Düşünceler ve Sohbetler

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.530
Gösterim
Adı:
Düşünceler ve Sohbetler
Yazar:
Baskı tarihi:
1989
Sayfa sayısı:
142
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları
Baskılar:
Düşünceler ve Sohbetler
Düşünceler ve Sohbetler
Her kitaptan, herkesten veya her şeyden alınmaya değer bulduğunu almalı insan. beğenmediğimiz "şey"ler arasında da alınacak şeyler az olsa da vardır.
Kaldı ki, çok şey var..
Kitap felsefi bir kitap olduğundan daha çok sorgulama ile karşılacağınızı düşünebilirsiniz, fakat Epiktetos sûfi bir filozof olduğundan ötürü teslimiyetçi bir yaklaşım göreceksiniz. Sorgu sual yok. Tam tevekkül var. Bilginize.
Kitabın Yunanca başlığı "Enheiridion", yani "El-deki" ya da "Elkitabı". Zira İngilizceye "Handbook/Manual of Epictetus" başlığıyla çevirileri de mevcuttur. Tevekkeli değil. Çünkü bu kitaptan hayat boyu feyz alan stoacı Marcus Aurelius'un sürekli "elinin altında" bulunurmuş. Ki bu kitabın hemen ardından filozof-imparator Aurelius'un Kendime Düşünceler'i ("ta eis heauton") okunması salık verilir. Epiktetos köledir, ki "tevekkül" ve "riyazet" (onu üstadların biri kabul eden Schopenhauer'in deyişiyle "sustine et abstine") felsefesi buradan gelir. Öte yandan Aurelius imparatordur ama köle yaşayışını örnek alır kendine, Roma'nın çetin savaşlardan ve zorlu siyasi bir dönemden geçtiği zamanlarda iradesini ve ruhunu güçlendirmek için, ki bu kitaptaki temrinlerine "ruhani alıştırma" ("epimeleia" ya da "askesis") denir - Foucault'nun da geç döneminde geliştirdiği "souci de soi" ("kendilik kaygısı"/"benlik derdi") kavramı stoacılardan gelecektir. Aslında Aurelius bugünkü anlamıyla olmasa da kendi kendine bir "kişisel gelişim" kitabı yazmıştır. Keza Epiktetos'unki de, kendisi tarafından yazılmamış, öğrencisi tarafından sonradan derlenmiş olsa da, antik dünyadan günümüze sahih bir kişisel gelişim kitabı olarak okunagelmiştir. Zira bugün de iş dünyasından birçok beyaz yakalıya ve kalbürüstü zevata bu kitap güçlü ve başarılı olma yolunda bir tür "self-help" kitabı olarak pazarlanmaktadır. Fakirin ilkeleri zengine yem olmuştur yani. Bu da tevekkeli değil. Çünkü daha en başından Epiktetosçu fakir yaşama ilkelerinin mirasçısı bir İmparator olmuş, bir bakıma onu en azından imparatorluğu boyunca muvaffak kılmıştır. Bütün bunlar bir yana, her şeye rağmen esaslı bir "hayatı nasıl yaşamalı" kitabıdır, "el altında", gerekirse "akıl altında" sürekli temrin ve idman halinde tutulmalıdır.

***
Söz konusu çeviri Güzel Sanatlar Akademisi hocası, Sorbonne felsefe mezunu Burhan Toprak tarafından 1937'de Fransızcadan yapılmıştır. Kendisinin tasavvufçu bir damarı da olduğundan İslami sözcük dağarcığı çeviriye bol bol sirayet etmiştir. Bu üslup zaman zaman Epiktetos'un değil de her sabah kalkıp Kuran okuyan dedemizin öğütlerini dinliyormuşuz intibaı yaratsa da leziz bir çeviridir, ki ne de olsa Epiktetos'ta felsefi olduğu kadar ahlakçı bir üslup da vardır. Şunu da ekleyelim, stoacılar bu epigramları ve gnomeleri zikir gibi her gün tekrar ederek ruhlarına işlemeye çalışırdı, ruhani alıştırma böyle bir şeydi, yaşama biçimini şekillendirmekti. Dolayısıyla bizim gibi okuyup okuyup unutmuyorlardı. Velhasıl, bu kitabı okuduktan sonra makbul olan, birkaç ilke seçip bunları her gün tekrar edip hayatımıza ve düşünme biçimimize yerleştirmektir. Benimki şu mesela: "İnsanları kederlendiren eşya ve olaylar değil, fakat bunlar hakkında edindikleri düşüncelerdir."
Açıkçası kitabı okurken sıkıldım yarısından sonra. Bendeki kitabın eski basım olmasından bilmediğim kelimeler vardı ve anlatım bu yüzden açık, anlaşılır değildi. Bu önemli değildi aslında kitapta çok fazla tekrar vardı sürekli aynı cümleleri fikirleri okumak da pek bir şey katmıyor. Bazı filozoflar hakkında bilgi edindiğimden 6 puan verdim. Kitabı okumayı düşünen varsa sadece buradaki alıntıları okusa yeterli.
üniversitede okuduğum bir kitaptı. benliğime kisiligime cok şey kattı. pek cok felsefe kitabından daha kolay daha anlaşılır bir kitap. başımıza gelen olayları nitelendiren bizleriz aslında. herhangi bir olayla karşılaştığımızda üzülmek yada sevinmek bizim seçimimiz. olayları yada nesneleri-özneleri suçlamaya gerek yok. yani bir nevi kadercilik diyebiliriz..
güzeldi düşünmemizi hayata kadere teslim olmamızı dusuncelerimize gore hayatın şekillendiği falan anlatılmıs yalın sade bır anlatımı var bı zaman sonra sıkıyor aynı seylerı tekrar etmıs
Kendisini felsefe kitabı olarak adlandırıpta bu kadar teslimiyetçi olan bir kitap daha okuyamam heralde. Dini tarikatların el yazmalarında bile daha fazla isyan vardır, kısaca yaşamazsan sorun da yaşamazsın diyen bir teslimiyetçilik var. Hayır madem öyle niye bu kadar konuşmuşsun, konuşmasaydın sorun da yaşamazdın.
''At şarkı söyleyemediği için talihsiz midir? Hayır, ama koşamazsa talihsiz olur. Köpek uçamadığı için talihsiz midir? Hayır, fakat koku alamazsa talihsiz olur. İnsan aslanları boğamadığı ve olağanüstü işler yapamadığı için bedbaht mıdır? Hayır, o bunun için yaratılmış değildir. Ama temizliği, iyiliği, vefayı, adaleti, kaybettiği vakit ruhuna ihanet eder ve tüm değerlerini kaybeder.''
–Söylenecek sözüm varsa onu efendine söylerim. -Zindana atılacaksın!
– Zindana atılacaksam ağlayarak mı atılmalıyım?
-Sürgüne gönderileceksin!
– Sürgüne neşeyle, ümitle ve halimden memnun olarak gitmekten beni alıkoyan ne olabilir?
-Ölüme mahkum olacaksın!
– Homurtuyla, iniltiyle mi ölmeliyim?
-Gizlediğin şeyi bana söyle!
– Onu sana söyleyemem. Bana ait bir şey bu.
-Zincire vurun!
– Dostum ne diyorsun? Beni zincire vurmakla mı tehdit ediyorsun? Bunu beceremezsin! Sadece bacaklarımı zincire vurabilirsin. İrademi ve ruhumu asla. O her zaman hür kalacak. Jüpiter bile onun hürriyetine toz konduramaz.
-Hemen şimdi boynunu vurduracağım!
– Ben boynumun vurulmamak gibi bir ayrıcalığı olduğunu ne zaman söyledim?
Epikurosçu: "Bir ilahi hikmet var mıdır? Sürekli burnum akıyor!" der.
Sen bir kölesin! Ellerin ne güne duruyor? Onlar burnunu silmek için değil mi?"
Epikurosçu cevap verir: "Dünyada hiç balgam veya sümük olmaması daha iyi değil mi?"
Peki ya burnunu silmek ilahi hikmeti suçlamaktan, ona itiraz etmekten daha iyi değil mi?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Düşünceler ve Sohbetler
Yazar:
Baskı tarihi:
1989
Sayfa sayısı:
142
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları
Baskılar:
Düşünceler ve Sohbetler
Düşünceler ve Sohbetler

Kitabı okuyanlar 103 okur

  • Cem KORUNMAZ
  • Burcu
  • Theodoros
  • tabula rasa

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0