Bir Giriş

Dünya Sistemleri Analizi

Immanuel Wallerstein

Quotes

See All
Sıradaki parça Diktatörlüğü büyüklük sanan gafillere gelsin
Güçlü bir devlet ne demektir? Her ne kadar birçok gözlemcinin sıklıkla kullandığı kriter bu olsa da, merkezi otoritenin keyfiliği veya acımasızlığı kesinlikle gücün gös­ tergesi değildir. Devlet otoritelerinin diktatörce davranışı genelde gücün değil zayıflığın işaretidir. Devletlerin gücü en kullanışlı haliyle şöyle tanımlanır: fiilen uygulanabilecek yasal kararlar alma yeteneği.
Eski perspektif gerçekliği analiz etmek için bir araç olmaktan çok, onu anlamamı­ zın önünde bir engel oluşturur.
Reklam
Dünya-sistemleri analizine gelince, ona göre aktörler, tıpkı sıralanabilir uzun yapılar listesi gibi, bir sürecin ürünüdürler. Öteden beri hep var olan atomik unsurlar olmayıp, ortaya çıktıkları ve üzerinde etkide bulundukları sistemik bir karışımın parçasıdırlar. Özgürce hareket ederler, ama özgürlükleri kendi yaşam öyküleri ve bir parçası oldukları toplumsal hapishaneler tarafından kısıtlanmıştır. Onların hapishanelerini analiz etmek, onları özgürleşebilecekleri azami derecede özgürleştirir. Her birimiz kendi toplumsal hapishanelerimizi analiz ettiğimiz ölçüde, kendimizi o kısıtlamalardan özgürleştirebildiğimiz ölçüde özgürleştiririz.
Sayfa 49 - Bgst Yayınları. (çev. Ender Abadoğlu, Nuri Ersoy). 3. Basım, Şubat 2014: İstanbulKitabı okudu
Önemli analiz
Devlet güçsüzleştikçe, ekonomik olarak üretken faaliyetler yoluy­ la elde edilen servet azalır. Bu da sonuç olarak devlet aygıtının kendisini -düşük veya yüksek seviyede hırsızlık ve rüşvet yoluyla­ servet birikiminin başlıca yerlerinden biri, belki de başlıca yeri haline getirir. Güçlü devletlerde bunların olmadığı söylenemez -tabii ki
yani huzursuz birkaç kişi için.
Bu kitap aynı anda üç okuyucu kitlesine seslenmeyi amaçlamaktadır. Hiçbir ön uzmanlık bilgisine sahip olmayan genel okur kitlesi için yazılmıştır. Bu kişi, üniversite sisteminde yeni bir lisans öğrencisi ya da halktan birisi olabilir. ikincisi, dünya-sistemleri analizi başlığı altında toplanan meselelere ve perspektiflere ciddi bir giriş yapmak isteyen tarihsel sosyal bilimler dalındaki yüksek lisans öğrencisi için yazılmıştır. Ve son olarak, genç fakat giderek büyüyen bir akademisyenler cemaatinde benim özel bakış açımla uğraşmak isteyen deneyimli pratisyen için yazılmıştır.
Sayfa 12 - bgst yayınları, ikinci basım, çeviri: ender abadoğlu, nuri ersoy, mayıs 2011, beyoğlu
Kendi statü grubu kimliğinden -ulusundan, ırkından, dininden, etnisitesinden, cinsellik kodundan- emin olan bir hane­ halkı, üyelerini nasıl sosyalleştireceğini kesin olarak bilir. Kimliği daha az kesin olan, ama yeni de olsa türdeşleştirici bir kimlik yaratmaya çalışan bir hanehalkı da bu konuda oldukça başarılı olabilir. Sürekli olarak bölünmüş bir kimliğe sahip olduğunu açıkça kabul eden bir hanehalkının sosyalleştirme işlevini yerine getir­mesi ise neredeyse imkansız olabilir ve bir grup olarak yaşamayı sürdürmesi güç olabilir.
Reklam
Evrenselcilik pozitif bir normdur. Yani çoğu insan ona inandığını ileri sürer ve neredeyse herkes onun bir erdem olduğunu iddia eder. Irkçılık ve cinsiyetçilik ise tam tersidir. Onlar da normdur. ama negatif normlardır; çünkü çoğu insan onlara inandığını red­deder. Hemen herkes ırkçılık ve cinsiyetçiliğin kötü şeyler olduğu­nu beyan eder, ama yine de onlar normdur. Dahası, birer negatif norm olarak ırkçılık ve cinsiyetçiliğe uyma derecesi, en az erdem­li evrenselcilik normuna uyma derecesi kadar yüksektir; aslında çoğunlukla insanlar evrenselcilik normundan çok daha fazla negatif ırkçılık ve cinsiyetçilik normlarına uyarlar.
100 öğeden 11 ile 20 arasındakiler gösteriliyor.