Durun Yanlış Anladınız

·
Okunma
·
Beğeni
·
266
Gösterim
Adı:
Durun Yanlış Anladınız
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053261940
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayıncılık
Edebiyat dergilerinde yer alan öyküleriyle son dönemin en öne çıkan yazarlarından Bülent Ayyıldız, ilk kitabıyla "Durun Yanlış Anladınız" diye sesleniyor. Ama bu seslenişin, doğru anlaşılma kaygısından kaynaklandığı zannedilmesin. Kendine has öykü diliyle sadece muhatabına hitap eden tema ve kurgular eşliğinde okurunu arıyor yazar. Bu okuma serüvenine hazır olacak okurlar için, bu aslında bir nevi ‘bir yazarı bulma’ hikayesi de olacak. O okur ise evet diyecek muhtemelen, tam da doğru anlamışım. Güçlü bir ilk adım.
136 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Koca 1000kitap'ta 2 okunması olan, ki birisi ben oluyorum sanırım, bu kitabı çok mu aradım? Nerelerde aradım, nasıl buldum? Durun anlatacağım hepsini.

Bir gün yine en amaçsız dakikalarımı Instagram'da harcarken, takip ettiğim profillerin birisi bir gönderi yayınlamış. Takip ettiğim kişi bir editör. Kendisini zamanında Ali Lidar'ın bir mentionı sonrasında takibe almıştım. Hayır hiç Ali Lidar okumadım, buna rağmen neden takip ediyorum herhangi bir cevabım da yok. Bu arkadaş bir post atmış, İthaki yerli edebiyattan yakında bir kitap çıkacak, hem yerli hem fantastik çok heyecanlıyım gibi bir şeyler yazmıştı. O ne olaki dedim, açtım Google'da Hiçbir Şey Göründüğü Gibi Değil kitabını arattım ilgimi çekince girdim 1000kitap'ta okunacaklara ekledim. Sonra öğrendim ki yazarın Hepsi Hikaye adında bir Youtube kanalı varmış, burada edebiyat, yazarlık, yazma üzerine kısa videolar; edebiyat camiasından bir takım kişilerle söyleşiler yayınlıyormuş. Onu da takibe aldım, çok da memnun kaldım iyi ki keşfettim. Gerçekten okuma üzerine, yazma üzerine, kurmaca üzerine sıkmadan, bunaltmadan gayet esprili ve doyurucu sohbetler var kanalda.

İşte benim yukarıda 1000kitap'tan girip, Instagram'a oradan yazara edebiyata kanala dolaştığım bu karmaşık anlatıya (haşaa) yazar postmodern demiş girmiş kitaba.

Kitabın başında önce kendisi karakter iken, o karaktere Hoca B.diye bir karakter yarattırmış (haşa hocam) bunun üzerinden de bir kurmaca nasıl oluşturulurun denklemini vermiş.(Gerçekten bir denklem de vermiş). Kuralları söylemiş;

Postmodern metinde;

*Karakter içinde karakter, metin içinde metin, bilmem ne içinde bilmem ne var. Postmodernistler bir şeyin içine ... bir şey koyup buna da üstkurmaca diyorlar.
*Self-reference denilen şey olmalı. Yani metin sürekli metinselliğini belli edecek.
*Sürekli bir belirsizlik, rahatsızlık durumu var.
*Zamanda kırılma olacak, geçmişte miyim, şimdiki zamanda mı gibi..
*Kelimelerle oynanabilir, kelime anlamını kaybedebilir.
*Ne kadar post olursan ol kendinden bir şey katman lazım. Bir yöresel motif örneğin..
*Metinlerarasılık...
*Yazar kitabın içinde bir var bir yok, yazar yazar mı, anlatıcı mı, kahramanın kendisi mi... (Bilge Karasu'ya Gece'den selam olsun.)
*Kendi çağından da örnekler katmalı.
*Okurla karşılıklı etkileşim kurabilmeli.(Bülent Bey bloğuna yönlendirmiş.)

Oyunun kurallarını sıraladıktan sonra öyle atıyosun tutuyorsun ama göster hele Bülent demiş ve öykülere girmiş.

Zaman kargaşası kurmuş, bir hikayeden belirsiz zamana, bir Osmanlı'da belirsiz zamana bir şimdiki zamanda anlatıcıya dönmüş. Bir Zweig'ın Satranç öyküsünü tekrar kurmuş. Yerine denk getirmiş kurmacaya Olric ve Albayım girmiş.

Yazı Üçlemesi'ndeki üç öykü muhteşemdi. "Nokta" öyküsü biraz Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı'sını da anımsattı, sanırım üstad - nokta/harf - cinayet temaları nedeniyle benzettim. "Kebikeç" en müthiş kurguydu kitaptaki, Kebikeç ve mecaz anlamdaki kitapkurdu bağlantısı çok çok güzeldi. "Bıçak Ustası Kesiği" doğduğum, büyüdüğüm, yaşadığım şehirde geçtiği için ayrı bir tebessüm oluşturdu okurken, zira yazar da Bursalı. :)

"Zaman Seyyahı" öyküsünde içim burkuldu, bana göre bu öykü sahile vuran Suriyeli bebek için yazılmış. Bu öykü daha önce dergilerden birinde yayınlanmış olabilir ve buradaki okurlardan birisi bunu oralarda okumuş da olabilir, fakat ben yazarla kitabını görene dek hiç karşılaşmadım.
#31564911

Kitap muhtemelen daha önce dergilere yazdığı öykü seçkileri ile bitiyor. Bunlarda bir Şaman olup kopuz çalıyoruz, bir yaz tatilinin ortasında Hogwarts'a kaçmak istiyoruz.

Bir ilk kitap olarak beklentimin çok üzerindeydi. İşin içinden birisinin kaleminden postmodern öyküler okumak isterseniz, kesinlikle bu kitabı okumalısınız.

Benim de içime dert olan, Hepsi Hikaye'deki bir söyleşide mevzu bahis ettikleri, kitaba yapılan eleştiri sığ kalıyor; harikaydı, çarpıcıydı, kesinlikle tavsiye ediyorum laflarından öteye geçemiyor sözleri sebebiyle biraz uzun bir incelememsi oldu. Çok daha güzel olabilirdi bu yazı ancak bu yaz yoğunluğunda telefonda yazmaya uğraşırken bu kadar çıktı. Nihayetinde ben de kendi halinde bir okurum, edebiyat eleştirmeni olsaydım siz o zaman görürdünüz ne terimler sallardım burada. =)

Israrla tavsiye ediyorum.

BONUS : https://youtu.be/FCJwEX9Oqmc
136 syf.
·8/10
İz yayıncılığın muhayyel serisinden olan "durun yanlış anladınız" kitabı 18 öyküden oluşuyor. Bir ilk kitap. Öyküler post-modern ağırlıklı.( Ne o post deyince kaçmaya mı başladınız? :) Malum post modern unsurları birçok okur sevmiyor.Çünkü zoru sevmiyoruz. Oysaki güzel öykü zor olandır. Bülent Ayyıldız ilk öyküsünde ( Postmodernizm'e Giriş Yahut :) kurgu içinde sizlere öykülerinde kullandığı post modern yöntemleri bir güzel anlatıyor. En çok hoşuma giden öyküsü diyebilirim. Tarihi ve mistik öyküler ağırlıklı kitapta. Okurken hafif İ. Oktay Anar tadı aldım. (Belki kitabını yakın zamanda bitirdiğim için öyle geldi bana) Öykülerde anlatılan zamanın atmosferini çok güzel yansıtılıyor. Kurguyla ustaca oynuyor yazar. Öykünün sonuna geldiğinizde ters köşe oluyorsunuz.( Durun yanlış anladınız bundan sebep olmasın?) Bilgi birikiminiz varsa öykülerin tadı daha da artıyor. Nasıl yani? Misal bir öyküsünden damdan dama atlarken donan kedi muhabbetti geçiyordu. Bu olay Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde geçiyor.(Metinlerarasılık şeysi) Bu gibi birçok postmodern unsur aralara serpiştirilmiş. Okurken farkına vardığınızda metinden daha da zevk alıyorsunuz. Bu farklılıkları göremezseniz de sorun yok. Öykülerin büyülü dünyası sizi kendisine çekiyor zaten. Öyküleri okurken Bülent Ayyıldız tarihi fantastik roman yazsa mükemmel olur diye düşünmedim değil. Çünkü öykülerden işlediği dönemin atmosferini okurken yaşıyorsunuz. Hayran kalmamak elde değil. Yazarı Post Öykü dergisinden takip ediyordum. Elimden geldiğince o tayfanın kitaplarını okuyacağım.
136 syf.
·3 günde·7/10
Bülent Ayyıldız'ın okuduğum ilk kitabı. Neşeli ve esprili öyküler ile başlıyor kitap. Kitaba başlar başlamaz kafamın uyuştuğu bir arkadaş bulmuş gibi hissediyor, bazı tespit ve benzetmelerini okurken kendimi sesli bir şekilde gülerken buluyor, kendime şaşırıyorum. Güzel bir başlangıç yakaladıktan sonra nükteli hava fazla uzun sürmüyor. İkinci bölümü bir sınır çizgisi kabul edersek, ardından gelen hikayelerde dramatik, mistik ve tarihsel konular daha baskın gelmeye başlıyor.

Yazar dili kullanma becerisini baştan sona belirli bir seviyede sürdürüyor. Kitaba dönüp baktığımda, aklıma bitirmekte zorlandığım sadece bir hikaye geliyor, gerisi bir solukta okunacak cinsten. Üstelik bir noktada, hikayeler ardı ardına akıp giderken, kitabı tek seferde tüketip bitirme kaygısı yaşadığımı, bu yüzden her hikayenin sonunda, sıradakine başlamadan önce soluklanmak için kendime bir mühlet verme kararı alıp uyguladığımı eklemem gerek.

Sözün özü: tanıştığıma memnun oldum ancak hikaye kitaplarıyla arası iyi olmayan birisi olarak dergilerde karşılaşmak ümidiyle.
Durdu. Yazdıklarını okudu. Tek tuşla hepsini sildi. Yüreğindeki acılı izleri de silebilseydi. Delik deşik olmuş bir et parçasını neyle onarabilirdi?
Bülent Ayyıldız
Sayfa 84 - İz Yayıncılık
Küçük bir ada vapuru beliriverdi iskelenin yanında. İçine atladım hemen ve Karaköy istikametine hareketlendik. Seyyahı onlardan önce bulmalıydım. Bu bizim son şansımızdı. Şehrin her yerinde o küçük çocuğun resmi var. Herkes bakıyor; fakat görebilen çok az. Kırmızılılar içinde bir muhacir, garbın yolunu tutmak zorunda kalmış. Her yerde konuşuluyor, kumlara yaslanmış melek yüzü herkese dönük. Seyyah bunları görse ne der? Bütün Marmara’yı dolaştım. Yoktu. Belki de varmak istediği yere ulaştı ve büyük bir hayal kırıklığına uğradı.

Yazar titreyen elleriyle bir sinir krizinin eşiğindeydi. Yazmanın faydasızlığı. Hangi kelime küçük bir çocuğun sessizce ve sebepsizce yok oluşunu anlatabilirdi. Dilsiz şeytanların arasından fütursuzca geçti. Hiçbir şey yapamıyordu. Birini çekip suratına tükürse, görmüyor musun diye haykırsa mutmain olur muydu?
Bülent Ayyıldız
Sayfa 88 - İz Yayıncılık
Beklemek insanlara kitaplardan daha fazla şey öğretebildiği zaman, bu dünya hippilerden kurtulacaktır.
Bülent Ayyıldız
Sayfa 31 - İz Yayıncılık
Hayatta çekebileceğiniz şutların sayısı, halı sahada çekeceğiniz şutların sayısından az olduğu için futbol daha zevklidir.
Bülent Ayyıldız
Sayfa 29 - İz Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Durun Yanlış Anladınız
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053261940
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayıncılık
Edebiyat dergilerinde yer alan öyküleriyle son dönemin en öne çıkan yazarlarından Bülent Ayyıldız, ilk kitabıyla "Durun Yanlış Anladınız" diye sesleniyor. Ama bu seslenişin, doğru anlaşılma kaygısından kaynaklandığı zannedilmesin. Kendine has öykü diliyle sadece muhatabına hitap eden tema ve kurgular eşliğinde okurunu arıyor yazar. Bu okuma serüvenine hazır olacak okurlar için, bu aslında bir nevi ‘bir yazarı bulma’ hikayesi de olacak. O okur ise evet diyecek muhtemelen, tam da doğru anlamışım. Güçlü bir ilk adım.

Kitabı okuyanlar 16 okur

  • İlknurd_
  • Saliha Gürdal Karakelle
  • M. Şamil
  • selin
  • Elif
  • öylesine biriyim
  • Melike
  • cuyiruh
  • Taha Mutlu
  • Ömer Yıldırım

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.5 (1)
9
%0
8
%75 (6)
7
%12.5 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0