1000Kitap Logosu
Dünya Tarihi

Dünya Tarihi

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
8.8
74 Kişi
222
Okunma
98
Beğeni
8,4bin
Gösterim
887 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 25 sa. 8 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · İmge Kitabevi · Ekim 2019 (İlk yayınlanma: 2002) · Karton kapak · 9789755337555
Orijinal adı
A World History
Diğer baskılar
Dünya Tarihi
Dünya Tarihi
Dünya Tarihi, genel okuyucular kadar akademisyenler ve öğrenciler tarafından da çok tutulan bir yapıt olma özelliğine sahiptir. Dünya Tarihi, insanlık tarihinin öyküsel bir özetini sunar. Ayrıca yazarı McNeill`in Batı`nın, Batı dışında kalan diğer bölgelerin ve halkların; yerleşik uygar toplumların ve göçebe barbar toplulukların yanı sıra; üretim ve savaş teknolojilerinin etkileşimlerinin yol açtığı büyük kültürler arasında dünya çapında kurulan-bozulan dengelere ilişkin görüşlerini içerir. Dünya Tarihi, insanlık tarihine katkısı olan hiçbir halkı atlamamaya çalışarak, "ulusçu", "dinci", "Batıcı" tarih anlayışlarına karşı, "bilimsel", "hümanist", "evrensel" bir tarih anlayışını öne çıkarır. Dünya tarihini -okunabilir kalınlıkta- tek bir cilde sığdırmasıyla ün kazanan bu yapıt, üç kronoloji tablosu, kırk bir haritası, insanın kültürel gelişmesini sanat yapıtlarında izleme olanağı veren yetmiş beş fotoğrafıyla, farklı kuramlara dayanan inanılmaz zenginlik ve çeşitlilikte kaynak yapıtlar listeleriyle gerçek bir genel kültür hazinesidir. McNeill`in tarih anlayışlarını ve kendi tarihi anlayışında oluşan değişikliği anlatan bu Türkçe çeviriye alınan 1994 tarihli "Dünya Tarihinin Değişen Biçimi" yazısı ile Alaeddin Şenel`in kitaptan derlediği "Kronoloji" ekleri yapıtın kaynak ve başvuru niteliğini artırıyor.
Gerçekten emperyalizmin, genelde sonuçtan net kârla çıkmadığı doğru görünüyor. Kolonilerde kurulan kamu yönetimlerinin ve Afrika kolonilerinde gerçekleştirilen gelişmelerin yol açtığı giderler, olasılıkla, Afrika'dan Avrupa'ya getirilen malların değerlerinden fazla olmuştur. Kuşkusuz tek tek madenler ve öteki girişimler, bazen sahiplerine ve yöneticilerine çok büyük kârlar sağlamıştır; ama öteki girişimler kazançlı olamamış ve salt yerel kaynaklardan sağlanan gelirler, pek seyrek olarak o yere yapılan kamusal yatırımların harcamalarını karşılayabilmiştir. Her şey hangi giderlerin hesaba katıldığına bağlıdır; ama beyazların kolonileri yağmaladıkları zaman büyük zenginlikler kazandıkları, ancak yanlı ve zayıf bir hesapla desteklenebilir.
1
1788'de İngiliz hükümeti, Ingiliz tutukevlerini kalabalıktan kurtarmak ve hükümlülere yurtlarından uzakta ve dünyanın uzak bir köşesinde yeni ve daha iyi bir yaşam kurma olanağı vermek umuduyla, gemiler dolusu hükümlüyü, Sidney Limanı'na gönderdi. Bundan yarım yüzyıl sonra, 1840'ta, Britanya Adaları'ndaki yoksulluğu ve aşırı nüfusu azaltma amaçlı planın bir parçası olarak daha uzak, ama daha çekici yerler olan Yeni Zelanda Adaları'na da insanlar yerleştirildi.
1
Osmanlı Türklerinin Fransız ve İngiliz birlikleriyle omuz omuza savaşarak Ruslara karşı kazandıkları Kırım Savaşı (1854-1856) acı bir terslikle, Türklere Ruslar karşısında aldıkları yenilgilerden daha pahalıya patladı. Daha önceki yenilgilerde Sultan, bazı topraklarını yitirmiş, fakat elinde kalan topraklar üzerinde egemenliğini yitirmemişti. Ama Kırım Savaşı sırasında ve sonrasında Türk hükümeti, Batılı diplomatların, geleneksel Osmanlı kurumlarında kendilerine umut verici görünen yönlerde "reform" yapmaları öğütlerine uymak zorunda kaldı. İmparatorluğun sıradan Islam uyruklarının yanı sıra, Sultan ve vezirleri de, bazen hoşlanılmayan reformları baltalaya bildiler; ama yalnızca imparatorluğun Hıristiyan uyrukları na yarayacak gibi görünen ve her zaman Islam ilkelerini çiğneyen değişikliklere karşı, çoğu zaman surat asıp yakınmakla yetinmek zorunda kaldılar. Buna karşın Sultan, pek hoşlanmadığı Batı vesayetinden büsbütün ayrılamadı; çünkü imparatorluğun varlığını sürdürebilmesinin büyük Avrupa devletlerinden birine bağlı olduğu ortadaydı. Türkle rin baş koruyucusu rolünü 1870'lere kadar Büyük Britanya oynadı, daha sonra (1890'larda) Almanlar, Sultan'ın desteğini beklediği koruyucu baş patron durumuna geldiler.
1
Batı'nın dünyanın geri kalan ülkeleri üzerindeki üstünlüğünün sırrı, önemli olsalar bile, yalnızca maddi üstünlüğünde ve siyasal örgütlenişinin farklılığında yatmıyordu. Bunların yanı sıra, ondokuzuncu yüzyılda ve yirminci yüzyılın başlarında Batılıların, doğrunun ve güzelin arkasında koşan özlemlerinin sanat alanında kazandığı başarılarla birlikte, düşünce alanındaki başarıları da, başka ülkelerde görülen başarıların boy ölçüşemeyeceği bir derinliğe, güce ve birikime ulaşmıştı.
3