Giriş Yap

Dune Tanrı İmparatoru

Dune 4. Kitap

8.410 üzerinden
746 Puan · 90 İnceleme
512 syf.
·
8 günde
·
Puan vermedi
Dune serisinin 4. kitabıyla birlikte tepetaklak olduk desek yerinde bir ifade olur diye düşünüyorum. Aradan geçen 3000 yılın ardından Dune artık eski Dune olmamakla birlikte ne Fremenler eski Fremenlerdir, ne Atreidesler eski Atreideslerdir. Her şey Leto’dur. Leto yeni Dune’un bir uzantısıdır, Tanrı kılıklı bir Altın Yol yolcusudur. Dune Çocukları’nın yoğun olaylarının ardından bir anda yavaşlıyoruz. Leto’nun 3000 yıllık yaşantısının belki de bizim hayatımızda 1 güne tekabül edecek bir süresine tanıklık ediyoruz. Kitap boyunca Leto’nun ve etrafındaki insanların diyaloglarını ve düşüncelerini okuyoruz. Hiçbir karakterin ardında sır perdesi yok hepsi ne düşünüyorsa tarafsız bir gözle bunu görebiliyoruz. Şimdiye kadar okuduklarım arasında en beğenmediğim kitap bu oldu diyebilirim. Dune Mesihi’nde Paul’un iç dünyasını okumaktan ne kadar zevk aldıysam Dune Tanrı İmparatoru’nda Leto’nun için dünyasını okumaktan bir o kadar nefret ettim diyebilirim. 3000 yıllık iktidarda Dune’un değişimini, Balıklarla Konuşanlar’ın nasıl başladığını, çölün nasıl değiştirildiğini; Ixlerin, Tleilaxların, Bene Gesseritlerin, Loncanın nasıl dize getirildiğini daha ayrıntılı okumak isterdim. Özellikle sonlara doğru iyice saçmaladı. Kendimizi bir pembe dizideki aşk üçgeninin içinde bulduk. Dune serisine yakıştı mı bu? Ne okuyorum ben artık bitsin diye söylendim kitabı okurken. Dune serisi resmen dibe vurmuş, bu kitabı hiç okumamış sayıp yenisine geçeceğim, böyle düşündüğüm ve düşündürttüğün için üzgünüm Frank Herbert…
1 yorumun tümünü gör
Reklam
616 syf.
·
207 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Diğer iki kitabın aksine durgun ve karşılıklı konuşma havasında geçen bu kitapta pek fazla heyecan aramak yanlış olur. Nedenini şu şekilde açıklayabilirim; önceki kitaplar öylesine yoğun mücadele ve olaylarla geçiyor ki bir çırpıda okuyabiliyorsunuz ancak bu kitap için aynısını söylemek doğru olmaz. Paul Atreides'in oğlu II.Leto ile ilerleyen kitap yine onunla bitmektedir.
512 syf.
KÖPRÜ'YÜ GEÇTİĞİMİZ KİTAP...Anlayan anladı.
Serinin okuması en kolay/rahat/sıkıntısız -diyebileceğimiz geçiş kitabı. Ve kıymeti en az anlaşılan da diyebiliriz. Şimdi ilk ve ikinci kitap yere göğe sığmayacak şekilde övülebilir...bu değil, çünkü; Evren aşırı dolu ve tüm gerilim, tansiyon artık ne dersek, bir yerde boşaltılmalıydı, bu yüzden diyaloglar ve örgü alışık olunan akışa ters ilerlemek zorunda. Yani biraz daha ağır, fazla ve yavaş. Dikkatli gözlerle okuyan okuyucuların sonlara doğru kullanılan 'Fuaustyen' tarzı kaçırmayacaklardır...doyumsuz bir lezzet içeriyordu. Hatta, bazı satırlar, Faust'un açılışına gönderme de içermekte. Düşünce açısından ise milat niteliği taşıyan kırılmaya adım adım giderken aklınızdaki 'acaba' hiç yok olmuyor.
Isaac Asimov
İmparatorluk Serisinde bunun için uğraşmıştır...ve kısmen başarmıştır. Ama gol
Frank Herbert
'e yazılır. Hakkını yemeyelim, Asimov'da olsa ayakta alkışlardı. Korku diye başladık, korkma dedik...korka korka korkunun üstesinden geldik. En en cesuru olduk ve...Bu işler böyle. Kütüphanemde Asimov'lar ile yanyana durmakta olan rafa göz alıcı ve akıllardan kolay kolay silinmeyecek bir uğurlama töreni ile kitabımızı yerine kaldırırken, Dune evreninde daha film bitmedi hatta yeni başlıyor bile olabilir tesellisi içinde
Dune Sapkınları
ile devasa bir başyapıtın içinde kaybolmaya devam ediyoruz.
512 syf.
·
4 günde
Serinin önceki kitaplarından daha farklı bir anlatım yolu izlenmiş bu kitapta. Pek fazla aksiyon yok. Diyalogların önemli bir yer kaplaması, bir tiyatro oyunu okuyor hissiyatı yaşatıyor. Kitabın bir yerinde Tanrı İmparator Leto; dinî hikâyelerin er geç tiyatrolaştırıldığını, kendisinin de dinî bir figür oluşundan dolayı onun hayatının da tiyatrolaştırılacağını ifade eden bir söz söylüyordu. Yazar da bence bu durumun farkında olacak ki karakterine böyle bir söz söyletmiş. Kimisi sevebilir fakat ben durum hikâyelerini seven biri olarak diyalogların fazla olduğu bu tip metinleri pek sevmiyorum. Öte yandan olayların az oluşu okumamı oldukça hızlandırdı. Karakterlerin sayısı da bu kitapta epey kısıtlıydı. Leto merkezli bir hikâye olduğu için aslında bu makul karşılanabilir. Düşünüldüğü zaman "tanrı" olduğuna inanılan bir imparatorun etrafında çok az sayıda insanın olması çok doğal. Ayrıca karakterleri önceki kitaplara kıyasla epey sığ ve sönük buldum(Leto hariç). 3000 küsûr yıl yaşamış, farklı bir farkındalık düzeyinde olan bir insanın yanında, Paul Muad'Dib bile muhtemelen sönük kalırdı. Bu sebeple bunu da makul buluyorum. Neredeyse tamamen farklı bir forma dönüşmüş olan Leto'nun, içindeki insanî hislerin yer yer canlandığı kısımlar gerçekten hoştu. Şu âna kadar(5. kitabı yeni bitirdim) serinin en kötüsü bu kitap bence. Hatta şöyle söyleyeyim: Eğer gelecekte kitapları en baştan tekrar okumaya karar verirsem çok büyük olasılıkla bunu atlarım.
Reklam
Reklam
2
10
92 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42