç bir Rus delikanlısının basından geçen olayları anlatıyor. Güzen ve akıcı bir kitaptı son zamanlarda okuduğum en güzel aşk temalı kitaptı diyebilirim.Karantina günlerinde okunası güzel bir kitap tüm kitap severlere tavsiye ederim.kitapla kalınız...
212 syf.
·2 günde·9/10 puan
Babalar ve Oğullar ünlü romanı olsa da önce onu okumuş biri olarak Duman bir kaç tık üste çıkar. Her insan okuduğundan ayrı hazlar duyar. Duman benim ruhumu sarıp derinlere çeken muhteşem bir öyküydü. Her sığ sulara alışık, insanların tat alabileceği bir roman olmayabilir çünkü sığ sularda ayağına çamur bulaşır, derinler dingin ve temiz berrak bir gerçektir. Ve günümüz insanları gerçeği bir sanrı ile perdelediğinden görmekten sorgulamaktan ve aşksa yaşamaktan korkarlar.
Yaşam felsefesi dünyaya bakışın engin açısı sorgulamanıza olanak sağlayacak. Bunun yanında tutkulu bir aşka entrika ve ihanete şahit olacaksınız.
Ne de olsa günümüz dünyasının üç atlısıdır aşk ihanet ve gurur!
106 galiba okunma sayısı mantar gibi türeyen edebi dilden yoksun yazarlar kadar okunmaması seçimlerin sandığa yansıyan sonuçlarını bir gerçekle yüzümüze çarpmakta...
Doğrudan yüzüne bakmaya kimsenin cesaret edemeyeceği tek varlık şeytan değildir ; kendi içine de bakmaya hiç kimse cesaret edemez..
İnsanlık ödevlerimizi bilmez, ya da ihmal edersek, neyimiz kalır ki! Biz kendimiz bunlara bağlı kalmazsak, hayatta kimden karşılık bekleyebiliriz..?
Kötüden iyiye doğru, asla iyinin yolundan geçerek varamazsın; iyiye ancak kötünün yolundan varılır ve zehir tıpta bazen yararlıdır.
İnanın muhterem beyefendi, yurttaşlarıma şaşıyorum ben. Hepsi hayata küsmüş gibi, hepsi başı önünde dolaşıyor, öte yandan hepsinin içi umut dolu, düz duvara tırmanacak kadar...
'Kötüden iyiye doğru, asla iyinin yolundan geçerek varamazsın; iyiye ancak kötünün yolundan varılır ve zehir de tıpta bazen yararlıdır"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Duman
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
220
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759657843
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Yayınevi:
Aslı Yayınları

Kitabı okuyanlar 525 okur

  • Hüseyin İ.
  • Oktay
  • Volkan
  • Ayşegül
  • Su
  • Bay X
  • mosyo mirsault
  • Hakkı Baştuğ
  • Fatma Şahan
  • Orhan BAKAN

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0.6 (1)
8
%0
7
%0
6
%0.6 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0