Düşüncenin Çağrısı

·
Okunma
·
Beğeni
·
111
Gösterim
Adı:
Düşüncenin Çağrısı
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754687217
Kitabın türü:
Çeviri:
Ahmet Aydoğan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Uzun zaman önce Parminedes “to gar auto noein estin te kai einai: Düşünme ve varlık aynıdır” demişti. Düşünce tarihi boyunca çok çeşitli yorumlara konu olmuş olan bu söz sonunda bir varlıkbilim meselesi olarak kabul edildi ve rafa kaldırıldı.
Descartes dünyanın ve insanın varoluşu üzerine büyük yalnızlık içinde yirmi yıl boyunca sürdürdüğü düşünmesini “cogito, ergo sum: düşünüyorum, o halde varım” diye sona erdirdi. Bu, “kuşku duyuyorum, demek ki varım” kestirmesiyle solipsizm (tekbencilik) uçurumundan kurtulma çabası olarak yorumlandı.
“Düşündüğüm kadar ve düşündüğüm sürece varım” önermesi, hiçbir iddiası olmayan bir yorum olarak bile zihinlerde yer etmedi, dolayısıyla düşünmeyle var olmak arasındaki bağ uzunca bir zaman bir daha kurcalanmamak üzere örtük kaldı.
Dünyanın ve insanın geldiği nokta her haliyle düşünmeye çağrıda bulunurken, karşılaştığımız her mesele bizi durup dinlemeye, dinleyip düşünmeye davet ederken neden düşüncenin izine rastlanmıyor? Düşünmeye bu ayak direyiş neye işaret ediyor?
Yaşadıklarımız bu çağrıya karşı gösterilecek serkeşliğin düşünmeyle erişilecek olanın kendisini geri çekmesiyle sonuçlandığını gösteriyor: Kitap, milletçe varlığımızın tehlikenin eşiğine geldiği şu günlerde bu tehlikeyi savuşturabileceğimiz tek ve biricik tutumağa mütevazı bir ışık tutmayı amaçlıyor.
112 syf.
3 büyük insanın düşünce üzerine fikirlerine sundukları bir kitap. Bu kitapta düşünmenin temeline inebiliyorsunuz. Bence düşünmeyi ve sorgulamayı seven kişiler için ideal bir kitap.
112 syf.
·Beğendi·8/10
Kant,heıdegger ve schopenhauer'ın ve tabıkı de cevırmen Ahmet aydoğanın önsözüyle,düşünce üzerine cok iyi bir kitap olmuş. Özellikle ilk bölümde çok okumak ile ilgili yazdıkları, kendiniz hakkında düşünmeye itiyor ,kitap okumaya ara verip düşüncelerinizle başbaşa kalmayı yeğleyebilirsiniz.Ya da daha az okuyup,daha çok düşünmeye başlıyor insan.Zihni çok fazla başkalarının fikriyle,kendine yabancı bilgilerle doldurup,zihnin esnekliğini kaybetmesini ve gunumuz kitap filozoflarının fikirsizliği hakkında söylediklerine katılmamak mümkün değil...Düşünmeyi sevenler için yol gösterici bır kıtap.
... kendi kendisine düşünmesini öğrenmiş insan, tabiatın meydana getirdiği kanlı canlı insana benzer. Çünkü eser tıpkı bir insan gibi vücut bulur; düşünen kafa dışarıdan gebe kalır ve daha sonra onu rahminde taşır ve zamanı gelince doğurur.
Kitap-filozofu sadece bir kimsenin söylediklerini ve bir başkasının kastettiklerini, yahut bir üçüncüsünün yönelttiği eleştirileri ve benzeri şeyleri aktarır.
Bir düşüncenin çıkagelişi sevdiğimiz birisinin teşrifi gibidir. Bu düşünceyi hiçbir zaman unutmayacağımızı ve sevilen kimsenin asla bize kayıtsız hale gelemeyeceğini zannederiz. Fakat gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Eğer onu yazarak zaptı rapt altına almazsak en güzel düşünce bir daha ele geçirilemez biçimde unutulma ve eğer o sevgiliyle evlenmezsek terk edilme tehlikesi altındadır.
Kimi zaman önemsiz, fakat ardı arkası kesilmeyen bir gürültü onun tam olarak ayırdına varmazdan evvel beni bir müddet azap içinde bırakır ve rahatsız eder. Hissettiğim tek şey düşünmenin giderek daha zahmetli ve yorucu hale geldiğidir - sanki ayaklarım bağlı olduğu halde yürümeye çalışıyormuşum gibi. Sonunda olup bitenin farkına varırım.

-Schopenhauer
...kendi kendisine düşünmesini öğrenmiş bir insanın, bizatihi konuşma tarzıyla, belirgin ciddiyeti ve samimiyeti ile, teklifsizliği ve özgünlüğü ile, bütün düşüncelerine damgasını vuran şahsi kanaati ve görüşleri ile kitap filozofundan kolayca ayırt edilebileceğini gördüğümüzde şaşırmayız. Diğer yandan kitap filozofunda her şey ikinci eldir; onun fikirleri nasıl ele geçirildiği belli olmayan bir eski paçavralar toplamasıdır; o keskinliği kaybolmuş küt bir kafa - bir suretin suretidir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Düşüncenin Çağrısı
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754687217
Kitabın türü:
Çeviri:
Ahmet Aydoğan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Uzun zaman önce Parminedes “to gar auto noein estin te kai einai: Düşünme ve varlık aynıdır” demişti. Düşünce tarihi boyunca çok çeşitli yorumlara konu olmuş olan bu söz sonunda bir varlıkbilim meselesi olarak kabul edildi ve rafa kaldırıldı.
Descartes dünyanın ve insanın varoluşu üzerine büyük yalnızlık içinde yirmi yıl boyunca sürdürdüğü düşünmesini “cogito, ergo sum: düşünüyorum, o halde varım” diye sona erdirdi. Bu, “kuşku duyuyorum, demek ki varım” kestirmesiyle solipsizm (tekbencilik) uçurumundan kurtulma çabası olarak yorumlandı.
“Düşündüğüm kadar ve düşündüğüm sürece varım” önermesi, hiçbir iddiası olmayan bir yorum olarak bile zihinlerde yer etmedi, dolayısıyla düşünmeyle var olmak arasındaki bağ uzunca bir zaman bir daha kurcalanmamak üzere örtük kaldı.
Dünyanın ve insanın geldiği nokta her haliyle düşünmeye çağrıda bulunurken, karşılaştığımız her mesele bizi durup dinlemeye, dinleyip düşünmeye davet ederken neden düşüncenin izine rastlanmıyor? Düşünmeye bu ayak direyiş neye işaret ediyor?
Yaşadıklarımız bu çağrıya karşı gösterilecek serkeşliğin düşünmeyle erişilecek olanın kendisini geri çekmesiyle sonuçlandığını gösteriyor: Kitap, milletçe varlığımızın tehlikenin eşiğine geldiği şu günlerde bu tehlikeyi savuşturabileceğimiz tek ve biricik tutumağa mütevazı bir ışık tutmayı amaçlıyor.

Kitabı okuyanlar 20 okur

  • Merve Duran
  • Doğukan
  • Mekan ATAC
  • Sevde Özdal
  • Berk Erdem
  • Savaş Symz
  • Hasan
  • Gürkan Akbalı
  • Suzan
  • miray

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (2)
9
%28.6 (2)
8
%28.6 (2)
7
%14.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0