1000Kitap Logosu
Dünden Bugüne Girit'te Türk Tasavvuf Kültürü

Dünden Bugüne Girit'te Türk Tasavvuf Kültürü

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
8.0
1 Kişi
2
Okunma
2
Beğeni
147
Gösterim
180 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 5 sa. 6 dk.
Adı
Dünden Bugüne Girit'te Türk Tasavvuf Kültürü
Basım
Türkçe · Türkiye · Doğu Kitabevi · Haziran 2014 · Karton kapak · 9786055296704
Bu eser, Doğu Akdeniz'in ikinci büyük adası olan Girit'in, Osmanlı döneminde Türkleşmesi ve İslâmlaşmasına, farklı din, inanç kesimlerinin birbirleriyle kaynaşıp dostça, kardeşçe yaşamasına, kültür, edebiyat ve sanat dünyasının zenginleşmesine önemli katkılar sağlayan, ancak 1897 yılındaki "Muhtariyet İlanı" ile başlayıp 30 Ocak 1923'teki "Mübâdele Protokolü" ile sonlanan tahrip, yıkım, işkence, kıyım ve göçlerle büyük bir çoğunlukla izlerini silinen Bedreddînîlik, Bektâşîlik, Kâdirîlik, Halvetîlik, Bayrâmîlik, Celvetîlik, Nakşbendîlik, Rifâîlik, Üveysîlik ve Arûsîlik gibi tasavvuf yolları ile bunlara mensup şeyh, derviş, şâir, sanat adamı, tekke ve zâviyeleri konu edinmektedir. Eserin, Girit'in kültür, sanat ve edebiyat dünyasının yanında özellikle bugüne kadar üzerinde pek durulmamış olan tasavvufî dünyası sahasında büyük bir boşluğu dolduracağı inancını taşımaktayız.
180 syf.
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Son kalan
*Bu inceleme biraz da hatırlanan anıların notudur.. Kitap genel olarak Girit tarihindeki islamlaşma sürecini ve bu sürece Türklerin etkilerini ve sonuçlarını anlatıyor. Verilen bilgilere dayanarak, Girit tarihinde İslam etkileri Abbasiler dönemine kadar gitse de bunun sosyal bir değişime konu olması adaya Türklerin ayak basması ile başlar diyebiliriz. Ayrıca, Girit'in bir Türk yurdu haline gelmesinin ise adanın fethinden (1669) çok daha önce, Hoca Ahmet Yesevi gibi Horasan'lı Pîr'lerin öğretileri ile yetişen öncü fikir ve tasavvuf erkanı erenlerin Anadolu'ya ulaşmalarından hemen sonra 12 ve 13. y.y.larda, Horasan merkezli misyonla başladığını, sonrasında, tıpkı Balkanlar'da ve Avrupa'nın içlerinde olduğu gibi fütuhat öncesi yerli toplumun nabzını ve vicdanını hazırlayarak bölgeyi Türkleştirme/İslamlaştırma hareketini, kitabımıza da konu olan tasavvuf merkezleri ve göç politikası ile birlikte uygulayan Osmanlılarla sürdüğünü görürüz. Bu sürece dair belge ve resimlerle desteklenen bilgiler de kitabın ana temasını oluşturmuş. Tasavvuf üzerine bir çok araştırma yapıp, biyografik eserler de yazan Prof. Dr. Selami Şimsek Girit'i ele aldığı kitabımızda, adada faaliyet gösteren başta Bedreddinilik, Bektâşîlik, Halvetilik, Mevlevilik gibi bir çok tarikat pîrinin hayat hikayesini, adadaki sosyolojik değişime katkılarını, tarihsel süreçte yüzyıllar süren emeklerle kök saldıkları adadan mübadele şartları gereği Anadolu'ya zorunlu göçlerini ve böylelikle kaybolan bir kültürün hâlâ ayakta kalan son kalıntılarını biraz da hüzünle izleyeceğiniz bir araştırma ile incelemiş.. Kitap, dergâhlar, şeyh isimleri ve hayat hikayeleri ile biraz fazla detaycı duruyorsa da ( konusu tam da bu aslında) genel olarak adadaki Türk kültür varlığını hazırlayan ve sonrasında ortadan kaldıran şartları da satır aralarında vermesi bakımından değerli buldum. Ayrıca adanın fethinden çok önceleri başlayan ve Girit'in Hristiyan halkıyla kurulan mistik ilişkiler neticesinde oluşan sosyal ve entelektüel seviyenin, bir mirasın, Türklerin adayı terki ile yavaş yavaş yok olmasının bir tanığı olmak da kendi adıma hüzün verici.. Tanığı olmaktan kastım, kitabı okuma ve bilgilenmekten çok, bir ara Girit'te bulunma şansımla ilgili, ki kitabı görür görmez raftan almam da tam bu yüzden; bir tarihte karışık hislerle izlediğim kıyıların ve adadaki belli başlı yerlerin bende bıraktığı hissi tazeleme ihtimali... Hanya'nın her yönüyle Osmanlı ve Türk izleri taşıyan kalesinin çevresinde cami ya da medreseden çevrilme olduğu belli yapı ve evlerle dolu dar ve karmaşık sokaklı çarşısında yanımızdan Türkçe konuşarak geçerken, onların da bizim farkımıza varmalarına rağmen konuşma şansı bulamadan arkalarından baka kaldığımız, yerli oldukları besbelli, -sonradan, bir şekilde mübadele dışında kalmış olduklarını düşündüğümüz- günlük pazarlarını yapan ata yadigarı bir kaç Türk kadınına selam verememenin ukdesi (hâlâ) dururken, başka bir gün, mübadeleden sonra ülkemizden (Bafra'dan) Yunanistan'a göçen bir Rum'un, adının Eftim olduğunu söyleyen ve -dede evinde Türkçe de konuşulduğu için- dilimizi az çok Karadeniz aksanıyla da olsa konuşabilen torunuyla bir müddet konuşup şakalaşma fırsatının o an bizlerde karşılıklı bıraktığı ve biraz da 'keşkelerle' dolu tuhaf tesirini tazeleme ihtimaliydi bu kitapta aradığım. İki kuşak öncesinin yadigârı birbirine yabancı iki farklı insanının halâ 'Türkçe'de buluşabiliyor olmasının ve mübadelede yaşanan travmalara rağmen ortak nostaljik aidiyetin eski izlerini arayıp, neleri kaybettiğimizin farkında olmanın yüklediği ağırlık kadar, atalarımızın geçmişte neleri başarabildiklerini görmenin verdiği gururu yeniden yaşamak, Ve üstünde attığım her adımın üzerinde hakkı olan erenlerin ruhunu hissede hissede saygıyla yürüdüğüm yerlerin eski sahiplerinin emeklerini yad etmek güzeldi. Girit.. Fethedilmesi öncü erenlerce yüzyıllar öncesinden başlayan ve 25 yıl süren askerî kuşatmalarla karış karış ilerleyip, uzun savaşlar sonunda nihayet Kandiye Kalesinin zaptının da tamamlanmasıyla bilfiil 250 yıl kadar sürecek Osmanlı idaresine geçmiş, elden çıkması, devletin zayıflaması sonucu sahipsizliğin, terkedilmişliğin hazin sonuçlarından birine daha örnek olan eski bir vatan toprağıdır. Tarih ve kültürel miras meraklıları için önemli ve okunası bir kitap. *Benim beklentim ise kişiseldi, ve anlatmadan geçemedim, affınıza sığınarak.. _II_ Keyifle kalınız..
2
17
Kaynakların verdiği bilgiye göre Genç Türkler'in istek ve yönlendirmesi üzerine Girit'ten Anadolu'ya yapılan göçe engel olmaya ve göçü geciktirmeye çalışan Muhammed Şemseddin Efendi'nin hürmetle anılması gereken bir önemli başka hizmeti de 30 Ağustos hezimeti ile geri çekilen Yunan ordusunun beraberinde getirdikleri Türk esirlere yapılmakta olan kötü muameleyi önlemek için şahsi itibarını kullanarak bu esirleri Rumların elinden alması, tekkede misafir edip "Mübadele"ye kadar koruma altında bulundurmasıdır.
Selami Şimşek
Sayfa 130 - Doğu Kitabevi, Tarih ve Uygarlık Dizisi
14
Bektâşiliğin, Girit Müslüman toplumunun din, kültür ve edebiyatında önemli bir yeri vardır. Suraiya Faroghi ve Süreyya Su'ya göre, Bektâşiliğin bir çok öğretisinin Hristiyanlık'la benzer olması da Girit yerli halkının Bektâşi dergâhlarına yakınlık duyma sebebi olabilir. Günümüzde dahi Girit'te hâlâ bazı yatırlar adanın Hristiyan ahalisi tarafından ziyaret edilmektedir.
11
180 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Dedeleri Girit göçmeni Bektaşi olan can dost bir arkadaşıma hediye etmek üzere aldığım bu kitabı konuya ilgim nedeniyle bir solukta okudum. Türklerin 250 yılı aşkın hakimiyeti öncesi ve sonrasında varlık göstererek müslüman olmayan Girit halkını da etkilemiş olan önemli kültür unsurlarından tasavvuf, tarikatlar, bunlara bağlı tekke ve şeyhler, şair, edebiyatçı ve sanatçılar hakkında bilgi veren, zengin bir bibliyografyaya sahip bu önemli kaynak eseri konu ile ilgilenenlere ve araştırmacılara tavsiye ederim.
5