Dün Dağları Dolaştım Evde Yoktum

·
Okunma
·
Beğeni
·
639
Gösterim
Adı:
Dün Dağları Dolaştım Evde Yoktum
Baskı tarihi:
1993
Sayfa sayısı:
92
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754182446.
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam
İlhan Berk bu yeni kitabındaki şiirlerini iki yüz sayfalık bir defterde oluşturmuş. Bu çalışmaları bütünüyle gösterme olanağı bulunmasa da araya serpiştirilen elyazı örnekleri şiirlerin oluşum serüvenini yeterince yansıtıyor kanısındayız.
92 syf.
·14 günde·10/10
İLHAN BERK’İN POETİKASI
Türk şiirinin en üretken şairlerinden biri olan İlhan Berk’in poetikası sürekli bir değişim üzerine kurulur. Tüm yeryüzünü yazma istemindeki şair için her şiir,her kitap yeni bir başlangıçtır. Birçok nesneyi şiirine sokan Berk, şiirin tanımı konusunda kesin duruş edinme kaygısı taşımadığından, kapalı bir şair olarak nitelendirilir. Şiir yazmasının nedeninini dünyayı ve hayatı sıkıcı bulmasına bağlaması, onun “şiirlerindeki özü” de ortaya koyması bakımından önemlidir ve hayatın içinden “güzel olanı” okuyucuya aktarması onu özgün kılar.
Berk’in sürekli değişim üzerine kurduğu poetikasının belirgin özelliklerinden biri şiiri şairinden ayrı bir yerde düşünmesidir. Berk için şiir, canlı bir varlık anlamı kazanır. Berk, şiir yazma sürecinde şairin etkin rolünün azaldığını düşünür. Şiir, bu süreçte şairden teknik ya da öz olarak bazı değişikliklerin yapılmasını bekler. Yine de şiir kendi serüvenini yaşar. Şair sadece bir öğrenci konumunda gerekli emirleri yerine getirir. Kanatlı At kitabında konuyla ilgili şunları söyler:
“Bunu mizaç meselesi diye yanıtlamak isterim. Yoksa benim değişmek diye bir sorunum yok. Yani önceden bir kurama göre hareket etmem. Kuramı bana duygularım, daha doğrusu algılarım zorlar. Buraya da beni yaşadığım an getirir. Onun için içimden geldiği gibi yazarım. Ben bırakırım kendimi şiire. Bu yüzden de ilerideki şiirlerimin yönetimini bilemem. Onu yazdığım andaki duygularım belirler. Şiire karşı çıkmam. Şiir buyruğunu sürdür. Benim bir çizgide derinleşmem zikzaklardır. Zikzaklar da benim için şiirin bütün olanaklarına açık olmaktır.”
Berk alıntıdan da anlaşılacağı üzere şiirini yatay bir çizgide sürdür. Türk şiirindeki bazı şairler gibi belli konularda derinleşme, dikey bir çizgide gelişme göstermez. Bu nedenle birçok araştırmacı tarafından çeşitli biçimlerde adlandırılmıştır:
“Şiirin kırk türlü yazılacağını göstermiştir.”
(Mehmet Fuat)
“Değişmeyi şiirin anayasası yapmıştır.”
(Mehmet Doğan)
“Bir anlatı doymazı”
(Orhan Koçak)
“Sanki bilinmeyen şiiri arıyor”
(Mahir Ünlü-Ömer Özcan)
“Şiir olmasaydı İlhan Berk onu icat ederdi.”
(Turgut Uyar)
İlhan Berk şiirlerinde birçok nesneyi içinde barındırır. Doğa, nesne, coğrafya, tarihsel kimlik ve kişilik gibi konular üzerinde yoğunlaşmıştır. Özellikle kente ve kenttekilere ait unsurları ayrıntılı bir şekilde şiirleştirmiştir:
“Bir Fenikeli
Denizde boğulanı ilk Fenikelilerdendir.
Vergi memurluğu yapardı ve köpekler saldırırdı hep
Babası barbar akınlarını durdurmuştu.
Kırlangıcın geveze bir kuş olduğunu ilk ondan duyduk
Ben o zamanlar çocuktum ve çok fakirdim.”
İlhan Berk, şiirde düzyazı olduğu gibi açık bir anlamın olamayacağını düşünür. Düzyazıda yazar ya da şair kendi düşüncesini aktarabilmek için anlamlı olmak zorundadır. Fakat şiirde tek bir anlamın bulunması okuyucu tarafından onun kolayca tüketilmesine neden olacaktır. Bu nedenle şiirin yürürlükte kalması güçleşecektir. Şiirin daha uzun süreli yürürlükte kalması ve okunması onun kapalı olmasıyla mümkündür. Kapalılık, şiirin anlamsız olduğu düşüncesini barındırmaz. Kapalılıkta anlam örtülüdür ve okuyucunun, bu tür şiirleri algılamada özellikle bazı konularda kültürel bir birikime sahip olması gerekir. Onun yapmaya çalıştığı şiirin kapalılığını sağlamaktır. Bu konuda;
”Nedendir bilmiyorum, ben anlamı şiire pek yatkın bulmam. Kimi kitaplarımda onu düşman bile bilmişimdir… Ama şunu söyleyeyim; sonuçta şiir şiirse anlamlıdır” der.
(Kanatlı At, Sayfa 73)
Şiirde kapalılığı sağlayan ise çok anlamlılıktır. Birden çok anlamı olan bir şiirde şair, metni dolaylı anlatımlarla sürdürür. Böylece şiir okuyucular tarafından çeşitli biçimlerde anlamlandırılabilir. Okuyucu her okumada şiirin kapalı olan bir başka noktasını keşfeder ve anlamlandırma sürecinde yeni aşamalara yönelir. Bu nedenle İlhan Berk, şiirde çok anlamlılığın temel ilke olması gerektiğini bildirir.
“Aşk Tahtı
Şiir bir tuğlacının düşündüğü tuğlanın yere düşmesinde değil, havada asılı kalmasındadır.”
Bu şiiri okuyan her okuyucu her okuyuşunda ayrı bir anlam çıkarabilir.
İlhan Berk aynı zamanda özgündür.
“Ne Böyle Sevdalar Gördüm Ne Böyle Ayrılıklar
Ne zaman seni düşünsem
Bir ceylan su içmeye iner
Çayırları büyürken görürüm.

Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça deniz
Alır beni.

Seni düşündükçe
Gül dikiyorum elimin değdiği yere
Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları.”
Şair burda, hayatın içinden “güzel” olanı ya da kendine “güzel geleni” veya kurgulamak istediği dünyaya yakışacak, orada anlamlı bir görev üstlenecek olan şeyleri, duyguları, ayrıntıları, izlenimleri seçer ver imbiğinden süzerken ona aslında olduğundan farklı, sadece kendine, o şiire özgü bir hava, bir ahenk verir. İşte bu şiiri özgün kılar.
“Ne böyle sevdalar gördüm/ Ne böyle ayrılıklar”başlığı bize alışılmışın dışında bir aşkı, bir tutkuyu ve ayrılık hüznünü hissettirir. Bir merak duygusu uyandırır.
“Ne zaman seni düşünsem
Bir ceylan su içmeye iner
Çayırları büyürken görürüm.”
Şair bir ayrılık yaşamaktadır. Sevgiliden uzaktır ve özlemektedir. Sevgilinin olduğu yer onun cennetidir. Orası bir “bahar” ülkesidir. Sevgili ürkek, nazlı bir ceylan…
“Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça deniz
Alır beni.”
Ama şair uzaklardadır ve sevgiliyi düşünmektedir. “tek başınalığı” en koyusuyla yaşarken “yalnız” değildir. Sevgiliyledir yine, sofra birle kurmadan gözleri bir ufka, bir tabağındaki zeytinlere dalarak bir aşkı tek başına yaşamayı sürdürür.
“Seni düşündükçe
Gül dikiyorum elimin değdiği yere”
Sevgiliyi her düşündüğünde anılarına gitmekte, sevgilinin dokunduğu eşyaları düzenlemekte, onunla olan anılarını yeniden yaşayı pekiştirmektedir.
“Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları.”
Şair, sevgiliyle yaşayacağı güzellikler için kendini hazırlamakta, onu mutlaka götürmek istediği yerleri, özellikle özgürlük kokulu dağları ve rüzgarları bol coşkulu bir hayata hazırlanmaktadır. Bütün bu imgelerdeki kendine has duruşu Berk’in özgürlüğünü ortaya koyar.
İlhan Berk’in diğer şiirlerini de incelediğimizde genellikle kullandığı belirli kelimelere dikkat çekeriz. Bu olgulara örnek verecek olursak; deniz, yarak, kuş, ırmak, ot, orman, gökyüzü, gül, su Berk’in sıkça kullandığı kelimelerdir diyebiliriz. Bu durumu yazarın nesne sorunu olarak değerlendirmek de mümkündür.
“Bir yer altı suyusun sen
Burdaz’ın dağlık cumhuriyetinde.
Ben sıradan bir yazıcın
Senin cumhuriyetinin
Terkisinde rüzgar gülleri, pusulalar, iskandiller, gökkuşakları
Parıltını yaymak olan işi.
Sen su yolları, ağaçlar, çayırlar, güneşler
Ben karabasanın senin. “
(Kül, Sayfa 24)
Bunun yanı sıra Berk, anlam karşısında şüphecidir. Ondaki bu kuşku, ister istemez lirik-romantik-dramatik şiirle ilişkide bulunması sonucunu doğurmuştur. Ancak o, şiirlerinde bu unsurlara gerektiği ölçüde yer vermemiştir. Şiirlerine bakıldığında sonuna kadar modernist olarak kaldığı görülecektir.
“Anlamdan şüphe duydum.”
( Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum)
İlhan Berk bir “değişim” şairidir. Onu anlamak güçtür, şiirlerini anlamak da güçtür. Ama onun da dediği gibi “Anlamla yola çıkılmaz. Şiir bir şey anlatmaz. Anlaşılmak için de değildir” İşte onun bu duruşu bile onun ne kadar özgün, değişimci ve sezdirici bir şair olduğunun göstergesi değil midir?
"...ne diyordum, dünyanın düşünceleri yoktur. Otların canı sıkılmaz. Kurşunkalem
kendini ağaç sanır. Ufuk, hüthüt kuşu. Seni bilmem, bir söylene dönüşmek içindir dünya.
Onun için başka bir son yok. Bir söylene dönüşmek, bir söylen olmak! Sonsuzluk dediğimiz budur.."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dün Dağları Dolaştım Evde Yoktum
Baskı tarihi:
1993
Sayfa sayısı:
92
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754182446.
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam
İlhan Berk bu yeni kitabındaki şiirlerini iki yüz sayfalık bir defterde oluşturmuş. Bu çalışmaları bütünüyle gösterme olanağı bulunmasa da araya serpiştirilen elyazı örnekleri şiirlerin oluşum serüvenini yeterince yansıtıyor kanısındayız.

Kitabı okuyanlar 20 okur

  • Yağmur
  • Ipek Bayraktar
  • Mehmet Avni Kunt
  • Fatih Zaman
  • Gökhan Önsever
  • Güneş
  • gökhan demiryürek
  • poena
  • indéfini
  • Kağan Bilge

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (2)
9
%25 (1)
8
%25 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0