Adı:
Düşmanımın Beşiği
Baskı tarihi:
Şubat 2009
Sayfa sayısı:
366
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055715052
Kitabın türü:
Çeviri:
Füsun Talay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilge Kültür Sanat
Onları duyabilirsin. Bebeklerini alıp götürdüklerinde çığlıklar atarlar. Doğum koğuşundan tek bir ses bile duyulmaz. Halbuki en gürültülü yer orası olmalı. Ama feryatları daha sonra duyuyorsun onları kucağına alma hatasına düşenlerin feryatlarını. Vücutlarından bir şey kopardıklarını sanırsın. Nazi Almanya’sında arî ırktan çocuklar yaratmak için hayata geçirilen bir projedir Lebensborn. Annelerin rahmine kadar uzanan çılgınlığın vardığı son noktadır. Adı: Yaşam Pınarı’dır belki ama aynı çılgınlığın milyonlarca insana mezar ettiği ölüm kampları’ndan çok da farklı değildir, zira iki kişi olarak girilen bu yerden yarım bir insan olarak çıkılır. Ama hiç hesapta olmayan gelişmelerin ardından kendini bu kampta bulan Polonyalı, yarı Yahudi Cyrla’nın gidecek başka yeri yoktur. Saklanacağı en emin yer düşmanının beşiğidir.
Nazilerin Lebensborn kampına kısılıp kalan genç bir Yahudi kadın. Daha önce kimselerin anlatmadığı, olağanüstü bir hikâye. -Jacquelyn Mitchard
366 syf.
·6/10
Yıllardır Yahudilerle ve diğer halktan olan insanlarla evliliklerin gerçekleşmesi sonucu Germen Halkının genetik yapısının bozulduğunu düşünen Heinrich Himmler , 1935 yılında Lebensborn projesini hayata geçirir. Amaç ; sarışın , mavi gözlü ve açık tenli üstün aryan ırkı elde etmektir. Naziler , ari ırkını canlandırıp geleceğin Alman ordusunu yaratıp dünya üzerinde hüküm sürmeyi istemektedir.

Aryan genlere sahip kadınlar belirli ari ırkına uygun olup olmadığına dair bir takım testlerden geçtikten sonra uygun görülen kadınlar SS subayları ile beraber olmaya zorlanıyorlardı. Çoğu zamanda birlikte olmak istemeyen kadınlara SS subayları tarafından tecavüz ediliyor ve daha sonra da tecavüze uğrayan kadınları Lebensborn evlerine yerleştirilip çocuk doğana kadar orada sağlıklı bir çocuk dünyaya getirmeleri için en iyi şekilde bakıyorlardı. Çocuklar doğduktan sonra ise annesi ile değil SS üyesi subayların ailelerine evlatlık olarak veriliyorlardı.

Lebensborn evlerinde doğan çocuk sayısı yeterli olmayınca Polonya’da , Naziler aryan genine uygun buldukları çocukları kaçırarak geleceğin SS subayları olmaları için Alman ailelere evlatlık olarak verip iyi bir nazi olarak yetişmelerini sağlıyorlardı. Savaşın sonlarına doğru istenilen sonuç alınamayınca bu evlerle ve çocuklarla ilgili tüm belgeler yok edilmiştir.

Kitaba gelecek olursak Polonyalı yarı Yahudi olan Cryla'nın doğum için gideceği güvenli bir yeri yoktur. Çünkü yarı yahudi olduğu için çocuğu da kendisi de tehlikededir .
Bu yüzden Cryla ölen kuzeninin belgeleriyle onun yerine geçip Lebensborn evine yani düşmanının beşiğine sığınır.

Kitabı çok zorlanarak bitirdim. Konu hiç ilerlemeden de kitap bitiyor zaten.
Lebensborn , ikinci dünya savaşının gerçek yüzü hakkında en az bilenen konularından biridir. Ama kitap maalesef yeterli düzeyde bu konuyu ele almamış. Açıkçası ben kitapla bir bağ kuramadım ve okurken çok sıkıldım.
366 syf.
Pek değeri bilinmeyen kitaplardan sadece Bi tanesi...
Uzun zaman önce okumaya başladığım ama araya başka başka kitaplar girince,
Yarıda bıraktım,
Hep erteledim okumayı...
Lebensborn.
Kısacası Adolf Hitler Almanyası 'nın manyaklıklarından en ilginç ve çok az bilineni...
Peki Lebensborn ne demek?
Ne demek mi?
Şöyle düşünün bir sütlü çikolata fabrikasını hayal edin. Kakao ve süt bir araya geldiğinde oluşan yüzlerce, binlerce ve onbinlerce piyasaya sürülen çikolata..
Ah işte bu Lebersborn 'da tıpkı sütlü çikolata fabrikası gibi.
Alman Savaş makinasına asker yetiştirmek için kurulan bebek üretim fabrikası...
Tipini beğenmedikleri bebekleri de imha ettiklerini yazmasam olmaz...
Burada,
Ya bebek üretiyorlar,
Ya da işgal ettikleri ülkelerden kaçırdıkları onbinlerce bebeği Alman Askeri olarak yetiştiriyorlar.
Bi araştırmaya göre Polonya 'dan iki yüz bini aşkın çocuk kaçırılmış.
Tabi bunlar 1933-1945 yıllar arası.
Bu Çocuk Doğum Fabrikasıyla ilgili aşağıda kısa Bi video paylaştım..

https://youtu.be/OgOPLX6XLcQ
366 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
-Ufak çaplı spoiler içerebilir.-

Yarı Yahudi bir genç kadın ve Nazi Almanyası'nın Lebensborn Projesi.

Bu proje, "Führer için çocuk yapın" sloganlarıyla desteklenip, genç ve fanatik Alman kızlarının arî ırktan çocuk doğurmasını amaçlayan bir proje. Ayrıyeten, işgal altında olan ülkelerdeki genç kızları da kapsıyor.

Cyrla da, yaşadığı birtakım olaylar sebebiyle bu projenin bir parçası oluyor. Burada doğurulan çocuklar, iyi birer Nazi ailesi olduğu düşünülen kişilere evlatlık veriliyor. -Yazarın kitabın sonuna düştüğü nottan, bu projede evlat edindirilen çocukların belgelerinin imha edildiğini öğreniyoruz-

Eser, çok akıcı bir dile sahip. Yazar, tasvirlerden ziyade olaya önem vermiş bu nedenle klasiklerde olan betimlemeler söz konu değil. İçinizin burkulacağı sahneler ise, olacaktır.

Aşk, her kitapta olduğu gibi burada da var. Karışık ilişkiler, söylenen yalanlar ve daha nicesi. Cyrla, her şeyin Lebensborn Projesi'nden sonra değişeceğinin farkında değildir. Onu olmadığı birisi gibi davranmaya iten beyni, fazlasıyla yorulacaktır. Cyrla, bu yalnızlıkla hiç ummadığı birisine muhtaç olacağını asla hesaplayamayacaktır.

Derin ve anlamlı bol cümleleri olan, merakla sayfalarını çevireceğiniz bu kitabı okumanızı öneriyorum. Tüm ön yargılarınızı, bir kenara bırakarak.
En çok ne istiyorum, biliyor musun?
-Uyanıp bir karar vermek istiyorum.
-Canımın istediğini söylemek, canımın istediğini yemek, canımın istediği yere gitmek istiyorum...
Hiçbir iyi Alman kızı, ruj sürerek, saçlarını boyayarak ya da tırnaklarına cila sürerek doğal güzelliğini bozamaz. 'Kaşlarını almalarına bile izin vermiyorlar.'
Banklardan birine oturup, bir tren istasyonunda, insana yağmurdan daha çok hüzün veren bir şey olamayacağını düşünerek seller götüren kırları seyrettim.
Ama gözlerim doluydu.
Gözyaşlarının ne faydası olacaktı ki?
JODEN NIET GEWENST - YAHUDİLER GİREMEZ.
Her şey zaten parçalanmaya başlamıştı, yakında da tamamen çökecekti. Biliyordum, ancak, şu anda kabullenemiyordum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Düşmanımın Beşiği
Baskı tarihi:
Şubat 2009
Sayfa sayısı:
366
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055715052
Kitabın türü:
Çeviri:
Füsun Talay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilge Kültür Sanat
Onları duyabilirsin. Bebeklerini alıp götürdüklerinde çığlıklar atarlar. Doğum koğuşundan tek bir ses bile duyulmaz. Halbuki en gürültülü yer orası olmalı. Ama feryatları daha sonra duyuyorsun onları kucağına alma hatasına düşenlerin feryatlarını. Vücutlarından bir şey kopardıklarını sanırsın. Nazi Almanya’sında arî ırktan çocuklar yaratmak için hayata geçirilen bir projedir Lebensborn. Annelerin rahmine kadar uzanan çılgınlığın vardığı son noktadır. Adı: Yaşam Pınarı’dır belki ama aynı çılgınlığın milyonlarca insana mezar ettiği ölüm kampları’ndan çok da farklı değildir, zira iki kişi olarak girilen bu yerden yarım bir insan olarak çıkılır. Ama hiç hesapta olmayan gelişmelerin ardından kendini bu kampta bulan Polonyalı, yarı Yahudi Cyrla’nın gidecek başka yeri yoktur. Saklanacağı en emin yer düşmanının beşiğidir.
Nazilerin Lebensborn kampına kısılıp kalan genç bir Yahudi kadın. Daha önce kimselerin anlatmadığı, olağanüstü bir hikâye. -Jacquelyn Mitchard

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Funda Gül
  • Sevda ALTUNTAŞ
  • Fatimakevser
  • M.K Ademoğlu
  • sueda
  • betül
  • Mine AKPINAR

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (1)
9
%0
8
%25 (1)
7
%25 (1)
6
%25 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0