Adı:
Düşünce Tarihi
Baskı tarihi:
8 Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
576
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751419071
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi Yayınları
Baskılar:
Düşünce Tarihi
Düşünce Tarihi
Dört bin yıllık düşün, sanat ve
bilim tarihinin klasik yapıtları
üstüne eleştirel inceleme

Başlangıcından günümüze insanoğluna yol gösteren düşünsel iklim…

Orhan Hançerlioğlu, insanlığın var ettiği kimi kavramları, akımlar ve yapıtlar temelinde incelerken bilim, sanat ve evrensel düşünce tarihinin dönüm noktalarını oluşturan atılımları eleştirel ama nesnel bir gözle değerlendirmektedir.

Yoğun bir emek ürünü olan kitap, insanoğlunun dört bin yıllık düşünsel birikiminin yanı sıra dünyayı anlama, kavrama ve yorumlamada biricik rehber olma özelliğini koruyor.

Düşünce Tarihi, çağdaş, yenilikçi ve kuşatıcı yaklaşımıyla günümüzün olduğu kadar gelecek kuşakların da düşünsel yolunu aydınlatıyor.
429 syf.
·Puan vermedi
Lise dönemlerinde felsefeye olan tutkumdan dolayı birçok felsefe kitabıyla birlikte Hancerlioğlu’nun bu eserini de okumuştum. Birkaç yıl sonrada Ankara da Siyasal Bilgiler Fakültesinde, üçüncü sınıfta Siyasal Düşünceler Tarihi dersin de hocamız Mete Tuncay, birçok kitap ile bunu da yardımcı ders kitabı olarak okumamızı tavsiye etmişti. İşte o zaman da ders kitabı olarak okudum. Görev olarak okumak “ farklı”, kendi öz iraden ile okumak “ pozitif farklı” bir felsefe yarattığını keşfettim. “OKUMAK OKUMAKTIR” felsefesi bende son bulmuştu. Sonuçta: Okumak…Öğrenmekti…, Okumak…Anlamaktı…, Okumak…Yargılaya bilme yeteneği, muhakeme edebilme sanatını kazanmaktı…,Okumak… güzelleşmekti…, okumak… Geleceğinin ışığını kendin yakabilmekti…, Ammaaa! asıl önemlisi, Okudukça cahilliğinle yüzleşebilme cesaretini elde edebilmek olduğu gerçeğini yakaladım…
Birçok nedenden dolayı okunması gereken bir eser olduğunu ifade etmem gerekir, Özet olarak bu, kitap için.
429 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Düşünce Tarihi dört bin yıllık bir düşün serüveni.

Daha dünyamız gök boşluğunda bir gaz bulutu oluşumundan günümüze kadar uzanan, insanın, tarihin, dinin, bilinenin ve bilinmeyenin üzerine Orhan Hançerlioğlu ‘nun eleştirel incelemeleri, ki; bazı filozoflara olan eleştirel yaklaşımı canınızı sıkabilir, ama o kadar bilgi yoğunluğu olan bu kitapta ben onları es geçtim diyebilirim.

Taştan topraktan, bitkilerden hayvanlardan,insana kadar gelen bu süreç, ve siz bu sürecin nasıl işlediğini merak ediyorsanız okunabilecek kitaplardan biri.

Kitabın bende bıraktığı hissiyat: Mutluluk arayan insanlar, erdemli olmak isteyenler, Etik bir yaşam sürmek isteyenler ve bunların bağlamında gelen yaşadığımız toplumdaki dini inançlar...
Bugün erdemli olmak isteyen bir insan, bunu gerçekten Erdem olarak kabul ettiği için değil, bunun yaşadığı toplumun getirdiği kural, buyruk olduğu için erdemlidir.

Kısacası: insanoğlu yaratıldığı günden bu yana hep bir çatışma halinde, insana, doğaya, yaşama ama en çok da kendine.

Daha da ne diyeyim :) okuyun.
429 syf.
·Puan vermedi
Güzel bir kitap fakat bu kadar taraflı yazmasına anlam veremedim. Tarih kitabı tarafsız yazılır. Kitap materyalist bir bakış açısıyla yazılmış. Eğer Felsefe tarihini öğrenmek istiyorsanız bence yanlış kitap. Okunmalı mı? Okunmalı fakat ileriki zamanlarda. Çünkü idealist felsefecileri yerden yere vurmuş. Albert Camus'a bir "gerizekalı" demediği kalmış. Friedrich Nietzsche'yi faşizmin kurucusu olarak lanse etmiş. Materyalizm dışındaki bütün akımları aşağılamış. Bence olmamış. Evet güzel bilgiler veriyor fakat her konu sonunda araya girip şu şöyle hata yapmış şöyle aptal şöyle salak demeye getirmiş. O yüzden yararlı bir kitap olsa bile bu eleştiriler kitaba gölge düşürmüş.
429 syf.
·71 günde·Beğendi·10/10
Güçlü bir düşünür ve etkili bir edebiyatçı olmanın getirdiği, somut, akılcı ve okuru bunaltmayan akıcı bir anlatımla 'ideoloji' kavramına bilimsel bir bakış.. bireylerin ve toplumların 'bugünkü' inanç ve düşüncelerini şekillendiren 'felsefe ve siyasetin' doğumundan itibaren toplum üzerinde yarattığı etkileri bir serüven tadında okumak isteyenlere açık adres..
429 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
bu kitabı 10 arkadaşınızın doğum günlerinde hediye olarak alıp verirken de ondan 10 arkadaşına doğum günü hediyesi olarak alması şartı koyduğunuzda aydınlanma hızı ışık hızına yaklaşıyormuş.
okuması ağır bir kitaptır fakat çok başarılı bir kitaptır, orhan hançerlioğlu gibi bir insandan beklendiği gibi. kitabın içeriğinde düşünce hakkında çok geniş bir tanım bulabilirsiniz, geçmişten günümüze düşüncenin nasıl şekillendiğini de görebilirsiniz.
Kitabı okumayı bırakıyorum. 1 saat oldu ama bırakıyorum. Çünkü elime aldığımda kitabın başlığından(tarih) dolayı içinde bilim var sandım. Maalesef yok. Çünkü çok önemli bir konu olan düşünce(düşünmek) ve onun tarihi yerine, yazarın düşünceleri var ve kaynakça çoğunlukla yok. Belki ilerde daha fazla vardır fakat bilemeyeceğim. Tarih kelimesini ciddiyet katmak için koymuş Orhan Bey sanıyorum. Fakat ilk arkeolojik bulgular, ilk yazı ilk kitap gibi şeylerle başlayan ve bu kaynaklarda gördüğümüz ilk düşünürler ve onların düşünceleri ile devam eden bir kitap beklerken tamamen tarih metodolojisinden geri bir kitap gördüm. Mesela "Gün geldi, insanlar, totemle yetinemez oldular." (sf:30) gibi bir cümle var. Bu gün hangi günmüş bu sonuca hangi kaynakla vardınız ne ile kıyas yaptınız herhangi bir arkeolojik kaynak var mı veya "ilk düşünce" gibi konularla alakalı yazılar kaleme alan hangi yazarın veya yazarların düşüncesi bu...
Şu şekilde bir ismi olsa kitabın bütün fikrim belki değişirdi: "Bence Düşünce", "Felsefe Okumalarımdan" veya şu çokça kullandığı suni kelimelerden biri. Her neyse ciddiyet yok yani. Tabi emek var çok okumuş çok çalışmış filan o ayrı mevzu. Neyse, bilmiyorum, belkide önyargı bu...
429 syf.
Adından anlaşıldığı gibi, insanlık tarihi boyunca ortaya çıkmış düşünce akımlarını özetleyen bir kitap. Herkesin okumasını ve kütüphanesine katmasını önereceğim bir çalışma. Kısa kısa bölümlere ayrılmış olduğu için, başvuru kitabı olarak kullanmaya da uygun, öykü akıcılığında baştan sona okumaya da.

Bu kitapla beraber önereceğim iki kitap daha var. Arayı soğutmadan okunurlarsa, hem bazı noktalar daha iyi oturur, hem de eleştirel düşünme becerisi artar, sanıyorum. İlki, "İnsan Nasıl İnsan Oldu" ve ikincisi de "İsmail - Daniel Quinn" .
İnsana benzeyen ilk yaratıklar dünyanın üstünde günümüzden kırk milyon yıl önce görüldü.
Bre zavallı insan
İnsanın insana güveni
Erdem bir içgüdü değil, bir tecrübe sanatıdır
429 syf.
·17 günde·8/10
Hançerlioğlu bu kitabı yazarak sadece iyi bir tarihçi olduğunu kanıtlamakla kalmamış, aynı zamanda meselelere eleştirel bir bakış açısı sergileyerek, felsefi alanda sadace mesleki anlamda bulunmadığını, hakikat fikrini içselleştirdiğini ortaya koymuş. Eserde sadace felsefe değil, bilim, sanat, sosyoloji ve hatta psikoloji de var.
Kitap hikaye tarzında, akıcı, sıkılmadan okuyabileceğiniz bir uslupla ilerliyor. Felsefe tarihine giriş anlamında ideal bir yapıt.
429 syf.
Çok başarılı bir yapıt, okuyan herkes bunu söyler herhalde. Başucu bir kitabı diyebilriz, bence kütüphanede olması gerekir. İnsanlık tarihini başından itibaren akıcı bir şekilde anlatmış. 1963 yılında ilk baskısı yapılmış, ilk okuduğumda bu kitabı nasıl yazmış demiştim...
429 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
“Milyonlarca yıl önce, gök boşluğunda sıcak bir gaz bulutu belirdi. Bu bulut, uzun bir gelişme sonunda dünyamız olacak... “ cümlesi ile başlayan , hepimizin “mümkün” bir hikayesini anlatan içinde felsefe , sosyoloji, psikoloji barındıran besleyici bir eser.Ortaokul yıllarımdan unutmadığım nadir kitaplardan biri.
İlk insan, soğumuş lav kayaların üstüne çıkıp çevresine bakınca, kendisine göre değerlendirdiği iki şey gördü: kendisinden aşağıda olanlar, kendisinden yukarı olanlar.. Kendisinden aşağıda olanlara aldırmadı ama kendisinden yukarıda olanlardan ölesiye korktu. Uçsuz bucaksız bir doğanın ortasında ne kadar yalnızdı. Gökler gürlüyor, şimşekler çakıyor, yıldırımlar düşüyor, kendisinden çok güçlü hayvanlar saldırıp parçaliyordu. Kendisinden yukarıda olanların en üstünde gök vardı. Artık yüzyıllar boyunca korkacakti bu gökten, saygı duyacakti bu göğe. Öylesine bir korku öylesine bir saygıydi ki bu, gelecek kuşakların en akıllılari bile kendilerini bundan kurtaramayacaklardi. Milyonlarca yıl yücelik, tanrılık, güçlülük ölçüsünü mavi ellerinde tutacaktı gök. Gök, ona bağırıyor, parmağını sallıyor ; onu boğmak için sağanaklarini, onu yakmak için yıldırımlarini gönderiyordu. Ona yalvarır, ona tapar, yaltaklanirsa korurdu da.
Sümer efsanelerinin mirasçısı olan Asur-Babi-lonya uygarlığının büyük yapıtı olan Hamurabi kanunları, Tevrat kurallarına kaynaklık etmişlerdir. Samuel Reinach,Orpheus adlı kitabında şöyle demektedir: Hamurabi kanunları, Musevi kanunları için ileri sürülmesi gelenek haline gelen tarihten 700 yıl önce yapılmıştır. Eğer Musevi kanunlarının Musa'ya tanrı tarafından yazdırıldığı doğruysa, tanrı, Hamurabi'nin yapıtını aşırmış demektir.
Mutluluk, bir yaz denizinin karşısında,bir ağaç gölgesindedir. Tedirgin edilmeden üstünde uyunan bir toprak parçasıdır.Bir bahar sabahında çıplak ayakla koşulan ıslak çimenlerdir. Sıcak bir günün bitimine doğru, birdenbire esiveren serin bir yeldedir. Güvenli bir düşüncenin aydınlığında, uygun bir sesin titreşimindedir. İstekle ısırılan bir peynir diliminde,yanarak içilen bir yudum suda,özlemle aranan bir fincan kahvededir.Bakkaldan alınan bir paketi taşırken dergilerden yapılmış kese kağıdında göz ucuyla okunuveren güzel bir sözdedir. Günün ilk aydınlığında,gecenin son karanlığındadır.Özlenen sevgilinin dudaklarındadır. Bir annenin okşayışında, bir babanın bakışında, bir çocuğun gülüşündedir.
Çevremiz mutluluklarla doludur.
Mutluluk, bilgisizliktedir. Bir adam vardı, bu adam evlendikten sonra karısına bir kutu dolusu elmas aldı. Elmaslar sahteydi. Adam, karsını, verdiği elmasların pek değerli olduğuna inandırmıştı. Kadıncağız çok mutluydu. Bu değersiz cam parçalarına bakarken, gözleri doluyor, ellleri titriyordu. Bilgisizliğin verdiği bu mutluluğu, hangi bilim verebilir ? Ya da bu elmasların sahteliğini bilmeyenin mutluluğuyla, bu elmasların gerçeğini boynuna takanın mutluluğu arasında ne fark vardır?
Milyonlarca yıl önce, gök boşluğunda sıcak bir gaz bulutu belirdi. Bu bulut, uzun bir gelişme sonunda dünyamız olacak. Biz insanlar, acı ve tatlı bütün serüvenlerimizi onun üstünde yaşayacağız: Öykümüz, güneşin parlak ışıkları altında renklenen bu bulutla başlıyor.
Düşüncelerimden başka hiçbir şeyin elimde olmadığını bilerek dünyanın düzeninden çok kendi isteklerimi değiştirmeye ve talihten çok kendimi yenmeye çalışmak.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Düşünce Tarihi
Baskı tarihi:
8 Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
576
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751419071
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi Yayınları
Baskılar:
Düşünce Tarihi
Düşünce Tarihi
Dört bin yıllık düşün, sanat ve
bilim tarihinin klasik yapıtları
üstüne eleştirel inceleme

Başlangıcından günümüze insanoğluna yol gösteren düşünsel iklim…

Orhan Hançerlioğlu, insanlığın var ettiği kimi kavramları, akımlar ve yapıtlar temelinde incelerken bilim, sanat ve evrensel düşünce tarihinin dönüm noktalarını oluşturan atılımları eleştirel ama nesnel bir gözle değerlendirmektedir.

Yoğun bir emek ürünü olan kitap, insanoğlunun dört bin yıllık düşünsel birikiminin yanı sıra dünyayı anlama, kavrama ve yorumlamada biricik rehber olma özelliğini koruyor.

Düşünce Tarihi, çağdaş, yenilikçi ve kuşatıcı yaklaşımıyla günümüzün olduğu kadar gelecek kuşakların da düşünsel yolunu aydınlatıyor.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları