Adı:
Düşünce Tarihi
Baskı tarihi:
Kasım 2000
Sayfa sayısı:
429
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751400017
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Bu yapıt ilk yayımlandığında (1963) Afet Muhteremoğlu, Oğuz Kazım Atok vb. gibi değerli yazarlarca Yılın Kitabı olarak nitelenmişti.
Değerli sanatçı Suat Taşer de 29 Ocak 1982 tarihli Milliyet gazetesinde şöyle yazdı: "Düşünce Tarihi adlı o güzelim kitabının Yeni Baskıdan Önce başlıklı notunda; emeğine, çalışkanlığına, verdiği yapıtların yetkinliğine ve olgunluğuna hayranlık duyduğum Orhan Hançerlioğlu, "Öğrenmek benim mutluluğumdur" der. Aydın olanla olmayanı, bu sözün terazinde tartabiliriz."
(Arka Kapak)
Lise dönemlerinde felsefeye olan tutkumdan dolayı birçok felsefe kitabıyla birlikte Hancerlioğlu’nun bu eserini de okumuştum. Birkaç yıl sonrada Ankara da Siyasal Bilgiler Fakültesinde, üçüncü sınıfta Siyasal Düşünceler Tarihi dersin de hocamız Mete Tuncay, birçok kitap ile bunu da yardımcı ders kitabı olarak okumamızı tavsiye etmişti. İşte o zaman da ders kitabı olarak okudum. Görev olarak okumak “ farklı”, kendi öz iraden ile okumak “ pozitif farklı” bir felsefe yarattığını keşfettim. “OKUMAK OKUMAKTIR” felsefesi bende son bulmuştu. Sonuçta: Okumak…Öğrenmekti…, Okumak…Anlamaktı…, Okumak…Yargılaya bilme yeteneği, muhakeme edebilme sanatını kazanmaktı…,Okumak… güzelleşmekti…, okumak… Geleceğinin ışığını kendin yakabilmekti…, Ammaaa! asıl önemlisi, Okudukça cahilliğinle yüzleşebilme cesaretini elde edebilmek olduğu gerçeğini yakaladım…
Birçok nedenden dolayı okunması gereken bir eser olduğunu ifade etmem gerekir, Özet olarak bu, kitap için.
“Sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte
Sen de bir başkasına veriyorsun daha güzel
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor
Derken karanfil elden ele.” diyor Cansever, Hançerlioğlu da “düşünce elden ele” diyerek bir yolculuğa çıkarıyor bizi.

İnsanla ilgili birçok tanım yapılabilir, benim için insanı diğer varlıklardan ayıran düşünmesi, sorması, aramasıdır. Yazar, bu anlamda düşünen, soran, arayan insanın cevaplarını biraz subjektif de olsa kronolojik olarak vermeye çalışmış. Kitap dolu dolu. Yazarın bu doluluğu karmaşaya düşmeden vermesi, kitabın okunmasını hem kolaylaştırmış hem de zevkli hâle getirmiş.

Yazarın, düşüncenin dolayısıyla insanlığın tarih boyunca seyrini felsefik, sosyolojik, siyasal ve ekonomik açıdan çok yönlü bir bakışla okura kısa bölümler hâlinde sıkmadan vermesini sevdim. Tarihin en eski devirlerinden bu yana filozofların düşünceleriyle insanları aydınlatma çabası ve bu çabanın gördüğü karşılığı ilgiyle okudum. Felsefeyle ilgili yetersiz bilgimden dolayı zaman zaman oldukça zorlanıp Mustafa Topaloğlu’na bağladığımı da itiraf etmeliyim. Çünkü yazar bazı filozofların görüşlerini verirken çok yüzeysel değinse de bazılarında bu konulara vakıf olmayan bir okur için çok ayrıntıya girmişti. Buna rağmen feleseyle ilgili genel bir temel ve kanı oluşturması açısından çok yararlı bir kaynak oldu kitap benim için.

İnsanların ortak düşünceleri gibi ortak soruları vardır. Evren, insan nasıl var oldu? Tanrı inancı neden ve nasıl olur insanda? Ruh-beden ilişkisi nasıl? Ölüm bir son mudur? İnsan kendini nasıl yaşar, nasıl mutlu olur? Erdem nedir, insanın, insanlığın ölçüsü nedir? Niçin düşünceler üretilir, eyleme dökülmeyen düşüncenin önemi var mıdır? Düşünceler mi eylemlere yön vermiş, eylemler mi düşünceleri oluşturmuş? Zaman, sonsuzluk, mekân, nesne algıları insandan insana nasıl ve neden değişir?… Beynimde dönüp duran sorulardan bir kısmına cevaplar buldum kitapta. Filozofların ve bilim insanlarının düşüncelerini ve çalışmalarını kanıt göstererek bu cevaplandırmayı yapmış yazar. Sadece bu kitapla ilgili okuduğum yorumlarda gördüğüm kanıya; yazarın kendi görüşünü baskın kılarak yazdığına ben de katılıyorum.

İnanç ve fikir yönünden ayrılığa düşsem de bilgi ve görüş anlamında kazanımlar elde etmemi sağladı kitap. Okurken öğrenmenin hazzını hissettim. O kadar çok konuya değinilmiş ki, kitabı okuduğunuzda sağda solda ucundan duyup merak ettiğiniz birçok konuyu da öğrenmiş oluyorsunuz. Felsefeye ilgi duyanlar için güzel bir başlangıç kitabı olabilir Düşünce Tarihi. İlk düşüncelerin oluşması ve sistemleşmesinden günümüze kadar düşüncenin geçirdiği değişimi, gelişimi merak edenler için okunması gereken bir kitap.
Güzel bir kitap fakat bu kadar taraflı yazmasına anlam veremedim. Tarih kitabı tarafsız yazılır. Kitap materyalist bir bakış açısıyla yazılmış. Eğer Felsefe tarihini öğrenmek istiyorsanız bence yanlış kitap. Okunmalı mı? Okunmalı fakat ileriki zamanlarda. Çünkü idealist felsefecileri yerden yere vurmuş. Albert Camus'a bir "gerizekalı" demediği kalmış. Friedrich Nietzsche'yi faşizmin kurucusu olarak lanse etmiş. Materyalizm dışındaki bütün akımları aşağılamış. Bence olmamış. Evet güzel bilgiler veriyor fakat her konu sonunda araya girip şu şöyle hata yapmış şöyle aptal şöyle salak demeye getirmiş. O yüzden yararlı bir kitap olsa bile bu eleştiriler kitaba gölge düşürmüş.
Güçlü bir düşünür ve etkili bir edebiyatçı olmanın getirdiği, somut, akılcı ve okuru bunaltmayan akıcı bir anlatımla 'ideoloji' kavramına bilimsel bir bakış.. bireylerin ve toplumların 'bugünkü' inanç ve düşüncelerini şekillendiren 'felsefe ve siyasetin' doğumundan itibaren toplum üzerinde yarattığı etkileri bir serüven tadında okumak isteyenlere açık adres..
bu kitabı 10 arkadaşınızın doğum günlerinde hediye olarak alıp verirken de ondan 10 arkadaşına doğum günü hediyesi olarak alması şartı koyduğunuzda aydınlanma hızı ışık hızına yaklaşıyormuş.
okuması ağır bir kitaptır fakat çok başarılı bir kitaptır, orhan hançerlioğlu gibi bir insandan beklendiği gibi. kitabın içeriğinde düşünce hakkında çok geniş bir tanım bulabilirsiniz, geçmişten günümüze düşüncenin nasıl şekillendiğini de görebilirsiniz.
Kitabı okumayı bırakıyorum. 1 saat oldu ama bırakıyorum. Çünkü elime aldığımda kitabın başlığından(tarih) dolayı içinde bilim var sandım. Maalesef yok. Çünkü çok önemli bir konu olan düşünce(düşünmek) ve onun tarihi yerine, yazarın düşünceleri var ve kaynakça çoğunlukla yok. Belki ilerde daha fazla vardır fakat bilemeyeceğim. Tarih kelimesini ciddiyet katmak için koymuş Orhan Bey sanıyorum. Fakat ilk arkeolojik bulgular, ilk yazı ilk kitap gibi şeylerle başlayan ve bu kaynaklarda gördüğümüz ilk düşünürler ve onların düşünceleri ile devam eden bir kitap beklerken tamamen tarih metodolojisinden geri bir kitap gördüm. Mesela "Gün geldi, insanlar, totemle yetinemez oldular." (sf:30) gibi bir cümle var. Bu gün hangi günmüş bu sonuca hangi kaynakla vardınız ne ile kıyas yaptınız herhangi bir arkeolojik kaynak var mı veya "ilk düşünce" gibi konularla alakalı yazılar kaleme alan hangi yazarın veya yazarların düşüncesi bu...
Şu şekilde bir ismi olsa kitabın bütün fikrim belki değişirdi: "Bence Düşünce", "Felsefe Okumalarımdan" veya şu çokça kullandığı suni kelimelerden biri. Her neyse ciddiyet yok yani. Tabi emek var çok okumuş çok çalışmış filan o ayrı mevzu. Neyse, bilmiyorum, belkide önyargı bu...
Adından anlaşıldığı gibi, insanlık tarihi boyunca ortaya çıkmış düşünce akımlarını özetleyen bir kitap. Herkesin okumasını ve kütüphanesine katmasını önereceğim bir çalışma. Kısa kısa bölümlere ayrılmış olduğu için, başvuru kitabı olarak kullanmaya da uygun, öykü akıcılığında baştan sona okumaya da.

Bu kitapla beraber önereceğim iki kitap daha var. Arayı soğutmadan okunurlarsa, hem bazı noktalar daha iyi oturur, hem de eleştirel düşünme becerisi artar, sanıyorum. İlki, "İnsan Nasıl İnsan Oldu" ve ikincisi de "İsmail - Daniel Quinn" .
Çok başarılı bir yapıt, okuyan herkes bunu söyler herhalde. Başucu bir kitabı diyebilriz, bence kütüphanede olması gerekir. İnsanlık tarihini başından itibaren akıcı bir şekilde anlatmış. 1963 yılında ilk baskısı yapılmış, ilk okuduğumda bu kitabı nasıl yazmış demiştim...
“Milyonlarca yıl önce, gök boşluğunda sıcak bir gaz bulutu belirdi. Bu bulut, uzun bir gelişme sonunda dünyamız olacak... “ cümlesi ile başlayan , hepimizin “mümkün” bir hikayesini anlatan içinde felsefe , sosyoloji, psikoloji barındıran besleyici bir eser.Ortaokul yıllarımdan unutmadığım nadir kitaplardan biri.
Felsefeye yeni başlayan arkadaşlar için mükemmel bir kitap. Duru anlatımı ve sadeligiyle kasmayacak bilgilerinize bilgi katacak ve büyük ihtimalle okuduktan sonra sizin de baş ucu kitabı olarak niteleyeceginiz bi kitap. Kesinlikle okunması gerekir fikrimce
Dili biraz ağır olmasına rağmen insanın düşünmeye başlaması, bireysel ve toplumsal evrimi çok güzel anlatan bir baş yapıt. Nasıl düşünmeye başladık ve tarih boyunca bunu nasıl geliştirdik. Bir nevi felsefe tarihçesi.
Milyonlarca yıl önce, gök boşluğunda sıcak bir gaz bulutu belirdi. Bu bulut, uzun bir gelişme sonunda dünyamız olacak. Biz insanlar, acı ve tatlı bütün serüvenlerimizi onun üstünde yaşayacağız: Öykümüz, güneşin parlak ışıkları altında renklenen bu bulutla başlıyor.
İlk insan, soğumuş lav kayaların üstüne çıkıp çevresine bakınca, kendisine göre değerlendirdiği iki şey gördü: kendisinden aşağıda olanlar, kendisinden yukarı olanlar.. Kendisinden aşağıda olanlara aldırmadı ama kendisinden yukarıda olanlardan ölesiye korktu. Uçsuz bucaksız bir doğanın ortasında ne kadar yalnızdı. Gökler gürlüyor, şimşekler çakıyor, yıldırımlar düşüyor, kendisinden çok güçlü hayvanlar saldırıp parçaliyordu. Kendisinden yukarıda olanların en üstünde gök vardı. Artık yüzyıllar boyunca korkacakti bu gökten, saygı duyacakti bu göğe. Öylesine bir korku öylesine bir saygıydi ki bu, gelecek kuşakların en akıllılari bile kendilerini bundan kurtaramayacaklardi. Milyonlarca yıl yücelik, tanrılık, güçlülük ölçüsünü mavi ellerinde tutacaktı gök. Gök, ona bağırıyor, parmağını sallıyor ; onu boğmak için sağanaklarini, onu yakmak için yıldırımlarini gönderiyordu. Ona yalvarır, ona tapar, yaltaklanirsa korurdu da.
Sümer efsanelerinin mirasçısı olan Asur-Babi-lonya uygarlığının büyük yapıtı olan Hamurabi kanunları, Tevrat kurallarına kaynaklık etmişlerdir. Samuel Reinach,Orpheus adlı kitabında şöyle demektedir: Hamurabi kanunları, Musevi kanunları için ileri sürülmesi gelenek haline gelen tarihten 700 yıl önce yapılmıştır. Eğer Musevi kanunlarının Musa'ya tanrı tarafından yazdırıldığı doğruysa, tanrı, Hamurabi'nin yapıtını aşırmış demektir.
Mutluluk, bir yaz denizinin karşısında,bir ağaç gölgesindedir. Tedirgin edilmeden üstünde uyunan bir toprak parçasıdır.Bir bahar sabahında çıplak ayakla koşulan ıslak çimenlerdir. Sıcak bir günün bitimine doğru, birdenbire esiveren serin bir yeldedir. Güvenli bir düşüncenin aydınlığında, uygun bir sesin titreşimindedir. İstekle ısırılan bir peynir diliminde,yanarak içilen bir yudum suda,özlemle aranan bir fincan kahvededir.Bakkaldan alınan bir paketi taşırken dergilerden yapılmış kese kağıdında göz ucuyla okunuveren güzel bir sözdedir. Günün ilk aydınlığında,gecenin son karanlığındadır.Özlenen sevgilinin dudaklarındadır. Bir annenin okşayışında, bir babanın bakışında, bir çocuğun gülüşündedir.
Çevremiz mutluluklarla doludur.
Mutluluk, bilgisizliktedir. Bir adam vardı, bu adam evlendikten sonra karısına bir kutu dolusu elmas aldı. Elmaslar sahteydi. Adam, karsını, verdiği elmasların pek değerli olduğuna inandırmıştı. Kadıncağız çok mutluydu. Bu değersiz cam parçalarına bakarken, gözleri doluyor, ellleri titriyordu. Bilgisizliğin verdiği bu mutluluğu, hangi bilim verebilir ? Ya da bu elmasların sahteliğini bilmeyenin mutluluğuyla, bu elmasların gerçeğini boynuna takanın mutluluğu arasında ne fark vardır?
Üstün güçlerle çevrili olduklarını gören, bu üstün güçlerden korkan ilk insan toplulukları koruyucularıni çevrelerinde aradılar. Bu koruyucu çoğu zaman bir hayvan, kimi topluluklarda bir bitki, pek az rastlanmakla birlikte kimi topluluklarda deniz yada yıldız oldu. Bu koruyucunun adına totem dendi. İnsan denilen yaratığın ilk dini, totem dinidir. Artık her topluluğun kendisini koruyan bir totemi vardı.
Platon, Devlet adlı ünlü yapıtında, çömlekci zengin olmamalı diyor, çömlekci zengin olursa çömlekciligi bırakır, çömleksiz ne yaparız sonra...? İşte Platon'un devleti böylesine bir temele oturmaktadır. Amaç, çömlekciye çömlek yaptırarak, hem çömlekcinin hem de toplumun mutluluğunu sağlamaktır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Düşünce Tarihi
Baskı tarihi:
Kasım 2000
Sayfa sayısı:
429
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751400017
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Bu yapıt ilk yayımlandığında (1963) Afet Muhteremoğlu, Oğuz Kazım Atok vb. gibi değerli yazarlarca Yılın Kitabı olarak nitelenmişti.
Değerli sanatçı Suat Taşer de 29 Ocak 1982 tarihli Milliyet gazetesinde şöyle yazdı: "Düşünce Tarihi adlı o güzelim kitabının Yeni Baskıdan Önce başlıklı notunda; emeğine, çalışkanlığına, verdiği yapıtların yetkinliğine ve olgunluğuna hayranlık duyduğum Orhan Hançerlioğlu, "Öğrenmek benim mutluluğumdur" der. Aydın olanla olmayanı, bu sözün terazinde tartabiliriz."
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 106 okur

  • Begüm
  • Nasretmedin Hoca
  • Cenk KILICASLAN
  • Cihad Erdem
  • Ersin Esen
  • KELEBEK AGRISI
  • Hakan Yıldız
  • Pınar A.
  • Ozan deniz
  • Samet Orak

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.3
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%10.9
25-34 Yaş
%30.4
35-44 Yaş
%34.8
45-54 Yaş
%15.2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%4.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%24.4
Erkek
%75.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34 (16)
9
%23.4 (11)
8
%27.7 (13)
7
%12.8 (6)
6
%0
5
%2.1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları