Geri Bildirim

Dünyanın İşaretleriKarl Krolow

·
Okunma
·
Beğeni
·
23
Gösterim
Adı:
Dünyanın İşaretleri
Baskı tarihi:
Temmuz 1999
Sayfa sayısı:
98
ISBN:
9789750800948
Kitabın türü:
Orijinal adı:
On Account Of: Selected Poems
Çeviri:
Hilmi Tezgör
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"1915 Hannover doğumlu Krolow, bugün, Alman dilinin yaşayan en büyük şairi." Tırnak içindeki bu cümleyi kitabı yayına hazırlarken böyle kullanmıştık. Kitabın matbaada olduğu sıralarda Krolow'un 21 Haziran 1999 pazartesi günü öldüğünü öğrendik. İlk şiirini 1940 yılında yayımlayan ve altmış yıldan bu yana sayısız yapıta imzasını atan Karl Krolow Dünyanın İşaretleri ile ilk kez kitaplaşıyor Türkçede. Felsefe, romanistik, germanistik ve sanat tarihi okuyan Krolow 1972'de Alman Dili ve Edebiyatı Akadenisi'nin başkanı oldu. İspanyol ve Fransız şiirinden çeviriler de yapan Krolow'un şiir çizgisi kabacı dört döneme ayrılabilir: Başlangıçta Leorke ve Lehmann'ın öğrencisi olarak sadece pastoral-metafizik şiirler yazan Krolow daha sonraları aşk ve ironi dolu zaman şiirleri, sonra uyaksız, deneysel şiirler ve seksenlerin başından itibaren de günlük izlenimlerini aktardığı kültürel-eleştirel şiirler... Şiirinin yanında düzyazı, deneme ve çevirileri ile de Alman edebiyatının bu çok önemli siması Korlow bugün 83 yaşında, geçtiğimiz ay, uzun yıllardır yaşadığı Darmstadt'ta öldü. Dünyanın İşaretleri'nde Krolow'un 1945-1973 yılları arasında yazdığı şiirlerinden bir seçme yer alıyor. Krolow ilk kez Türkçede kitaplaşırken seçilen şiirlerinin Almancalarını da Türkçeleriyle parelel olarak yayımlamayı uygun bulduk. Dünyanın İşaretleri'ni, Türkçeye daha önce de Alman dilinden Hermann Hesse, Erich Fried, Gottfried Benn'den şiir çevirileri yapan Hilmi Tezgör çevirdi.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Yelkenliler ve gülüşler,
sakalda altın gibi duran,
geçip gittiler, ağızdaki
pis bir nefes gibi,

kireci toza döndüren
bir gölge gibi duvardaki.
Dağılmaksızın kalır keder,
siyah baldan yapılma,

ışığa asılı, güzel kokusuyla,
kuş pisliği gibi nemli
ve sıcak tuğla basamaklara
yüklü kolay ölüm olarak.

Fal açan gemiciler
yalnızlar kendi içlerinde.
Tütün sızıyor
aralık gözkapaklarından içeriye.

Mavi perde geceye
fırlattıkları bıçaklar
çentikler açıyor sonsuzluğun
uyanık kalan sert rüzgârında
Başparmakla işaret parmağı arasında
tutuyorlar su bardaklarını sessizce.
Ara sıra
götürüyorlar ağızlarına,
sönerken sigaralarının küçük ateşleri.
Söylenecek çok şeyleri var.
Masanın altındaki bacakların hareketleri
rahatsız bu yüzden.
Sinirle eşeliyorlar
ayakkabıyla yerleri.
Fakat masanın üstünde
bozulmuyor terbiye ve sessizlik.
İyi beceriyorlar
su bardaklarını
bir süre sonra
havada asılı bırakmayı.

Bu arada cümleler kuruyorlar,
yalnızca kalbin derinliklerinde
anlaşılabilir olan.
Bazıları bekler
mutluluğun belirmesini
-bir profil, duvara atılmış,
kapının uzanabildiği.
Ölüm bir zaman-oyunudur,
öncesinde yaşamla,
içinde nereye olduğunu bilmeksizin
hep kanadığımızı
hissettiğimiz.
Zaman geçip gider.
Her şey bağlıdır birbirine
- demek istediğim dikkat et:
"kültürün tasvirinde bireyler basit
birimler olarak görünürler."
Gerçekte yapmak istediğimiz,
beklemektir,
bizi boğacak kelimeleri
boğazımıza dizecek kişileri.
Önce gözbebekleri,
atropinle büyütülmüş gibi.

Kim düşer mavi kuyuya?
Kim örter gökyüzünü?
Kim söz eder bir diğerinin
yıkamadığı elden?

Sonra yakınlığı
dişlerin ve dilin.
Kehanette bulunmak kolaydır.
Hiçbir kuş arada
"Guguk" demez.

Gelen, düşünceden yoksundur.
Kim örter üstünü düşlerin?
Kim yazar küçük yazıyla:
Karadır omuzları gecenin.

Uzun bir süredir
Derin uyumamıştım bu kadar.
Zamanla öğrenilir yeniden:
Kurur kuyular.
Hep aynı şarkı
-yalnızca böyle.
Yaşıyorum.
Bu kısa melodi.
Fazla olmasın bir defada.
Saymıyorum günleri.
Değişirken durumlar defalarca
sözü olmaz onların.
Benimse var. Yeterli
bugün için, ilerletir beni
bazen eğer ben
başka kapıların önündeysem
ve geceleri olması gereken
bir pencere ışıklıysa, tadına varılabilen
güzelliğin bir noktası gibi.
Bana yararı olmaz
nasıl hayatta kaldığımı
kimsenin fark etmemesi.
Şimdilik her şey eskisi gibi kalır-
bir hatırlatma mekaniği.
Çocukluk Kathreiner'in çekirdek kahvesi gibi kokardı.
Herkes kendi tarzıyla
kaçar gerçeklikten.
Doluydu o zamanlar hesap defterim
çizilen kırlangıçlarla.
Denir ki saatin içine
ölüm yerleşir.
İstemedim
gözlerimi yıkamayı.
Hatırda tutmak istedim
görmüş olduklarımı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dünyanın İşaretleri
Baskı tarihi:
Temmuz 1999
Sayfa sayısı:
98
ISBN:
9789750800948
Kitabın türü:
Orijinal adı:
On Account Of: Selected Poems
Çeviri:
Hilmi Tezgör
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"1915 Hannover doğumlu Krolow, bugün, Alman dilinin yaşayan en büyük şairi." Tırnak içindeki bu cümleyi kitabı yayına hazırlarken böyle kullanmıştık. Kitabın matbaada olduğu sıralarda Krolow'un 21 Haziran 1999 pazartesi günü öldüğünü öğrendik. İlk şiirini 1940 yılında yayımlayan ve altmış yıldan bu yana sayısız yapıta imzasını atan Karl Krolow Dünyanın İşaretleri ile ilk kez kitaplaşıyor Türkçede. Felsefe, romanistik, germanistik ve sanat tarihi okuyan Krolow 1972'de Alman Dili ve Edebiyatı Akadenisi'nin başkanı oldu. İspanyol ve Fransız şiirinden çeviriler de yapan Krolow'un şiir çizgisi kabacı dört döneme ayrılabilir: Başlangıçta Leorke ve Lehmann'ın öğrencisi olarak sadece pastoral-metafizik şiirler yazan Krolow daha sonraları aşk ve ironi dolu zaman şiirleri, sonra uyaksız, deneysel şiirler ve seksenlerin başından itibaren de günlük izlenimlerini aktardığı kültürel-eleştirel şiirler... Şiirinin yanında düzyazı, deneme ve çevirileri ile de Alman edebiyatının bu çok önemli siması Korlow bugün 83 yaşında, geçtiğimiz ay, uzun yıllardır yaşadığı Darmstadt'ta öldü. Dünyanın İşaretleri'nde Krolow'un 1945-1973 yılları arasında yazdığı şiirlerinden bir seçme yer alıyor. Krolow ilk kez Türkçede kitaplaşırken seçilen şiirlerinin Almancalarını da Türkçeleriyle parelel olarak yayımlamayı uygun bulduk. Dünyanın İşaretleri'ni, Türkçeye daha önce de Alman dilinden Hermann Hesse, Erich Fried, Gottfried Benn'den şiir çevirileri yapan Hilmi Tezgör çevirdi.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • tabula rasa

Kitap istatistikleri