Adı:
Dünya Nimeti
Baskı tarihi:
Ağustos 2014
Sayfa sayısı:
397
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051142630
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Growth of the Soil
Çeviri:
Behçet Necatigil
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Dünya Nimeti (Markens Gröde) 1917’de çıktı. Issız toprakları canlandırmak için insan gücünün verdiği imtihanları, tabiat kuvvetleri ile çetin savaşları hikâye eden bu roman, katı ve boş topraklara düşen alın terlerinin önce kıt kanaat, giderek cömert hasadını, bu başarıdaki büyük hazzı dile getirir. Bu kitapta Hamsun yirminci yüzyıl insanın destanını yazmış, önüne bir model almadan başaran insanın büyüklüğünü gözler önüne sermiştir. İçtenlik, sadelik, güzelliktir bu kitabın sanatsız sanatı!

Bu kitap için Selma Lagerlöf, Hamsun’a şunları yazmış: “Dünya Savaşı olurken, milletler, ordular, yüzyıllardan miras bunca emeği kırıp parçalarken; yapıcının, çiftçinin, göçmenin yaratmaktan duyduğu hazla dolu kitabın çıktı. Liderlerin, milletlerin yakıp yıkarak, kesip biçerek yeni topraklar, ülkeler peşinde kızıştıkları bir sırada, sen basit bir adamı, eline bir balta, bir de saban vererek kutsal bir savaşa yolladın; evvelce hiçbir kalemin tasvir etmediği bir savaştı bu; toprakla savaş! Senin bu kitabın, dünya kuruldu kurulalı insanoğlunun gönlüne ferahlık veren tek şeyin; zahmetli yorgunluklar, sabırlı çalışmalar olduğunu; insanoğlunun ancak böyle çalışmalarla vücudunu zindeliğe, hayatını mutluluğa, ismini saygıya ve hatırasını ölümsüzlüğe ulaştıracağını ispat etti.” Roman, cahil bir göçmen olan Isak’ın basit, cahil karısı Inger’le birlikte çorak ve haşin toprakları sabırla nasıl bereketli, yeşil bir yurt parçası haline getirdiğini anlatır.
-Behçet Necatigil
Öncelikle böylesine gerçekçi ve güzel bir üslubu olan bir kitabı bu kadar az kişinin okumuş olmasına şaşırdığımı belirterek yorumuma başlıyorum.
Bence yazar kitabın konusuna göre müthiş bir betimleme ve açıklama tekniği kullanmış çünkü romanda öyle ahım şahım güzel mekanlar bulunmuyor ve buna rağmen betimlemeler oldukça uzun ve doyurucuydu diyebilirim.
Kitap emeğin, çalışma hırsının ve vazgeçmemenin sonucunda insanın mutlaka kazanacağını vurgulattığından dolayı bendeki tesiri büyüktür.

Spoiler
Adamın biri bir dağ başına geliyor, amacı artık burada yaşamak ve yanlış hatırlamıyorsam yanında hiçbir şeyi yoktu.
Öncelikle kendine bir barınak kuruyor ve daha sonra aynı onun gibi olan ve herhalde tesadüf eseri (tam hatırlamıyorum) oradan geçen bir kadınla kendi aralarında nikah kıyarak evleniyorlar.
Ve bunlar çalışarak yaşamlarını daha iyi bir hale getiriyorlar hatta bir çiftlikleri olacak kadar zenginleşiyorlar. Adam malı mülkü,
çocukları ve özellikle çalışması sayesinde yaşadıkları çevreden itibar görüyor.

İşin vurucu tarafı adamın bunları sadece kendi el emeğiyle yapmış olması. Knut Hamsun'un okuduğum tek kitabı ama kesinlikle yazar iyi yazıyor. Kitabın bende bıraktığı duygu 'azmin zaferi'.
1910 lu yıllarda yayınlanmış bu kitap için yazılacak o kadar çok şey var ki nereden başlamak gerektiğine karar veremiyorum.öncelikle konusundan başlayayım.kitapta yanında taşıdığı bir miktar yiyeceğinden başka pek fazla bir şeyi olmayan bir adamın,bataklıklarla dolu ,adeta dağ başı diye tabir edilen ıssız bir yere güçlüklerle gelerek burayı kendisine yurt edinmesine karar vermesiyle başlayan,insanoğlunun doğaya karşı verdiği zorlu ama bir o kadar da güzelliklerle dolu hikayesi anlatılıyor. o ıssız yerin sonunda bir koloniye dönüşecek olmasına sebep olan bu adamın ailesi,ve diğer insanlarla olan ilişkileri ve verilen ortak mücadeleler kitabın başlıca anlattığı şeyler.o dönem insanlarının gerçekteki yaşam şeklini ve zorluklarını öğreniyorsunuz. o kadar sade ve basit bir anlatım varki kitapta; bunda belkide çevirmeninde başarısının büyük olduğunu düşünüyorum.kitapta kötü insan,kötülükler,gerilim.aksiyon,korku,heyecan ..vs aramayın.böyle şeyler bu kitapta yok.okumaya başladığınız daha ilk parağrafta içinizi tatlı bir sıcaklık kaplıyor ve kitabı bitirene kadar aynı sıcaklıkla aynı güzel duygularla okuyup gidiyorsunuz.kesinlikle sıkılmadan devam ediyorsunuz.yazara nobel ödülünün hak ederek verildiğini gösteren muhteşem bir kitap.son cümle olarak,mutlaka okunması gereken bir kitap diyorum.
Dağların ortasında, verimli bir arazide, bataklıkları aştıktan sonra kendini ait hissettiği bir toprak parçasında Isak'ın hayatına başlamasıyla, elleriyle her şeyini inşa edişini anlatıyor kitap. Okuyabileceğiniz en güzel, en dingin ve kendinizi Dünya'nın en doğayla iç içe yerlerinden birinde hayal edebileceğiniz, alnınızdan teriniz dökülerek toprağınızı işlerken, eşiniz ve çocuklarınızla Dünya'nın nimetlerinden yararlanırken alacağınız hazzı ben anlatamam ama Knut Hamson anlatmış. Okurken kendimi, kendi ellerimle inşa ettiğim kulübemde buldum. Çıktım toprağımı işledim. Hasatımı yaptım. Karımı sevdim. Çocuklarımı büyüttüm. Onlarla yaşlandım. Kitap bittiğinde onlarla ölmeye hazırdım. Okuyun. Hele pastoral kitapları seviyorsanız, pişman olmayacaksınız.
Andre Gide'nin hayat görüşünü yansıtan bir bildiri özelliği taşır. Tanrı, ölüm , yaşam , mutluluk, okumak, yaşamak, arzu gibi temalara yoğunlaşmıştır. Kitapta Nathanel'e seslenen ona yol gösteren bir rehber rolüne bürünüyor. Lirik bir dille anlatışı ve Gide’in, kendisi de tehlikeli olduğunun farkında ve yinelemekten çekinmiyor:  “Beni okuduğun zaman, bu kitabı at ve çık. Kitabım çıkmak arzusu versin isterdim sana, nereden olursa olsun çıkmak –kentinden, ailenden, odandan, düşüncenden. Yanına alma kitabımı. (…) Kitabım kendisinden çok kendi kendinle ilgilenmeyi öğretsin sana. Sonra kendi kendinden çok, kendi dışında kalanlarla ilgilenmeyi.”
''Bir erkek kadının korkularını duymuş, tarifsiz acıları duymuş, onun ıstırap çığlıklarını koparmış mıdır?''
Knut Hamsun
Sayfa 342 - Timaş Yayınları
Günlük yaşayış, göçmenlerin hayatını tamamıyla dolduran işler. Ah, bunlar hiç de beylik şeyler değildi, kaderdi bu; mutluluk, rahat ve huzur idi bu.
Bir yıl önceki durum olsaydı Inger merak eder, erkeğinin maksadını sorup öğrenmek isterdi; fakat şimdi kendi işleriyle uğraşıyor, artık soru falan sormuyordu. Inger eskisi gibi hamarattır; evi, çocukları, hayvanları çekip çeviriyor; ama şimdi türkü çağırmaya da başlamıştır, eskiden çağırmazdı. Eleseus'a bir akşam duası öğretmiştir, bu da daha önce yapmadığı bir şey. Isak onun soru sormasını bekliyordu, başardığı işlere karşı Inger'in duyduğu merak ve gösterdiği hayranlıktır ki onun memnun ve önemli bir adam çizgisine çıkarmıştı. Fakat şimdi Inger yanından geçip gidiyor ve olup olacağı, "Kendini öldürüyorsun!" demekle kalıyordu. Isak, son çocuk onu herhalde fazla sarstı, diye düşünüyordu.
Nice yüzyıllardır ataları buğday ekiyorlardı. Yumuşak, rüzgarsız bir akşam vakti huşu içinde yapılan bir işti bu; en uygunu mümkünse belli belirsiz serpiştiren, incecikten bir yağmur altında yapılmalıydı; hele yaban kazlarının gökyüzünden geçtikleri sırada! Patates yeni bir üründü; onda sırlı bir taraf, dini bir taraf yoktu. Toprağa dikilmesini; kahve gibi yabancı diyarlardan gelen bu patateslerin; bu güzel, bu mükemmel, ama şalgam soyundan olan bu besin maddesinin toprağa konmasını kadınlar ve çocuklar seyredebilirlerdi. Buğdaysa ekmek demekti; buğday veya buğdaysızlık, hayat ve ölüm demekti. Isak, başı açık ve İsa adına tarlada yürüyor, buğdayını ekiyordu; elleri olan bir ağaç kütüğü gibiydi, ama ruhuyla bir çocuk. Tohumu her serpişinde olanca kollayışını kullanıyor, gönlünde bir hoşnutluk, bir kulluk hissediyordu. İşte, şimdi buğday filizlenecek, çok taneli başaklar haline gelecektir; dünyanın her yerinde buğday ekilirken bu böyle olur. Doğuda, Amerika'da, Gudbrandstal'de... Ah, şu dünya ne kadar büyüktü; Isak'ın tohum ektiği şu minicik tarla ise her şeyin merkezi oluyordu. Elinden buğday yelpazeleri açılıyordu. Bulutlu ve uygundu gökyüzü; incecik, toz gibi bir yağmur yağacağa benziyordu.
Knut Hamsun
Sayfa 47 - Timaş Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dünya Nimeti
Baskı tarihi:
Ağustos 2014
Sayfa sayısı:
397
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051142630
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Growth of the Soil
Çeviri:
Behçet Necatigil
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Dünya Nimeti (Markens Gröde) 1917’de çıktı. Issız toprakları canlandırmak için insan gücünün verdiği imtihanları, tabiat kuvvetleri ile çetin savaşları hikâye eden bu roman, katı ve boş topraklara düşen alın terlerinin önce kıt kanaat, giderek cömert hasadını, bu başarıdaki büyük hazzı dile getirir. Bu kitapta Hamsun yirminci yüzyıl insanın destanını yazmış, önüne bir model almadan başaran insanın büyüklüğünü gözler önüne sermiştir. İçtenlik, sadelik, güzelliktir bu kitabın sanatsız sanatı!

Bu kitap için Selma Lagerlöf, Hamsun’a şunları yazmış: “Dünya Savaşı olurken, milletler, ordular, yüzyıllardan miras bunca emeği kırıp parçalarken; yapıcının, çiftçinin, göçmenin yaratmaktan duyduğu hazla dolu kitabın çıktı. Liderlerin, milletlerin yakıp yıkarak, kesip biçerek yeni topraklar, ülkeler peşinde kızıştıkları bir sırada, sen basit bir adamı, eline bir balta, bir de saban vererek kutsal bir savaşa yolladın; evvelce hiçbir kalemin tasvir etmediği bir savaştı bu; toprakla savaş! Senin bu kitabın, dünya kuruldu kurulalı insanoğlunun gönlüne ferahlık veren tek şeyin; zahmetli yorgunluklar, sabırlı çalışmalar olduğunu; insanoğlunun ancak böyle çalışmalarla vücudunu zindeliğe, hayatını mutluluğa, ismini saygıya ve hatırasını ölümsüzlüğe ulaştıracağını ispat etti.” Roman, cahil bir göçmen olan Isak’ın basit, cahil karısı Inger’le birlikte çorak ve haşin toprakları sabırla nasıl bereketli, yeşil bir yurt parçası haline getirdiğini anlatır.
-Behçet Necatigil

Kitabı okuyanlar 51 okur

  • Nur Seda Yalçın
  • Dünyaya Yabancı
  • AlexisZorbA
  • Büşra Ayvenli
  • Aydın Beyhan
  • sinan tüysüz
  • Gehver Yıldız
  • HOMO FABER...
  • Nedim Karakuş
  • Kübra Çiftçioğlu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%28
25-34 Yaş
%16
35-44 Yaş
%20
45-54 Yaş
%32
55-64 Yaş
%4
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%42.5
Erkek
%57.5

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.3 (6)
9
%23.5 (4)
8
%29.4 (5)
7
%11.8 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0