·
Okunma
·
Beğeni
·
879
Gösterim
Adı:
Dünyanın Uğultusu
Baskı tarihi:
Kasım 2019
Sayfa sayısı:
275
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750527555
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Baskılar:
Dünyanın Uğultusu
Dünyanın Uğultusu
Dünyanın Uğultusu
Korku dolu bir şeydi dünyada olmak. Dünyayı düşününce minicik bir nokta sayılacak şehirde bile yalnızdı – şehrin uğultusunu bastıracak ikinci bir ses yoktu. Kendini korumak zorundaydı. Aslolan buydu, başka bir şey değil. Kendini korumak zorunda olduğunu idrak edenlerin tutturduğu bir düzeni vardı dünyanın. Ona uyacaktı,
uymalıydı. Bilinçsizce de olsa, yaptığı bu olmuştu o geceye dek, bundan sonra daha bilerek atacaktı adımlarını, atmalıydı.

Behçet Çelik, Dünyanın Uğultusu’nda, bir taşra kentinde doğan, üniversite okumak için geldiği İstanbul’da temelli bir yaşam kuran, iş hayatında günbegün yükselen ve bu yükselişin ardından hayat tarafından adım adım sıkıştırılmaya başlanan Ahmet’in hikâyesini anlatıyor. Üniversiteden yeni mezun olmuş, kendi ruhu ile sokakların ruhu arasında bir tercih yapamamış Aynur’un ve varlığı ile yokluğu bir muamma olan Ayla’nın...

İşsizliğin, para meselelerinin, aşkın, arkadaşlığın, geçmişin ve hayatın koyu renginin sıkıştırdığı biri nereye kaçar? Kendisine mi? Kendimiz dediğimiz şey neresidir ve ne kadar ferahtır? Yoksa bir başkasına mı kaçar? Peki, bir başkası? Ferahlık mıdır, dindirir mi uğultuları?

Behçet Çelik, kuvvetli anlatımı ve dilin imkânlarını çoğaltan kalemiyle uğultunun sesini satırlar arasından yükseltiyor.

Dünyanın Uğultusu, hayatın dili ile edebiyatın dilini harmanlıyor. Behçet Çelik, kuvvetli anlatımı ve dilin imkânlarını çoğaltan kalemiyle uğultunun sesini satırlar arasından yükseltiyor.
280 syf.
·4 günde
Kitapçıda gezerken gözüme çarptı ve merak edip aldım. Beklediğimden daha iyiydi. Kitaptaki ana karakterin işsiz kalması ve bunun getirdiği aylaklık, yalnızlık, başından geçen ilişkiler anlatılıyor. Günümüz insanının kalabalığın içinde gitgide yalnızlaşmasını ve bu karmaşanın içinde yaşama telaşesini akıcı ve sade bir dille anlatmış yazar.
İçinde bulunduğumuz DÜNYANIN UĞULTUSU na bir de yazarın gözünden bakmak isterseniz mutlaka okuyun.
Biliyordu, bilmenin hiçbir şeyi değiştirmediği bir çaresizlikle biliyordu; kendi güçsüzlüğüne, kendi korkaklığına taktığı kulptu "kader".
Sürekli konuşuyorlardı insanlar, sürekli bir şeyler söylüyorlardı başkalarına. Sevişenler de vardı, ama daha çok dövüşüyorlardı; Emrediyor,neyin nasıl yapılması gerektiğini anlatıp duruyorlardı. Sevişenler bile neyin nasıl yapılacağından konuşmuyorlar mıydı?
Bazen küsmek iyi gelir insana. Başkalarına küsmek kendine dönmektir, kendine sarılmak, kendini sevmektir. Kendi dikenleri batar insana böyle anlarda. Yine de bu dikenlerin battığı yerden akan kirli bir kandır, aktıkça arınır insan.
...hayatta olmanın başka nedenleri olmalıymış gibi gelmeye başladı. Bir canlı türünün sadece yemek içmek, bunları yapabilmek için türdeşlerini yok etmek, yaşadığı gezegeni günbegün mahvetmek dışında nedenleri de olmalı.
Mutluluk zihnin yarattığı bir kavram, bana sorarsan. Hayatta, yaşadığımız dünyada mutluluk diye bir şey yok; kafalarımızda yarattığımız bir kavram, Tanrı gibi. Var da diyemezsin yok da... Bir yerlerde olabilir, ama insanların arasında olmadığı kesin.
Bu adamı sevip sevemeyeceğini kendine açıkça soruyordu artık. Bir yandan da saçma görünüyordu bu soru; aşkın böyle hesaplarla, sorularla, sorgulamalarla ulaşılacak bir şey olmadığına inanırdı- aşka inandığı zamanlarda.
Bir başkasının içinde neler olup bittiğini kim bilebilir ki? Kim kendi içindekini bilebilir ki!

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dünyanın Uğultusu
Baskı tarihi:
Kasım 2019
Sayfa sayısı:
275
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750527555
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Baskılar:
Dünyanın Uğultusu
Dünyanın Uğultusu
Dünyanın Uğultusu
Korku dolu bir şeydi dünyada olmak. Dünyayı düşününce minicik bir nokta sayılacak şehirde bile yalnızdı – şehrin uğultusunu bastıracak ikinci bir ses yoktu. Kendini korumak zorundaydı. Aslolan buydu, başka bir şey değil. Kendini korumak zorunda olduğunu idrak edenlerin tutturduğu bir düzeni vardı dünyanın. Ona uyacaktı,
uymalıydı. Bilinçsizce de olsa, yaptığı bu olmuştu o geceye dek, bundan sonra daha bilerek atacaktı adımlarını, atmalıydı.

Behçet Çelik, Dünyanın Uğultusu’nda, bir taşra kentinde doğan, üniversite okumak için geldiği İstanbul’da temelli bir yaşam kuran, iş hayatında günbegün yükselen ve bu yükselişin ardından hayat tarafından adım adım sıkıştırılmaya başlanan Ahmet’in hikâyesini anlatıyor. Üniversiteden yeni mezun olmuş, kendi ruhu ile sokakların ruhu arasında bir tercih yapamamış Aynur’un ve varlığı ile yokluğu bir muamma olan Ayla’nın...

İşsizliğin, para meselelerinin, aşkın, arkadaşlığın, geçmişin ve hayatın koyu renginin sıkıştırdığı biri nereye kaçar? Kendisine mi? Kendimiz dediğimiz şey neresidir ve ne kadar ferahtır? Yoksa bir başkasına mı kaçar? Peki, bir başkası? Ferahlık mıdır, dindirir mi uğultuları?

Behçet Çelik, kuvvetli anlatımı ve dilin imkânlarını çoğaltan kalemiyle uğultunun sesini satırlar arasından yükseltiyor.

Dünyanın Uğultusu, hayatın dili ile edebiyatın dilini harmanlıyor. Behçet Çelik, kuvvetli anlatımı ve dilin imkânlarını çoğaltan kalemiyle uğultunun sesini satırlar arasından yükseltiyor.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0